THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Bölgesel güvenlik: Ermenistan'ın bozucu faaliyeti ve Azerbaycan, Türkiye, Gürcistan arasında iş birliği imkanları

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Yorumlar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
14982
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 8 Kasım 2019 – Newtimes.az

Güney Kafkasya'da güvenlik sisteminin oluşturulmasının ilkin şartları, gidişatı ve perspektifleri önde gelen politika ve ekonomi uzmanlarının, gazeteci ve analistlerin yürüttükleri müzakerelerin ana maddesini oluşturuyor. Gözlemler bu konuda çok sayıda belirsiz hususların olduğunu gösteriyor. Bu hususlar daha ziyade Erivan'ın bozucu faaliyetlerinden kaynaklanıyor. Başarısız dış politika izleyen Ermenistan yönetimi, bölgede belirsizliklerin ve çeşitli risklerin meydana gelmesine neden olmaktadır. Erivan, bu adımları özellikle Güney Kafkasya'da iş birliği ve güvenlik alanında ciddi olumlu faaliyetlerin yürütüldüğü bir aşamada atıyor. Bu ise bölgede jeopolitik manzaranın hasar gördüğü anlamına geliyor. Bu hususlar bazında Güney Kafkasya'da güvenlik sisteminin Azerbaycan-Türkiye-Gürcistan iş birliği bazında oluşturulması perspektiflerini jeopolitik açıdan ele almamızın yararlı olacağı kanısındayız.

Risk kaynağı: Ermenistan tutumunu değiştirmiyor

Arka bahçe konumundaki Ermenistan'ı bağımsız ülke olarak görenlere ilginç bir şekilde hâlâ rastlanıyor. Bu şahıslar bununla yetinmeyerek Ermenistan'ın küresel süreçte "yeri ve rolü" olduğu da ifade ediliyor. Bunun için Ermeni analistlerin tutarlı bir argümanı bile bulunmuyor. Oysa Azerbaycan karşıtı düşünceye odaklı asılsız iddialara yer veriliyor. Buna rağmen Güney Kafkasya'da güvenlik sisteminin oluşturulması sürecinde Ermenistan faktörünü göz önünde bulundurmak gerekir. Bu hususu iki anlamda ele almak lazım.

Öncelikle, Rusya'nın arka bahçesi konumundaki Ermenistan, bölgesel çapta ne derecede yıkıcı faaliyetlerde bulunabilir? İkincisi, Ermenistan terörü destekleyen devlet olarak bölgesel güvenlik mekanizmasına nasıl bir tehdit oluşturuyor? Şu iki sorun açısından Ermenistan yönetiminin izlediği asılsız ve yıkıcı dış politikaya baktığımızda Erivan'ın, bölgenin güvenliği için bir leke olduğunu görüyoruz.

Konuya birinci husustan başlamanın yararlı olduğu kanısındayız. Ermenistan, sürekli Rusya'yı şikayet ediyor. Fakat Ermenistan, Rusya'nın girişimiyle kurulan tüm bölgesel kuruluşlarda (Bağımsız Devletler Topluluğu, Avrasya Ekonomik Birliği, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü) yer alıyor. Bunun dışında Ermenistan ekonomisi ve enerji sektörü büyük ölçekte Moskova'nın kontrolündedir. Başbakan Nikol Paşinyan, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'nün Ermenistan için stratejik önem arz ettiğini kısa bir süre önce belirtti. Bu Erivan'ın sözde tüm güvenlik stratejilerini Rusya'yla bağladığı anlamına geliyor.

Ermeni analistler ve ülke basını, Rusya'nın Azerbaycan'a destek verdiğini ve savunduğunu, aksi takdirde Ermenistan ordusunun kısa sürede Bakü'ye kadar ilerleyebileceğini iddia ediyorlar. Özellikle 2016 yılında Azerbaycan'ın, güya Rusya'nın aktif desteğiyle Ermenistan ordusuna saldırdığı yönünde asılsız ve komik bir iddiaya da yer veriliyor. Rusya'nın, Azerbaycan'la biraraya gelerek arka bahçesi Ermenistan'a saldırdığı ve "kahraman" Ermeni ordusunun etkili bir direniş gösterdiği gibi komik bir iddiaya sadece gülünebilir. Oysa asıl gerçek Ermenistan yönetiminin derhal Moskova'ya yüz tuttuğu ve Azerbaycan Ordusu'nun saldırıları durdurması için yalvardığıdır. Kremlin de Ermeniler'e gereken yardımı yaptı.

