THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Azerbaycan-NATO: iş birliği perspektifleri ve jeopolitik gerçeklikler

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası ilişkiler »»Çatışmalar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
5225
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 26 Nisan 2019 – Newtimes.az

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Washington'da örgütün 70. kuruluş yıl dönümü etkinliklerinde Azerbaycan'a ilişkin ilginç söylemlerde bulundu. Stoltenberg'in ifade ettiği tezleri analiz eden politika uzmanları, NATO'nun Azerbaycan ile ilişkileri derinleştirmek istediği kanaaetindedirler. Gerçekten Milli Lider Haydar Aliyev'in temelini oluşturduğu Azerbaycan-NATO iş birliği verimli bir şekilde hızla gelişiyor. Bu süreç iki tarafın da isteği doğrultusunda devam ediyor. Bölgedeki büyük devletlerin çıkarlarının sağlanmasına özellikle dikkat ediliyor. Güney Kafkasya'daki diğer devletlerden farklı olarak Azerbaycan'ın NATO yönünde attığı hiçbir adım konşularının rahatsızlığına neden olmamaktadır. Fakat Ermenistan, bu durumdan da yapay şekilde yararlanmağa çalışmaktadır. Ermenistan yönetimi, Azerbaycan'ın NATO ile iş birliği yürüttüğü için kendisinin de Kuzey Atlantik Anlaşması İttifakı'yla ilişkiler kurduğunu ifade ediyor. Bu husus Ermenistan'ın bağımsız şekilde politika yürütemediğini bir kez daha onaylıyor. Ermenistan, hep diğerlerinin hareketlerine ''alternatif'' olarak kararsız biçimde adımlar atıyor. Bu gelişmeler bazında Azerbaycan-NATO ilişkilerinin birtakım özelliklerine değinmeğe karar verdik.

Güney Kafkasya politikasının oluşması: Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü ve üç devlet

Güney Kafkasya ülkelerinin NATO politikası birtakım parametreler açısından birbirinden ciddi biçimde ayırt edilmektedir. Bu husus birkaç yıldır açık şekilde görülmektedir. Bağımsızlığın ilk dönemlerinde aradakı fark pek görülmüyordu. Bu durum söz konusu dönemde gerek Sovyetler Birliği'nin kısa süre önce çöküşünden, gerekse de NATO'nun kesin politikasının olmayışından kaynaklanıyordu. Bölge devletleri de askeri alanda hangi yönde politika yürüteceklerini tam olarak kesinleştirmemişti. Bu açıdan Azerbaycan için oluşan durum daha karmaşıktı.

Her zaman arka bahçe konumunda bulunan Ermenistan, destekcilerinin de ciddi askeri yardımıyla Azerbaycan'a saldırılarını sürdürüyordu. Söz konusu dönemde ordusu ve askeri doktrini bile bulunmayan Azerbaycan'ın, NATO ile ciddi biçimde ilişkiler kurma şansı bile çok düşüktü. Ayrıca söz konusu dönemde Azerbaycan yönetiminde bulunanlar arasında ülkenin Silahlı Kuvvetleri'nin oluşturulmasına gerek olmadığını düşünenler bile vardı. Bu kişiler halen Rus ordusunun himayesinde kalmağa çalışıyorlardı. Fakat Milli Lider Haydar Aliyev'in ülke yönetimine dönüşünün ardından gelişmeler kökünden değişti. Haydar Aliyev, 4 Mayıs 1994 tarihte Azerbaycan ve NATO arasında ortaklığın temelini oluşturan Barış İçin Ortaklık (BİO) Çerçeve Anlaşmasını imzaladı. Azerbaycan, BİO programının prensipleri doğrultusunda barışın desteklenmesi operasyonlarında yer alıyor ve güvenlik için oluşan tehditlere karşı mücadele veriyor. Bu noktada güvenlik ve savunma reformlarıyla ilgili kapsamlı konulara ilişkin siyasi diyalog ve iş birliği de ön görülmüştür.

Kaydettiğimiz anlaşmayı 23 Şubat 1994 tarihte Gürcistan, 5 Ekim tarihte ise Ermenistan imzaladı. Böylece Güney Kafkasya'daki üç ülke NATO etkinliklerinde aynı program çerçevesinde yer almağa başladı. Ancak sonraki gelişmeler söz konusu üç ülkenin bu tarz iş birliği konusunda kendilerine özgü tutum sergilediklerini gösterdi. Kaydetmek gerekir ki üç ülke Afganistan'da ve Kosovo'da aynı düzeyde katılımcı konumundadırlar. Başlıca husus NATO ile iş birliğinin stratejisi ve somut niteliğiyle ilgilidir. Bölge devletleri bu konuda aynı yolu tercih etmediler.

