THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Ermenistan yeni jeopolitik türbülans içinde: boş vaatlerin "gerçek katkıları"

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası ilişkiler »»Çatışmalar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
3598
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 22 Şubat 2019 – Newtimes.az

Dünya çapında jeopolitik hareketliliğin gelişme hızı ve düzensizliğiyle ilgili politika uzmanları farklı yorumlar yapıyorlar. Bu konuda yaygın olan genel görüşe göre küresel gerilim her geçen gün artıyor. Bu husus kendisi de riskleri arttırıyor. En son Münih Güvenlik Konferansı'nda bu konuda detaylı fikir alışverişi yapıldı. Bu durumda Güney Kafkasya ülkelerinin izleyeceği dış politika merak uyandırıyor. Ermenistan siyaset camiasında yer alan haberler bu ülkenin tutumu konusunda belirli tahminlerde bulunmağa olanak tanır. Analizler Ermenistan yönetiminin, küresel ve bölgesel alanda oluşan süreci hala gerektiği kadar idrak edemediğini gösteriyor. Ermenistan yönetimi, gerçeğe dayanmayan tutum sergilemekte devam ediyor. Oysa bu bir taraftan bölgede riskleri arttırıyor, diğer taraftan Ermenistan'da durumu daha da zorlaşdırıyor. Bu bağlamda Ermenistan ve destekcilerinin attığı adımlar üzerine değinmek gereksinimi duymaktayız.

Jeopolitik eğilimlerin aksine: Ermeni politikacıların yetersiz tepkileri

Ermenistan'ın yeni yönetiminin yakın dönemde oluşan jeopolitik sürece ilgisi merak uyandırıyordu. Bu iki yönden dikkat çekiyor. Öncelikle Ermenistan yönetiminin şimdiye kadar yürüttüğü politikanın yanlışlarını görüp değerlendirebilmesi, diğeriyse turuncu devrimcilerin küresel politika meyillerinden aldıkları sonuçlarla ilgilidir. Açık söylersek, iki konuda da olumlu bir husus görülmemektedir. Ermeni politika uzmanlarının yaptıkları ''yorumlar'' Erivan'ın, yaşanan jeopolitik süreci yeterli düzeyde idrak etmek kapasitesinin düşük olduğunu ortaya çıkarıyor.

Ermeni yanlısı politika uzmanlarının yaptıkları yorumların da genel düşünceyi değişebilecek kapasiteden yoksun olduğu görülüyor. Bu politika uzmanlarının büyük çoğunluğu önceki dönemde olduğu gibi Ermenistan'ın çıkarlarını gözetmeksizin Rusya'nın istekleri doğrultusunda tutum sergiliyorlar. Bu bağlamda ifade edilen tezler gerçek dışı izlenim oluşturuyor.

Şimdi Erivan ve kendisini destekleyen medya kuruluşları, Ermenistan dış politikasının farklı yönlerde daha aktif tutum sergilemesi gerektiğini iddia ediyorlar. Bunu, örneğin Rus politika uzmanı S.Tarasov ve birtakım Ermeni politika uzmanlarının yakın zaman önce yazdıkları makalelerde de görmemiz mümkün. Makalelerde güya Ermenistan'ın, bu politika sayesinde üstün konuma geçtiği ve çözüm sürecini artık Azerbaycan yönetimiyle değil de, Batılı büyük devletlerin üst düzey yetkilileri ile görüştüğü iddia ediliyor. Tam da şaka gibi. Bu tez Ermeni politik-diplomatik düşüncesinin kölelik yapısına birebir uygun.

Ermenistan nasıl da yapmacık şekilde oluşturulduysa, ülkenin politikası da o şekilde asılsız faktörlere dayanmaktadır. Bağımsız devletlerin liderleri dolaylı iletişime değil de doğrudan irtibata önem veriyorlar. Ermenistan, kendi destekcilerinin ciddi askeri ve politik-diplomatik yardımıyla Azerbaycan torpaklarını işgal etti ve şimdi Azerbaycan'ın katılımı olmadan bu sorunu nasıl çözebilir? ABD, Fransa, Almanya ve Rusya değil de, tüm dünya gelse bile Azerbaycan'ın onayı olmaksızın sorunu çözümü mümkün değildir. Bunu Erivan'da koca kafalarıyla hala anlayamadılar. Oysa bu husus Ermenistan'ın yeniyönetiminin politikadan haberi olmayışının göstergesidir.

