THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

ABD’nin Ayrılıkçı Rejime Mali Desteği

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası ilişkiler »»Çatışmalar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
11945
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Her yıl olduğu gibi bu defa da, ABD’nin mali yıl bütçesinin müzakerelerinde Ermeni lobisi Dağlık Karabağ’a yardım konusunu gündeme getirmiştir. ABD Başkanı Barack Obama 2013 yılı bütçesine ilişkin olarak, Şubat ayında Kongre’ye gönderdiği yasa tasarısında Ermenistan’a verilen iktisadi yardımın %19 oranında azaltılmasını teklif etmiştir. Başkan’ın yasa tasarısında diğer programlarla birlikte, Ermenistan’a toplam 32,5 milyon Dolar yardımın ayrılması planlanıyor. Dağlık Karabağ ise, Obama’nın 2013 yılı dış yardım paketine dâhil edilmemiştir.

ABD Kongresi Temsilciler Meclisi’nin Ödenekler Komitesi’nin Devlet, Dış Faaliyetler ve İlgili Programlar Alt Komitesi ise, Dağlık Karabağ’a en az 5 milyon Dolar yardımın ayrılmasını teklif etmiştir (2012 yılında bu meblağ 2 milyon Dolar’dı.) ve Ermenistan’a ayrılan yardımın 7,5 milyon Dolar azaltılmasını kabul edilemez olarak değerlendirmiştir. Alt Komite, Ermenistan’a en az 40 milyon Dolar, Azerbaycan’a ise 16 milyon Dolar yardım ayrılmasını teklif etmiştir. Alt Komite, Azerbaycan ve Ermenistan’a ayrılan askeri yardımlarda orantının gözetilmesini de zorunlu saymıştır (2,7 milyon Dolar dış askeri yardım ve 600 bin Dolar askeri eğitim-öğretim programı için). Bu kararın alınmasında Ermeni lobisinin, özellikle de komitenin üyesi olan Kongre üyesi Adam Schiiff’in ciddi etkisi kaydolunmalıdır.

Artık alt komitenin tasarısı, ciddi değişiklikler yapılmadan Ödenekler Komitesi tarafından onaylanmıştır. Şimdi sıra Temsilciler Meclisi’ndedir. Genel olarak, ABD’de bütçenin onaylanma süreci şu şekildedir: Bütçe tasarısı Başkan’ın teklifleri ile Kongre’ye gönderildikten sonra, önce Temsilciler Meclisi’nin, ardından Senato’nun komitelerinde ve genel kurulunda görüşülerek kabul ediliyor. Temsilciler Meclisi’nin ve Senato’nun tasarıya ilişkin tekliflerindeki farklı görüşler ise, her iki meclisin ilgili alanlara ilişkin komiteleri tarafından uzlaşma konferansında görüşülerek, uzlaştırılıyor ve sonuçta Kongre’nin nihai tasarısı olarak Başkan’a onay için sunuluyor.

Azerbaycan, Ermenistan ve ayrılıkçı Dağlık Karabağ rejimine mali yardım ayrılmasına ilişkin olarak, Senato’nun yasa tasarısının genellikle Başkan’ın tekliflerine daha yakın olduğunu Kongre’deki tecrübe gösteriyor. Temsilciler Meclisi’nde Ermeni lobisinin çalışmaları sonucunda ise, Ermenistan için planlanan yardım arttırılıyor ve tasarıya Dağlık Karabağ’a insani yardım yapılmasına ilişkin bir madde ekleniyor. Sonuçta, her iki meclis bütün konulara ilişkin ortak bir karara varıyor, lakin Dağlık Karabağ için ayrılan yardım miktarı biraz azaltılarak nihai tasarıda korunuyor. Bu tecrübe temel alınırsa, ABD’nin 2013 yılı bütçesinde Dağlık Karabağ için ayrılacak olan yardımın, 2012 yılındaki 2 milyon Dolar’dan çok da farklı olmayacağı tahmin edilebilir.

ABD’de mali krizin yarattığı zorluklara ilişkin olarak, devlet de bazı harcamalarını azaltıyor. Ödenekler Komitesi’nin resmi sitesinde 2013 yılı bütçesine ilişkin yayınlanan bilgiye göre; “yasama organının, daha az önem taşıyan yurtdışı programlara kaynak sağlanmasını azaltarak, yurtdışında daha gerekli olan güvenlik ve diplomasiye ilişkin çabaları desteklediği” kaydediliyor. Öyle görünüyor ki, tanınmayan ayrılıkçı Dağlık Karabağ rejimine mali yardım yapılması, ABD’nin güvenlik ve diplomasiye ilişkin çabalarında önemli yer tutuyor.

Burada asıl dikkat çeken konunun, ayrılan yardımın meblağı değil, genel olarak uluslararası hukuk tarafından tanınmayan bu ayrılıkçı rejime, ABD gibi bir devlet tarafından mali yardım ayrılması olduğu muhakkaktır. Beyaz Saray, Başkan’ın ileri sürdüğü tasarıda, Dağlık Karabağ’a ilişkin herhangi bir maddenin yer almadığını ve Kongre’ye etki etme olanağının olmadığını bahane olarak ileri sürebilir. Lakin burada söz konusu olan Kongre’nin değil, ABD Başkanı’nın imzası ile yürürlüğe giren bütçedir. Devletin yürütme organı da bu bütçeye ilişkin olarak aynı şekilde sorumluluk taşıyor. İlkesel olarak, ABD Başkanı’nın bu karara itiraz ederek, onu yeniden incelenmesi için Kongre’ye geri göndermesi mümkündür. Lakin Obama’nın sadece Dağlık Karabağ’a yardım sebebiyle bütçeyi geri gönderme olasılığı yok denecek kadar azdır; çünkü ABD’nin daha farklı öncelikleri vardır.