Gürcistan, NATO'ya üye olma yönünde politika yürütmeğe başladı. Ülke artık birkaç yıldır bu yönde faaliyetini sürdürüyor. Gerek NATO dahilinde, gerekse de Rusya'da, bu girişime aynı bakış açısından yaklaşılmamaktadır. Moskova, doğal olarak Tiflis'i ve Brüksel'i uyarıyor. Kremlin, Gürcistan'ın NATO'ya üye olmasını ve örgütün askeri üssünün bu ülkede açılmasını kendi güvenliği için tehdit oluşturduğunu iddia ediyor. Bu nedenle Rusya, sürekli Tiflis'e uyarılarda bulunuyor. Son yıllar ise bu durum daha keskin nitelik kazanmıştır. Moskova, NATO'nun Gürcistan'da askeri tatbikatlar düzenlemesine sert tepki verdi. Kaydetmek gerekir ki 2008 yılında Rusya, Abhazya ve Güney Osetya'ya saldırdığında NATO, Gürcistan'a yardım edemedi. Bu husus Kuzey Atlantika Anlaşması İttifakı'na üye olma yönünde politika yürütmenin toprak bütünlüğünün sağlanmasının garantisi olamadığı anlamına geliyor.

Şimdi de Gürcistan ciddi bir askeri riskle yüzleşmiş durumdadır. Bu hususu politika uzmanları da itiraf ediyorlar. Fakat Tiflis yönetimi, NATO'ya üyelik politikasını sürdürmekte kararlı görünüyor. Zira, NATO ile ilişkilerin karakteri gerçek anlamda Gürcistan ve Rusya arasında gerilimin devam etmesine neden oluyor. Bu gelişmeler bazında NATO-Ermenistan ilişkileri daha karmaşık ve perspektifsiz izlenim oluşturuyor. Erivan, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü üyesi olmasına rağmen NATO ile ilişkileri derinleştirmek yönünde demeçlerde bulunuyor. Politika uzmanları, bu hususu Ermenistan'ın, aynı anda iki sandalyede oturma isteği olarak değerlendiriyor ve mantıksal olarak bu girişimin başarısız olduğuna vurgu yapıyorlar.

Ermenistan yönetimi, NATO ile iş birliği konusunda çeşitli demeçlerde bulunmasına rağmen Kremlin'in onayı olmadan ve Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'nün iç tüzüğüne aykırı bir şekilde Kuzey Atlantik Anlaşması İttifakı ile her hangi iş birliği yapamaz. Moskova'nın talimatı üzerine Ermenistan'ın, Suriye'ye askeri birlik göndermemesi bu söylediklerimizi onaylamaktadır. Bu olayla ilgili Batı, Erivan'a uyarıda bulundu.

Perspektifli yaklaşım: Bakü'nün ileri görüşlü ve pragmacı politikası

Bu gelişmeler bazında Azerbaycan-NATO ilişkileri yapıcı çerçevede ve hiçbir zıtlık oluşturmadan derinleşmektedir. Azerbaycan, 2003 yılından itibaren NATO'nun Afganistan'da yürüttüğü operasyonlara katkı sağlıyor. Azerbaycan'ın 120 kişilik askeri birliği NATO'nun Afganistan'da gerçekleştirdiği ''Kararlı Destek'' misyonunda yer alıyor. Ayrıca Azerbaycan, hava ve kara taşımacılığı, çeşitli eğitimler, insani maksatlı mayın temizleme alanında katkılarıyla ve Afganistan Ulusal Güvenlik Güçleri'ne mali yardımlarıyla da destek sağlıyor.

Bu tür iş birliğinin perspektifleri konusunda NATO yönetimi defalarca söylemlerde bulundu. En son örgütün Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ''Bakü-Tiflis-Kars, NATO'nun Afganistan'da yürüttüğü ''Kararlı Destek'' misyonunun başarı kazanmasına önemli katkılar sağlıyor'', şeklinde konuştu. Stoltenberg, bu açıklamayı 3-4 Nisan 2019 tarihte NATO üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanları'nın Washington'da yapılan toplantısında yaptı. NATO Genel Sekreteri, sözlerinin devamında Azerbaycan'ın, örgütün en yakın ortağı olduğunu, uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasında NATO ile iş birliği yürüttüğü belirtti.

