THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Avrupa Birliği'nin iki mühim kararı: egemenlik ve sınırların dokunulmazlığının önemi

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası ilişkiler »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
4560
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 3 Mayıs 2019 – Newtimes.az

Avrupa Parlamentosu, son toplantılarının birinde tarihi iki karar aldı. Söz konusu kararlarda Avrupa Parlamentosu için oluşan tehlikelere vurgu yapıldı, bu yönde mücadelenin prensipleri ifade edildi. Brüksel'in sorunu gayet ciddiye aldığı anlaşılıyor. Çünkü oluşabilecek tehlikeler iki belgede de detaylı şekilde analiz ediliyor. Bu sorunların genel niteliği ve yıkıcı rolü net biçimde gösteriliyor. Bu hususlar bazında Avrupa Birliği'nin bilgi mücadelesini başlıca tehdit olarak gördüğü anlaşılmaktadır. Bu noktada askeri hususlara da yer veriliyor. Gerek AB üyesi devletler, gerekse de bağımsızlığını yeni kazanan ülkeler için ortak tehlike meydana gelmektedir. Bu durum devletlerin egemenliğini ve sınırların dokunulmazlığını ciddi şekilde risk altında tutuyor. Bütün bu tehditlere karşı önlem alınması için Brüksel, somut faaliyet prensiplerini belirlemiştir ve bu yönde adımlar atmakta kararlı görünüyor. Bu bağlamda AB-Azerbaycan ilişkilerini jeopolitik açıdan ele almağa karar verdik.

Bakü-Brüksel hattı: stratejik ortaklığa doğru

Azerbaycan-AB ilişkilerine zarar vermeğe çalışan güçlerin olduğu herkesçe bilinmektedir. Bu güçler fırsat bulduklarında aktifleşiyor ve taraflar arasında birtakım sorunlar çıkartmağa çalışıyorlar. Maalesef bu güçlerin sırasında AB'nin çeşitli kurumları da vardır. Örneğin, Avrupa Konseyi'nde de bu tür olaylara rastlanıyor. Fakat Azerbaycan'ın aktif ve güçlü diplomatik becerisi sayesinde gerçek durumun biraz farklı olduğu görülüyor. Açık söylersek AB, Azerbaycan'ın Güney Kafkasya'da lider devlet olduğunu ve bölgede güvenliğin sağlanmasında kilit rol oynadığını açık şekilde anlamağa başlamıştır.

Bu sıraya Avrupa Parlamentosu'nun açılış oturumunda salt çoğunlukla alınan söz konusu iki karar – ''Avrupa Birliği üyesi ülkelere, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi'ne Avrupa karşıtı propagandalara yönelik stratejik önlemler'' konusunda ve ''Avrupa Komisyonu'na ve Avrupa Birliği'nin dış ilişkilerden sorumlu temsilcilerinin faaliyetiyle ilgili AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi'ne tafsiyeler'' adlandırılan kararlar da eklenmiştir.

Söz konusu belgeler AB'nin güvenlik, dış politika, propaganda, bilgi savaşı ve çeşitli alanlarda halletmesi gereken görevlerini netleştiriyor. Kapsamlı bir şekilde hazırlanan kararlar AB'nin güncel konular olarak gördüğü meseleleri kapsıyor. Bu konulara genel olarak baktığımızda Avrupa için bilgi savaşları, stratejik iletişim araçlarının geliştirilmesi ve dışarıdan olası siber saldırılara karşılık verilmesi konularının büyük oranda önem arz etmeğe başladığını söyleyebiliriz. Bu istikametlerin her biri doğrultusunda AB'nin yerine getirmesi gereken görevler açık ve net ifade edilmiştir.

Brüksel'in Rusya, İran, Kuzey Kore ve terör örgütlerinin tehditlerini ciddiye aldığı görülüyor. Özellikle söz konusu belgelerde Rusya'nın siber saldırıları, AB'deki seçimlere mudahaleye vurgu yapan bilgi savaşlarının yürütülmesi ve AB ile Doğu Ortaklığı Programı, Yeni Komşuluk Politikası Projesi çerçevesinde iş birliği yapan ülkelere karşı oluşabilecek tehditlerle mücadeleye büyük önem verilmektedir.

