THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Dış politikada ulusal çıkarlar: Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın dünyaya mesajı

 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
3659
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakı, 20 Şubat 2019 – Newtimes.az

Modern dönemde bağımsız politika yürütmek asla kolay olmamaktadır. Günümüzde küresel çapta zıtlıklarla dolu bir jeopolitik süreç yaşanıyor. Büyük devletler kendi çıkarlarını sağlamak için güç kullanmaktan kaçınmıyorlar. Bu durumda uluslararası hukuk kurallarının ihlalleri yapılabilir ve uluslararası örgütlerin iradesi dikkate alınmıyor. Böyle bir ortamda bağımsızlıklarını sağlamış ülkelerin dış politikayı hangi prensipler doğrultusunda oluşturması konusu büyük önem taşır. Ayrıca bağımsızlığını yeni kazanan devletlerin dış politikanın yönünü belirledikleri artık birkaç yıl oldu. Azerbaycan'ın dış politikasında başlıca prensip neden oluşuyor? Günümüzde bu prensiplerin gözetilmesi ne kadar mümkün olabilir? Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Real Televizyonuna verdiği röportajda bu tür soruları detaylı biçimde cevapladı.

Dış politikanın temel hattı: Büyük Önder Haydar Aliyev'in kurduğu sistemin başarılı gelişimi

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in, Azerbaycan Gençleri Günü dolayısıyla ülke gençlerinin genel toplantısında yaptığı konuşma sırasında dış politikayla ilgili ifade ettiği hususlar politika uzmanlarının büyük ilgisini çekti. Devlet başkanının dile getirdiği tez farklı açılardan ele alınmaktadır. İlham Aliyev, söz konusu toplantıda ifade ettiği tezin başlıca özetini Real Televizyonu'na verdiği röportajda detaylı biçimde açıkladı. Cümhurbaşkanı Aliyev, bu konuda "...bazı yabancı medya kuruluşlarında, araştırma merkezlerinde Azerbaycan'ın, dengeli politika yürüttüğü ve bölgede denge arayışı içinde olduğu şeklinde söylentilere de rastlanıyor. Bu böyle değildir. Biz denge aramıyoruz. Biz sadece dış politika yürütmekle ulusal çıkarlarımızı sağlıyoruz ve mümkün riskleri azaltıyoruz. Dış politikamız ulusal çıkarlar doğrultusunda oluşturulmuştur. Milli çıkarlarımız neyi gerektiriyorsa dış politikada onu yapmamız gerekir ve yapıyoruz. Bunu başarabildiğimizi söyleyebilirim'', şeklinde konuştu.

Bu tezle ilgili yorum yapan politika uzmanları, Cumhurbaşkanı'nın dış politikaya yeni anlam kazandırdığını ifade ediyorlar. Konuya daha detaylı baktığımızda 1993 yılından itibaren Azerbaycan dış politikasının iyi düşünülmüş kapsamlı bir sistem doğrultusunda net biçimde gerçekleştirildiğini görebiliriz. Bu politikanın temel prensiplerini Milli Lider Haydar Aliyev belirledi. Küresel jeopolitik eğilimleri ciddi biçimde dikkate alarak ulusal çıkarları en iyi şekilde sağlamak söz konusu prensiplerin başlıca yönünü oluşturuyor. Bu açıdan baktığımızda devlet başkanının, günümüzde dış politikayı profesyonel şekilde geliştirmek zaruretini dile getirdiğini görüyoruz.

