THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Eduard Nalbandyan'ın Nalbantlık Arzusu

Eduard Nalbandyan'ın Nalbantlık Arzusu
04 Aralık 2017

Ermenistan Dışişleri Bakanının soyadı Türkçedir-Nalbandyan, yanı nalbant. Burada şaşıracak hiçbir şey yoktur. Ermenistan'ın ikinci Devlet Başkanı Robert'in de soyadı Türkçedir-Koçaryan. Genellikle, Ermenilerin bir çoğunun adı veya esasen soyadı Türkçedir. Örneğin, Allahverdiyan, Pamukçuyan, Ekmekçiyan ve.s.

Bölücülüğe Karşı Mücadelede Türkmen örneği

Bölücülüğe Karşı Mücadelede Türkmen örneği
30 Kasım 2017

Küreselleşme sürecinin toplumun her katmanına derinden nüfuz ettiği çağdaş dönemin en büyük tehditlerden biri bölücülüktür. Ne kadar paradoksal olsa dahi, sadece ekonomik, siyasi veya kültürel ortaklığa değil, hatta ortak değerlerin oluşturulmasına yönelik küreselleşme bölücülüğün genişlemesine engel olamadı. Yeni binyılda insanlığın en büyük baş ağrısı haline gelen bölücülüğün gerçek nedenleri nelerdir? Neden farklı bölgelerde ve farklı toplumlarda bölücülüğe farklı yaklaşılıyor?

Ermenistan Basınında Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu İsteriği

Ermenistan Basınında Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu İsteriği
15 Kasım 2017

30 Ekim 2017 yılında Asya ve Avrupa'yı birleştiren 'çelik ipek yolu' Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının açılışı yapıldı. Açılış töreninde Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gürcistan Başbakanı Georgiy Kivirikaşvili, Kazakistan Başbakanı Bakıtjan Sagintayev ve Özbekistan Başbakanı Abdulla Aripov katılmıştır. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının inşa edilmesi için Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan 7 Şubat 2007 yılında antlaşma imzalamışlardı. 826 kilometre uzunluüunda, yılda yaklaşık olarak 1.5 mılyon yolcu ve 6.5 milyon ton yük taşıma kapasitesine sahip olan hattın, Asya ve Avrupa arasında taşımacılık koridoru olarak özel önemi vardır.

Cenevre görüşü: Ermenistan'ın ikilemi ve iki yüzlülüğü

Cenevre görüşü: Ermenistan'ın ikilemi ve iki yüzlülüğü
02 Kasım 2017

1988 yılında başlayan Dağlık Karabağ problemi 1991 yılı sonları, 1992 yılı başlarında askeri çatışma dönemine geçti ve 1994 yılına kadar Ermenistan Azerbaycan topraklarının %20'ni işgal etti; sonuçta bir milyona yakın Azerbaycan vatandaşı topraklarını terk etmeye mecbur oldu. Ermenıstan'ı yönetenler ve Ermeni halkı Dağlık Karabağ Savaşı'nda elde ettikleri geçici üstünlüğün rehavetine kapılarak savaşta zafer elde ettiklerini zannetmektedirler. Ama savaş daha bitmemiştir, sadece muharebe durdurulmuştur. Oldukça kırılgan olan ve net bir tarihi olmayan ateşkes antlaşması çerçevesinde Azerbaycan ateşkes rejimini korumaya çalışmaktadır.

