THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Dışişleri Bakanlarının Moskova buluşması: ihtimaller, senaryolar ve umutlar

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası ilişkiler »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
3771
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 19 Nisan 2019 – Newtimes.az

15 Nisan tarihte Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları, Yukarı Karabağ sorununun çözümü konusunda müzakereleri sürdürmek için Moskova'da biraraya geldiler. Rusya Dışişleri Bakanı da görüşmede yer aldı. Görüşmenin ardından yayınlanan ortak bildiride taraflar, tümüyle müzakereleri olumlu değerlendirdiler. Politika uzmanları, belirli analizler doğrultusunda öngörülerde bulunmağa çalışıyorlar. Bazen gerçek durumun değil de birilerinin çıkarlarına hizmet eden senaryoların ortaya atıldığı görülüyor. Aslında Moskova görüşü Viyana buluşmasında elde edilen olumlu mutabakatın mantıksal sonucudur. Bu hususları görüşmenin temel içeriğinden ayrı değerlendirmek gerçek durumun yanlış yorumlanmasına yol açabilir. Viyana'da belirli hususlara yer verilmişti. Örneğin, çözüm sürecinin formatı değiştirilemez olduğu kararlılıkla ifade edildi. Moskova'da bu prensip aleyhine bir husus ifade edilmedi. İlaveten, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün başlıca prensip olarak dikkate alınması gerektiğine vurgu yapıldı. Aynı zamanda, birtakım insancıl adımların atılması gündem konusu oldu. Bütün bu konular Dışişleri Bakanları'nın Moskova görüşmesinin gerçek manzarasının oluşturulması açısından önem arz ediyor. Bu bağlamda Moskova görüşünün jeopolitik analizini yapmağa ihtiyaç hiss ettik.

Viyana sonrası: sıradakı müzakelerin genel hususları

Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları'nın Moskova'da gerçekleştirdikleri görüşmeye politika uzmanlarının büyük ilgi göstermeleri sıradan bir husus değildir. Müzakerelerde bazı konuların açıklık kazanacağı bekleniyordu. Ayrıca görüşmelerin bu formatta sürdürülmesinin nasıl bir anlam taşıdığının netleşmesi ön görülüyordu. Birtakım politika uzmanları ise sorunun çözümünde temel insiyatifin Rusya'nın eline geçtiğini kaydediyorlar. Her halde görüşmenin gerçekleşmesi büyük önem arz ediyor.

Moskova'daki buluşmaya Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve AGİT Minsk grubu eş başkanları da katıldılar. Görüşmenin ardından yayınlanan bildiride müzakerelerin olumlu değerlendirildiği ifade edildi. Hatta müzakeler sırasında önemli kararların alındığı da vurgulandı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise müzakerlerle ilgili, ''Moskova'da Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları... arasında sağlanan mutabakat faydalıdır'', şeklinde konuştu.

Azerbaycan Dışişleri Bakanı da Moskova buluşmasını olumlu değerlendirdi. Görüşmelerin faydalı ve kalıcı olduğunu, belirli düzeyde ilerlelemelerin kaydedildiğini ifade eden Elmar Mammadyarov, engel teşkil eden birtakım detaylara ilişkin kapsamlı fikir alışverişinin yapıldığını belirtti. Ayrıca Yukarı Karabağ'ın statüsü, güvenlik konuları, silahlı birliklerin Azerbaycan torpaklarından çekilmesi ve mültecilerin yaşam yerlerine geri dönmelerine ilişkin konular ele alındı. Bu hususlar bazında insani konulara da yer verildi. Gazetecilerin Bakü'ye, Erivan'a ve Yukarı Karabağ'a ziyaretlerinin düzenlenmesi, cephe hattında tarımla uğraşan yerel nüfusun güvenliğinin sağlanması, tutuklu bulunanlarla yakınlarının görüşmelerine olanak tanınması ve diğer konular da ele alındı.

