THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Güney Kafkasya: Yeni Jeopolitik Oyunlar ve Yapılandırmalar

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası ilişkiler »»Çatışmalar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
12400
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 22 Temmuz 2013 – Newtimes.az

Dünyanın büyük devletleri arasındaki jeopolitik mücadele gittikçe yeni bir içerik almaktadır. Şimdilik Ortadoğu'da bu, daha fazla hissedilir. Fakat olayların gidişatı Orta Asya ve Güney Kafkasya civarında da yoğun süreçlerin cereyan ettiğini gösteriyor. Şimdi yorumcu ve uzmanlar yeni jeopolitik planların varlığından söz ediyorlar. Bunu teyit eden birkaç olgu mevcuttur. Onlar ışığında bölgenin jeopolitik manzarasına bakmak ilginçtir.

Bölgesel Güvenliğin Yeni Koşulları

Son zamanlarda dünya medyası Güney Kafkasya’yla bağlantılı heyecan yaratan haberler yapıyor. Bu bölgede "jeopolitik patlama olacağı", bölgenin "yeni felaketlerin arifesinde olduğu", "Türkiye'deki karışıklığın Güney Kafkasya'yı etkileyeceği" vb. duygu yüklü ifadeler kullanılıyor (Bkz.: Игорь Шевырев. Южный Кавказ готовится к взрыву // www.politobzor.net, 17 Haziran 2013 ve Араик Степанян. Южный Кавказ в преддверии новых катаклизмов // www.nk.org.ua, 24 Haziran 2013).

Bunlar, elbette tesadüf değildir. Ortadoğu'da jeopolitik gerginliğin gittikçe daha da yükselmesi, Avrupa'da mali krizin devam etmesi, İran konusunun güncelliğini koruması ve Güney Kafkasya'da sorunların çözülememesi oldukça düşündürücü bir durum yaratmıştır. Bunlar zemininde büyük devletlerin bölgeyle ilgili attığı adımlar yeni jeopolitik konuların meydana çıkmakta olduğunu doğruluyor.

Bu sırada İran'la Çin arasında imzalanan yeni bir antlaşma ilginçtir. Pekin'de İran'ın İçişleri Bakanı Mustafa Muhammed Neccar’la Çin’in Kamu Güvenliği Bakanı Guo Shengkun (Go Şenkun) iki ülkenin güvenlik alanında iş birliği yapması konusunda anlaşmaya vardı. Uzmanlar, burada söz konusunun daha ziyade Avrasya coğrafyasında iş birliği olduğunu düşünüyorlar.

Tahran ve Pekin'in askeri-teknik iş birliğini genişletmek niyetinde oldukları bir hayli süredir biliniyordu. Ortadoğu'da yaşanan son jeopolitik olaylardan sonra ise iki devletin somut olarak ortak faaliyet planlarının ortaya çıkması anlaşılır bir durumdur. Fakat mesele sadece Çin ve İran'ın karşılıklı çıkar alanı ile sınırlı değildir. Zira onların Orta Asya, Hazar havzası ve Güney Kafkasya'yı kapsayan jeopolitik süreçlere nüfuz etme imkânları vardır. Bu bağlamda imzalanan son güvenlik antlaşması, başka hususların yanı sıra, Güney Kafkasya’da jeosiyasi manzaranın değişimini de etkileyebilir.

Burada bir hususu vurgulamak gerekiyor. İran ve Çin jeopolitik açıdan Rusya'nın müttefikleridir. Ancak Güney Kafkasya'da tüm konularda konumları örtüşmemektedir. Moskova’nın bölgedeki geleneksel nüfuzunu korumak için Tahran ve Pekin’le de mücadele etmesi gerekiyor. Özellikle, Müslüman bir ülke olan İran'ın bölgede etkisinin artmasından Kremlin çekiniyor.

Örneğin, İran Tacikistan'a birkaç ay önce Rusya'nın jeopolitik nüfuzundan çıkmayı teklif etti. Bunun karşılığında, onun güvenliğine teminat verdiğini söyledi (Bkz. Игорь Мурадян. Новая игра в Евразии // www. lragir.am, 6 Temmuz 2013). Aynı zamanda, Moskova dini köktenciliğin yükselmesi sonucunda ülke genelinde bölücülüğün güçlenmesinden de endişeleniyor. Şimdilik Moskova Tahran'ın bu yöndeki faaliyetini belli sınırlar içinde tutabiliyor. Tahran’ın Kremlin’in S-300 uçaksavar füze sistemini satmayı reddetmesine içerlediğini de belirtelim. Bu nedenle, Güney Kafkasya'da Rusya ile İran arasında belli bir fikir ayrılığı ortaya çıkmıştır.

Moskova'nın Pekin’le jeopolitik iş birliği, esasen, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) çerçevesinde gerçekleşiyor. Burada iki ülke arasında gizli bir nüfuz mücadelesi yaşanıyor. Bu bağlamda Orta Asya ve Güney Kafkasya’da da önderlik iddiaları kendini gösteriyor. Rusya, Çin'in güçlü mali ve ekonomik potansiyelinin onu geleneksel nüfuz alanlarının dışına çıkarma ihtimalini göz önünde bulunduruyor. Tüm bunlar sebebiyle, Kremlin’in Pekin’le Tahran arasındaki güvenlik iş birliğinin gidişatını dikkatle izleyeceğine şüphe yoktur.

