THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

BM'nin Yenilenmesi: Zorunlulukla Çelişkiler Arasında

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası ilişkiler »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
382006
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 13 Kasım 2014 – Newtimes.az

Bugün uluslararası hukukun uluslararası ilişkileri etkin düzenlediğini söylemek zordur. Dünyanın çeşitli bölgelerinde kendini gösteren karmaşık süreçlerin yarattığı krizler küresel çapta çeşitli sorunları güncelliyor. Sıradan insanların hayatının korunmasından jeopolitik ve enerji güvenliğinin sağlanmasına kadar güncelliği gittikçe artan faktörler uluslararası kamuoyunu düşündürüyor. Tüm bu gibi durumların zemininde BM'de reformların yapılmasının gerekliliğini vurgulamak gerekir. Bu doğrultuda hangi belirtiler kendini göstermektedir?

Seçimden Sonra: Miktar ve Kalite Değişiklikleri

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne seçimlerin yapılmasından sonra mümkün olabilecek yenilikler uzmanların ilgi alanı dahilinde. Önceden belirtelim ki, bu yönde iyimser tahminlere rastlanmıyor. BM'nin ciddi reformlara ihtiyacı olduğu halde bunun görüntüsü oluşturuluyor. Burada birkaç güncel hususu vurgulamak gerekir.

BM Güvenlik Konseyi'nin yeni üyeleri aslında 2015 yılında faaliyete başlayacak. Daimi üyeler değişmedi, yeni geçici üyelerin ise dünya politikasına etkisi o kadar güçlü değil. Somut üyelik konusunda değişiklikler olsa da, bunun küresel jeopolitiğin dinamiğine herhangi ciddi etkilerini beklemek abestir (bkz: Gareth Evans. The Security Council`s credibility Test / Project Syndicate, 28 Ekim 2014).

O zaman Güvenlik Konseyi`nin üyelerini değişmekte amaç nedir? Anlaşılan, büyük devletler kendi konumlarını elden vermek istemiyorlar. Onlar dünya politikasında oynadıkları rolü sürdürmek niyetinde. Bu, küresel jeosiyasetin karmaşık ve belirsiz durumdan kurtulmasına ciddi engeller oluşturuyor. Çeşitli bölgelerde gözlenen çatışmalar, ihtilaflar, silahlı çatışmalar, terör olayları bunun delillerindendir.

Uzun yılların tecrübesi gösterdi ki, mevcut şekilde BM Güvenlik Komseyi bu sorunları çözemiyor. Aksine, bunların sayısı giderek artıyor, ölçeği genişliyor. Dünya adeta küresel kaosa doğru sürükleniyor. Devletler arasındaki ilişkilerin karşılıklı saygı, adalet, uluslararası hukuk kurallarına uyulması temelinde gelişmediği göz önündedir.

Söylenenleri şu anda Ukrayna ile ilgili Batı-Rusya ilişkilerinde de izlemek mümkündür. Taraflar tavizden ziyade ceza önlemlerine, yaptırımlara, birbirine farklı nitelikte yasaklar koymaya çalışırlar. Tüm bunlar büyük jeopolitik mekanda oldukça karmaşık manzaranın ortaya çıkmasına neden oldu. En düşündürücüsü odur ki, BM durumu denetim altında tutamıyor. Ukrayna olaylarına ilişkin böyle bir örgütün olup olmadığı, genellikle hissedilmez. BM bazı açıklamalar vermekle, davetle yetiniyor.

Bunların temel nedenlerinden biri BM Güvenlik Konseyi'nin yapısında reform yapılmasının önlenmesidir. Örneğin, daha fazla fayda sağlaması için geçici üyelerin seçilmesi kurallarında değişiklikler yapılabilir (bkz: önceki kaynağa). Fakat bunun da uygulanması yolunda engeller oluşturuluyor.

Bazı uzmanlara göre, ''Konsey bundan sonra da şimdiki gibi olursa, 15 seneye onun nüfuzu ve ona olan güven dünyanın birçok bölgesinde tehlikeli düzeye inecek. Bu, sadece zaman meselesidir '' (bkz: önceki kaynağa). İtiraf edelim ki, bu büyük ölçüde karamsar tahmindir. Çünkü bu senaryo gerçekleşirse, dünya aslında 15 yıldan sonra küresel kaos içinde olur.

Bu açıdan bazı uzmanların BM'ye daha sert konumdan yaklaşımı rastgele değildir. Hatta böyle bir soru da soruluyor: ''BM Güvenlik Konseyi geçmişin kalıntısı mı? '' (Bkz: örn., Álvaro Vargas Llosa. El Consejo de Seguridad: ¿una reliquia?/ La Tercera, 28 Eylül 2013). Burada daimi olmayan üyelerin rolünün ''sırf sembolik'' nitelik taşımakta devam etmesi de güncel meselelerden biri olarak kabul edilmelidir. Ancak bu durumu değiştirmek yönünde herhangi bir girişim de müşahede edilmemektedir.

BM'nin Küresel Nüfuzu: Onu Yükseltmek Mekanizması Var mı?