Fakat iki taraf da görüşmelerin detaylarına ilişkin bilgi vermedi. Çünki görüşmelerin içeriğinin gizli tutulması önceden kararlaştırıldı. Ermeni tarafı da yaklaşık aynı değerlendirmeyi yaptı. Fakat Ermeniler, belirli konularda kendi çıkarlarına hizmet eden hususlara değiniyorlar. Ermeni politika uzmanları, şimdi ikinci derece öneme haiz konularla ilgili mutabakatın sağlanabilmesine vurgu yapıyorlar. Bu tür konular sorunun doğrudan çözümüne yol açmamaktadır. Örneğin, tutuklu bulunan kişilerin yakınlarıyla görüşmelerinin düzenlenmesi konunun insancıl yönünü oluşturuyor. Sıradan bir insanlık göstergesi olan bu hususun sorunun çözümüne ciddi bir etkisi bulunmuyor. Fakat bu tür adımlar karşılıklı itimadı arttırabilir.

Buna rağmen Ermeni politika uzmanları, Ermenistan'ın aktif şekilde silahlandığını da vurgulamaktadırlar. Söz konusu politika uzmanları, Azerbaycan'ın nasıl adımlar atacağının belli olmadığını söylemektedirler. Çatışmaların her an patlak verebileceği düşünülüyor. Bu yüzden Ermenistan yönetimi, beklenmedik senaryolara hazır bulunmağa çalışıyor.

Ayrıca Başbakan Nikol Paşinyan, Moskova görüşmeleri bazında Azerbaycan'ın çözüme yönelik görüşmelerin sürdürülmesi yahut savaş arasında seçim etmesi gerektiğini belirtti. Paşinyan, Ermenistan'ın savaştan çekinmediğini de ifade etti. Aynı zamanda Ermenistan'ın, kimseye savaş tehdidinde bulunmadığını ve her zaman barıştan yana olduğunu kaydetti.

Görüşmelerle ilgili Ermenistan'da konuşulanlar sırasında sorunun çözümüne ilişkin ''Medvedev planı''na geri dönülmesi konusunda söylemlere rastlanması dikkatleri çekiyor. 2016 yılında Ermenistan ziyareti sırasında Dmitriy Medvedev, ''Burada da birtakım siyasiler haklı şekilde gelecek kuşaklar karşısında sorumluluklarının farkındadırlar. Yani gelecek kuşaklara dondurulmuş bir sorun değil de, çözüme kavuşmuş bir mesele bırakmak gerekir. Problem şu ki sorunun çözümü bir tarafı razı edecek, diğer tarafın ise tepkisine neden olacaktır. Eğer sorunu dondurulmuş şekilde tutmak, yani sorunu kısa sürede çözüme kavuşturmak kararından geri adım atma ile çözüme giden yolda olası insan kaybı arasında seçim etmek gerekiyorsa ben ikinciyi tercih ederim. En iyisi durum böyle kalsın ve kan dökülmesin'', şeklinde konuştu.

Azerbaycan'ın planı: sorunun çözümünün başlıca modeli

Bu gerçek anlamda sorun çözüme kavuşmadan sürecin dondurulmasına karar verilmesi anlamına geliyor. Şimdi Ermeni politika uzmanları, 2016 senesinde Dmitriy Medvedev'in gerilimi arttırmadan görüşmelerin sürdürülmesine vurgu yaptığını kaydediyorlar. Oysa Rusya Başbakanı, çatışma bölgesinde teknik donanım aracılığıyla tarafların davranışlarını denetlemeği ima ediyordu. Bunun nedeni açık ve nettir: İşgal gerçeğini olduğu gibi kabul ederek askeri operasyonların gerçekleşmesini engellemek ve Azerbaycan'ı taviz vermeğe zorlamak. Fakat gerek Medvedev'in söz konusu dönemde söyledikleri, gerekse de bakanların Moskova görüşmesinde ele alınan konular Ermeni politika uzmanlarının kendi çıkarlarına uygun hususları ifade ettiklerini gösteriyor. Bu yüzden Ermeni tarafının tutumunu detaylı şekilde sunmağa çalıştık. Çünkü bu hususlar Erivan'ın hala yapıcı tutum sergilemeğe hazır olmadığını ve durumu kendi çıkarlarına uygun biçimde ele almağa çalıştığını göstermektedir. Oysa müzakereler başka hususları ortaya koymaktadır.

