THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

AGİT Minsk Grubu: arabulucu mu taraf mı?

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası ilişkiler »»Çatışmalar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
6758
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Minsk Grubu 24 Mart 1992 tarihinde Azerbaycan topraklarının Ermenistan tarafından işgal edilmesi sorununun barışçıl yolla çözülmesi amacıyla Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) çerçevesinde kurulmuştur. Minsk Grubu eş başkan ülkelerin temsilcileri bugüne kadar bu amaçla Azerbaycan ve Ermenistan’a birçok ziyaretler etmiş, her iki ülkenin Cumhurbaşkanları ve Dış İşleri Bakanları ile defalarca görüşmüştür. Ama bu ziyaretlerin ve arabuluculuk misyonunun hiçbir sonucu olmamıştır. Minsk Grubu sorunun çözümü ile ilişkin taraflara üç plan sunmuştur:

-“Dağlık Karabağ Çatışmasının Ortadan Kaldırılmasına Dair Kapsamlı Antlaşma”, (Paket çözüm versiyonu, Haziran 1997);

-“Dağlık Karabağ Silahlı Çatışmasının Durdurulmasına İlişkin Antlaşma”, (Aşamalı çözüm versiyonu, Ekim 1997);

-“Dağlık Karabağ Silahlı Çatışmasının Kapsamlı Çözümünün İlkelerine İlişkin”, (Ortak Devlet çözüm versiyonu, Kasım 1998).

Minsk Grubu’nun taraflara sunduğu bu tekliflerden ilk ikisi Ermenistan, üçüncüsü ise Azerbaycan tarafından kabul edilmemiştir. Minsk Grubu’nun eş başkan devletleri olan ABD, Fransa ve Rusya’nın konuya yaklaşımı değerlendirildiği zaman arabuluculuk misyonuna uygun olmayarak Azerbaycan topraklarının Ermenistan’ın işgalinden kurtarılması için uluslararası hukuku ve adaleti temsil etmedikleri açıkça belli oluyor.

Minsk Grubu eş başkan ülkeleri dünyanın en uzak bölgesindeki devletlerden tehdit hissettiğinde, önleyici darbe adıyla askeri müdahile de dahil olmak üzere, olası tüm baskı araçlarından istifade ediyor, lakin, işgal altında kalan Azerbaycan topraklarında yerleşen Ermenistan ordusunun, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün bozulmasının, sözde DKC’nin “bağımsızlığının” tanınması için uluslararası alandaki etkinliğinin, Hankendi’nde açmayı planladıkları hava limanının, işgal altındaki topraklarda uyuşturucu ve silah kaçakçılığının, terör kamplarının Azerbaycan için tehdit oluşturmadığına inandırmaya çalışıyorlar. 

Eş başkan ülkelerin Ermenistan ile ilişkilerini göz önüne alındığında şöyle bir görünüm ortaya çıkıyor:

Rusya’nın Ermenistan’da askeri üssü vardır. Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) Ortak Güvenlik Sözleşmesı Teşkilatı (CSTO) üyesi olan Ermenistan’ı Rusya stratejik ortak olarak adlandırıyor, Ermenistan ekonomisinin temelini oluşturan sanayi tesisleri Rusya’nın denetimindedir. Rusya’da güçlü Ermeni kopuntusu var ve yönetimin çeşitli kademelerinde temsil olunmaktadırlar. Doğal gaz ve benzin ihtiyacının, neredeyse, tümü Rusya tarafından sağlanıyor.

Rusya post-sovyet ülkelerinin hiçbirinde Ermenistan’da olduğu kadar güçlü değildir. Ermenistan Rusya’nın Güney sınırında ön karakoludur. Ermenistan’ın her zaman Rusya’nın siyasi, ekonomik ve askeri desteğine ihtiyacı olmuştur. Bu sacayağın biri olmadığı taktirde Ermenistan’ın ekonomik ve siyasi varlığı bile tehlike altına düşebilir.

