THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

''Ilımlı İslam Projesi''nin sonu mu?

 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
3865
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 3 Ağustos 2013 – Newtimes.az

İslam dünyası yeni bir yapılanmaya zorlanıyor. "Ilımlı İslam Projesi” bu bağlamda ya yeniden "yeni iç dinamikler” ile revize edilecek ya da yerini bir başka projeye bırakacak. Bunun için işe mevcut İslami yapılar üzerinden başlanıldığını görüyoruz. Bu bağlamda söz konusu yapılar üzerinde ciddi bir mücadeleye şahitlik ediyoruz.

Bunu nereden mi anlıyoruz? Oldukça basit! Ilımlı İslam projesinin yerel dinamikleri ya da ortakları ile onların bağlantıları üzerine çekilen son operasyondan...

Burada üç temel gerekçe karşımıza çıkıyor: 1. Mevcut oluşumların kendilerinden beklenen rolü ifa edememeleri; 2. Kontrolden çıkmaya başlamaları; 3. Yeni süreçte daha radikal örgüt ve rejimlere duyulan ihtiyaç.

Kuşkusuz, buradaki öncelikli temel hedef 1.7 milyarlık İslam dünyası ve bunun son dönemde kazandığı dinamizmle birlikte bir üçüncü güç olarak Yeni Dünya Düzeni içerisinde yer alma potansiyeli, dolayısıyla bu olası "tehdidin” önlenmesi. İkincisi ise, Yeni Büyük Oyun’un seyrini belirleyebilme kapasitesine sahip bu dinamik yapıyı kontrol altına alarak, kendi projelerinin bir parçası haline dönüştürme ve İslam dünyası üzerinden "küresel efendi” olmaya devam etmek.

Batı açısından buradaki temel risk, bu dönüşüm ya da dönüştürme süreci içerisinde İslam coğrafyasının kontrolden çıkması. Bunun için aşamalı bir tasfiye ve yeniden yapılanma programı uygulamaya konulmuş durumda.

Göründüğü kadarıyla, İslam dünyası Türkiye’nin gösterdiği direnç üzerine daha zayıf noktalardan kontrollü bir değişim süreci içerisine sokulmuş durumda. Bu bağlamda Mısır’ın seçilmesi hiç de tesadüf değil.

Yeni operasyonun gözdeleri: Yapay örgütler...

Nitekim, söz konusu operasyona daha yakından bakıldığında iktidarlarla birlikte İslami grupların, hareketlerin (yeri geldiğinde eş zamanlı olmak suretiyle de) şu dört yöntemle değişime-dönüşüme zorlandıkları görülüyor: 1. Afganistan, Irak örneklerinde görüldüğü üzere, "doğrudan müdahale”; 2. Vekil devletler, rejimler ya da örgütler üzerinden "dolaylı müdahale” (son olarak Suriye); 3. Ya da her ikisinin birlikte hareket ettiği koalisyonlar (son olarak Libya örneği); 4. İslami grupların kendi içerisinde ihtilaf çıkarma, onları bölme (örneğin, "ılımlı Taliban”, "radikal Taliban” gibi...)

Burada, her dört maddeye de hizmet eden, onlara zemin hazırlayan asıl operasyon ise, İslam dünyasında yapay grupların, hareketlerin oluşturulması.

Bu suni örgütler üzerinden de şu temel hedeflerin esas alındığını görüyoruz: 1. İslam dünyasında ihtilaflar çıkartmak ve bölmek; 2. Bu bağlamda, bulundukları ülkelerde istikrarsızlıklar oluşturmak ve içerideki diğer İslami yapıları hedef almak suretiyle onları zayıflatmak hatta mümkünse sistemin birer hedefi haline getirmek; 3. İslam dünyası ile ilgili olumsuz imajlar oluşturmak ve böylece: a) İslam dünyasının kendi içerisinde, özellikle yeni nesiller bağlamında bir inanç sorunu meydana getirmek, b) Batı’da yayılma eğilimi göstermeye başlayan İslam’a yönelik ilgiyi azaltmak, sabote etmek; 4. İslam dünyasına yönelik her türlü müdahale için meşruiyet sağlamak ve bunla ilgili olarak kamuoyu desteği oluşturmak.

"Ilımlı İslam”dan "Radikal İslam”a dönüş mü?

Bu temel strateji, her ne kadar Afganistan’ın 1979’daki işgaliyle birlikte hayata geçirilmeye başlanmışsa da, esas olarak Soğuk Savaş sonrası dönemde İslam dünyası ağırlıklı küresel güç mücadelesinde uygulamaya konulmuş durumda.

Nitekim, İslam dünyasını kendi içerisinde bölmeye yönelik ikinci önemli dalga Afganistan sonrası "Siyasal İslam” ya da "Radikal İslam” kavramları ile hayata geçirilmiş ve buna karşılık "Ilımlı İslam” tezi ortaya konulmuştu.

Burada dikkati çeken husus, 1.7 milyarlık İslam dünyası içerisinde öncelikle Sünni-Şii ihtilafının derinleştirilmesi ve yine bu sürece paralel olarak Sünni İslam’ın içerisinde daha katı yorumları ihtiva eden gruplara güç kazandırmak suretiyle bölünmüşlüğün daha da yayılmasını gerçekleştirmek.

Oyun bu! O yüzden Mısır’da yaşananlar bir ilk değil. Cemaat-i İslami ile birlikte Pakistan Talibanı’nın Mısır’daki krize bağlı olarak eş zamanlı bir şekilde Suriye’de ortaya çıkması da bu kapsamda oldukça dikkat çekici...

Bumerang etkisi göstermeye başlayan "Ilımlı İslam” projesi tasfiye edilirken, yerini tekrardan "Radikal İslam” almaya başlıyor gibi. Ne dersiniz?

Kaynak: Milli Gazete

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...