AB, ''Üçüncü ülkeler dezenformasyonu'' tabiriyle kendisine ve ortaklarına yönelik yıkıcı faaliyetlerin varoluşunu onaylamış oluyor. Bunun sonucunda devlet ve toprak bütünlüğünün sağlanması açısından ciddi sorunlar meydana gelebilir. Bu nedenle Avrupa Parlamentosu, şimdi yayılan ve gelecekte oluşabilecek tehlikelerin ''Doğu Ortaklığı'' ülkelerinin bağımsızlığına ve egemenliğine zarar vermek amacına hizmet ettğini ve söz konusu ülkelerin uluslararası kamuoyu tarafından tanınan sınırlarının tehdit edilmesine yöneldiğini ifade ediyor.

Böylece AB, tarihinde çok önemli bir karara imza atmış oluyor. Brüksel, gerçek anlamda kendisine yönelik tehditlerin merkezinde siber saldırıların ve hibrit-bilgi savaşlarının olduğunu kabulleniyor. Bu tehlikeler ise doğrudan stratejik iletişim araçlarının faaliyetiyle ilgilidir. Stratejik iletişim araçları dediğimizde gelişmiş ülkelerin kullandıkları modern bilgi-iletişim teknolojileri kastediliyor. Somut olarak Avrupa Birliği, askeri-bilgi ve iletişim teknolojilerini AB ülkelerinin egemenliği aleyhine kullanan ülkelerin olduğuna vurgu yapmış oluyor. Bu tehlikeler çeşitli biçimlerde boy gösteriyor. AB, bu tehditlerin önlenmesi amacıyla dış politika alanında küresel stratejiyi devreye sokmağa çalışıyor. Söz konusu stratejiye göre AB, ''üye ve üyeliği bulunmayan ülkelerin hepsinin egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve sınırlarının dokunulmazlığını Avrupa'nın güvenliğinin kilit özelliği olarak belirliyor.''

Sınırların dokunulmazlığı: başlıca prensiplerden birisi

Söz konusu kararlar AB'nin, üye devletlerin yanı sıra kendisiyle iş birliği yapan ülkelerin de toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin sağlanmasına çalışdığının göstergesidir. Bu hususlar AB'nin, Azerbaycan'a yaklaşımı ile ilgili birtakım sonuçlara varabilmemize olanak tanıyor. Kararlardan da anlaşıldığı üzere, birtakım güçlerin Azerbaycan aleyhine çirkin kampanya yürütmelerine rağmen Avrupa Birliği, gerçekliği görmeğe başlamıştır. Brüksel, Güney Kafkasya'nın lider devleti konumundaki Azerbaycan ile iş birliğinin gerekliliğini idrak ederek Bakü ile ilişkilere hassasiyet göstermektedir. Bunun temel prensiplerinden birisi ise Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün tanınmasından ve sınırların dokunulmazlığının kabul edilmesinden oluşuyor.

Kaydetmek gerekir ki Ermenistan siyaset camiası ve marjinal basın kuruluşları güya AB'nin, Ukrayna ve Gürcistan'ın toprak bütünlüğünün sağlanması gerektiğini belirttiği, Azerbaycan'la ilgili ise bir şey ifade etmediği izleniminin oluşturulması çabası içindedirler. Fakat AB'nin malum kararları söz konusu tezin tamamen asılsız olduğunu ortaya koymaktadır. AB, bütün bağımsız devletler gibi Azerbaycan'ın da egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tamamen kabul ediyor. Ayrıca AB, bağımsız devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne oluşan tehditlerin önlenmesine de özen gösterdiğini onaylıyor.

