THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Azerbaycan`a Çamur Atanlar: Devlet Başkanın Kararlılığından Korkuyorlar

Azerbaycan`a Çamur Atanlar: Devlet Başkanın Kararlılığından Korkuyorlar
11 Eylül 2017

Yine tekrarlanıyor. Batı'nın bazı medya kuruluşları ve parmakarası örgütleri bir sonraki anti-Azerbaycan kampanyasına start verdiler.Cumhurbaşkanı ve ailesini esas hedef olarak seçmişlerdir. Farklı hayali rakamlardan bahsediyorlar. Bazı gizli ödemelerden konuşuyorlar. Bu zaman öyle davranıyorlar ki, sanki "tutarlı olgulara" dayanıyorlar. Aslında eski şarkının yeni kıtalarını okuyorlar. Her defa Azerbaycan uluslararası alem için önemli adımlar attıkta, hemen onu kıskananlar çeşitli uydurmalara başvuruyor. Ve bunu Ermeni marionetlerinin verimsizliği ve hareketsizliği üzerine yapıyorlar. Çünkü son birkaç aydır Azerbaycan uluslararası alanda çok aktif olmuştur, ancak Ermenistan görülmemiştir. Erivan, şikayetçi olmadan ve yardım için yalvarmadan başka herhangi bir adım atamadı. Fakat böyle şeyler Azerbaycan'ı yolundan dönderemiyor. Reformlar ve kalkınma her alanda devam edecektir. Çünkü insanlar liderleriyle özdeşleşmişler. Azerbaycan toplumu bağımsız devletin değerinin farkındadır. Çünkü zengin bir tarihi deneyime sahiptir!

"Türk Akımı": Avrupa'nın Enerji Güvenliği ve Jeopolitik Çıkarlar Bağlamında

"Türk Akımı": Avrupa'nın Enerji Güvenliği ve Jeopolitik Çıkarlar Bağlamında
10 Temmuz 2017

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Haziran ayının sonlarında "Türk akımı" projesinin gerçekleşmesinin bir sonraki aşamasının startını verdi. O, Anapa`da gemide düğmeye basarak "ileri" dedi. Bu, "Türk akımı" projesinin denizin dibi ile çekiminin başlaması demektir. Uzmanlar kabul ediyorlar ki, bu süreç başarıyla tamamlanacaktır. Çünkü şimdi teknoloji o kadar gelişti ki, bu gibi işleri hızla görmek zor değil. Üstelik, bu boru hattı çevresel olarak tam zararsızdır. Rusya boru hattını Türkiye kıyılarına kadar çekecek. Sonrasını Türk tarafı hayata geçirmelidir. Uzmanların görüşüne göre, bu olayın jeopolitik önemi az değildir. Yani o, sadece enerji meselesi ile sınırlı değildir. Bir yandan, Ortadoğu'daki jeopolitik dinamiğe, diğer taraftan ise Avrupa'nın enerji ile teminatına ciddi etkisi olabilen faktördür. Burada Amerika'nın olası tepkisini ve cevap adımlarını da dikkate almak gerekir. Tüm bunlar "Türk akımı" projesinin Batı'nın enerji güvenliğinin temininde önemli rol oynaya bilmesinin yanında, belirli jeopolitik riskleri de meydana çıkardığını gösteriyor.

Katar Krizi: Ortadoğu'yu Bölme Planının Bir Parçası

Katar Krizi: Ortadoğu'yu Bölme Planının Bir Parçası
06 Temmuz 2017

"Arap baharı" denilen belirsizlik ve risklerle dolu bir sürecin Müslüman ülkelerine getirdiği trajediler devam ediyor. Irak, Suriye, Libya ve Mısır'dan sonra Katar`ı ortaya atmışlardır. Fakat bu sonuncu ile ilgili farklı senaryoların kurulduğu hissediliyor. Öyle ki, Katar`a karşı birkaç Arap ülkesini koyuyorlar. Hem de bunu başka Müslüman devletleri olan İran ve Türkiye'ye karşı yöneltmek şartıyla ediyorlar. Doha`dan talep ediyorlar ki, İran'la ilişkileri genellikle kessin ve Türkiye ile güvenlik alanında işbirliği yapmasın. Yeteri kadar önyargılı, anti-Müslüman mahiyette ve bozguncu taleplerdir. Çünkü Müslüman devletinden talep ediyorlar ki, başka Müslüman ülkelerine düşman kesilsin ve nicatı Hıristiyan ülkelerinde bulsun. Ne yazık ki, buna destek veren dört Müslüman-Arap ülkesi de vardır. Bu gibi süreçlerin ötesinde jeopolitik gelişmelerin hangi yönde değişebileceği çok düşündürücüdür.