ABD Kongresi’nde kabul edilmiş olan bu karar, Dağlık Karabağ çatışmasının çözümüne ilişkin yeterince olumsuz bir durumdur. Dağlık Karabağ, Azerbaycan’ın egemenliğindeki toprakların bir bölümüdür. Bu karar, Azerbaycan-ABD stratejik ortaklık ilişkilerinin ruhuna uygun değildir.

Diğer taraftan, bu tür adımlar ABD’nin uluslararası alanda üstlendiği rolü ve uluslararası hukukun üstünlüğüne verdiği önemi de azaltıyor. Devletlerin toprak bütünlüğüne saygı, ABD’nin dış siyasetinde önemli bir unsurdur. ABD’nin diğer devletlere, özellikle eski Sovyet bölgesinde kurulan yeni devletlere yardımında da uluslararası hukuka saygı ve Helsinki Nihai Senedi’ne uyulması öncelikli şartlar olarak ileri sürülüyor. Dağlık Karabağ’a doğrudan yardım yapılması ise, bu anlayışı sorgulanır hale getiriyor. Bu yardım, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tehdit ediyor ve toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması doğrultusundaki çabaları zayıflatıyor.

ABD, ayrılıkçı Dağlık Karabağ’a doğrudan mali yardımda bulunan tek devlettir. ABD’nin Dinyester, Abhazya, Güney Osetya gibi diğer ayrılıkçı yönetimlerden farklı olarak, yalnız “Dağlık Karabağ”a insani yardım ayırması da özellikle merak doğuruyor. Bu konu, ABD’nin Dağlık Karabağ çatışmasına, adı geçen diğer çatışmalardan farklı yaklaştığı şeklinde değerlendirilebilir.

Mali bakımdan kendini sağlama alan ve gelişim için gereken mali araçları elde eden ayrılıkçı yönetimin, sonuç itibarıyla, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü ilkesine uymak ve onun uluslararası alanda tanınan sınırları dâhiline geri dönmekte bir çıkarı bulunmuyor. Görüldüğü gibi, ABD’nin bu adımı Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne karşı yönelmiş bir adım olarak kabul edilebilir.

Ayrılan yardımın harcanma alanları da, ABD’nin “insani amaçlarını” sorgulanır hale getiriyor. ABD, bu yardımın gelişim ajansları tarafından harcandığını beyan etse de, yapılan yardımın harcanmasının denetimi zor olduğundan, bu yardımın ayrılıkçı Dağlık Karabağ yönetiminin askeri imkânlarının arttırılmasına, bölgede terörist şebekelerin etkinliğinin genişlemesine ve silah ticaretine yönelmesi daha gerçekçi görünüyor.

ABD’nin, Minsk Grubu’nun eş başkanı olması da bu yardım ile karşıtlık oluşturuyor. Görüşme sürecine katılan ve Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü destekleyen ABD’nin, ayrılıkçı yönetime mali yardım ayırması, ABD’nin bütün çalışmalarının nesnelliğini ve tarafsızlığını şüphe altında bırakıyor.

Eğer ABD Dağlık Karabağ’a ayrılan yardımın insani nitelik taşıdığında ısrar ediyorsa, o zaman Dağlık Karabağ bölgesindeki halkın sadece Ermeni nüfustan ibaret olmadığını, etnik temizleme sonucunda yaşadıkları yerleri terk etmeye mecbur olmuş Azerbaycanlı nüfusun zor durumda yaşamakta olduğunu ve ABD’nin herhangi bir insani yardımından faydalanma olanağından mahrum olduğunu da bilmelidir. Dağlık Karabağ’a ayrılan mali yardımın Azerbaycan’a ayrılan yardıma dâhil edilmesi, ABD’nin Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü desteklediği gerçeğini bir daha tasdiklemiş olurdu.

Devlet, Dış Faaliyetler ve İlgili Programlar Alt Komitesi’nin malum kararında bir konu daha dikkati çekiyor. Alt Komite 2005 yılından itibaren, Dışişleri Bakanlığı’nı Gürcistan’ın Ermenilerin yaşadığı Cavahetiya bölgesinde hayata geçirilen programların etkinliğine ilişkin rapor vermeye ve bölgenin gelişimi için bir strateji hazırlamaya, aynı zamanda Yakın Doğu’da meydana gelen süreçler zemininde, bölgedeki ve başka riskli bölgelerdeki Ermeni ve diğer Hıristiyan nüfusa insani yardımları sürdürmeye çağırmıştır. Cavahetiya bölgesindeki durum dikkate alınırsa, bu karar da ayrılıkçılığın desteklenmesi anlamına geliyor. Görüldüğü gibi, ABD Kongresi ve ABD’nin dış siyaseti Ermenilerin çıkarlarının gerçekleştirilmesi için bir araca çevrilmiştir.

Elmar Hüseynov

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...