THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Rusya: Yeni Jeo-Siyasi Güç Merkezine Doğru

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası ilişkiler »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
13032
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

20 yıl önce Henry Kissinger “Diplomasi” adlı eserinde, Rusya hakkında şöyle diyordu: “O, tarihi ritmini tekrar kazanmaya ve yitirilen imparatorluğu yeniden kurmaya çalışacak mı? Ağırlık merkezini Doğu’ya kaydıracak mı ve Asya diplomasisine etkin olarak katılacak mı? Sınırları yakınında, özellikle değişken ve huzursuz Orta Doğu’daki karışıklığa hangi ilke ve yöntemler çerçevesinde tepki verecek?” (1, s.8).

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “Rusya Federasyonu’nun dış siyasetinin gerçekleşmesine yönelik önlemler hakkındaki talimatı”, (2) ünlü bilim adamı ve siyasetçinin uzak görüşlülüğünü onaylıyor. Bu talimatta, o üç sorunun her birinin yanıtı vardır.

V.Putin yeniden devlet başkanı seçildikten sonra ilk yurtdışı gezisinin güzergâhı şöyledir: Minsk, Berlin, Paris, Taşkent, Pekin ve Astana. Bu güzergâhı, Rus dış siyasetinin ana hattı olarak kabul etmek mümkündür. V. Putin, ittifaka katılan bir devletten başlıyor (Beyaz Rusya), Avrupa Birliği’nin iki büyük devletine uğrayarak (Almanya ve Fransa), Orta Asya’da duruyor (Özbekistan), sonra Uzak Doğu’nun büyük devletinde görüşmelerde bulunuyor (Çin), son olarak, Gümrük Birliği’ne katılan Kazakistan’da gezi son buluyor.

V.Putin’in yukarıda hatırlattığımız talimatına baktığımızda, ilk yurtdışı gezisinin özel bir anlam taşıdığını görürüz. Rusya için BDT bölgesi, özel bir jeo-siyasi önem taşıyor. Talimattan bir alıntı şöyledir: “Bağımsız Devletler Topluluğu bölgesinde çok taraflı karşılıklı ilişkilerin ve iş birliğinin gelişimini, Rusya Federasyonu’nun dış siyasetinin anahtarı olarak ele almak…”. Bu bölgede iş birliğinin geleceği, Avrasya İktisadi Birliği’nin kurulmasıyla ilişkilidir. Birliğin kapısı açıktır. Yeni bütünleşme yapılarının uluslararası konumunun belirlenmesi de Rus dış siyasetinin ana hedeflerindendir.

Avrupa Birliği ile eşitlik ve karşılıklı fayda ilkesine dayanan yeni bir antlaşma imzalanmalıdır. Burada amaç; AB ile ilişkileri iktisadi ve insani çerçevede yoğunlaştırarak, siyasi bakımdan mesafeyi korumaktır. Rusya, AB’nin eski Sovyet bölgesindeki siyasi ve askeri etkisini en aza indirme siyaseti yürütüyor.

Rusya, Uzak Doğu ülkeleri ile ilişkilerde farklı bir söylem kullanıyor. Talimatta; “Şanghay İşbirliği Örgütü ile (...) çok taraflı diplomasinin çeşitli biçimlerini etkin şekilde harekete geçirmekten” bahsediliyor.

Avrasya Bütünleşmesinin İlk “Yol Haritası”

Rus dış siyasetinin esas hedeflerinin özeti, Avrasya bölgesinde yeni jeo-siyasi süreçlerin başlayabileceğini gösteriyor. Moskova, BDT bölgesinde bütünleşmeye yönelik süreçlere yeni bir nefes vermeye çalışıyor. Bütünleşme, iktisadi ve insani alanları kapsamalıdır. Minsk, Taşkent ve Astana’nın ilk yurtdışı gezisinin güzergâhı üzerinde olması yalnızca sembolik bir anlam taşımamaktadır. Beyaz Rusya Avrupa doğrultusunda, Kazakistan ve Özbekistan ise Asya ve Uzak Doğu doğrultusunda Rusya’nın ana ortakları olarak kabul ediliyor. Beyaz Rusya ile bağlı durum açıktır – Rusya bu devletle “mümkün olan her alanda ilişkileri geliştirme” stratejisini seçmiştir. Talimatta başka hiçbir devletle bu düzeyde iş birliğinin söz konusu olmadığını kaydedelim.

