THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

"Türk Akımı": Avrupa'nın Enerji Güvenliği ve Jeopolitik Çıkarlar Bağlamında

"Türk Akımı": Avrupa'nın Enerji Güvenliği ve Jeopolitik Çıkarlar Bağlamında
10 Temmuz 2017

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Haziran ayının sonlarında "Türk akımı" projesinin gerçekleşmesinin bir sonraki aşamasının startını verdi. O, Anapa`da gemide düğmeye basarak "ileri" dedi. Bu, "Türk akımı" projesinin denizin dibi ile çekiminin başlaması demektir. Uzmanlar kabul ediyorlar ki, bu süreç başarıyla tamamlanacaktır. Çünkü şimdi teknoloji o kadar gelişti ki, bu gibi işleri hızla görmek zor değil. Üstelik, bu boru hattı çevresel olarak tam zararsızdır. Rusya boru hattını Türkiye kıyılarına kadar çekecek. Sonrasını Türk tarafı hayata geçirmelidir. Uzmanların görüşüne göre, bu olayın jeopolitik önemi az değildir. Yani o, sadece enerji meselesi ile sınırlı değildir. Bir yandan, Ortadoğu'daki jeopolitik dinamiğe, diğer taraftan ise Avrupa'nın enerji ile teminatına ciddi etkisi olabilen faktördür. Burada Amerika'nın olası tepkisini ve cevap adımlarını da dikkate almak gerekir. Tüm bunlar "Türk akımı" projesinin Batı'nın enerji güvenliğinin temininde önemli rol oynaya bilmesinin yanında, belirli jeopolitik riskleri de meydana çıkardığını gösteriyor.

Katar Krizi: Ortadoğu'yu Bölme Planının Bir Parçası

Katar Krizi: Ortadoğu'yu Bölme Planının Bir Parçası
06 Temmuz 2017

"Arap baharı" denilen belirsizlik ve risklerle dolu bir sürecin Müslüman ülkelerine getirdiği trajediler devam ediyor. Irak, Suriye, Libya ve Mısır'dan sonra Katar`ı ortaya atmışlardır. Fakat bu sonuncu ile ilgili farklı senaryoların kurulduğu hissediliyor. Öyle ki, Katar`a karşı birkaç Arap ülkesini koyuyorlar. Hem de bunu başka Müslüman devletleri olan İran ve Türkiye'ye karşı yöneltmek şartıyla ediyorlar. Doha`dan talep ediyorlar ki, İran'la ilişkileri genellikle kessin ve Türkiye ile güvenlik alanında işbirliği yapmasın. Yeteri kadar önyargılı, anti-Müslüman mahiyette ve bozguncu taleplerdir. Çünkü Müslüman devletinden talep ediyorlar ki, başka Müslüman ülkelerine düşman kesilsin ve nicatı Hıristiyan ülkelerinde bulsun. Ne yazık ki, buna destek veren dört Müslüman-Arap ülkesi de vardır. Bu gibi süreçlerin ötesinde jeopolitik gelişmelerin hangi yönde değişebileceği çok düşündürücüdür.

Multikültürel Değerlerin Oluşmasında "Öteki" Kavramı

Multikültürel Değerlerin Oluşmasında "Öteki" Kavramı
03 Temmuz 2017

Günümüzün en önemli zorluklarından biri hiç kuşkusuz ki, küreselleşme ve bu süreçlerin etkisiyle uluslararası ve ülke içinde toplum genelinde yaşanan dönüşümlerdir. Küreselleşme öncelikle evrensel değerler, multikültürel ortam, farklılıklara hoşgörülü yaklaşım, süreç ve olayların astronomik hızı ile nitelendiriliyor. Bu açıdan küresel düzlemde yeni dünya düzeninde de belirttiğimiz hususların yer bulamaması mümkün değildir. Liberal dünya düzeni taraftarları tüm dünyada evrensel değerlerin, hem de sadece Batı'nın kabul ettiği tek evrensel değerlerin toplumun ve uluslararası ilişkiler sisteminin temelinde durmalı olduğunu savunuyor. Aslında sadece Batı'nın kabul ettiği değerlerin evrensel adlandırılmasının kendi içinde evrensel nitelik taşıyabilmesi ve tüm dünyaya ait edilmesi doğru bir yaklaşım değildir.

Ortadoğu'da Değişim: Bölünme Politikasının Yeni Belirtileri

Ortadoğu'da Değişim: Bölünme Politikasının Yeni Belirtileri
30 Haziran 2017

Suriye etrafında jeopolitik durumun daha da gerginleşmesi uzmanları endişelendiriyor. Aslında ülkenin bölünmesi sürecine başladılar. Çeşitli bölgelerde birkaç büyük devlet kendi askeri güçlerini yerleştirmektedir. ABD, Rusya, Türkiye ve İran hangi mekanlarda askeri kuvvetlerini yerleştireceklerini tartışıyorlar. Bunlardan başka bazı Arap devletleri de kendi "paylarını" almakta israrlıdırlar. Katar krizinin arkasında duran hususlardan birinin bundan ibaret olduğunu yazıyorlar. Tüm bu olaylar, Ortadoğu'da riskleri ve tehditleri artırıyor. Aynı zamanda, bu dalganın Kafkasya ve Orta Asya'ya yayılması ihtimalini çoğaltıyor. Özetle böyle bir eğilimin geniş jeopolitik mekanda hangi sonuçlar verebileceği üzerinde düşünmeye değer.

"Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye" – Başarılı Üçlü İşbirliğinin 25 Yılı

"Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye" – Başarılı Üçlü İşbirliğinin 25 Yılı
08 Haziran 2017

Üçüncü bin yılda Azerbaycan'ın dış politikasına yeni işbirliği biçimi eklenmiştir. Bağımsızlığın ilk yıllarından itibaren cumhuriyetimizin uluslararası ilişkiler sisteminde ikili ve çok taraflı formatta işbirliği öncelik olmuştur. Yeni aşamada ise Azerbaycan dış politikasına üçlü bölgesel işbirliği formatı eklemiştir. Azerbaycan bölgesel düzlemde birkaç üçlü formatın girişimcisi veya katılmıştır. Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye, Azerbaycan-İran-Türkiye, Azerbaycan-Türkiye-Türkmenistan ve Azerbaycan-Rusya-İran formatları bölgesel meselelerin müzakeresi, işbirliği ilişkilerinin daha da derinlemesine geliştirilmesi, ortak projelerin hayata geçirilmesi açısından önemli teşebbüslerdir. Bu yeni trend aynı zamanda Azerbaycan'ın saldırgan Ermenistan hariç tüm komşularıyla karşılıklı faydalı ilişkilere verdiği önemi gösteriyor.

Ankara'nın Amacı: Referandumdan Sonraki Politikanın Jeopolitik Yönleri

Ankara'nın Amacı: Referandumdan Sonraki Politikanın Jeopolitik Yönleri
06 Haziran 2017

Türkiye'de Anayasa değişikliklerine ilişkin referandum sonuçları fonunda analistler jeopolitik dinamiğin değişimine bağlı analizler yapmakta ve tahminler vermektedirler. Bazı uzman düşünüyorlar ki, Ankara genel olarak dünya siyasetinde daha aktif yer tutmaya doğru gidiyor. Bu anlamda oylamanın sonucu olumlu değerlendirilmelidir. Başka kısım uzmanlar ise Türkiye'ye karşı Batı ile Rusya'nın ortak hareket etmesi için zamanın geldiğini belirtiyorlar. Bunların yanında, modern karmaşık jeopolitik aşamada sonuçlar çıkarırken bir kadar dikkatli olmayı tercih eden analistler de vardır. Her durumda, Türkiye'nin küresel jeosiyasette oynadığı yeni rolü açık görünüyor. Bunun fonunda bölgesel ve küresel ölçekte Ankara'nın etkinliği artabilir mi?

Erdoğan-Trump Görüşü: Sorulara Cevap Bulunamadı

Erdoğan-Trump Görüşü: Sorulara Cevap Bulunamadı
31 Mayıs 2017

Amerika'nın yeni yönetiminin tamamen farklı siyaset yürüteceği önceden tahmin ediliyor. Başkan Donald Trump`ın bazı devletlerin başkanları ile konuşmaları, belirli uluslararası meselelerle ilgili verdiği beyanatlar, ülke genelinde atmak istediği adımlar bu tür tahminlerin esaslı olduğunu ortaya koyuyordu. Bu süreçlerinlerin fonunda Amerika Devlet Başkanının Rusya Dışişleri Bakanından sonra Türkiye Cumhurbaşkanı ile yapacağı müzakerelerin içeriği büyük ilgi doğuruyordu. Washington'a Çin'den giden Recep Tayyip Erdoğan D.Trump`la görüşmeden üzüntülü kalmasa da, razı da görünmedi. Taraflar açık, somut konuşmuşlar. Türkiye Cumhurbaşkanı Trump`ın yeterince somut görüş bildiren, onu açık diyen bir siyasetçi olmasını ayrıca kaydetti. Ancak ilkesel tutum gösterisine gelince, örneğin, uzmanlar böyle bir hususa dikkat çektiler ki, tercüman Erdoğan'ın "terör örgütü YPG" kelimesini sadece "YPG" gibi ingilizceye çevirmiş. Bu demektir ki, Washington'la Ankara arasında Suriye'deki gruplarla ilgili görüş ayrılığı kalmaktadır. Küresel jeopolitik meselelerde de tarafların görüşlerinde farklılıklar vardır. İlk olarak Ortadoğu ile ilgili aralarındaki çelişkilerin keskinleşmesi gözlenilendir. Tüm bu gibi hususlar iki Başkanın yaptığı görüşmelerin analizini önemli kılıyor.

