THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Ortak Üyelik: Ukrayna, Moldova ve Gürcistan'a Ne Verecek?

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası ilişkiler »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
245816
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 9 Temmuz 2014 – Newtimes.az

27 Haziran tarihinde Brüksel'de gala imza töreni oldu. Ukrayna, Moldova ve Gürcistan uzun süren müzakere ve kavgalardan sonra Avrupa Birliği`ne ortak üye olmak hakkında sözleşmeyi imzaladılar. Taraflar sevinç içindeydiler ve her biri tarihi husustan konuşuyordu. Eski Sovyet mekanının üç ülkesinin mutlu geleceği doğru tercih ettiği vurgulanıyordu. Elde edilecek siyasi ve ekonomik temettüler üzerinde duruluyordu. Fakat yaşanan olaya uzmanların yaklaşımı aynı değildir. Onların tecrübe ve modern realitelere dayalı tahlilleri biraz düşünmeye zorlar. Yakın gelecekte Kiev, Kişineu ve Tiflis`i nelerin beklediği üzerinde düşünmek gerekir. Bu bağlamda ortak üyeliğin mahiyeti ve onun verebileceği sonuçları çözümlemeye ciddi ihtiyaç duyuluyor.

AB: Ortak Üyelikte Dış Katalizör

Ukrayna, Moldova ve Gürcistan'ın Avrupa Birliği ile ortak üyelik ve serbest ticaret hakkında anlaşmayı imzalamasının mümkün jeopolitik sonuçları bağlamında tahliller yapılıyor, tahminler veriliyor. Şu anda eski Sovyet coğrafyasında mevcut olan karmaşık durumun yanında bu, yeterince ilgi doğuran bir meseledir.

Sorunun iki tarafı uzmanların dikkatini daha çok çekiyor. Bu, birincisi, ortak üyeliğin bu ülkelerin sosyo-ekonomik göstergelerine etkisi; ikincisi, jeopolitik güçlerin bu olaya tepkisidir. Kendiliğinde bunlar birbiri ile yoğun ilişkilerdeler. Fakat modern aşamada Ukrayna, Moldova ve Gürcistan'ın ait olduğu jeopolitik mekanda süreçler çok hızlı gidiyor, çelişkili hususlar kendini gösteriyor.

Büyük devletlerin nüfuz uğruna mücadelesi sosyoekonomik alandaki olaylara özel dinamik veriyor. AB'nin eski Sovyet mekânı ülkeleri ile ilişkilerine de bu açıdan bakıldığında, ortak üyeliğin sadece entegrasyon meselesi olmadığı kanaatine varabiliriz. Avrupa Politika Merkezi'nin çalışanı Eberhard Rhein bu bağlamda şöyle bir görüş bildiriyor: "Avrupa Birliği dış katalizör olarak bu sürece daha güçlü destek olmalıdır" (bkz.: Avrupa ve Ukrayna: Üyelik görünüyor mu? / "Dış Politika Enstitüsü", URL: http:// www.dispolitika.org.tr/dosyalar/ukrayna_p.htm).

Ortak üye olanların sosyoekonomik alanda hangi değişikliklere maruz kalacakları meselesi de çok önemlidir. Bunun için imzalanan sözleşmenin şartlarının içeriğine göz atmak önemlidir. Ortak üyelik siyasi ve ekonomik birçok alanı kapsayan belgelerden oluşmaktadır. Onun hukuki temelini "Avrupa Birliği'nin faaliyetleri hakkında Sözleşme"nin 217 maddesi oluşturuyor. Ukrayna ile imzalanan belgenin Giriş kısmı barışın korunması, insan hakları ve özgürlüklerinin sağlanması için işbirliğinin genişletilmesi gibi konular içermektedir (bkz.: Соглашения об ассоциации с ЕС. Досье / "ИТАР-ТАСС", 26 Haziran 2014).

Ortak üyeliğin siyasi anlaşmasında siyasi karşılıklı ilişkiler, güvenlik ve terörle mücadele konuları yer aldı. Siyasi diyalog dışişleri bakanları ve uzmanlar düzeyinde yapılmalıdır. Dış politikada bölgesel çatışmaların düzenlenmesi alanında işbirliği, Ukrayna`nın sivil ve askeri operasyonlara katılımı öngörülüyor.

Demokratik prensiplere, insan hakları ve özgürlüklerine, ayrıca hukukun üstünlüğü ilkesine saygı duyulması tarafların iç ve dış politikasının temelini teşkil etmelidir. Egemenlik ve toprak bütünlüğü, sınırların dokunulmazlığı ve bağımsızlık, kitle imha silahlarının yayılmasına direnç gösterilmesi meseleleri de siyasi anlaşmada yer aldı.