Konunun bu yönünün detaylı biçimde ele alınması gerekmektedir. Cumhurbaşkanı, Azerbaycan'ın bölgede denge arayışı içinde olmadığını açıkca ifade etti. Bakü, büyük güçlerin çıkarlarını dengelemek için uğraşmıyor. Genel anlamda böyle bir tutum sergilemekle dış politika yürütmek mümkün değildir. Çünkü başlıca hedef birilerinin çıkarlarını dengelemek olduğunda söz konusu güçlerin çıkarlarının zorunlu şekilde sağlanması gerekir. Diyelim ki Batı'nın çıkarlarıyla Rusya'nın çıkarlarını dengelemek için iki tarafın da doğrudan belirlediği şartlar dahilinde dengenin oluşturulması lazım. Bu durumda dış politika bağımsızlığını kaybediyor. Çünkü bu durumda dış politikayı diğer ülkelerin veya tarafların şartlarına uygunlaştırmak ve tabi tutmak gerekir. Böyle bir politikanın bağımsızlığı söz konusu olamaz. Çünkü dış politika hep dış etkenler doğrultusunda belirlenir. Bu durumda ne tür değişikliklerin yaşanabileceğini belirlemek imkansız oluyor. Böyle olduğunda en iyi şartlar doğrultusunda bile değişikliğe acil tepki verebilme kapasitesi önem kazanıyor. Bu ise devlet çıkarlarına hizmet etmiyor.

Dış politikada denge aramanın potansiyel imkanları da sınırlı olmaktadır.  Bunun nedeni devletlerin adeta diğerlerine taviz vermeğe çalıştıklarıyla ilgilidir. Bu durumda belirli düzeyde devletci yaklaşımın kırmızı çizgileriyle dış güçlerin çıkarları arasında seçim etmek zorunda da kalınabilir. Bu zaman tümüyle dış politika çıkmaza giriyor ve oluşan düzen bozulur. Başka bir deyimle, devlet gerçek anlamda çıkmaza girer. Güney Kafkasya'da Ermenistan örneğinde bunu açıkca görebiliriz. Önce Erivan, Rusya'nın çıkarlarını sağlamak için uğraştı. Birkaç yıl sonra bu çerçevede manevra yapma imkanları tükendi. Kremlin, kendi çıkarları dışında hareket edilmesini asla kabul etmedi. Bu durumda Ermenistan, Batı'nın çıkarlarıyla Rusya'nın çıkarlarını dengelemeğe gayret etti. Bu sürecin iki trajedik sonucunu gösterebiliriz.

Öncelikle Ermenistan parlamentosunda terör olayı yaşandı. Bu olayın ardından Erivan, dengeleme tutumundan geri adım att. İkinci olay ise Ermenistan'ın, Avrupa Birliği'yle ''Ortak üyelik'' anlaşması imzalamak için çabalamasıyla başladı. Kremlin'in olaya tepkisi Sarkisyan'ı derhal Avrasya Ekonomik Birliği'ne üye olmağa zorladı. Bu olaydan sonra Ermenistan yönetimi, ''ve-ve'' prensibi doğrultusunda politika yürütebileceğini beyan etti. Yani, ''ya-ya'' güçlerden birini seçmek oluyorsa, ''ve-ve'' her iki gücü aynı zamanda tercih etmek anlamına gelmektedir. Politika uzmanları, bu hususu ''aynı zamanda iki sandalyede oturmak'' gibi değerlendiriyorlar. AB yönetimi bunun imkansız olduğunu, Erivan'ın iki güç arasında şaşırıp kalacağını açıklamak zorunda kaldı. Böylece Ermenistan'ın dış güçlerin çıkarlarını dengelemek yönünde ikinci ssenaryosu da iflas etti. Nihayet, Paşinyan, doğrudan bağımsızlık vurgusu yaparak Rusya'nın yanı sıra Batı'yla da yaklaşmak istediğini açıkladı. Bu çaba da çıkmaza girdi. Kremlin, Ermenistan yönetimini defalarca uyardı. Kuşkusuz üçüncü çaba da sonuca ulaşamayacaktır. Çünkü bağımsızlıkla diğerlerinin çıkarlarını dengelemek birbiriyle zıt olmaktadır.