Multikültürel Değerlerin Oluşmasında "Öteki" Kavramı

Multikültürel Değerlerin Oluşmasında "Öteki" Kavramı
03 Temmuz 2017

Günümüzün en önemli zorluklarından biri hiç kuşkusuz ki, küreselleşme ve bu süreçlerin etkisiyle uluslararası ve ülke içinde toplum genelinde yaşanan dönüşümlerdir. Küreselleşme öncelikle evrensel değerler, multikültürel ortam, farklılıklara hoşgörülü yaklaşım, süreç ve olayların astronomik hızı ile nitelendiriliyor. Bu açıdan küresel düzlemde yeni dünya düzeninde de belirttiğimiz hususların yer bulamaması mümkün değildir. Liberal dünya düzeni taraftarları tüm dünyada evrensel değerlerin, hem de sadece Batı'nın kabul ettiği tek evrensel değerlerin toplumun ve uluslararası ilişkiler sisteminin temelinde durmalı olduğunu savunuyor. Aslında sadece Batı'nın kabul ettiği değerlerin evrensel adlandırılmasının kendi içinde evrensel nitelik taşıyabilmesi ve tüm dünyaya ait edilmesi doğru bir yaklaşım değildir.

Ortadoğu'da Değişim: Bölünme Politikasının Yeni Belirtileri

Ortadoğu'da Değişim: Bölünme Politikasının Yeni Belirtileri
30 Haziran 2017

Suriye etrafında jeopolitik durumun daha da gerginleşmesi uzmanları endişelendiriyor. Aslında ülkenin bölünmesi sürecine başladılar. Çeşitli bölgelerde birkaç büyük devlet kendi askeri güçlerini yerleştirmektedir. ABD, Rusya, Türkiye ve İran hangi mekanlarda askeri kuvvetlerini yerleştireceklerini tartışıyorlar. Bunlardan başka bazı Arap devletleri de kendi "paylarını" almakta israrlıdırlar. Katar krizinin arkasında duran hususlardan birinin bundan ibaret olduğunu yazıyorlar. Tüm bu olaylar, Ortadoğu'da riskleri ve tehditleri artırıyor. Aynı zamanda, bu dalganın Kafkasya ve Orta Asya'ya yayılması ihtimalini çoğaltıyor. Özetle böyle bir eğilimin geniş jeopolitik mekanda hangi sonuçlar verebileceği üzerinde düşünmeye değer.

"Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye" – Başarılı Üçlü İşbirliğinin 25 Yılı

"Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye" – Başarılı Üçlü İşbirliğinin 25 Yılı
08 Haziran 2017

Üçüncü bin yılda Azerbaycan'ın dış politikasına yeni işbirliği biçimi eklenmiştir. Bağımsızlığın ilk yıllarından itibaren cumhuriyetimizin uluslararası ilişkiler sisteminde ikili ve çok taraflı formatta işbirliği öncelik olmuştur. Yeni aşamada ise Azerbaycan dış politikasına üçlü bölgesel işbirliği formatı eklemiştir. Azerbaycan bölgesel düzlemde birkaç üçlü formatın girişimcisi veya katılmıştır. Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye, Azerbaycan-İran-Türkiye, Azerbaycan-Türkiye-Türkmenistan ve Azerbaycan-Rusya-İran formatları bölgesel meselelerin müzakeresi, işbirliği ilişkilerinin daha da derinlemesine geliştirilmesi, ortak projelerin hayata geçirilmesi açısından önemli teşebbüslerdir. Bu yeni trend aynı zamanda Azerbaycan'ın saldırgan Ermenistan hariç tüm komşularıyla karşılıklı faydalı ilişkilere verdiği önemi gösteriyor.

Ankara'nın Amacı: Referandumdan Sonraki Politikanın Jeopolitik Yönleri

Ankara'nın Amacı: Referandumdan Sonraki Politikanın Jeopolitik Yönleri
06 Haziran 2017

Türkiye'de Anayasa değişikliklerine ilişkin referandum sonuçları fonunda analistler jeopolitik dinamiğin değişimine bağlı analizler yapmakta ve tahminler vermektedirler. Bazı uzman düşünüyorlar ki, Ankara genel olarak dünya siyasetinde daha aktif yer tutmaya doğru gidiyor. Bu anlamda oylamanın sonucu olumlu değerlendirilmelidir. Başka kısım uzmanlar ise Türkiye'ye karşı Batı ile Rusya'nın ortak hareket etmesi için zamanın geldiğini belirtiyorlar. Bunların yanında, modern karmaşık jeopolitik aşamada sonuçlar çıkarırken bir kadar dikkatli olmayı tercih eden analistler de vardır. Her durumda, Türkiye'nin küresel jeosiyasette oynadığı yeni rolü açık görünüyor. Bunun fonunda bölgesel ve küresel ölçekte Ankara'nın etkinliği artabilir mi?

Yevseyev`in "Keşifleri", Veya Yasadışı Kurumları Nasıl Geliştiriyorlar?

