THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

ABD Diplomasisinde Özel Elçi Statüsü

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Yorumlar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
3985
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 19 Kasım – Newtimes.az

Jamestown Vakfı’nın saygın bilim adamı Vladimir Sokor, geçtiğimiz günlerde Bakü'de düzenlenen bir toplantıda Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ çatışmasının çözümüne yönelik yeni adımlar atılmasının gerekliliğini bildirmiştir. Ona göre, AGİT Minsk Grubu’nda bir denge yaratmak amacıyla, ABD Başkanı’nın Dağlık Karabağ çatışması üzere özel temsilcisinin atanması gereklidir.

Çatışmanın çözümünde AGİT Minsk Grubu'nun arabuluculuğunun 20 yıldır nihai sonuca ulaşamadığı dikkate alındığında, farklı zamanlarda yeni yaklaşımlarla ilgili girişim ve görüşlerin dile getirilmesi doğal görünüyor, ayrıca bu zamanın gereğidir. Minsk Grubu, çatışma ile ilgili uluslararası hukuk normlarının ve BM çerçevesinde kabul edilen kararnamelerin uygulanması yönünde de hiçbir çaba göstermiyor. Şimdilik görüşmeler önceki şekilde yürütülse de, Vladimir Sokor’un bu teklifine ilişkin biraz araştırma yapılması okuyuculara ilginç gelebilir.

Genellikle, uluslararası ilişkiler tarihinde bölgesel çatışmalara ilişkin özel elçi ya da temsilciler, daha ziyade 1980-90'lı yıllardan itibaren görevlendirilmeye başlanmıştır. Büyük devletler ile uluslararası ve bölgesel örgütler çatışmaların çözümünde arabuluculukta bulunmak üzere, bazen de savaş sonrası dönemde, "geçici" statüde elçi ya da temsilci belirliyor. Bu tür bir yaklaşımı, bu devletlerin bölge ya da çatışmanın çözümüyle ne düzeyde ilgilendiğinin bir göstergesi olarak değerlendirmek mümkündür.

Son 200 yıldır dünyanın asıl söz sahiplerinden olan ABD’nin diplomasisinde de bu tür görevlendirmeler yapılmaktadır. Özellikle, Başkan Nixon’un döneminde (1969-1974) Kissinger'in farklı çatışmalarla ilgili görüşmelere ABD temsilcisi olarak katılmasıyla bu görevlendirmelere başlanmıştır. ABD'de bu tür özel temsilciler; Başkan, Dışişleri Bakanı, hatta bazı durumlarda Kongre karşısında sorumludur. Yani, bu görev Başkan’ın değil, hükümetin özel temsilcisi olmak demektir. Aynı zamanda, her Başkan’ın yürüttüğü dış politika çizgisine bağlı olarak özel temsilci sayısı da değişmektedir. Örneğin, Bush yönetimi bu görevlendirme türünü çok nadir kullandığı halde, Obama yönetiminde çeşitli konularla ilgili 24 özel elçi vardır. Bunların arasında; Kuzey İrlanda, Ortadoğu'da barış süreci, Birma, Kuzey Kore politikası, Güney Sudan ve Sudan üzere, Afrika konularında görevli özel elçiler, sırf çatışma bölgelerinde arabuluculuk ya da ABD politikalarının yürütülmesi amacıyla tesis edilmiştir.

ABD'nin, çatışmalara ilişkin özel elçi ataması, dünyada artan rolünü ve o bölgedeki özel çıkarlarını yansıtmaktadır. ABD'nin geleneksel diplomatik kurumlara ek olarak böyle bir temsilci ataması, ona süreçlere daha çevik tepki verme olanağı sağlamaktadır. Amerikan toplumunda ise bu yola başvurulmasına, Büyükelçilerin atamasında yürütme ile Kongre arasındaki tartışmaları ve Senato’nun Başkan’ın yaptığı atamaları onaylaması esnasında yarattığı engelleri bertaraf etme aracı olarak bakılıyor; çünkü ABD'de, Büyükelçilerin atamasından farklı olarak, "geçici" görevler Başkan ve Dışişleri Bakanı’nın girişimi temel alınarak belirleniyor ve çoğunlukla yasama organının onayını almaları zorunlu olmuyor.