Böyle bir izlenim oluşuyor ki, ortak üyeliğin siyasi yönü kabul edilen ülkeden ciddi siyasi reformların yapılması isteniyor. Burada insan hakları, güvenlik, bölgesel çatışmaların düzenlenmesi, terörle mücadele daha fazla öne çıkarılıyor. Fakat bu faktörlerin her biri için somut mekanizmalar olmalıdır. Anlaşmada bu mesele halledilmemiştir. Bu nedenle ortak üyeliğin siyasi yönü kabul edilen devleti AB'ye uyarlama niteliği taşıyor. Meseleye bu tür yaklaşım ise egemenlik, sorunların çözümü, terörle mücadele, insan hakları gibi konularda yayğınlığa yol açıyor. Ortak üye baştan belli çerçeveye salınıyor.

Ekonomik Faktör Jeopolitik Çıkarın Üstünde mi?

Ortak üyeliğin ekonomik bölümü kabul edilen ülkenin kendi yasasını, gümrük kurallarını Avrupa Birliği standartlarına uyarlamasını, ayrıca yatırım ortamını iyileştirmek için önlemler almasını öngörüyor. Bunlar "Avrupa ile Serbest Ticaret Bölgesi hakkında Sözleşme" de (DCFTA) ifade edildi. Anlaşma doğrultusunda, AB ile Ukrayna, Moldova ve Gürcistan arasında gümrük hakkı (vergi) iptal ediliyor. Sonuçta, taraflar arasında ticaret hacmi artmalıdır. 2013 yılında Ukrayna'dan AB'ye ihracat 13,8 milyar Euro hacminde olmuştur. Gürcistan aynı yıl 700 milyon dolarlık ihracat yaptı, Moldova'da da bu, yaklaşık bu hacimde oldu (bkz.: Что означает ассоциация Украины, Грузии и Молдавии с ЕС / "BBC", Rusça, 27 Haziran 2014).

Onu söylemek gerekir ki, verginin iptali tüm ürünlere uygulanmayacaktır. AB kendi pazarını korumak amacıyla bazı ürünlere gümrük hakkını korur. Örneğin, Ukrayna tavukları ve Moldova sarımsağı için bu kural geçerlidir. Aynı zamanda, yeni ortak üyelerin piyasalarını korumak için de benzer önlemler alınacaktır. Ukrayna'nın otomobil endüstrisine zarar vermemek için Avrupa'da üretilen arabalardan vergi tutulacak (bkz.: önceki kaynağa).

Görüldüğü gibi, ortak üyeliğin ekonomik bölümü kabul edilen ülkelerin ekonomik sisteminde köklü reformlar yapılmasını, yatırım için elverişli ortamın oluşturulmasını, üretimin kalitesinin yükseltilmesini gerektiriyor. AB bu süreçlere katkıda bulunmayı, örneğin, daha kaliteli ürün üretimi teknolojisine sahip olmak için kendi uzmanlarını yeni ortak üyelere göndermeyi planlıyor.

Hiç şüphesiz, bu sürecin başarılı bir şekilde geçmesi hem zaman, hem de ekonomik sistemde ciddi değişikliklerin yapılmasını gerektirir. Ukrayna, Moldova ve Gürcistan ekonomisinin buna ne derecede hazır olduğu bilinmemektedir. Bazı uzmanlar kriz olasılığını istisna etmiyorlar. Hatta işsizliğin hızla artacağı konusunda tahminler yapılıyor. (bkz., örn.: Deniz Berktay. Ukrayna’da 'tartışmalı' anlaşma / "Al Jazeera Türk", 26 Haziran 2014). Çünkü yeni üyelerin ekonomik sistemlerinde reformlar fazla zaman alacağından, bu süre zarfında bir takım işletmeler rekabete devam getirmeyerek faaliyetlerini durdurabilir. Belirtelim ki, söylenenler Ukrayna, Moldova ve Gürcistan'a aynı derecede geçerlidir.

Hatta Gürcistan ve Moldova'nın daha çok zorluklarla karşılaşacağından bahsedilmektedir. Bu ülkelerin ekonomisi uzun süredir, ağır durumdadır. Fakat resmi Tiflis ve Kişineu umutlular. Onlar ortak üyelik hakkında anlaşması imzalarken halkın bundan sevineceğini açık söylemişler.