Bu aslında sıra dışı bir durum olmamaktadır.Şimdiki Ermenistan yönetimi, siyasi kabiliyetine göre önceki yönetimlerden bir adım dahi ileri düzeyde değildir. Şimdi Paşinyan, ağabeyini değiştirmek ve bunu dış politikanın bağımsızlığının sağlanması olarak sunmağa çalışıyor. Ermenistan Başbakanı'nın,''turuncu devrim'', ''Ermeni devrimsel değişimi'', ''Dünyayla bütünleşmek'' gibi anlamsız politik ibareleri aslında asıl amacı gizli tutmağa hizmet ediyor. Güya Ermenistan, sokak protestolarıyla politik, manevi, ideolojik, diplomatik ve kültürel görkemini kısa sürede değişti. Son yıllara kadar Rusya'nın arka bahçesi olan bir ülke sanki aniden demokrasi ve uygarlık açısından ilk sıralara yükseldi.

Nitekim politika uzmanlarının usanmadan Paşinyan yönetimini övmeleri aslında Ermenistan'ın yeni bir tebaa olmak için izlediği politikanın propagandasını yampaktan başka bir şey değildir. Şimdi Paşinyan'ın Avrupa, Rusya, İran ve Gürcistan yönünde ''muhteşem politik adımları'' konusunda ne kadar propaganda yapılsa bile, ortada gerçek anlamda hiçbir vaka bulunmuyor. Ermeni siyaset camiasında Rusya'yla ilgili görüş ayrılığının olması işin ilginç yönünü oluşturuyor. Özellikle Rusya'da yaşayan Ermeni kökenli bazı politika uzmanları son dönemde Erivan'ı suçlamaktadırlar. Söz konusu politika uzmanları arasında M.Simonyan, Erivan'ı turuncu devrimi Rusya'ya taşımakta bile suçladı. Simonyan, Erivan'da düzenlenen bir seminerle ilgili yorum yaparken bu düşüncesini dile getirdi.

Absürt iddia: zıt hususların çıkmazına girenlerin rüyası

Mantıklı yaklaşım için bu akıllara sığmayacak bir iddia. Çünkü Ermenistan'da hiçbir ''turuncu devrim'' gerçekleşmedi. Sadece ABD'nin senaryosu doğrultusunda yönetim gaspı gerçekleşti. Rusya, dünya çapında Amerika ile rekabet yürüten büyük bir devlet. Ermenistan'dan oluşabilecek potansiyel etki Moskova için sinek etkisi bırakabilir. Fakat Ermeni kimliğinin gerçek yüzü kendisini olduğundan defalarca büyük göstermekten başka bir şey değildir. Bu yüzden akıllara sığmayacak şekilde devrim ihracından bahsediyorlar.

Diğer yönden, Ermenistan medyasında Rusya'da Ermeni lobisinin etkisini artırdığına ve eski Başbakan Karapetyan'ın artık Erivan'da gizli görüşmeler gerçekleştirdiğine ilişkin haberler yer almaktadır. Ermeniler için büyük umutla kurulan "Lazarev kulübü"nün de Ermenistan aleyhine birtakım demeçte bulunması haberlerde yer alıyor. Yani medyada Kuzey'den ''soğuk rüzgarlar"ın estiği yönünde genel düşünce oluşuyor. Bu bağlamda birbirine zıt olan iki düşünce ifade ediliyor.

Öncelikle Erivan, Batı yönünde daha aktif politika izliyor. Buna örnek olarak güvenlik konularının ele alındığı Münih Güvenlik Konferansı çerçevesinde Ermenistan Cumhurbaşkanı Armen Sarkisyan'ın, ABD eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Jo Biden ile görüşmesinin "samimi" ortamda gerçekleştiğini gösteriyorlar. Batı medyasında ise Biden'le ilgili, "kabiliyetsiz ve yaşlı politikacı" tabiri kullanılıyor. Biden'in Amerika politikasına hiçbir etkisinin bulunmadığı söyleniyor. Bu yaşta bir politikacının Cumhurbaşkanı olabileceği ihtimali neredeyse sıfırın altında değerlendiriliyor. Bu yüzden Ermenistan Cumhurbaşkanı'nın gerek gizli, gerekse de açık şekilde Biden ile bir araya gelmesi verimli bir siyasal sonuca varamaz.