Çatışmanın tarafları da ABD’nin özel temsilcisini bu devletin çatışmanın çözümüne olan ilgisi olarak değerlendiriyor. Fakat tarihe bakıldığında, birçok durumda özel temsilcilerin gönderildiği çatışmaların çözümlenmemiş olarak kaldığı görülüyor. İsrail-Filistin çatışmasında ABD'nin görevlendirmesi, bu açıdan özellikle ayrı olarak ele alınabilir. Bilindiği gibi, ABD Filistin'i devlet olarak tanımadığından, iki ülke arasında diplomatik ilişki de yoktur. Bu durumda, bu çatışmada ABD'nin arabuluculuk görevi özel temsilcinin üzerine düşmektedir. Fakat çatışma taraflarına - İsrail ve Filistin'e - farklı yaklaşan ABD'den adil bir çözüme yönelik arabuluculuk beklemek saflık olacaktır. Bu tür bir yaklaşım değiştirmedikçe Ortadoğu'da kalıcı barışa ulaşmak mümkün olmayacaktır ve taraflar bu gerçeğin farkındadır.

ABD'nin özel elçilerinin atandığı çatışmalar arasında nispeten başarılı arabuluculuk örnekleri olarak Kuzey İrlanda ve Bosna’ya ilişkin görevler diğerlerinden ayrılmaktadır. Bilindiği gibi, ABD başlıca müttefiki İngiltere’nin taraf olduğu bu çatışmaya uzun yıllar karışmamıştır. Sadece Başkan Bill Clinton Kuzey İrlanda üzere özel elçi atamıştır ve bu görevlendirme, taraflar arasında ateşkesin sağlanmasında esas söz sahibi olmuştur. Bosna çatışmasını çözümleyen 1995 tarihli Daton Barış Anlaşması da Amerikalı diplomat Richard Hallbrook’un eseri olarak kabul ediliyor.

Fakat günümüzde yaşanan olaylar, çoğunlukla ABD'nin arabuluculuk görevini üstlendiği çatışmaların tam olarak çözümlenmemiş ya da dondurulmuş olarak kaldığını gösteriyor. Balkanlar'da Kosova'nın bugünkü sorunları ve Afrika ülkelerinde yaşanan iç savaşlar ABD'nin arabuluculuğunun çoğu zaman kısa vadeli adımlar olduğunu gösteriyor. Bu dönemde yaşanan olayların tahlili, böyle özel görevlendirmelerin Amerikan kamuoyunun beğenisini kazanmaya yönelik olduğunu gösteriyor. Zira ABD'de çatışmalarla ilgili özel görevlendirmeler daha ziyade Başkanlık seçimleri arifesinde etkinleşiyor. Seçim müsabakalarında da adayların iddiaları bu yaklaşım üzerine kuruluyor. Aslında; İsrail-Filistin çatışması devam ediyor, Myanmar’da insanların din ayrımı yüzünden katledilmesine göz yumuluyor, Ortadoğu'da yeni çatışma bölgeleri oluşuyor. Diğer yandan Sudan'da, çatışmanın bundan sonra ne yönde gelişeceğini kimse tahmin bile edemiyor. Bunlar Obama yönetiminin özel temsilci atadığı bölgeler. Büyük olasılıkla, belirtilen bölgelerde mevcut durum Washington'u tatmin ediyor. ABD'de Başkanlık seçimlerinde kimin kazanacağına bağlı olarak özel temsilciler değiştirilebilir. Değişmeyen ise, sadece çözümlenmemiş çatışmalar olacaktır.

Bu durumda Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ çatışmasıyla ilgili ABD'nin özel temsilcisi olsa bile, süreçlerde herhangi bir yenilik ya da ilerleme beklemeye değmez. Aslında, ABD'nin Minsk Grubu'ndaki eş başkanlık görevi elle tutulur bir sonuç almak için yeterli yetkiye sahiptir. Fakat arabulucuların çıkarları ile çatışmanın adil çözümü çakışmadığı için gelecek puslu görünmektedir.

Arastü Habibbayli (PhD)

Benzer Makaleler

İlişkili bölümler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...