Şimdi BM`nin esas işi örgütün küresel nüfuzunu artırmak için yeni yöntemler arayıp bulmaktan ibaret olmalıdır. Ancak bunun için mekanizma yaratılmamıştır. Halen krizlerin sayısı artıyor, uluslararası hukukun temel ilkeleri ihmal ediliyor. Çatışma sonucunda çok sayıda insan mülteci-göçmen durumuna düşüyor. Büyük devletlerin de bu sürecin önüne geçmek için yeni yaklaşımları işleyip hazırlamak isteği müşahede edilmemektedir. Böyle bir durumda BM'de gerçek reformlardan söz etmek zordur.

Bu bağlamda güvenliğin temini meselesi çok güncel görünüyor. Şimdi dünyanın her ülkesi için bu, önceliktir. Genel olarak uluslararası alanda da bu sorun net tartışılıyor. Özellikle, sade vatandaşların hayatının korunması ciddi görev olarak öne çıktı.

Örneğin, Kuzey Afrika'da ve Ortadoğu'da sıradan vatandaşlar şiddetin, katliamların nesnesine dönüşmüştür. Onlar çoğunlukla toplu şekilde imha edilirler. Ne zamandır, IŞİD teröristlerinin yaptıkları katliamların önü alınmıyor. Bunlar yaşa ve cinse bakmadan insanların kafasını kesiyorlar. Bazı durumlarda alçaltıcı resimlerini yayımlıyorlar. İlginçtir ki, uluslararası örgütlerin hiçbiri şimdilik buna karşı gerçek adım atmadı. Bunun nedenlerinden biri mevcut düzenleme mekanizmalarının yeterli düzeyde verimli olmamasından ibarettir.

Güvenliğin temini bağlamında başka güncel sorun enerji kaynakları ile ilişkilidir. Bu, oldukça karmaşık içeriğe sahip bir konudur. Onun çözümünde BM gibi uluslararası örgütün belirgin etkinliği yoktur. Tabii ki, enerji kaynakları, her şeyden önce belirli bir ülkenin zenginliğidir. Onu nasıl kullanılacağı konusu devletin münhasır hakkıdır. Ancak deneyim gösteriyor ki, bölgesel ve küresel çapta siyasi, jeopolitik ve ekonomik süreçler büyük ölçüde enerji kaynaklarının kullanımına, onların nakli güzergahlarına bağlıdır. Hatta bu açıdan büyük ölçekli savaşlar, terör eylemleri meydana çıkıyor.

O halde jeopolitik güvenliğin enerji güvenliğinin temini ile doğrudan ilişkisinin olduğunu söyleyebiliriz. BM hangi mekanizmalarla bu yönde çalışmalar gerçekleştiriyor? Doğrudan olmasa da, dünyanın genel güvenliği adına burada gerçek işler görmek mümkün değil midir?

Örneğin, Güvenlik Konseyi önceden uyarma ve bilgilendirme mekanizmalarını daha da geliştirirken kriz ve sorunların giderilmesine katkıda bulunabilir (bkz: önceki kaynağa). İnsan haklarının sağlanması alanında önemli faaliyet gösterebilir. Çifte standartların önlenmesi için gelişmiş mekanizmalar hazırlamak mümkündür.

Sır değil ki, modern dünyada birçok ülke işte çifte yaklaşımlardan muzdırap. Uzun yıllardır, Ermenistan-Azerbaycan, Dağlık Karabağ çatışmasının çözümüne bu acıdan yaklaşıyorlar. Azerbaycan'ın hak sesini duymak istemiyorlar. Bu nedenle çatışma çözülmemiş kalıyor. Uzmanlar düşünüyorlar ki, bu, bölge için en büyük tehlike oluşturan unsurlardan biridir.

Bütün bunlar BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri için çok önemli olan bir konuyu öne çıkarıyor. Biz, onların dünya kamuoyu önünde sorumluluk hissini artırmasını kastediyoruz. Anlamak gerekir ki, bu, gerçekleşmese, sorunların, krizlerin, çatışmaların sayısı artacaktır. Büyük devletler kendi imkanlarını başkaları üzerinde hökmranlığa değil, işbirliğine sarf etmelidirler. Böyle bir değişiklik otomatik olarak çifte standartları da ortadan kaldırabilir. Üzülerek söylemek mümkündür ki, şimdilik bu yönde somut adımlar atılmıyor. Yakın gelecekte bunun gerçekleşeceğini tahmin etmek hayli zordur.

Böylece BM'de reformların gerekliliği göz önündedir. Ancak bunun gerçekleşmesi için esaslı düşünülmüş bir mekanizma yoktur. Büyük devletler BM Güvenlik Konseyi`deki konumlarını korumaya çalışıyorlar ki, bu da modern küresel jeopolitik trendlerin içeriğine aykırıdır. Dünya böyle bir karmaşık durumda kalmaktadır. Onun oluşmuş durumdan nasıl çıkacağı belli değil. BM yeterince geniş reformlar yapmalıdır ki, şimdiki taleplere cevap versin. Dünya siyasetinde çok sayıda devletin rolü yükselmelidir. Bunu teyit eden süreçler gözlemleniyor mu? Bizce, hayır.

Leyla Mammadaliyeva

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...