THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Oryantalizm: Doğu Araştırmaları Sömürgecilik Politikalarına Hizmet Ediyor Mu?

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Yorumlar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
10943
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
Bakü, 9 Mart 2013 – Newtimes.az
 
Bilimin siyasete hizmet etmesi günümüzde bilinen bir gerçektir. Günümüzün bu insani ve teknolojik gelişimi, dünya güç merkezleri tarafından siyasi çıkarlar kapsamında çeşitli amaçlar için kullanılıyor. Bu iddianın çarpıcı örneklerini Doğu araştırmalarında da görmek mümkündür.
 
Doğu araştırmalarına bilimsel dilde oryantalizm denir. Coğrafi ve siyasi dağılım olarak Doğu dünyası, bir mozaik özelliğine sahiptir. Bu makalede sadece Müslüman Doğu çerçevesinde bilim olarak oryantalizmin siyasi içeriğine bakmaya çalışacağız.
 
Oryantalizm, Müslüman Doğu kültürünü din, edebiyat, dil, felsefe, sanat vb. açılardan inceleyen, İslam dünyasıyla ilgili Batılı yaklaşım şekline sahip bilimsel akımdır. Zira ilk dönemlerden itibaren İslam dininin meydana çıkması Avrupalı Hıristiyanlar için kabul edilemez bir gerçek ve ciddi bir tehlike idi. Avrupalılar, XII yüzyıldan itibaren artan ticaret ve işgaller sonucunda, İslam’a ilişkin ayrıntılı bilgi almaya başladılar. XV yüzyıldan itibaren ise oryantalizm, bağımsız bir bilim dalı olarak şekillenmeye başladı. Başta Montesquieu olmak üzere Marx, Weber, Hegel gibi düşünürler; Renan, Goldziher, Gibb, Lyus, Said vb. araştırmacılar tarafından bu alanda geniş bir bilimsel literatür oluşturuldu. İlk Arapça Bölümü 1539 yılında akademisyen Guillaum Postel tarafından College de France'da kuruldu.
 
İslam ve Müslüman halklara ilişkin Avrupa'da ciddi ve sistemli araştırmalar, Ortaçağ’dan itibaren yapılmaya başlanmıştır. Diğer taraftan, bu bilimsel değişim sonucunda Arapların benimsedikleri antik çağ, eski Doğu ve Arap-Müslüman gelenekleri, Endülüs üzerinden Avrupa'ya yayılıyordu (1). Tüm bu araştırmalar içeriğinde bilimsel nesnellik taşımakla beraber, kullanılma amacı açısından siyasi bir boyuta da sahipti. Bu alanda yapılan araştırmaların çoğunda, gelişmiş "beyaz Avrupalıların" daha az gelişmiş Doğuluları uygarlığa yönlendirme görevi ana olarak kabul ediliyordu.
 
Siyasi Arka Plan
 
Filistin asıllı ünlü Amerikalı araştırmacı Edward Said'in 1978 yılında yayımladığı "Oryantalizm" adlı eseri, Doğu'ya ilişkin Batı’da yapılan araştırmaların, "masum" bilimsel verilerden ziyade Batı'nın Doğu'ya ilişkin hegemonluk isteklerine hizmet ettiği düşüncesini delilleriyle ortaya koydu. Said'e göre Batı; iktidar ilişkilerinden hareket ederek kendini belli etmek, sömürgeci amaçlarını haklı göstermek ve bu amaç doğrultusunda ona çıkar sağlayacak şekilde Doğu imgesini kullanıyordu.
 
"Ben ve öteki" düşünüşünden yola çıkarak, kendini dünyanın merkezine yerleştiren Batı, Doğu-Batı ilişkileri ekseninde Doğu'ya ilişkin isteklerini, politika, insani ve teknik bilimlerden tutun sanata kadar hayatın her alanında uygulamıştır. Doğu ile Batı arasında her alanda ciddi farklılıklar mevcuttur. Zira Batı, akılcı düşünüş yeteneği sonucunda insanlığın en gelişmiş bölümünü temsil ediyor. Doğu'nun ise, akılcı düşünüş olmadan bağımsız şekilde gelişimini gerçekleştirmesi mümkün değildir. Bu amaçla Batı, Doğu üzerinde denetim kurma hakkına sahiptir. Özellikle XIX yüzyıldan itibaren, Batı’nın Doğu'da gerçekleştirdiği sömürgecilik ve işgal politikaları bu yönetme hakkının, kendini haklı görme girişimlerinin sonucudur (2).
 