Ayrıca Ermenistan basınında yer alan haberlere göre Gürcistan'la başarılı iş birliği imkanları oluşuyor. Özellikle askeri alanda iş birliğine ilişkin anlaşma imzalandı. Rusya tarafdan ise, Abhazya ve Güney Osetya'dan geçen yeni geçiş noktaları oluşturulacak. Bu da Ermenistan'a kara yoluyla yüklerin ulaştırılmasına büyük katkı sağlayacaktır. Yani Gürcistan, gerek Batı, gerekse de Rusya yönünde Ermenistan için koridor rolünü oynayacaktır. Bu durumda akıllara şu soru geliyor: Gürcistan'ın, işgalde bulunan toprakları üzerinden (Tiflis, Abhazya ve Güney Osetya'yı işgal edilen bölgeler olarak görüyor) Ermeniler için yol açması hangi nedene dayanıyor? Yani Gürcü liderler, kendi çıkarlarına değil de Ermeniler'in çıkarlarına hizmet edebilecek kadar düşüncesizler mi? Tabii, buna inanmak imkansız. Ayrıca bu hususun Ermeni siyaset camiasının hayallerinin ürünü olduğu açıkca bilinmektedir.

Ermeni politika uzmanları, İran'la ilişkiler konusunda da absürt iddialar dile getiriyorlar. İddialara göre Washington, Ermenistan'ın İran'la kapsamlı iş birliğine itirazda bulunmayacak. 27 Şubat'ta Paşinyan'ın Tahran'a yapılması planlanan ziyareti de bu açıdan değerlendiriliyor. Aslında Washington, Ermenistan Büyükelçiliği aracılığıyla Erivan'ı birkaç kez uyardı. Uyarıların bir kısmı Paşinyan'ın, Rusya ile ilişkileri derinleştirmek planlarıyla, diğer bir kısmı ise İran'la ilgilidir. Bu durum Ermenistan'ın, İran konusunda da çıkmaza girdiğini açıkca gösteriyor. Ermenistan, söz konusu iki zıt hususu dizginlemek için gerek politika, gerek diplomasi, gerekse de askeri alanda yeterli güce sahip değildir.

Bütün bu hususlar bazında Azerbaycan'la ilgili iftiralara rastlanıyor. Ermeni politika uzmanları, Erivan'ın dış politikada artan "etkisinin" Azerbaycan için "sorunlar" oluşturduğunu iddia ediyorlar. Oysa gerçekte Bakü, kararlı şekilde bağımsız ve önemli adımlar atıyor. Örneğin, Avrupa Komisyonu bütçe ve insan kaynaklarından sorumlu üyesi Günther Oettinger, Avrupa Birliği'nin 2020'de Güney Gaz Koridoru üzerinden Azerbaycan gazını almak için sabırsızlandığını ifade etti (Bkz, Европа с нетерпением ждет начала поставок азербайджанского газа в 2020 году – Эттингер / Evropa s neterpeniem jdet naçala postavok azerbaydjanskogo gaza v 2020 godu – Oettinger / Interfax-Azerbaijan, 20 Şubat 2019). Ardından Oettinger, "gaz tedarikinin başlaması için AB'nin her türlü desteği sağlayacağını" belirtti. Çünkü Güney Gaz Koridoru, "AB için stratejik bir projedir. Zira Güney Gaz Koridoru Avrupa'ya gaz ihracının yeni kaynağı ve güzergahıdır" (a.g.m.). Oettinger, ayrıca Türkmenistan'a da bu projeye katılmayı önerdiklerini ifade etti. Macaristan ise kendisi projeye katılım girişiminde bulundu.

Biz sadece bir projeyle ilgili somut rakamları kaydettik. Bu gerçekler Azerbaycan dış politikasının verimliliğini ve bağımsızlığını net biçimde onaylıyor. Yani Azerbaycan yönetimi sırf gerçeğe dayanarak konuşuyor. Avrupa'lı yöneticiler de Azerbaycan'ın dünya için stratejik önemini gerçek olgular doğrultusunda ifade ediyorlar. Peki, aynı sözleri Ermenistan'la ilgili de söylemek mümkün mü? Asla mümkün değildir. Boş vaatler ve laflar dışında bir durum görülmemektedir. Eğer gerçeğe dayalı bir vaka olsaydı, hemen gösterirlerdi. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki genellikle, gerçek durum söz konusu olduğunda Ermeni politikacıların ağlayası geliyor.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...