THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nün Oturumunun Sonuç Beyannamesi ve Dağlık Karabağ Sorunu

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası ilişkiler »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
16905
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

15 Mayıs 2012 tarihinde, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nün 20’nci yıldönümü dolayısıyla teşkilata üye olan devletlerin cumhurbaşkanları - Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, Beyaz Rusya Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmameli Rahmanov ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan Moskova’da toplandı.

SSCB’nin dağılmasının ardından, dünyanın ikinci kutbu olma özelliğini yitiren; güvenlik konularında, sosyo-iktisadi ve siyasi hayatın bütün alanlarında ciddi sorunlarla karşılaşan Rusya, önceki konumuna yeniden kavuşmak istiyor ve özellikle güvenlik sorunlarına daha çok önem veriyor. Rusya, ABD’nin Irak ve Afganistan’a müdahalesinden, NATO’nun doğuya doğru genişlemesinden ve Doğu Avrupa’da ABD’nin (NATO’nun) füze kalkanı sistemi kurmasından rahatsızdır ve bütün bu tehditlere karşı, kendi ulusal güvenlik anlayışını hayata geçirmeye çalışıyor. Ancak son zamanlarda, henüz yukarıda bahsedilen sorunların çözümü doğrultusunda ciddi bir ilerleyiş sağlayamamıştır. Rusya Savunma Bakanı Anatoliy Serdyukov’un füze kalkanı sistemine ilişkin yapılan görüşmelerin çıkmaza girdiğini bildirmesi, Rusya ve ABD (NATO) arasında gerginliğin uzun süre devam edeceğini gösteriyor.

ABD ve Batı, Rusya’nın yeniden bir hegemon devlet olmaması için zamanında Varşova Paktı’na üye olan bütün devletleri ondan uzaklaştırabilmiş ve hatta onlardan bazıları Avrupa Birliği’ne üye olmuştur. Eski Sovyet bölgesindeki Baltık Denizi’ne kıyıdaş olan devletler ise, diğer Sovyet cumhuriyetlerinden farklı olarak, tamamıyla Rusya’nın yörüngesinden uzaklaşmıştır.

Rusya, bölgesel ve uluslararası alandaki güvenlik konularına, kendi ulusal güvenliği çerçevesinden yaklaşıyor ve müdahale ediyor. Rusya, aynı zamanda eski Sovyet bölgesindeki devletlerle ilişkilerini düzene sokmaya çalışıyor. Doğu Avrupa’yı yitiren Rusya, bir şekilde bunu kabul edebilir, ama eski Sovyet bölgesini de yitirmek Rusya’nın çıkarları ve güvenlik anlayışına tamamıyla karşıttır. Bu alanda, özellikle Gürcistan ve Ukrayna ile karşılaştığı sorunlar henüz çözümlenmemiştir ve yakın gelecekte de çözümlenme olasılığı oldukça zayıftır. Ukrayna ile ilişkilerde yaşanan sorunlar, daha ziyade iktisadi ve siyasi; Gürcistan ile yaşanan sorunlar ise iktisadi, siyasi ve askeri düzeyde sürüyor.

SSCB’nin dağılmasından sonra kurulan KGAÖ, elbette Varşova Paktı’nın yerini dolduramaz. Ancak Rusya, hiç olmazsa eski Sovyet bölgesinde askeri gücünü ve nüfuzunu belirli düzeyde korumak için, bu teşkilatın işlerliğine ayrı bir önem veriyor. Son yıllarda, kuruma üye olan devletlerin, bu kurumla ilişkilerinde olumlu yönde bir değişiklik olmamıştır. KGAÖ son 20 yılda, eski Sovyet bölgesinde herhangi bir çatışma kaynağının ortadan kaldırılmasında rol oynamamıştır. Kurumun Operatif Reaksiyon Ortaklaşa Gücü adlı askeri bir birliği olsa da, bundan fiili olarak yararlanılmamıştır. Bir diğer konu ise, eski Sovyet bölgesinde yaşanacak sorunların çözümlenmesinde KGAÖ’nün Operatif Reaksiyon Ortaklaşa Gücü’nden nasıl yararlanılacağıdır. Şöyle ki, KGAÖ’nün Genel Sekreteri Nikolay Bordyuzha, cari yılın 21 Şubat tarihinde verdiği demeçte; Karabağ çatışmasında askeri operasyonların başlaması durumunda, Ermenistan’ın KGAÖ’nün asli üyesi olarak müttefiklerinden gereken bütün desteği göreceğini bildirmesi, bölge basınında geniş olarak tartışılmıştır. Bu konuya ilişkin olarak, KGAÖ’ye üye olan devletlerden Bordyuja’nın görüşünü net olarak destekleyen görüşler dile getirilmedi.