Azerbaycan`a Çamur Atanlar: Devlet Başkanın Kararlılığından Korkuyorlar

Azerbaycan`a Çamur Atanlar: Devlet Başkanın Kararlılığından Korkuyorlar
11 Eylül 2017

Yine tekrarlanıyor. Batı'nın bazı medya kuruluşları ve parmakarası örgütleri bir sonraki anti-Azerbaycan kampanyasına start verdiler.Cumhurbaşkanı ve ailesini esas hedef olarak seçmişlerdir. Farklı hayali rakamlardan bahsediyorlar. Bazı gizli ödemelerden konuşuyorlar. Bu zaman öyle davranıyorlar ki, sanki "tutarlı olgulara" dayanıyorlar. Aslında eski şarkının yeni kıtalarını okuyorlar. Her defa Azerbaycan uluslararası alem için önemli adımlar attıkta, hemen onu kıskananlar çeşitli uydurmalara başvuruyor. Ve bunu Ermeni marionetlerinin verimsizliği ve hareketsizliği üzerine yapıyorlar. Çünkü son birkaç aydır Azerbaycan uluslararası alanda çok aktif olmuştur, ancak Ermenistan görülmemiştir. Erivan, şikayetçi olmadan ve yardım için yalvarmadan başka herhangi bir adım atamadı. Fakat böyle şeyler Azerbaycan'ı yolundan dönderemiyor. Reformlar ve kalkınma her alanda devam edecektir. Çünkü insanlar liderleriyle özdeşleşmişler. Azerbaycan toplumu bağımsız devletin değerinin farkındadır. Çünkü zengin bir tarihi deneyime sahiptir!

Ermenistan'daki Durum: İçeride kriz, Dış Politikada İflas

Ermenistan'daki Durum: İçeride kriz, Dış Politikada İflas
04 Ağustos 2017

Son zamanlarda, Ermeni medyası tuhaf mantıkla Erivan'ın izlediği politikayı açıklamaya çalışıyor. Azerbaycan ile ilgili konuları kabartmaya çalışılıyor. Bir taraftan, Bir taraftan onlar Azerbaycan Ordusu tarafından yapılan güçlü saldırılar konusunda yanlış bilgi yayıyor diğer yandan ise Kremlin'i Bakü'ye yeni silah satmakta suçlamaya çalışıyorlar. Her iki yönde de gerçek argüman sunamayan Ermenistan geleneklerine uyğun olarak yalan ve iftiraya başvuruyorlar. Aydın görünüyor ki, Azerbaycan Ordusu Ermenistan silahlı kuvvetlerinden defalarca güçlüdür. Ermenilerin her kışkırtıcı eylemine şiddetle cevap verilmektedir. Aynı zamanda Azerbaycan da savunma kapasitesini sürekli arttırıyor. Özellikle, Rusya'dan modern silahlar almaya devam ediyor. İki ülkenin siyasi liderleri de düzenli olarak iletişim kuruyorlar. Bölgesel ve küresel önemi olan jeopolitik konuları tartışıyorlar, müşterek çözümler arıyorlar. Bunlara Erivan çok kıskanç tepki vermektedir. Ancak gerçeği gizlemek imkansız – Ermenistan'daki sosyal, politik, ekonomik ve ahlaki moral kriz daha da derinleşiyor.

Ermenistan Dış Politikasının Psikolojisi

Ermenistan Dış Politikasının Psikolojisi
25 Temmuz 2017

Dış politikanın şekillenmesinde milletlerin psikolojisi de önemli rol oynuyor. Devletlerin gerek ekonomik, gerekse siyasi ve güvenlik politikası değerlendirilirken psikolojik faktör dikkate alınmalıdır. Dış politika insanlar tarafından şekillendirildiği için ister istemez onların psikolojisi, ruh hali, mantığı, bakış açısı bu veya diğer şekilde dış politikada kendi yerini alır ve kendini gösterir. Ermenistan dış politikası on yıldır, Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve ekibi tarafından şekillendiriliyor. Bazen takımını değişse de dış politikasının omurgasını Sarkisyan`ın bakışları oluşturmaktadır.

