THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Güney Kafkasya'nın jeopolitik düzeni: lider Azerbaycan ve tecrit edilen Ermenistan

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Yorumlar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
3800
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 5 Şubat 2019 – Newtimes.az

Son dönemde Ermenistan basınında yer alan ve Nikol Paşinyan yönetiminin izlediği politikayı eleştiren yazılara sık sık rastlanıyor. Politika uzmanları, Erivan yönetiminin deneyimsiz dış politika yürüttüğünü açık şekilde dile getirmekte ve Başbakan Paşinyan'ın halkla ilişkilerinde samimi olmadığını yazmaktadırlar. Ermeni kamuoyunun Yukarı Karabağ sorununun çözüm sürecinde gelişmelerden haber alamadığı konusunda bilgiler yer almaktadır. İktidarda bulananların gelişmeleri gizli tutmasının nedeni anlaşılmağa çalışılıyor. Bu açıdan baktığımızda kendini sıradan vatandaş olarak gören ve bu sloganla yönetime geçen Paşinyan'ın gerçekleri halktan gizli tutmağa çalışması ilgi doğurmaktadır. Başbakan ve yönetiminin kamuoyu ile ilişkilerinde samimi olmağı başaramadığı açık şekilde görülüyor. Peki bu neden kaynaklanıyor? Bu soruya cevap aramak için konuya detaylı değinmek ihtiyacı duyduk.

Çıkmaza götüren yol: Davos sonrası gizlinler

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'le Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın Davos görüşmesi Ermeni tarafı için kabusa dönüştü. Ermeni politika uzmanları, görüşme sırasında ele alınan konularla ilgili telaşla bahsediyorlar. Paşinyan'ın belirli hususları kamuoyundan gizli tuttuğu düşünülüyor. Bunun nedeni Başbakan'ın kendisinin de birtakım muammalı sözler sarfetmesidir. Çünkü Davos Forumu'nun ardından doğrudan Moskova'ya giden Paşinyan'ı Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin kabul etmedi. Başbakan Dimitri Medvedev'le bir araya gelen Paşinyan, somut bir açıklama yapamadı. Oysa gazeteciler, İlham Aliyev'le Davos'ta yapılan görüşme konusunda "elbet, Karabağ konusunu ele aldık. Gerçek anlamda, bu resmi bir görüşme olmadı, sıradan temas dışında bir şey değildi" şeklinde düşünmektedirler (Bkz, Nikol Paşinyan o vstreçe s İlhamom Aliyevım / Lragir.am, 25 Ocak 2019).

Ermeni işgalinde bulunan Yukarı Karabağ'a bitişik bölgelerin geri verilmesine ilişkin soruya Paşinyan, "Artsakh'ı (Yukarı Karabağ) temsil etmediğini ve yalnız Ermenistan adına konuşa bileceği" yanıtını verdi (Bkz, a.g.m.). Politika uzmanları, bu yanıtı Paşinyan'ın soruyu cevaplamaktan kaçınması ve kamuoyunu kandırması olarak değerlendiriyorlar. Hatta Ermeni yanlısı Rus politika uzmanlarının bile Davos görüşmesi sonrası Paşinyan'a sözlü saldırılarda bulunması işin ilginç yönünü oluşturuyor. Stanislav Tarasov, bir adım da ileri giderek ilk baharda Ermenistan'la Azerbaycan arasında anlaşmanın imzalanacağını, Ermeniler'in yedi rayonu Azerbaycan'a geri vereceğini ve karşılığında Türkiye Parlamentosu'nun malum protokolleri onaylayacağını, böylece ulaşım hatlarının açılacağını iddia ediyor.

Tüm bu hususlara Paşinyan'ın, RBK televizyonuyla röportaj sırasında dile getirdiği "Ermenistan üzerinden geçen tranzit petrol ve gaz projeleri bizi yakından ilgilendiriyor" sözleri de eklendi. Politika uzmanları, bu hususu Ermenistan Başbakanı'nın dolaylı itirafı olarak değerlendiriyorlar. Çünkü Paşinyan, ufacık boru hattının bile Ermenistan üzerinden geçmediğini üzüntüyle itiraf ediyor. Oysa şimdi Ermenistan üzerinden "tranzit boru hattının inşası, gaz yahut petrol naklinin yapılması için" Rusya'ya, İran'a ve Avrupa Birliği ülkelerine yalvarıyor. Bu durumda akıllara şu soru geliyor, "böyle bir boru hattı şimdiye kadar Ermenistan üzerinden neden geçmemiş ki?"