Riyad Zirvesi: Gerçek Tehlikeler, Vaatler ve Çıkış Yolu

Riyad Zirvesi: Gerçek Tehlikeler, Vaatler ve Çıkış Yolu
30 Mayıs 2017

Suudi Arabistan'ın başkentinde Arap-İslam-Amerika zirvesi yapıldı. Etkinliğe dünyanın çeşitli ülkelerinin liderleri katıldı. Zirvede uluslararası terörle mücadele temel müzakere konusu oldu. Amerikan Başkanı Donald Trump konuşması sırasında bazı tezler ileri sürdü. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Novruz Mammadov bununla ilgili kendi röportajında kaydetti ki, aslında, ABD yönetiminin bütünüyle dış politikaya korrekteler etmesi söz konusudur. Aynı şekilde Donald Trump artık Amerika'nın diğer devletlere kendi yaşam tarzını yansıtmayacağını ve onlara yardım edeceğini açıkladı. Bu, tabii ki, ilginçtir, aynı zamanda, dikkate almak gerekir ki, onları gerçekleştirmek için güçlü siyasi irade gerekiyor. Çünkü şimdiye kadar büyük devletler terörle mücadelede çifte standartlara üstünlük verdiler. Önemlidir ki, zirveye Azerbaycan Cumhurbaşkanı da katıldı. Somut olarak, uygarlıklar, dinler ve kültürler arasında işbirliğinin somut modellerini Azerbaycan'ın Devlet Başkanı birkaç yıldır ileri sürüyor. Bunların dikkate alınması genellikle dünya için ciddi faydalar verebilirdi.

Avrupa'da Türkofobi Eğilimleri Yalancı Demokrasi Perdesi Altında Saklı Tutuluyor

Avrupa'da Türkofobi Eğilimleri Yalancı Demokrasi Perdesi Altında Saklı Tutuluyor
28 Nisan 2017

Günümüzde yaşanan olaylar bir kez daha göstermektedir ki, Avrupa ortaçağ tefekküründen ileri gidememiştir. Günümüzde Avrupa'nın modernleşmenin ve küreselleşmenin çekirdeği olarak kabul edilmesine rağmen, olayların analizi gösteriyor ki, bu yaklaşım, sadece Batı değerlerinin tüm dünyaya tek şablonlar çerçevesinde uygulamasına dayanıyor. Şu anda kendisine ait olmayanların ötekiler hesap edilmesi ve bu ötekilerin bağımsız karar ve tercihlerine saygı gösterilmemesi Avrupa'nın ortaçağ tefekküründen doğuyor. Zira, Ortaçağ'da "İhtiyar kıta" sakinleri sadece Hıristiyan değerlere inanıyor ve bu değerlerin ötesinde olan hiçbir şeyi kabul etmiyorlardı. Avrupa "Hıristiyanlık Kalesi" olarak görülüyordu ve bu mekanda en büyük düşman veya rakip gibi Müslüman Türkleri görüyorlardı.

Batı Politikası: Liberalizm ile Popülizm Arasında

Batı Politikası: Liberalizm ile Popülizm Arasında
26 Nisan 2017

Dünyanın çeşitli bölgelerinde jeopolitik çatışmalar daha keskin seviyeye yükseliyor. Sivil insanların hayatlarını kaybetmesi halleri hızla artıyor. Büyük devletler adeta sırayla birbirini itham ederek, masum insanların başına bombalar yağdırıyorlar. Sanki insanlığı yok etmek için yarışma başladı. Bir takım analist ve uzmanlar bu gibi gelişmelerin arkasında hangi jeopolitik konuların durduğu üzerinde kafa yoruyorlar. Ünlü Amerikan analist, Harvard Üniversitesi Profesörü Joseph Nye yayınladığı makalesinde soruna jeosiyasetin genel ilkeleri ve evrimi açısından göz atmış. Uzman yaptığı analiz bazında 19`uncu yüzyıldan bu yana jeopolitik ortamda gözlenen değişikliklerin şu anda dünyayı riskli bir duruma getirdiği sonucuna varıyor. Somut olarak, o, Batı'nın liberalizm ile popülizm arasında kaldığını vurguluyor. Analist böyle bir durumun insanlığı yeterince tehlikeli duruma düşürebileceğini vurguluyor. Fakat sonra çok geç olabilir.

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

An 'unfrozen' conflict in Nagorno-Karabakh
26 Ağustos 2016 The Washington Times

An 'unfrozen' conflict in Nagorno-Karabakh

Without clarity by the West, another war in the Caucasus is inevitable

Daha...
Mehmetçik Suriye'de
25 Ağustos 2016 Milliyet

Mehmetçik Suriye'de

Mehmetçik komşu ülkenin kuzeyindeki topraklara ayak bastı...

Daha...

Dünya Kentleri