"Türk Akımı": Avrupa'nın Enerji Güvenliği ve Jeopolitik Çıkarlar Bağlamında

"Türk Akımı": Avrupa'nın Enerji Güvenliği ve Jeopolitik Çıkarlar Bağlamında
10 Temmuz 2017

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Haziran ayının sonlarında "Türk akımı" projesinin gerçekleşmesinin bir sonraki aşamasının startını verdi. O, Anapa`da gemide düğmeye basarak "ileri" dedi. Bu, "Türk akımı" projesinin denizin dibi ile çekiminin başlaması demektir. Uzmanlar kabul ediyorlar ki, bu süreç başarıyla tamamlanacaktır. Çünkü şimdi teknoloji o kadar gelişti ki, bu gibi işleri hızla görmek zor değil. Üstelik, bu boru hattı çevresel olarak tam zararsızdır. Rusya boru hattını Türkiye kıyılarına kadar çekecek. Sonrasını Türk tarafı hayata geçirmelidir. Uzmanların görüşüne göre, bu olayın jeopolitik önemi az değildir. Yani o, sadece enerji meselesi ile sınırlı değildir. Bir yandan, Ortadoğu'daki jeopolitik dinamiğe, diğer taraftan ise Avrupa'nın enerji ile teminatına ciddi etkisi olabilen faktördür. Burada Amerika'nın olası tepkisini ve cevap adımlarını da dikkate almak gerekir. Tüm bunlar "Türk akımı" projesinin Batı'nın enerji güvenliğinin temininde önemli rol oynaya bilmesinin yanında, belirli jeopolitik riskleri de meydana çıkardığını gösteriyor.

Katar Krizi: Ortadoğu'yu Bölme Planının Bir Parçası

Katar Krizi: Ortadoğu'yu Bölme Planının Bir Parçası
06 Temmuz 2017

"Arap baharı" denilen belirsizlik ve risklerle dolu bir sürecin Müslüman ülkelerine getirdiği trajediler devam ediyor. Irak, Suriye, Libya ve Mısır'dan sonra Katar`ı ortaya atmışlardır. Fakat bu sonuncu ile ilgili farklı senaryoların kurulduğu hissediliyor. Öyle ki, Katar`a karşı birkaç Arap ülkesini koyuyorlar. Hem de bunu başka Müslüman devletleri olan İran ve Türkiye'ye karşı yöneltmek şartıyla ediyorlar. Doha`dan talep ediyorlar ki, İran'la ilişkileri genellikle kessin ve Türkiye ile güvenlik alanında işbirliği yapmasın. Yeteri kadar önyargılı, anti-Müslüman mahiyette ve bozguncu taleplerdir. Çünkü Müslüman devletinden talep ediyorlar ki, başka Müslüman ülkelerine düşman kesilsin ve nicatı Hıristiyan ülkelerinde bulsun. Ne yazık ki, buna destek veren dört Müslüman-Arap ülkesi de vardır. Bu gibi süreçlerin ötesinde jeopolitik gelişmelerin hangi yönde değişebileceği çok düşündürücüdür.

Multikültürel Değerlerin Oluşmasında "Öteki" Kavramı

Multikültürel Değerlerin Oluşmasında "Öteki" Kavramı
03 Temmuz 2017

Günümüzün en önemli zorluklarından biri hiç kuşkusuz ki, küreselleşme ve bu süreçlerin etkisiyle uluslararası ve ülke içinde toplum genelinde yaşanan dönüşümlerdir. Küreselleşme öncelikle evrensel değerler, multikültürel ortam, farklılıklara hoşgörülü yaklaşım, süreç ve olayların astronomik hızı ile nitelendiriliyor. Bu açıdan küresel düzlemde yeni dünya düzeninde de belirttiğimiz hususların yer bulamaması mümkün değildir. Liberal dünya düzeni taraftarları tüm dünyada evrensel değerlerin, hem de sadece Batı'nın kabul ettiği tek evrensel değerlerin toplumun ve uluslararası ilişkiler sisteminin temelinde durmalı olduğunu savunuyor. Aslında sadece Batı'nın kabul ettiği değerlerin evrensel adlandırılmasının kendi içinde evrensel nitelik taşıyabilmesi ve tüm dünyaya ait edilmesi doğru bir yaklaşım değildir.

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...