Bu sorunun cevabı çok net: Ermenistan, Azerbaycan topraklarının yüzde 20'sini kendi destekcilerinin yardımıyla işgal etti ve şimdi söz konusu topraklardan çekilmeği istememektedir. Böylece Paşinyan, Ermenistan dış politikasının gerçekci yaklaşıma dayanmadığını dolaylı şekilde itiraf ediyor. Birtakım Ermeni politika uzmanları bunu açık şekilde dile getirmektedirler. Örneğin, Hrant Melik-Şahnazaryan, "İrates" gazetesine röportajda bu konuda somut demeçte bulundu. Melik-Şahnazaryan, "Ermenistan'ın dış politikası tamamen hüsrana uğramıştır", şeklinde konuştu (Bkz, İrates, Vneşnyaya politika polnostyu poterpela krakh – Hrant Melik-Şahnazaryan / Tert.am, 1 Şubat 2019).

Böyle düşünen politika uzmanlarının sayısı az değildir. Uzmanlar, Paşinyan'ın, Yukarı Karabağ sorununun çözümüne ilişkin görüşmelerin içeriğini gizli tuttuğunu düşünüyorlar. Bu husus Ermeni toplumunun ve Hankenti'deki bölücü-terörist kesimin telaşlanmasına neden oluyor. Onlar ne olup bittiğini anlayamıyorlar. Bilgilendirilmeyişleri "bazı karamsar hipotezlere temel oluşturuyor" (Bkz, a.g.m.). Yukarı Karabağ'daki bölücü-teröristlerin de çözüm sürecinde görüşmelerin içeriğinden habersiz olduklarını dile getirmesi bu görüşü bir kez daha doğruluyor (Bkz, a.g.m.). Ayrıca Başbakan'ın ve Dışişleri Bakanı'nın söyledikleri birbiriyle örtüşmüyor. Dışişleri Bakanı'nın, Yukarı Karabağ sorununun çözümüne ilişkin Azerbaycan ile kapsamlı görüşmelerin yürütüldüğünü açıklamasına karşın, Başbakan, "sadece Ermenistan'ı temsil ediyorum", söyleyerek kendisini sürecin dışında tutmağa çalışıyor. Bu söyleyiş bazında Paşinyan, Davos'ta İlham Aliyev'le görüşmek için özen gösteriyor. Peki, birbiriyle zıtlık oluşturan bu davranış biçiminin nedeni ne? Melik-Şahnazaryan, bu soruyu cevaplayamıyor.

İki farklı lider: Erivan'ın çöküşü bazında Bakü'nün başarıları

Paşinyan'ın son bir yılda ABD yetkilileri ile görüşemediği sık sık vurgulanıyor. Fakat Cumhurbaşkanı Donald Trump, İlham Aliyev'e birkaç kez mektup yazdı, John Bolton da kendisiyle görüşmenin yanı sıra 29 Ocak'ta Azerbaycan Cumhurbaşkanı'yla telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Ermeni politika uzmanı bununla ilgili şu soruya cevap arıyor: Paşinyan'la görüşmek için istekli olmadığı görülen Washington, İlham Aliyev'le telefon görüşmesi gerçekleştirmesiyle hangi amaç doğrultusunda hareket ediyor? John Bolton'un görüşme sırasında birtakım meseleleri, özellikle enerji arz güvenliğini, güvenlik alanında iş birliğini ve Ermenistan-Azerbaycan Yukarı Karabağ sorununun çözüm sürecini Azerbaycan Cumhurbaşkanı'yla ele alması konunun başlıca özelliğini oluşturuyor.

Bu husus ABD'nin, Ermenistan ve Azerbaycan yönetimlerinin sorunun çözümüne ilişkin görüşmeleri sürdürdüklerine emin olduğunu gösteriyor. Bu süreçte Azerbaycan'ın tutumuna özellikle dikkat ediliyor. Çünkü Azerbaycan, hep barış ve istikrardan yana tutum sergiliyor, bölgesel iş birliği yönünde gerçek adımlar atıyor. Bu durumda Paşinyan'ın enerji güzergahlarına değinmesi neyi ifade ediyor?