Yevseyev`in "Keşifleri", Veya Yasadışı Kurumları Nasıl Geliştiriyorlar?
01 Haziran 2017

Bugünlerde Erivan'da eski Sovyet mekanında kurulan yasadışı rejimlerin kurumlarının geliştirilmesi ile bağlı etkinlik düzenlenmiş. Ne yazık ki, bu etkinliğe BDT ülkeleri Enstitüsü Başkan Yardımcısı Vladimir Yevseyev de katıldı. Yani eski Sovyet mekanında yasal entegrasyonu sağlamalı olan bir örgütün adını taşıyan enstitünün memurları, yasadışı, bölücü rejimleri geliştirmekle ilgili tartışmalara katıldı. Bu şahıs hatta ileri giderek Ermenistan-Azerbaycan, Dağlık Karabağ sorununun çözümü ile ilgili "objektif, adil ve dahiyane" tezler ileri sürdü. Örneğin, "Stepanakert görüşmelere katılmalıdır" veya "Toprak tevizinden konuşmak olmaz" vb. Tabii ki, bunların gerçek siyasi süreçlere etkisi minimumdur, ancak önemli olan sorunu çözmek için oluşturulan uluslararası kuruma eşbaşkan olan ülkelerden birinin temsilcisinin ne dediği ile bağlıdır. Tecrübe gösteriyor ki, eşbaşkan devleti temsil edenler sürekli böyle "hatalar yapıyorlar". Süreçlerin bu tür gelişimi bölgeyi nereye götürebilir?

Erdoğan-Trump Görüşü: Sorulara Cevap Bulunamadı

Erdoğan-Trump Görüşü: Sorulara Cevap Bulunamadı
31 Mayıs 2017

Amerika'nın yeni yönetiminin tamamen farklı siyaset yürüteceği önceden tahmin ediliyor. Başkan Donald Trump`ın bazı devletlerin başkanları ile konuşmaları, belirli uluslararası meselelerle ilgili verdiği beyanatlar, ülke genelinde atmak istediği adımlar bu tür tahminlerin esaslı olduğunu ortaya koyuyordu. Bu süreçlerinlerin fonunda Amerika Devlet Başkanının Rusya Dışişleri Bakanından sonra Türkiye Cumhurbaşkanı ile yapacağı müzakerelerin içeriği büyük ilgi doğuruyordu. Washington'a Çin'den giden Recep Tayyip Erdoğan D.Trump`la görüşmeden üzüntülü kalmasa da, razı da görünmedi. Taraflar açık, somut konuşmuşlar. Türkiye Cumhurbaşkanı Trump`ın yeterince somut görüş bildiren, onu açık diyen bir siyasetçi olmasını ayrıca kaydetti. Ancak ilkesel tutum gösterisine gelince, örneğin, uzmanlar böyle bir hususa dikkat çektiler ki, tercüman Erdoğan'ın "terör örgütü YPG" kelimesini sadece "YPG" gibi ingilizceye çevirmiş. Bu demektir ki, Washington'la Ankara arasında Suriye'deki gruplarla ilgili görüş ayrılığı kalmaktadır. Küresel jeopolitik meselelerde de tarafların görüşlerinde farklılıklar vardır. İlk olarak Ortadoğu ile ilgili aralarındaki çelişkilerin keskinleşmesi gözlenilendir. Tüm bu gibi hususlar iki Başkanın yaptığı görüşmelerin analizini önemli kılıyor.

Riyad Zirvesi: Gerçek Tehlikeler, Vaatler ve Çıkış Yolu

Riyad Zirvesi: Gerçek Tehlikeler, Vaatler ve Çıkış Yolu
30 Mayıs 2017

Suudi Arabistan'ın başkentinde Arap-İslam-Amerika zirvesi yapıldı. Etkinliğe dünyanın çeşitli ülkelerinin liderleri katıldı. Zirvede uluslararası terörle mücadele temel müzakere konusu oldu. Amerikan Başkanı Donald Trump konuşması sırasında bazı tezler ileri sürdü. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Novruz Mammadov bununla ilgili kendi röportajında kaydetti ki, aslında, ABD yönetiminin bütünüyle dış politikaya korrekteler etmesi söz konusudur. Aynı şekilde Donald Trump artık Amerika'nın diğer devletlere kendi yaşam tarzını yansıtmayacağını ve onlara yardım edeceğini açıkladı. Bu, tabii ki, ilginçtir, aynı zamanda, dikkate almak gerekir ki, onları gerçekleştirmek için güçlü siyasi irade gerekiyor. Çünkü şimdiye kadar büyük devletler terörle mücadelede çifte standartlara üstünlük verdiler. Önemlidir ki, zirveye Azerbaycan Cumhurbaşkanı da katıldı. Somut olarak, uygarlıklar, dinler ve kültürler arasında işbirliğinin somut modellerini Azerbaycan'ın Devlet Başkanı birkaç yıldır ileri sürüyor. Bunların dikkate alınması genellikle dünya için ciddi faydalar verebilirdi.

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Why is John McCain Hiding Who is Funding Him? Is it Soros Again?
06 Eylül 2017 Stonecoldtruth.com

Why is John McCain Hiding Who is Funding Him? Is it Soros Again?

He's on the hook of some of the most unsavory people in politics

Daha...
An 'unfrozen' conflict in Nagorno-Karabakh
26 Ağustos 2016 The Washington Times

An 'unfrozen' conflict in Nagorno-Karabakh

Without clarity by the West, another war in the Caucasus is inevitable

Daha...

Dünya Kentleri