Gürcistan Başbakanı Irakli Garibaşvili anlaşma imzalandıktan sonra yaptığı konuşmada şunları söyledi: "... Bu, Gürcistan Devletinin gelişiminde yeni ivmedir ve bizim insanların yaşam kalitesinin artırılmasına hizmet edecektir" (bkz.: Сергей Дмитриев. "Счастливы вместе" – ЕС, Грузия, Молдова и Украина подписали соглашение об ассоциации / "RFI", 28 Haziran 2014).

Çelişkili Hususlar ve Paradokslar

Yukarıda belirtilen görüşler gösteriyor ki, AB'ye ortak üyelik aslında çelişkili bir süreçtir. Siyasi ve ekonomik açılardan taraflar arasında karşılıklı ilişkilerin gelişmesi çok sayıda şartlara uyulmasını öngörüyor. Tarihi tecrübe gösteriyor ki, sözde ilginç olan bu tür gidişatın pratik sonuçları farklı olabiliyor. Örneğin, Yunanistan ve Türkiye aynı zamanda ortak üyeliğe kabul edilmişlerdir. Fakat biri artık AB'nin tam üyesidir, diğeri ise halen üyeliğe aday olarak kalır. Dikkati çeken nokta şu ki, Türkiye ekonomik açıdan Yunanistan'dan ve çeşitli Avrupa ülkelerinden ileride. Onun gelişme oranları şimdi de yüksek düzeyde kalmaktadır.

Bu gibi olgular doğruluyor ki, ortak üyelik siyasi ve ekonomik açıdan biraz belirsizdir. Dolayısıyla Ukrayna, Moldova ve Gürcistan'ın "bir yerde mutlu" olduklarından konuşmak acelecilik olurdu. Meselenin diğer tarafı bölgesel ve küresel jeosiyasetin karmaşıklığı ile ilgilidir. İtiraf edelim ki, uzmanları daha çok bu konu ilgilendiriyor. Çünkü şu anda eski Sovyet coğrafyasında durum büyük ölçüde belirsizdir. Büyük jeopolitik güçlerin nüfuz uğruna yürüttükleri mücadele aslında yeni bir aşamaya ulaştı. Bu bağlamda birkaç önemli hususu vurgulamak gerekir.

Ünlü siyasi uzman Zbigniew Brzezinski Rusya'nın jeopolitik amaçlarını sert eleştiriyor. O, 16 Haziran tarihinde Wilson Merkezi'nde küresel güvenliğe adanmış etkinlikte konuşması sırasında "Rusya şovenizmi ile mücadele" ifadesini kullandı (bkz.: Zbigniew Brzezinski. Confronting Russian Chauvinism / "The American Interest", Haziran 2014). Rusya'nın Savunma ve Dış Politika Konseyi'nde hazırlanan bir rapora dayanarak, Brzezinski ülkenin jeopolitik hattında ilkesel değişikliğin gözlendiğini vurguluyor.

Z. Brzezinski yazıyor ki, modern aşamada Rusya'nın jeopolitik stratejisi aşağıdaki 4 temel hususu içermektedir: birincisi, "bölünmüş halk" kavramını; ikincisi, "yurtdışındaki vatandaşların korunması" konusunu; üçüncüsü, "Rus Dünyası" meselesini ve nihayet, dördüncüsü, "büyük Rus uygarlığı" nın itiraf edilmesi, korunması, kabulü ve geliştirilmesini (bkz.: önceki kaynağa). Peki bu prensiplerin Ukrayna, Moldova ve Gürcistan'ın AB ortak üyeliği meselesi ile ne gibi bir ilişkisi var?

Z. Brzezinskiyə göre, işte bu ilkeler Moskova'nın dış politikasının ruhunu oluşturuyor. Somut olarak, Kremlin`in Moldova, Ukrayna ve Güney Kafkasya'da çıkarlarını herhangi dolayı jeopolitik veya ekonomik temettü değil, net düşünülmüş ve artık devletin dış politikasının itici gücüne dönüşmüş ilkeler belirler. Bu şartlar çerçevesinde ortak üyelik sadece AB'ye entegre olmak isteyen ülkenin seçimi gibi görünmüyor. Örneğin, Ukrayna, Moldova ve Gürcistan konusunda Batı Rusya ile belli faktörleri belirlemelildir.

Bu bağlamda belirtmek gerekir ki, Batılı uzmanlar arasında Ukrayna'nın ortak üyeliğinden çok şeyi beklemeyin erken olduğunu düşünenler de var. Örneğin, "The Los Angeles Times" yayını Kennan Enstitüsü'nden Matthew Rojanski ve gazeteci Carol Williams'ın görüşlerini yayınladı. M. Rojanski söyledi: "Rusya hiçbir yere gayb olmayacak, Ukrayna ise Almanya'ya dönüşmeğecek" (bkz.: Carol J.Williams. Ukrayna-EU deal alters little, except Vladimir Putin`s blood pressure / "The Los Angeles Times", 26 Haziran 2014).