Bunun dışında Ermenistan yönetimi, Rusya'nın girişimiyle kurulan örgütlere üye olduğunu defalarca beyan etmesine rağmen, Moskova'nın Azerbaycan'a yardım ettiğini hâlâ iddia ediyor. Özellikle Ermenistan'a karşı Moskova-Bakü birliğinden söz ediliyor. Bu tezin çelişkili ve sıradan olduğunu özellikle kaydetmek gerekir. Zira bölgede oluşan durumu idrak edenler, Ermenistan'ın tüm sosyal, siyasi, askeri ve stratejik açıdan mevcudiyetinin Rusya'ya bağımlı olduğunu iyi biliyorlar. Moskova'nın, bu bağlılığa bir günlük bile ara vermesi Ermeniler için tam bir felaket olabilir.

Peki, bu durumda Erivan, neden gürültü koparıyor? Bunun nedeni açık ve nettir; Erivan, asıl gerçekleri gizli tutmaya, Ermenistan'ın bağımsız bir politika izleyen devlet olduğuna her kesi ikna etmeye ve Batı'nın gözünü boyamaya çalışmaktadır. Kısaca, Ermenistan, asılsız, yapay bir oyun oynamağa çalışıyor. Tam da bu husus bölgesel güvenlik mekanizmasının oluşması için en ciddi engellerden biridir. Bunun nedenleri sırasında az önce kaydettiğimiz ikinci faktör yer alıyor.

Evet Ermenistan, yıllarca teröre devlet düzeyinde destek veriyor ve terörün kaynaklarından birisidir. Yaşananlar Ermenistan'ın, ''bağımsızlık'' döneminde diğerlerinden yardım istemek ve terör saldırıları organize etmek dışında bir iş yapamadığını gösteriyor. Örneğin, Ermenistan, bölgesel çapta herhangi bir kültürel, bilimsel, siyasi yahut ekonomik bir programla ilgili bir girişimde bulunmuş mudur? Ermeni analistlerin ''yorumlarına'' baktığımızda sadece birilerini kötüleme, birilerinden küsme veya birilerine övgü yağdırmanın dışında bir şeylere rastlanamıyor. Tamamen asılsız iddialar ve iftiralar. Bu bağlamda Rusya'nın Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkilerinde gerilim oluşturmak, Azerbaycan ile Gürcistan arasında sorun çıkarmak ve Azerbaycan-İran ilişkilerini olumsuz yönden etkilemek için birtakım çirkin planlar yapıyorlar.

Bölgenin jeopolitik konfigürasyonu: perspektifli model

Böyle bir ideolojik, manevi ve propaganda ortamına sahip bir ülkede terör her an kendine meydan bulabilir. Ermenistan bölgenin terör kaynağı olarak kalıyor ve bu yönünü değiştirmeyi hiç düşünmüyor. Peki bu durumda Güney Kafkasya'da güvenlik sistemi nasıl oluşturulabilir?

Bölgede bu süreci yürütebilecek ülkeler iyi ki vardır. Bu ülkeler Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye, Rusya ve İran'dır. Bugünkü günde Güney Kafkasya'da güvenliğin sağlanmasına en fazla katkıda bulunan ülkeler Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan'dır. Moskova, bu süreçte olumlu rol oynamaktadır ve güvenliğin korunmasına önemli ölçüde katkı sağlıyor. Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan ise belirli bir model doğrultusunda hareket ediyorlar. Bu sürecin birtakım önemli hususlarını vurgulamanın faydalı olacağını düşünüyoruz.

Öncelikle, bahsi geçen üç ülke Güney Kafkasya'da bölgesel iş birliğinin derinleşmesine ilgi gösteriyor, uluslararası hukuk çerçevesinde çeşitli projelerin gerçekleşmesi yönünde aktif şekilde iş birliği yapıyor. Yıllarca birikmiş olan deneyim Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan'ın, Güney Kafkasya'da uluslararası projelerin hayata geçirilmesinde dayanıklı bir faaliyet yürütebildiklerini gösteriyor. Bu istikrar söz konusu ülkelerin bölgesel iş birliğiyle ilgili ortak görüş sergilediklerini söylememize imkan sağlıyor. Kuşkusuz, jeoekonomik çıkarların böylesine uyum sağlaması jeopolitik ve güvenlik alanlarında da şu üç ülkenin gerçek iş birliği yapmasına meydan açıyor.