KGAÖ’nün 20’nci yıldönümü oturumunda, üye ülkelerin devlet başkanları uluslararası ve bölgesel güvenlik konularını, kuruma üye olan devletlerin güvenliğini tehdit eden sorunları, gelecekteki iş birliği olanaklarını ve son on yılın değerlendirmelerini görüşmüştür. Oturumun sonunda,  uluslararası alandaki eğilimler ve kurumun işlerliğine ilişkin ortak bir beyanname imzalanmıştır.

Beyannamede, Azerbaycan topraklarının Ermenistan tarafından işgal edildiği de yansıtılmıştır. Beyannamede, sorunun çözümünün Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) Minsk Grubu’nun aracılığıyla, uluslararası hukuk ilke ve normları ve Birleşmiş Milletler Şartı’na uygun olarak, barış yoluyla çözümlenmesinin gerekliliği vurgulanmıştır.

1990’lı yıllardan sonra uluslararası hukuk ilke ve normları değil, siyasi ve askeri güç ön plana çıkmıştır. Büyük devletlerin Irak, Afganistan, Libya, Suriye, İran ve Kuzey Kore ile olan sorunlarını uluslararası hukuk ilke ve normlarına uygun şekilde değil, askeri yollarla çözmeye çalıştığı bir dönemde, Azerbaycan topraklarının 20 yıldır Ermenistan tarafından işgal edilmesine rağmen, Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarını terk etmesi için, ne uluslararası hukuk ilke ve normları uygulanıyor ne de Azerbaycan’ın askeri operasyonlara başlamasına olanak veriliyor. BM’nin bu konuya ilişkin kabul ettiği dört kararın hiçbiri yerine getirilmemiştir. Büyük devletler fiilen işgalci olan, bölgesel ve uluslararası güvenliği tehdit eden devletlere karşı iktisadi yaptırımlar, mal varlıklarının dondurulması, askeri operasyonlara başlanmasını kapsayan çeşitli baskılar uygulamaktadır. Fakat nedense, Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını işgal etmesi, İran ile siyasi ve iktisadi iş birliğini genişletmesi, petrol boru hattı inşa etmeyi planlaması, İran’ın nükleer silah elde etmesi için Ermenistan’ın bu ülkeye çeşitli bileşenleri götürmesi ve teröristlerin Ermenistan pasaportu ile ABD’ye gitmesi bölgesel ve uluslararası güvenliği tehdit eden konular olarak değerlendirilmiyor. Aksine, çeşitli devletler, işgalci ve terör destekçisi Ermenistan ile silah ve uyuşturucu kaçakçılığının merkezi olan sözde Dağlık Karabağ Yönetimi’ne mali destekte bulunuyor ve sosyo-iktisadi sorunlarının çözülmesine her tür yardımı gösteriyor.

Bu, bölgesel ve uluslararası güvenliğin temin edilmesinin karşısındaki ciddi bir sorundur. Her fırsatta uluslararası hukuk ve normlarından, BM Şartı’ndan bahseden devletler sıra uygulamaya geldiğinde adaletin değil, zulmün yanında yer alıyorlar.

Dr. Hatem Cabbarlı,

Avrasya Güvenlik ve Strateji Araştırmalar Merkezi Başkanı

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti
10 Eylül 2020 Anadolu Ajansı

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti

Dünya barışı kavramının uluslararası arenadaki mevcut kargaşa içerisinde unutulduğunu ve yerini ne olursa olsun kazanma hırsının aldığını müşahede ediyoruz.

Daha...
Eşk olsun Azerbaycan…
06 Eylül 2020 Gözlem

Eşk olsun Azerbaycan…

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in sözleri, yaşamakta olduğumuz bu zor günlerde, yüreğimize su serpti.

Daha...