Demek, hatta Batı'da böyle anlıyorlar ki, Ukrayna, Moldova ve Gürcistan'ın AB`ye ortak üyeliği Rusya faktörünün jeopolitik önemini azaltmamış, aksine, onu yeni düzleme çıkarmıştır. İlginçtir ki, şimdilik Batı'da bu meselenin Rusya ile ilişkilerde kriz yarattığını düşünenler var. Öyle ki, Pilar Bonet "El País"te yayınlanan makalesinde vurguluyor: "Ukrayna ile AB arasında imzalanan anlaşma Rusya ile ilişkilerde kriz yarattı" (bkz.: Pilar Bonet. Ucrania y la UE firman el pacto de libre comercio que desató la crisis con Rusia / "El País", 27 Haziran 2014).

Bu bağlamda ABD Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Richard Haas Rusya'nın adımlarının özünde yatan faktörlere açıklık getirmek istiyor. Onun kanaatine göre, burada V. Putin'in ülkenin jeopolitik nüfuzunu lider seviyesine yükseltmek girişimi yer alıyor. Ancak Rusya'nın iç ortamının "esasları artık çürümüştür" (bkz.: Richard N. Haass. The Sources of Russian Conduct / "Project Syndicate", 16 Nisan 2014).

Ukrayna, Moldova ve Gürcistan'ın ortak üyeliğinin bu tür karmaşık jeopolitik süreçlerle yoğun bağlılığı önemli ölçüde belirsizlik yaratıyor. AB yetkililerinin iyimser görüşlerine rağmen, bu örgütün şimdilik adı geçen ülkelerle ilgili net karar kabul etmediğini söyleyenler de var. Böyle tahmin ediliyor ki, AB iki seçenek arasında kalmıştır: ekonomik açıdan komple bir gücmü olmalı, yoksa küresel jeopolitik güç merkezi mi (bkz.: Erhan Akdemir. Avrupa Birliği'nin Ukrayna Politikası: Eski Komşu mu? Yeni Aday mı? / "Karadeniz Araştırmaları", Bahar 2014. Sayı 41, s.61-75). Şimdilik AB`nin küresel jeopolitik merkez olmak eğilimi daha çok hissediliyor (bkz.: önceki kaynağa, s.72).

Eğer bu kanaat doğruysa, ortak üyelik ülkeleri yeni çelişkilere atabilir. Çünkü AB için jeopolitik nüfuz önemliyse, o zaman meselenin ekonomik yönü buna tabi olacaktır. Bu durumda, başka büyük güçler kendi çıkarlarını sağlamaya çalışacaklar. Şüphe yok ki, buraya sadece Rusya değil, ABD ve Çin de dahildir. Bu nedenle bazı uzmanlar AB-Ukrayna yakınlaşması zemininde meydana gelen çelişkiler ve paradokslara ayrıca önem vermektedirler (bkz., örn.: Uzman gözünden Avrupa Birliği ve Ukrayna Krizi: Çıkarlar ve Değerler Paradoksu / TÜRKSAM, 13 Mayıs 2014).

Türkiyeli analist Birgül Demirtaş AB'nin çıkarları ile değerleri arasında paradoksal durum oluştuğunu iddia ediyor. Öyle ki, o, demokratik prensiplerle hareket eden Avrupa Birliği'nin buna uymayan Rusya ile hangi anlarda uzlaşmaya gelebileceği konusunun net olmadığından bahsediyor (bkz.: önceki kaynağa). Oluşan durumu daha da ağırlaştıran hem Brüksel, hem de Moskova'nın kendi amaçlarından geri çekilmek fikrinde olmamasıdır. Böyle bir ortamda öncelikle Ukrayna, Moldova ve Gürcistan darbe altında kalabilir.

Rusya için meselenin ekonomik-ticari yönü de günceldir. Moskova düşünüyor ki, Ukrayna, Moldova ve Gürcistan'da Avrupa standartlarına uygun malların yaygınlaşması Gümrük Birliği ülkelerinin iç pazarını olumsuz etkileyecektir, kaliteli ve ucuz Avrupa ürünleri yerli üretimin gelişmesini frenleyecektir. Bu, daha çok Ukrayna tarafından Rusya'ya ihraç edilen mallarda kendini gösterebilir. Dolayısıyla Kremlin birçok konuların tartışılmasına ihtiyaç olduğunu söylüyor. AB'nin genişlemesine sorumlu Ştefan Füle ise endişe için neden görmüyor.