Bu husus Azerbaycan'ın jeopolitik açıdan Avrupa için önemli ülke olduğu anlamına geliyor. Bu çerçevede Ermenistan'ın saldırganlığının kabul edilemez olduğu açık ve nettir. Ermeni silahlı kuvvetlerinin, işgal altında tuttuğu Azerbaycan torpaklarından geri çekilmek dışında bir yolu bulunmuyor. İşin ilginç yanı, Avrupa Parlamentosu'nun az önce kaydedilen kararları, Nikol Paşinyan'ın Brüksel ziyaretinden bir hafta sonra kabul etmesidir. Bu husus Brüksel'in, Ermenistan Başbakanı'nın söylediklerini önemsemediğini göstermektedir. AB'nin Azerbaycan'la yakın iş birliği yürütmesine hiçbir kuşku duyulmamaktadır.

Bu konu Azerbaycan'ın sunduğu iş birliği stratejisi çerçevesinde taraflar arasında ilişkilerin kurulması sürecinde de boy gösteriyor. Brüksel'in, Bakü'yü tatmin eden şartlar doğrultusunda stratejik iş birliğine gidebileceği görülüyor. Bu yönde Brüksel-Bakü ilişkilerinin gelişeceğine kuşku yoktur.

Kabul edilen kararlar büyük jeopolitik önem taşımaktadır. Avrupa Birliği'nin kendi çıkarlarını güçlü bir şekilde korumağa karar verdiği görülüyor. Ayrıca AB'nin, post-sovyet coğrafyasında devletlerin egemenliği ve güvenliği için ciddi adımlar atmağı düşündüğü anlaşılıyor. Doğal olarak bu, AB-Rusya ilişkilerinde yeni bir gerilime yol açabilir. Bunu Güney Kafkasya'da da hissetmek mümkün. Diğer yönden bölgede ABD-Rusya ilişkilerinin gerilmesi herkesçe bilinmektedir. Bu tür jeopolitik manzara bölge için yeni risklerin meydana gelmesiyle sonuçlanabilir.

Önemli olan şu ki AB, bölge ülkelerinin egemenliği ve toprak bütünlüğü meselesine öncelik veriyor. Bu söz konusu hususların Brüksel'in faaliyetinde daha ziyade görülmesi gerektiği anlamına geliyor. Mantıksal olarak, bu prensiplere karşı gelen güçler AB ile mücadele etmek zorunda kalacaktır. Açık ve net söylersek, Avrupa Parlamentosu'nun aldığı kararlara göre Ermenistan'ın saldırganlığına son verilmesi yönünde Brüksel'in daha aktif tutum sergilemesi lazım. Peki Avrupa Birliği bunu yapacak mı? Bu soruya kesin cevap bulmak zordur. Çünkü üzülerek kaydetmek gerekir ki dünyanın diğer güç merkezleri gibi AB de kendi çıkarları doğrultusunda bazen çifte standartlar politikasına yer veriyor.

Aynı zamanda artık jeopolitik durumun değiştiği bir gerçek. Bu bağlamda çifte standartlar oyununun bir sonuça varamadığının bilinmesi gerekiyor. Eğer Brüksel, kabul ettiği belgelere uygun davranmıyorsa bu kararların hiçbir değeri kalmayacaktır. Oysa bu Azerbaycan'la gerçek stratejik ortaklık niyetinin hayata geçmeden kalabileceği anlamına geliyor.

Bu hususları dikkate aldığımızda Avrupa Parlamentosu'nun aldığı kararların Brüksel için tarihi bir şans olduğunu söyleyebiliriz. Avrupa Birliği'nin ciddi tehlikelerle karşı karşıya kaldığı söz konusu kararlarda açıkca belirtilmektedir. Bu tehlikelere karşı mücadele etmek hayati önem arz ediyor. Mücadelenin önemli hususlarından birisi de ülkelerin egemenliği ve toprak bütünlüğü için oluşan tehditlerin ortadan kaldırılmasıdır. Kim bilir, belki de bu sürecin Ermenistan'ın saldırganlığına son verilmesiyle başlatılması gerekir. Neden olmasın?

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...