Bu bağlamda Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan'ın karmaşık jeopolitik ortamda bile güvenlik alanında iş birliği yapması ilgi doğuruyor. Üç ülke belirli programlar doğrultusunda ortak tatbikatlar düzenliyor ve enerji koridorlarının güvenliğinin sağlanmasına ilişkin çeşitli senaryoları gözden geçiriyorlar. Özel küvvet birliklerinin Eylül ayında gerçekleştirilen ortak tatbikatı analislerin daha ziyade ilgisini çekmişti.

Bunun dışında Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan Savunma Bakanları, düzenli şekilde biraraya geliyorlar. Bu görüşlerde ciddi istişareler yapılıyor ve iş birliğinin derinleştirilmesi imkanları gözden geçiriliyor. Adı geçen ülkelerin verimli ve somut sonuçlar doğurabilen iş birliği yapabildikleri açıkca görülüyor.

Nihayet, Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan, terörle mücadelede de ortak faaliyet yürütebiliyorlar. Yaşananlar bahsi geçen üç ülkenin sadece NATO'nun gerçekleştirdiği programlar çerçevesinde değil, kendi girişimleriyle de terörle aktif mücadele yürütebildiklerini gösteriyor. Bu son derece önemli. Çünkü bölgede terör dalgası oluşturmak isteyen güçlerin olduğu sır değildir.

Bu hususlar Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan'ın Güney Kafkasya'da güvenlik mekanizmasının oluşturulması sürecinde aktif şekilde yer aldıklarını onaylıyor. Şimdiki aşamada bölgede Ermenistan dışında yıkıcı tutum sergileyen ikinci bir ülke bulunmamaktadır. İşin ilginç yanı, Rusya'nın bölgede iş birliğine ve istikrarın sağlanmasına ciddi katkılar sağladığı bir dönemde Ermenistan'ın olumlu adımlar atmak istemiyor olmasıdır. Böylece Ermenistan'ın, genellikle Güney Kafkasya'nın güvenliği için ciddi tehdit kaynağı olduğu onaylanmış oluyor. Ermeniler komşularına yönelik toprak iddialarını sürdürmek istiyorlar. Böyle bir ortamda Moskova'nın Erivan'ı devamlı savunabilmesi çok zor. Artık bunun birtakım belirtileri hissedilmektedir. Bu açıdan önümüzdeki kısa vadede Güney Kafkasya'da güvenlik mekanizmasının oluşturulması sürecinde Azerbaycan, Türkiye, Gürcistan ve Rusya'nın daha kapsamlı ve kalıcı bir ortak faaliyet yürütecekleri ön görülüyor.

Fakat bu noktada Gürcistan-Rusya ilişkilerindeki belirli sorunları ve sorunların adil bir şekilde çözümü meselesini de göz önünde bulundurmak gerekir. Batı da Tiflis ve Moskova arasında ilişkilerin normalleşmesine açık veya gizli şekilde engel oluyor. Bu engel bertaraf edilirse Güney Kafkasya'da kalıcı bir güvenlik mekanizmasının oluşması mümkün olacaktır.

Sorunların adil çözümü ise stratejik önem arz ediyor. Ayrıca Ermenistan-Azerbaycan Yukarı Karabağ sorunu barışçıl yolla ve uluslararası hukuk normları çerçevesinde çözülemediği sürece somut güvenlik modeli söz konusu olamaz. Bu durumda Rusya'nın nasıl davranacağı büyük önem taşımaktadır. Şimdiki aşamada Güney Kafkasya'da güvenlik mekanizmasının oluşumu yönünde başlıca engel Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarının işğali durumunun hâlen devam etmesidir. Ermenistan, işgal politikasını hâlâ sürdürüyor. Bu yüzden bölge için tehlike hâlâ devam ediyor, ayrıca çeşitli riskler de artmaktadır.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...