Günümüzde Doğu'ya ilişkin bilimsel bilgi zenginliği sonucunda, Batı'nın radikal politikasının sömürgecilik hedeflerinden vazgeçmediğini, uluslararası ilişkilerde meydana gelen olaylar gösteriyor. II Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’nin hegemon güç olmasıyla ise, ideolojik propaganda merkezleri bu güce tabi oldu. Bununla birlikte, İsrail'in kurulması ve büyük enerji yataklarının denetim altına alınması, ABD'nin Orta Doğu politikasının temelini oluşturuyor. Orta Doğu Çalışmaları Merkezi, Orta Doğu Enstitüsü, Doğu Çalışmaları adları altında kurulan bilimsel düşünce kuruluşları ise, siyasi amaçlar için her zaman bilimsel ve askeri birer bilgi kaynağı olma görevini yerine getiriyor.
 
Diğer yandan ünlü 11 Eylül olayından sonra "terörist Müslüman" propagandası daha da yayıldı. İslam'ın terör ile eşdeğer tutulması, Avrupa'da meydana gelen karikatür krizleri, "Müslümanların Masumiyeti" gibi filmlerin çekilmesi ve uygulanan ırkçı siyasetler, oryantalizm ile doğrudan ilgilidir. Zira oryantalizm sonucunda İslam ve Müslümanlara ilişkin yanlış bilgilerin yayılması, aynı zamanda İslam düşmanlığının da ortaya çıkmasına sebep olmuştur. İşte Samuel Huntington'ın; "Dünya politikasının gelecekteki ana konusu, Batı ve diğerleri arasındaki çatışma ve Batılı olmayan uygarlıkların Batı’nın gücüne ve değerlerine karşı gelmeleri olacaktır" (3) düşüncesi de bu çerçevede ele alınmalıdır.
 
Örneğin, Irak işgal edilirken ABD ve müttefik orduları tarafından müze ve kütüphanelerin yağmalanması, yakılması ya da taşınıp götürülmesi çağdaş tarihimizin silinmez sayfalarındandır. Farklı dönemlerde İslam dünyasından taşınan el yazmaları ve sanat eserlerinin, günümüzde Hermitage, Louvre ve The British Mouseum gibi ünlü müzelerde sergileniyor oluşu rastlantısal değildir.
 
İki yılı aşkın süredir "Arap Baharı" olarak adlandırılan askeri ve siyasi çalkantıların yaşanması ve dış güçlerin bunu kullanmalarını, bir açıdan oryantalizm temelli sömürgecilik politikasının bir parçası olarak değerlendirmek mümkündür. Zira bölgedeki petrol ve gaz rezervleri ile dünya siyasetini etkileyen nüfuzlu devletlerin bölgeye ilişkin siyasi ve iktisadi çıkarları da bölge ülkelerinin iç ve dış politikasını şekillendirmektedir. İşte bu bölgede sürekli olarak çatışmaların çıkması ve çıkarılması, bu bölgeye egemen olmaya çalışan küresel güçlerin de isteklerine yanıt veriyor.
 
Sonuçta oryantalizm, Doğu'ya ilişkin bilimsel araştırmaların genel adı olmakla beraber, sömürgecilik politikası bakımından da işlevsel role sahiptir ve şu anda bu durum sürmektedir. Bu bakımdan oryantalizm, aynı zamanda gerektiğinde Batı'nın Doğu'ya ilişkin sömürge politikasının bilimsel arka planını oluşturuyor.
 
Dr. Reşat İlyasov

Kaynakça

 
 
  1. Aida İmanguliyeva, Yeni Arap Edebiyatı Korifeyləri, Bakü: Bilim Yayın., 2003.
  2. Edward Said, Oriantalism, USA: Random House, 1978.
  3. Samuel Huntington, "The Clash of civilizations", Foreign Affairs, Summer 1993.
Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti
10 Eylül 2020 Anadolu Ajansı

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti

Dünya barışı kavramının uluslararası arenadaki mevcut kargaşa içerisinde unutulduğunu ve yerini ne olursa olsun kazanma hırsının aldığını müşahede ediyoruz.

Daha...
Eşk olsun Azerbaycan…
06 Eylül 2020 Gözlem

Eşk olsun Azerbaycan…

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in sözleri, yaşamakta olduğumuz bu zor günlerde, yüreğimize su serpti.

Daha...