Almanya ve Fransa’nın, Avrupa ülkeleri olarak jeo-siyasi çerçevede Rusya için özel bir jeo-siyasi önemi vardır. İlk olarak, ABD’ye alternatif bir güç olmaları bakımından Berlin ve Paris Moskova’ya çok gereklidir. Bununla birlikte, Çin konusunda Rusya’nın temkinli davranması gerekir ki, bu yönde de Fransa ve Almanya’dan daha faydalı ortaklar yoktur; çünkü Avrupa “Çin dalgasından” çok korkuyor ve Rusya’dan “duvar” olarak istifade etmeye çalışır.

Rusya’nın Orta Asya’da Kazakistan ve Özbekistan’ı seçmesinin jeo-siyasi sebepleri var. Özbekistan bu bölgede ABD’ye en fazla direnç gösteren devlettir. Bu ülke, GUAM’dan da çıkmıştır ve dış siyasette Rusya unsuruna çok dikkat ediyor. Özbekistan potansiyel olanakları bakımından, Orta Asya’da Kazakistan’dan sonra ikinci devlettir. Diğer taraftan, bu ülke Uzak Doğu’ya uzanan enerji güzergâhları üstündedir. Özbekistan; Türkmenistan, Kırgızistan ve Tacikistan’la hassas ilişkilere sahiptir. İstenilen anda adı geçen devletlere etki etmek mümkündür. Afganistan doğrultusunda da Özbekistan ana mıntıkalardan biridir. Bütün bunlar sebebiyle, Özbekistan’ı Orta Asya’nın jeo-siyasi yapılanmasında ana yapıtaşı olarak ele almak mümkündür.

Kazakistan, Beyaz Rusya’dan sonra Rusya ile en sıkı ilişkisi olan ülkedir. Bu devlet genel olarak, Uzak Doğu’ya açılan kapı olarak değerlendirilebilir. Rusya bu doğrultuda, bütün jeo-siyasi planlarının esas yapıtaşlarından biri olarak Astana’yı görüyor. V. Putin’in ilk yurtdışı gezisine Beyaz Rusya’dan başlayıp, Kazakistan’da son vermesinin ince bir jeo-siyasi anlamı vardır. O, sanki Rusya’nın etrafında gelecekte kurulabilecek jeo-siyasi yapılanmanın sınırlarını gösteriyor. Ve bu bakımdan Pekin’in ayrı bir yeri vardır.

Büyük Çin Seddi’ne Doğru

Rusya Devlet Başkanı’nın ilk yurtdışı gezisinin güzergâhına Z. Brzezinski’nin “Dünyanın jeo-siyasi ağırlık merkezi Batı’dan Doğu’ya doğru kayıyor” (3) görüşü ışığında bakıldığında, düşündürücü noktaları görüyoruz. Rusya, ABD ile Çin arasında süre giden küresel önderlik oyununda özel bir konum seçiyor. İlk olarak Moskova, dünyanın iki büyük iktisadi gücünün yarışına doğrudan karışmıyor. Aksine, bir o kadar kenarda durup, onların mücadelesini izliyor ve aynı zamanda, her ikisi ile iş birliğini geliştiriyor. Rusya Orta Asya’yı ne ABD ne de Çin’e bırakmak istiyor.

Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) çerçevesinde Moskova Pekin’le yakın ortaktır. Geçen yıl bu teşkilatın kuruluşunun 10’uncu yılı tamamlandı. Şimdi sırada, ŞİÖ’nün küresel jeo-siyasi çaptaki rolünü, yeni bir düzeye yükseltme görevi vardır. V. Putin’in Çin’i ziyaretinde bu konu esas olarak ele alınmalıdır. Bu adımla Rusya ve Çin Orta Asya ve Uzak Doğu’da Amerika yönetiminin karşısına set çekmeyi amaçlıyorlar. ŞİÖ her şeyden önce, Orta Asya’nın enerji iletim altyapısı konusunda, Batı’nın planlarına engellemekte rol oynamalıdır. Burada Çin’in ayrıca önemi vardır.