Moskova görüşmeleri Azerbaycan Cumhurbaşkanı'yla Ermenistan Başbakanı'nın Viyana'da yürüttükleri müzakerelerin devamı niteliğindedir. 29 Mart tarihte Avusturya başkentinde yapılan görüşmede Dışişleri Bakanları'nın görüşmeleri sürdürmesi ve sürekli diyalog halinde olmaları kararlaştırıldı. Bu görüşmenin ardından yayınlanan ortak bildiriye de yansıdı. İnsancıl konulara da yer verildiği bildiride bu yönde somut adımların atılması tafsiye ediliyordu. Bunun dışında Viyana'da görüşmelerin formatının değişmediği ve Ermenistan'ın süreci çıkmaza sürüklemesi çabalarının başarısızlıkla sonuçlandığı da netleşti. Çünkü gerek çözüm sürecinde, gerekse de yayınlanan belgede iki devletin - Azerbaycan'ın ve Ermenistan'ın imzası bulunuyordu. Bu husus Paşinyan yönetiminin ısrar etmeğe çalıştığı yeni formatın kabul edilmediği anlamına geliyor. Moskova'daki görüşmeleri tam da bu bağlamda ele almak gerekir.

Öncelikle bir kimsenin inisiyatifi ele geçirmesi söz konusu olamaz. Devlet başkanları Vyana'da, Dışişleri Bakanları ise Moskova'da biraraya geldiler. Bu durumda neden Moskova görüşmesi Kremlin'in inisiyatifi ele geçirmesi olarak yorumlanıyor? Galiba hala birtakım güçler sorunun adil şekilde çözümü için çalışmaktan daha ziyade büyük devletlerden birisinin çıkarlarına hizmet etmeğe özen gösteriyor. Maalesef bu tür kişilere Azerbaycan'da da rastlanıyor.

İkincisi, görüşmelerin sonuçlarına ilişkin söylenenler öncelikle fikir alışverişinin sürdürülmesinin ve Ermenistan'ın yeni yönetimine sorunun yalnız Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün sağlanması prensibi doğrultusunda çözülebileceğinin iletildiğini gösteriyor. Ermenistan işgal kuvvetlerinin ilhak ettiği Azerbaycan topraklarından geri çekilmesi, kendi yaşam yerlerinden göç etmek zorunda kalan Azerbaycan'lı sivillerin geri dönmeleri gerekir. Yalnız bunlar yerine getirildikten sonra diğer konular çözüme kavuşabilir.

Özellikle kaydetmek gerekir ki Azerbaycan, insani konuların çözümüne asla itiraz etmemiştir. Bu açıdan öncelikle rehin alınan kişilerin karşılıklı iade edilmesi lazım. Fakat Erivan, bu konuyu yine ertelemeğe çalışmaktadır. Ayrıca Azerbaycan, tutuklu bulunanların yakınlarıyla görüşlerine itiraz etmemektedir. Bunun yanı sıra Ermeni gazetecilerin Bakü'ye, Azerbaycan'lı gazetecilerin ise Ermenistan'a ziyaretleri kabul edilebilir. Çünki bu tür irtibat işgalcinin kim olduğunu ve gerçek barış için ne tür adımlar atması gerektiğini net şekilde gün ışığına çıkaracaktır. Ermeni gazetecilere bunu Bakü'de açık şekilde anlatabilirler. Aynı zamanda Azerbaycan'lı gazeteciler de bu gerçeği Erivan'da Ermeniler'e bir kez daha iletebilirler.

Kaydedilenler Moskova'daki müzakeleri olumlu değerlendirmenin yanı sıra, sürecin dış güçlerin siyasi başarısı gibi değerlendirilmesinin de doğru olmadığını gösteriyor. Azerbaycan, bu tür manevralardan çök çekti. Bu yüzden Azerbaycan halkının gözünü boyamak imkansız. Gerçek durum şu ki Azerbaycan'da devlet ve toplum sıkça kenetlenerek toprak bütünlüğünün sağlanmasına çalışmaktadır. Bu noktada temel amaç kimin kazanması veya yenilmesi değildir. Başlıca amaç toprakların işgalcilerden geri alınması. Moskova'da yapılan görüşmeler bu yolda başarılı adım olacaksa eğer, bu çok iyi olur. Bunu ise zaman gösterecektir.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...