İtiraf etmek gerekir ki bu tür değerlendirme Azerbaycan-NATO ilişkilerinin sağlam özelliğinin yanı sıra Bakü'nün detaylı şekilde planlanan politika yürüttüğünü onaylamaktadır. Çünkü NATO'nun eski Sovyet cumhuriyetleriyle ilgili ifade ettiği hususlara Moskova büyük hassasiyetle tepki veriyor. Azerbaycan'la ilgili ise her hangi bir itiraz ifade edilmemektedir. Nitekim Azerbaycan yönetiminin tercih ettiği iş birliği politikası NATO ile ilişkileri derinleştiriyor, onun perspektifli olmasını sağlıyor, aynı zamanda bölgedeki büyük devletleri rahatsız etmiyor. Bu özellik Azerbaycan-NATO ilişkilerini kalite itibariyle NATO-Ermenistan ve NATO-Gürcistan ilişkilerinden ciddi biçimde farklı kılıyor.

Kaydedilen hususlar Azerbaycan dış politikasının önemli özellikleri arasında doğrudan bağlılığın olduğunu gösteriyor. Bakü, ekonomik, ticari, ulaştırma koridorları ve lojistik, enerji gibi önemli hususları askeri-savunma ve güvenlik konularıyla doğrudan ilişkilendirebilir. Ayrıca NATO'yla ilgili politikanın verimli bir şekilde yürütülmesi olumlu sonuçlar doğuruyor. Daha kapsamlı şekilde baktığımızda Azerbaycan'ın, dış politikasının tüm öncelikli yönlerini sistemsel olarak uzlaştırdığını görüyoruz. NATO meselesi ise birtakım nedenlerden dolayı daha hassas özelliğe sahiptir.

Konunun başlıca özelliği günümüzde NATO-Rusya ilişkilerinin büyük hassasiyet içeren bir aşamada olduğuyla ilgilidir. NATO'nun doğuya yönelik genişleme politikasına Moskova, ciddi itirazlarda bulunuyor. Bu gelişmeler bazında Rusya, kendi sınırlarına yakın bölgelerde NATO'nun tüm faaliyetlerine büyük hassasiyetle tepki veriyor. Bunu Ukrayna'da, Gürcistan'da, Baltık devletlerinde, Karadeniz coğrafyasında görebiliriz. Tüm bu hususlar doğrultusunda Güney Kafkasya gibi karışık bir jeopolitik coğrafyada bulunan ülkelerin askeri iş birliği meseleleriyle ilgili son derece büyük bir hassasiyet göstermeleri gerektiği sonucuna varabiliriz. Tam da bu bağlamda Bakü'nün, NATO ile iş birliği politikasının ne denli başarılı olduğunu görüyoruz.

Doğal olarak Azerbaycan'ın askeri alanda attığı adımların Ermenistan-Azerbaycan Yukarı Karabağ sorununun adil bir şekilde çözümü bağlamında değerlendirilmesi gerekir. NATO, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü resmen tanımıştır. Örgütün kabul ettiği belgelerde bu konuda kesin ifadeler yer almıştır. NATO, Azerbaycan'ın işgal edilen bölgelerinden işgalcilerin çekilmesi yönünde kendi tutumunu ifade etmiştir. Fakat bunun dışında başka bir adım da atılmamıştır. Örneğin NATO, Irak'a müdahale konusunda kararlı tutum sergilemiş, genellikle her türlü işgale karşı olduğunu beyan etmiştir. Fakat konu Azerbaycan olduğunda bilinmeyen nedenlerden dolayı farklı hususlar devreye giriyor. Özellikle NATO, işgalci Ermenistan'la da ''Bariş İçin Ortaklık'' faaliyeti yürütüyor. Oysa İran'ın hiçbir ülkenin topraklarını işgal etmeyişine rağmen NATO, aynı yaklaşımı Tahran'la ilgili sergileyemez. Bu durumda başka bir ülkenin topraklarını işgal eden Ermenistan, barış konusunda nasıl söz hakkına sahip olabilir? Bu tür sorular insanı hep düşündürüyor. NATO yönetimi de bu konuda düşünürse barış için faydalı olabilir.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...