Uluslararası ilişkiler sisteminde devletlerin bir-birileri ile karşılıklı bağımlılık (asılılık) teorisi vardır. Bu teoriye esasen, devletlerin bir-biri ile karşılıklı bağımlılığında denge bozulursa biri dikte eden, diğeri dikteyi kabul eden taraf oluyor. Ermenistan-Rusya arasındaki ilişkileri de bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Ermenistan’ın Rusya karşısında ekonomik, siyasi ve güvenlik alanlarında manevra etme olanağı ve alanı yoktur. Rusya Güney Kafkasya’daki etkisini devam ettirmek için Ermenistan’a destek veriyor.

ABD Minsk Grubu’nda eş başkan ülke olsa da, konuya uluslararası hukuk çerçevesinde yaklaşmıyor. ABD “Bağımsızlığın desteklenmesi yasasına” Amerika devletinin Azerbaycan’a yardım etmesini engelleyen 907 Sayılı değişikliği kabul ediyor, sözde DKC rejimine her sene mali yardım ayırıyor, ülkesinde bu rejimin temsilciliklerinin açılmasına onay veriyor, gayri-resmi de olsa sözde rejim yetkililerinin ülkeye gelmelerine göz yumuyor. ABD’deki Ermeni kopuntusunun temsilcileri ABD hükümetinin Ermenistan ve sözde DKC rejimine yönelik siyasetini olumlu yönde oluşturmaya çalışıyor. ABD Ermenistan’ı Rusya karşısında destekliyor. ABD eyaletleri sözde ermeni soykırımını tanıyan yasalar kabul ediyor.

Son yirmi senede Ermenistan İsrail’den sonra ABD’den kişi başına en fazla mali yardım alan ülkedir. ABD bölge ve diğer devletlerden İran ile ekonomik, siyasi ilişkilerini kesmeği talep ederken, Ermenistan ve İran resmileri sık-sık karşılıklı ziyaretler ediyor, ekonomik, siyasi, ticari ve enerji alanında ilişkileri geliştiriyor. ABD, teröre destek veren devletlere karşı uyguladığı ekonomik ve siyasi yaptırımların hiç birisini Ermenistan’a uygulamıyor. Sözde DKC örneğinde bölücülüğü ve etnik milliyetçiliği destekliyor.

Ermenistan’ın Metsamor nükleer elektrik santralının bölgenin ekosistemini ciddi şekilde tehdit etmesine rağmen kapanması için baskı yapmıyor. Türkiye ile ilişkilerinde Ermenistan’dan baskı aracı gibi istifade ediyor, Usama bin Ladin’i Pakistan’da öldürmeği başarsa da, ASALA üyeleri ermeni teröristlerinin ülkesinde yaşamasına izin veriyor.

Fransa Ermenistan’ı uluslararası alanda destekliyor, ABD gibi ondan Türkiye’ye karşı baskı aracı olarak faydalanıyor, sözde ermeni soykırımını tanıyan ve inkar edilmesini suç sayan yasa kabul ediyor, Fransa’daki Ermenileri Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı örgütlüyor, 1980’li yıllarda Türk diplomatlarına karşı terör olayları gerçekleştiren terörist-suçluları serbest bırakmaktan çekinmiyor, Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy’nin ifade ettiği gibi Ermenistan’ı “bacısı” olarak görüyor ve kahrını çekiyor.

Minsk Grubu’na eş başkan ülkeler böyle bir görünüm karşısında enerji, güvenlik ve diğer alanlarda Ermenistan ile işbirliği olanakları kıyaslanamayacak kadar önemli olan Azerbaycan’ın tüm bu gerçekleri görmediğini ve yahut anlamadığını zannederek, haklı taleplerini görmezden geliyor.

Ancak eş başkan ülkelerin bunun için “Amerika’yı yeniden keşfetmelerine” ihtiyaç yoktur. Sadece uluslararası hukuk belgelerinin, Birleşmiş Milletler Şartının, altında imzaları olan BM Güvenlik Konseyi’nin Azerbaycan topraklarının Ermenistan işgalinden kurtarılması yönünde kabul ettikleri kararların uygulanması için Ermenistan’a baskı yapmaları yeterlidir.

Dr.Hatem Cabbarlı,

Avrasya Güvenlik ve Strateji Araştırmalar Merkezi’nin Başkanı

Benzer Makaleler

İlişkili bölümler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...