Çin onu çevreleyen devletlerle ilişkisinde temkinlidir. Çin’in etrafında büyük güçler (Hindistan, Rusya ve Japonya), savaş bölgeleri (Afganistan) ve gelişen devletler grubu (Kore, Vietnam, Singapur, Malezya v.b.) vardır. ABD ise, Pasifik bölgesini denetim altına alma planlarını gerçekleştirmektedir. Bütün bunlar sebebiyle, Çin bir taraftan, etrafındaki devletlerin çok gelişmesini istemiyor ve bu çerçevede ABD’ye ihtiyaç duyuyor. Diğer taraftan ise, Çin ABD’nin tek hegemon oluşunu kabul etmiyor. Temkinli, kurnaz ve sabırlı Çin siyaseti bu ikilem üzerine kurulmuştur. H. Kissinger ve A. Friedberg (Princeton Üniversitesi öğretim üyesi, Dick Cheyny’nin dış siyaset danışmanı) son kitaplarında Çin siyasetinin bu yönünü analiz etmişlerdir (Bkz.: 4 ve 5).

Jeo-siyasi Güç Dengesi Değişebilir Mi?

Rusya Devlet Başkanı’nın yurtdışı gezisinin güzergâhı ve onun altında yatan bazı noktalar birkaç soru akla getiriyor: Rusya’nın Avrasya bütünleşmesi planı somut bir içerik taşıyor olabilir mi? Öyle görünüyor ki; Moskova, BDT bölgesinde iktisadi ve insani konulara gittikçe daha fazla dikkat gösterecek. Batı’nın eski Sovyet bölgesindeki ülkelere karşı taraflı tutumu, çatışmaların çözümüne çifte standartla yaklaşması, Avrupa’nın krizin ağına düşmesi, ABD’nin “renkli devrimler” siyasetini bırakmaması ve Müslüman devletlere karşı sergilediği yaklaşımda tutarsızlıkların çokluğu Rusya’nın şansını artırıyor. Moskova’nın bu süreçte, belirli bir yere kadar Çin’den faydalanma amacı anlaşılabilir. Dünyanın jeo-siyasi hareketliliği Doğu’ya doğru genişlerse, Batı’yı Orta Asya’da başta Rusya ve Çin olmak üzere, bir devletler grubunun karşılaşması ilginç olurdu. Yakın gelecekte, jeo-siyasi olayların esas merkezinin tam da Orta Asya olacağı tahmini yürütülebilir. Güney Kafkasya bu takdirde, etkin mücadele meydanının cephe gerisi oluyor ki, bu da durumu son derece hassas bir hale getiriyor. Çatışmaların çözümünde belirsizlikler artabilir. Büyük güçlerin bunlardan yapay şekilde istifade etme isteğinin güçlenmesi beklenebilir. Böyle bir durum, eski Sovyet bölgesindeki ülkelerin bazılarını, stratejik seçimlerini değiştirmeye yönlendirebilir.

Dünyanın Batı ve Rusya-Çin ikilisinin önderlik ettiği jeo-siyasi güç merkezlerine bölünmesi, “çok kutupluluk” modelini sorgulanır hale getiriyor. Lakin her halükarda, Rusya’nın dış siyasette yeni bir aşamaya geçmesinin, küresel çapta jeo-siyasi görünümde ciddi değişiklikleri hızlandıracağı şüphesizdir. Artık bu yeni aşamada, oyuncular gibi planlar ve amaçlar da değişiyor. Avrasya jeo-siyasi bölgesinde, her bir devletin kendi yerini belirleme konusu güncel hale geliyor. Z. Brzezinski’nin “büyük satranç tahtası”nda, yeni oyunu Putin başlatıyor. Sıradaki hamleyi kim yapacak?

Newtimes.az

Kaynaklar

  1. Henry Kissinger. Diplomacy. New York: Simon & Schuster, 1994, s. 912.
  2. Модест Колеров. Новая внешняя политика Путина. URL: http://www.regnum.ru/news/1528564.html.
  3. Zbigniew Brzezinski. Balancing the East, Upgrading the West. U.S. Grand Strategy in an Age of Upheaval // Foreign Affairs, Ocak/ Şubat 2012. URL: http://www.foreignaffairs.com/articles/136754/zbigniew-brzezinski/balancing-the-east-upgrading-the-west.
  4. Henry Kissinger. On China. New York: Penguin Press, 2011, s. 608.
  5. Aaron Louis Friedberg. A Contest for Supremacy: China, America, and the Struggle for Mastery in Asia. New York: Norton, 2011, s. 352.
Benzer Makaleler

İlişkili bölümler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...