Yeni aşamada başlıca prensip: Önce Azerbaycanın ulusal çıkarları

Bu kıyaslamalar bazında Azerbaycan dış politikasının ulusal çıkarlar doğrultusunda oluşturduğunun detayları açıkca görülüyor. Olaylara baktığımızda birtakım gerçekler gün yüzüne çıkıyor. Geçtiğimiz yüzyılın 90'lı yıllarının ikinci bölümünde Azerbaycan'ın izlediği dış politikayı kabul etmek istemeyen ve kendi çıkarlarına tabi tutmağa çalışan güçler darbe girişiminde bulundu. Fakat dönemin Cumhurbaşkanı, Milli Lider Haydar Aliyev, büyük cesaret, kararlılık ve üstün zeka örneği sergileyerek yürüttüğü politikadan asla vaz geçmedi. "Asrın Anlaşması" diye tanımlanan petrol sözleşmesi Azerbaycan yönetiminin kararlı tutumu sayesinde imzalandı.

Ardından birtakım büyük devletler Azerbaycan'la ilişkilerini olumlu yönde oluşturmak istemiyorlardı. Fakat ulusal devlet çıkarlarını her şeyden üstün tutan Milli Lider Haydar Aliyev, diplomatik girişimleriyle kendi iradesini bu güçlere kabul ettirmeği başardı. Sonuçta Azerbaycan, bölgenin büyük devletleriyle eşithukuklu ilişkileri sağlamakla yetinmeyerek iş birliğinin geliştirilmesini sağladı. Zira bu bağlamda diğer güçlerin çıkarlarının dengelenmesi söz konusu olamaz. Temel husus Azerbaycan'ın ulusal çıkarları çerçevesinde büyük güçlerin bu noktada ortak tutum sergilemesini sağlamaktan oluşuyordu.

Azerbaycan güçlendikçe bu politika daha net şekilde belirmeğe başladı. Zamanla Bakü, komşuluğundaki büyük devletlerin yanı sıra Avrupa Birliği ve ABD'nin de Azerbaycan'ın ulusal çıkarlarını göz önünde bulundurarak politika yürütmelerini sağlamağı başardı. Enerji projeleri, ulaştırma koridorlarının oluşturulması, karşılıklı ilişkilerin Azerbaycan'ın çıkarları doğrultusunda gelişmesi söylediklerimizi onaylıyor. AB ile ilişkilerin Brüksel'in sunduğu ''Ortak üyelik'' şartları çerçevesinde değil de Azerbaycan yönetiminin hazırladığı özel ortaklık belgesi doğrultusunda geliştirilmesi de bunun somut örneğini oluşturuyor.

Başka örnekler de gösterebiliriz. Fakat az önce kaydedilen hususlar gösterir ki Azerbaycan, ulusal çıkarları doğrultusunda hep kendi tutumunda kararlılık sergiliyor. Bölgede oluşan jeopolitik denge Azerbaycan'ın da ulusal çıkarlarına hizmet ediyor. Net biçimde söylersek, Azerbaycan'ın ulusal çıkarları farklı güçler arasında çıkarlar dengesinin oluşturulmasıyla değil de, milli çıkarlarımızın gerektirdiği şartlar doğrultusunda gerçekleşmiştir.

Şimdi bu süreç yeni düzeye ulaşıyor. Günümüzde küresel düzeyde jeopilitik hareketliliğin ivme kazanması, aynı zamanda belirsizliklerin artması bunun başlıca nedenlerini oluşturuyor. Cumhurbaşkanı Aliyev, günümüzde birtakım büyük devletlerin güç gösterisi yaptığını kaydetti. Zira, bölgede her an beklenmedik olaylar yaşanabilir. Azerbaycan bu tür durumlara hazır ve her zaman kendi ulusal çıkarlarını gözetecektir. Yani Azerbaycan'ın başka bir büyük gücün çıkarı için kendi tutumundan taviz vermesi söz konusu olamaz. Artık herkesçe açık ve kararlı şekilde bilinmesi gerekiyor ki Azerbaycan kendi ulusal çıkarlarından birkimsenin yararı için geri adım atmayacaktır. Şimdi bu süreç yeni düzeye ulaşıyor.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...