Melik-Şahnazaryan, tüm bu söylenenler doğrultusunda Ermenistan dış politikasının çıkmaza girdiğini belirtiyor. Artık gerek Batı, gerek Rusya, gerekse de İran, Ermenistan'a pek önem vermemektedirler. Rusya'yla ilişkilerin durumu açıkca ortadadır. Gözlemler ABD ve Avrupa'nın da Ermenistan'a ilgi göstermediğini onaylıyor. Ermenistan'da iktidarda bulunan üst düzey yetkililer İran konusunda da zıt söylemlerde bulunuyorlar. Ermeni yetkililerin, Amerika ile İran'ın çıkarlarını dengelemek için çalıştıkları görülüyor. Fakat bu işi profesyonelce yapamadıkları için durum onların aleyhine dönüşüyor. Böylece Ermenistan dış politikasının tamamen hüsrana uğradığı ortaya çıkıyor (Bkz, a.g.m.).

Bu hususlar tümüyle Güney Kafkasya'da jeopolitik görünümle ilgili bilgi sahibi olmamıza olanak sağlıyor. Ermenistan yönetiminin çok zor durumda olduğu ve zıtlıklarla yüzleştiği kolayca gözüküyor. İktidar, attığı adımları kamuoyundan gizli tutmak zorunda kalıyor. Bunun nedeni uzun bir süre boyunca yürüttüğü propagandanın aslında tümüyle yalana dayandığının anlaşılmasıdır. Erivan, tecrit durumunda kaldığını itiraf etmese de, kendi vatandaşlarını Azerbaycan topraklarında ikinci bir Ermeni devleti kurduğu bahanesiyle kandırsa da bu manevraları şimdi yapamıyor. Bu söylediklerimizi onaylayabilecek en az iki husus bulunuyor.

Öncelikle Azerbaycan, bütün alanlarda, özellikle güçlü orduya sahip olması konusunda Ermenistan'dan defalarca üstün durumda olduğunu kanıtlamıştır. Bu husus gerek yeni silahların alımında, gerekse de Nisan 2016'da ve Mayıs 2018'de yapılan askeri operasyonlarda ortaya çıktı. Söz konusu operasyonlarda Azerbaycan Ordusu askeri-teknik, stratejik ve taktiksel açıdan Ermenistan'dan bir hayli derecede güçlü olduğunu kanıtladı. Açık şekilde dile getirmediklerine rağmen Ermenistan yönetimi, artık askeri gücüne güvenmesinin imkansız olduğu gerçeğini anladı. Azerbaycan Ermenistan'ı ansızın mahv edebilir.

İkinci husus Azerbaycan'ın dış politika alanında da son derece başarılı olduğuyla ilgilidir. Ermenistan ile aynı askeri-ekonomik blokta yer alan devletlerin Azerbaycan'ın tutumunu desteklemesi bu tezi onaylıyor. Ermeni politika uzmanları bu konuda derin üzüntüyle bahsediyorlar. Rusya, Beyaz Rusya ve Kazakistan Azerbaycan Cumhurbaşkanı'yla daha sık sık temaslarda bulunuyor, iş birliğini derinleştiriyorlar. Paşinyan'la görüşmek için ise pek istekli görünmüyorlar.

Amerika ve Avrupa devletleri de Azerbaycan'la iş birliğine büyük önem veriyorlar. Bu devletler Azerbaycan'ın dünyanın enerji haritasını değiştirdiğini yüksek değerlendiriyorlar. Oysa Paşinyan, somut bir başarı elde edemiyor. Paşinyan, en son Almanya'da ziyarette bulundu. Peki nasıl bir sonuca ulaşabildi? AB'nin Azerbaycan'a yaptığı yatırımlar defalarca büyüktür.

Söz konusu hususlar Güney Kafkasya'da artık lider devlet konumunda bulunan Azerbaycan'ın, jeopolitik düzenin tekrar oluşturulmasında etkili rol oynadığı anlamına geliyor. Ermenistan ise bu süreçte hiç olmazsa katılımcı sıfatıyla yer almak için uğraşıyor. Erivan'ın enerji güzergahları konusunda üzüntüyle bahsetmesi tam da bunun göstergesidir. Ermenistan'ın önsümüzdeki süreçte bölgede yaşanan gelişmelerin dışında kalması yalnız bir şartla ortadan kadırılabilir: işgal ettiği Azerbaycan topraklarından hiçbir şart olmadan bir an önce çekilmesi gerekir. Hiçbir diğer faktör, hatta destekcilerinin yardımı bile Ermenistan'ı çöküş ve siyasi karmaşadan kurtaramayacaktır. Bu gerçeği uluslararası kamuoyu anlıyor, sadece Ermenistan yönetiminin idrak etmesi gerekiyor.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...