Rusya-Çin-İran "Jeopolitik Üçgeni" Gerçek midir?

Uzmanlar bu gidişattan Güney Kafkasya'da yeni bir jeopolitik yapılandırma oluşabileceği sonucunu çıkarıyor. Böyle bir kanaate varmanın bir derecede acele sonuç çıkarmak anlamına geldiği doğrudur. Fakat olayların bu yönde gelişeceğini göz ardı etmek için de bir sebep yoktur. Üstelik Güney Kafkasya'ya diğer büyük devletlerin etkisi gittikçe artıyor. Bu bağlamda birkaç husus üzerinde durmaya ihtiyaç vardır.

Her şeyden önce, Türkiye'de meydana gelen olayların bölgeye etkisi hissediliyor. Ermenistan bu süreçleri şansının artması şeklinde değerlendiriyor. Bunun arka planında Erivan Rusya, Batı ve İran arasında manevra yaparak bazı sorunlarını çözmeye çalışıyor. Örneğin, Ermeni uzmanlar "Ermenistan’ın güvenliğine kim teminat verecek?" sorusunu sık sık soruyorlar (Bkz. Сирануш Папян. Армения должна задавать вопросы – России, США, Европе // www. lragir.am, 6 Temmuz 2013).

Ancak bunlar Ermenistan'ın net bir jeopolitik konuma sahip olduğu anlamına gelmiyor. Ermeni analistler kendileri de "... Erivan’ın dağınık bir jeopolitik tutum sergilediğini" itiraf ediyorlar (Bkz. Сусанна Петросян. Нечеткость геополитических ориентиров Армении // "Вестник Кавказа”,  8 Temmuz 2013). Aslında Erivan bölgeye güçlü etki etmekte olan Rusya, ABD ve Avrupa Birliği'ne kendini pahalıya satmaya çalışıyor. Böylesi bir tavır bizzat Güney Kafkasya'da ciddi jeopolitik riskler oluşturuyor, çünkü büyük devletlerin bölgedeki çıkarlarıyla oynamak her zaman tehlike kaynağıdır.

Bu bağlamda son dönemlerde Rusya-ABD-İran "jeopolitik üçgeni"nde meydana gelen birtakım süreçlere bakalım. Moskova ve Tahran Kazakistan'a bazı eleştirilerde bulunuyor. Afganistan'dan çıkarılan Amerikan askeri donanımının Aktau limanından Güney Kafkasya'ya taşınmasına stratejik anlam yüklüyorlar.

Orta Asya, Kafkasya ve Ortadoğu'da güvenlik konularında uzmanlaşmış araştırmacı-gazeteci Joshua Kuçera, Rusya'nın Kazakistan'a olan güveninin kaybolabileceğini vurguluyor (Bkz. Россия и Иран проведут совместныевоенно-морские ученияна Каспии // "EurasiaNet" 3 Temmuz 2013). Moskova ile Tahran'ın Hazar'da askeri tatbikat yapmaya ilişkin anlaşmaya varmalarının arkasında da işte bu husus yatıyor. Olayların bu şekilde gelişmesi, Güney Kafkasya'da farklı jeopolitik çatışmalara yol açabilir. Bu açıdan Rusya-Çin-İran jeopolitik "üçgeni"nin oluşması mümkündür.

Bunlar ışığında Türkiye'de yaşanan olayların Güney Kafkasya'ya etkisi son derece düşündürücü görünüyor. Somut olarak, bazı çevreler bundan yararlanarak, bölgedeki jeopolitik dengeleri değiştirmek niyetine düşebilirler. Bu eğilim tüm Güney Kafkasya için tehlike kaynağıdır. Çatışmaların çözülmediği ve Ermenistan'ın kendine yeni bir destekçi arayışını yoğunlaştırdığı bir aşamada bunun ciddi riskler meydana çıkarma ihtimali vardır.

Anlaşılan, bu aşamada birçok husus Gürcistan'ın jeopolitik seçimine bağlı olacaktır. Başkent Tiflis Moskova ile ilişkileri geliştirmekte çıkarı olduğunu bir daha vurguladı. Başbakan Bidzina İvanişvili Almanya'nın "Deutsche Welle" ("Alman dalgası") radyosuna verdiği demeçte Rusya ile iş birliğini derinleştirmek istediğini ifade etmiş. Gürcistan bunu başarabilirse, bölgede Rusya'nın konumu daha da güçlenecek. O zaman Ermenistan'ın hangi jeopolitik çizgiyi tercih edeceği belli değildir. Erivan Moskova'dan daha çok teminat alma karşılığında Batı'dan vazgeçebilir. Aslında, şimdiden bazı Ermeni analistler Rusya ile iş birliğinin onlar için daha yararlı olduğunu vurguluyorlar.

Nihayet, Ortadoğu'da meydana gelen olayların Güney Kafkasya'yı da etkileyebileceği göz ardı edilemez. Mesele sadece bunun ne derece ve hangi jeopolitik yapılandırma çerçevesinde meydana geleceğidir. İşte bu açıdan pek çok şey, ABD, Rusya, Türkiye, İran ve Çin'in bölgeye yönelik yürüttüğü mücadelenin niteliğine bağlı olacaktır.

Kemal Adıgözelov

Benzer Makaleler

İlişkili bölümler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...