THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Dağlık Karabağ Çatışması: Çifte Standardın Yarattığı “Zaman Aşımı”

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası ilişkiler »»Çatışmalar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
13245
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Güney Kafkasya’daki dondurulmuş çatışmalar, dünyanın oluşmakta olan jeo-siyasi görünümü ekseninde yeteri kadar tehlikeli bir karakter alır. “Qolos Rossii” sitesinin 10 Şubat 2012 tarihli yayımında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, dünyanın yeni jeo-siyasi görünümünde heyecan doğuran “noktaların” olduğunu açık biçimde söylemiştir. S. Lavrov, bu tehlikelerin Yakın ve Orta Doğu ülkelerinin bazılarında meydana gelen olaylarla ilgili olduğunu kaydetmektedir.

Diplomatlar Günü dolayısıyla düzenlenen toplantıdaki konuşmasında Bakan, uluslararası istikrarın bozulmakta oluşunu ve kriz bölgelerindeki gerginliği ayrıca vurgulamıştır. S.Lavrov’un sözlerinden, dünyanın büyük devletleri arasında çağdaş küresel jeo-siyasi süreçlere ilişkin tek bir görüşün bulunmadığı net olarak görülebilir. Onlar, bu durumun çok tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini artık fark etmektedir. Süper güçler, “süre gelen küresel depresyondan” bahsetmeye başladı.

Tahminen aynı zamanda kitle iletişim araçları, ABD istihbarat şefinin dünyanın tehlikeli noktalarına ilişkin raporunu yayınladılar. Orada, Güney Kafkasya’yla ilgili ayrı kısımlar vardır. O kısımlarda, Güney Kafkasya’da savaş tehlikesinin Gürcistan ve Azerbaycan topraklarındaki çatışmalardan kaynaklanabileceği gösterilir. İlk olarak Güney Osetya ve Abhazya gösterilir, ardından ise Dağlık Karabağ vurgulanır. Sebepler ise, tam olarak açık şekilde ifade edilmemekte, fakat çatışma taraflarının sorumluluğu her adımda kaydedilmektedir.

Bağımsız Batılı ve Rus analistlerinin düşüncelerinin bundan pek de farklı olmadığını belirtelim. Örneğin, “Caspian Intelligence” portalında A. Jackson, Ermenistan ve Azerbaycan’ın davranışlarından yola çıkarak Dağlık Karabağ’da gerginliğin bu yıl da devam edeceğini öngörmektedir (Bkz.). S. Konovalov ise, “Nezavisimaya Gazeta”da, aslında, savaşa hazırlığın başladığını yazmaktadır (Bkz.). O, General Y. Netkaçev’in sözlerine dayanarak, İran’a karşı savaş tehlikesi durumunda Rusya’nın, “Gürcistan’ın ulaştırma ablukasını yarmak zorunda” kalacağını kaydetmektedir.

“Komsomolskaya Pravda” gazetesinde ise, askeri uzman M. Barabanov, Rus Silahlı Kuvvetleri’nin Genelkurmay Başkanı General N. Makarov’un beyanatını yorumlarken, “bazı NATO ülkelerinin Rusya’nın çıkar alanında olan bölgelere sokulmaya çalıştığını” özellikle vurgulamakta ve hatta bu sebepten bir nükleer savaşın başlayabileceğini iddia etmektedir.

Bütün bunların ekseninde, Jirinovski’nin herkesin çok iyi bildiği “Üçüncü dünya savaşı Kafkasya’dan başlayacak” düşüncesini bir sayıklama olarak da adlandırmak mümkündür. Ancak, Jirinovski ile yukarıda adlarını sıraladığımız ciddi analistlerin düşünceleri çakıştığından, akılla akılsızlığın sınırı silinmiş gibi görünür.

Fransa Eski Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin dünyanın jeo-siyasi görünümü bakımından bir karikatür olabilecek, malum sözde “Ermeni soykırımı”nı inkâr edenlere karşı kanun kabul etme girişimini de buraya eklemek mümkündür.

Ne olursa olsun, daha düşündürücü olan, sıralanan öngörülerin taşıdığı içeriğin yanında, onu kimin verdiğidir. Yani, aynı çevreler kendileri durumu gerginleştirmekte, ardından “tantanalı şekilde, bir bilge” edasıyla; savaşlar ve tehlikeler hakkında beyanatlar vermektedir.

Öncelikle, Dağlık Karabağ’da savaş tehlikesinden bahsedenler; ABD, Rusya ve Fransa’nın siyasetini belirleyenlerdir desek yanılmış olmayız. Özellikle bu ülkeler 20 yıldır, Dağlık Karabağ konusunu “düzenlemekle” meşguldür. Eğer, birincisi, gerçekten de bugün Dağlık Karabağ olası bir savaş kaynağı ise, bunun suçlusu doğrudan, o eş başkan olan devletlerdir; çünkü bu zaman zarfında tutarlı bir adım atmak yerine, Ermenistan ve Ermeni kopuntusunun nazını çekmişlerdir. Daha doğrusu, Ermenilerin saldırgan planlarını kendi jeo-siyasi çıkarları için kullanırlar. O zaman, sorunun adaletli şekilde çözümü konusu üçüncü ya da dördüncü sırada gelir. Buna diplomatlar “çifte standart” demektedir.

İkincisi, aynı şahısların bölgedeki savaş tehlikesinden bahsetmeleri, yerli nüfusun güvenliği namına değildir. Yukarıdaki kısa kıyaslamalar, onların oluşmuş bu gergin durumda bile, kendi çıkarlarına uygun olabilecek adımları belirlemeye çalıştığını göstermektedir. Yahut şimdiden atacakları adımların sözde “esas jeo-siyasi çıkarlara”, “dünyanın güvenlik sisteminin oluşmasına” v.b. uygun olduğunun temelini oluşturmaktalar.

Gerçekten de, oluşan durum tehlikelidir, sırf bu sebeple de düşündürücüdür. Henüz bu asıl tehlikenin karşısını alabilecek siyasi ve diplomatik program ya da düşünceler ortaya çıkmamıştır. Böyle giderse, Güney Kafkasya’daki çatışmaların çözümü bakımından “zaman aşımı” oluşacaktır. Yani, çatışmaların adaletli şekilde çözümü için yalnızca, zaman yetmeyecektir.

Kamal Adıgözelov

Benzer Makaleler

İlişkili bölümler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...