Rusya Faktörü: Ortak Üyeliğin Perspektifi Düzleminde

"Rusya'nın olumsuz tepkisi nasıl ortadan kaldırılabilir?" sorusuna cevabında, dedi ki, "Ben Rusya ile müzakerelere daha fazla önem vermek istiyorum. Biz artık bazı anlaşmazlığı ortadan kaldırdık. Umarım, gelecekte de müzakereler devam edecek ve Ukrayna'ya karşı Rusya'nın herhangi ekonomik kısıtlama koymasına gerek kalmayacak" (bkz.: Фюле допускает расширение ЕС за счет Украины, Грузии и Молдовы / "ЛİГА.Новости", 27 Haziran 2014).

Fakat Kremlin`in ilk tepkisi Ş. Füle`nin iyimserliği için ciddi esasların olmadığını gösteriyor. Başbakan Medvedev Bakanlar Kurulu toplantısında açıkladı ki, "Eğer Ukrayna ve Gürcistan Parlamentoları ortak üyelik hakkındaki anlaşmayı teyit ederlerse, Moskova Moldova'ya karşı olduğu gibi, bu ülkelerle de ticarette benzeri koruma önlemleri alacaktır" (bkz.: Медведев пригрозил Украине и Грузии "защитными мерами" в случае ратификации соглашения с ЕС / "Interfax", 7 Temmuz 2014).

İlginçtir ki, hatta AB uzmanları bile Ş. Füle`nin dediklerine tam inanmıyorlar. Bunun da somut nedenleri vardır. Örneğin, Bulgaristan'dan Dimitar Beçev son zamanlarda AB'ye kabul edilen Doğu Avrupa ülkelerinin hepsinin en az 15 yıl ortak üyelik aşamasını yaşadıklarını söyledi. Ancak tecrübe gösterdi ki, Brüksel kimseye garanti vermiyor. D.Beçev`in ifadesi ile söylersek, "AB daima yaratıcılık belirsizliği" yaşıyor (bkz.: Что означают для Украины, Грузии и Молдовы соглашения с ЕС? / "Радио Азаттык", 27 Haziran 2014). Ayrıca, uzmanlar ortak üyelikte belli acelenin olduğuna da dikkat çekiyorlar.

Öyle ki, Rusya'nın mümkün baskılarından korkarak AB Ukrayna, Moldova ve Gürcistan`ı ortak üyeliğe koşturdu. Bu ise o demektir ki, tüm şartlara uyulmadı. Bu yarımçıklığın üyeleri nasıl etkileyeceği bilinmemektedir. Her halde, onun olumlu sonuçlanacağını ummak risklidir.

Bütün bunlardan şöyle sonuca varmak mümkündür ki, Ukrayna, Moldova ve Gürcistan için ortak üyeliğin hangi anlama geldiği tam olarak net değildir. Anlaşmanın şartlarına göre, bu ülkelerin siyasi sisteminde reformlar olmalı, iç mevzuatta insan haklarının korunması için ciddi adımlar atılmalı, terörle mücadele meselesi güncelleşmelidir. Öte yandan, bu ülkelerin ekonomik sistemlerinde de köklü değişiklikler yapılmalıdır.

Ancak bu iki dev görevin gerçekleştirilmesi için hem AB tarafından atılacak somut adımların sırası belli olmalı, hem de bir bütün olarak uygun jeopolitik ortam oluşturulmalıdır. Bunların her ikisinde yeterince belirsizlikler var. AB temel amaç olarak ekonomik entegrasyonu değil, jeopolitik liderliği öne çıkarıyorsa, meydana mutlaka çelişkiler çıkacak. Böyle ortamda onun hangi irade ve mantıkla adım atacağı meselesi karanlık kalacaktır.

Aynı zamanda, Rusya'nın siyasi, jeopolitik ve ekonomik çıkarlarına karşı tehditler kaldığında, Ukrayna, Moldova ve Gürcistan etrafında jeopolitik durumun sakin olacağına ümit etmek çok risklidir. Bu tür şartlar dahilinde ise her üç ülkenin geleceği belirsiz görünüyor.

Ayrıca Ermenistan faktörünün Gürcistan'ı nasıl etkileyeceğini dikkate almak gerekir. Ermeniler belirsiz jeopolitik konumlarıyla bölgede hep risk oluştururlar. Bu ortamda Tiflis'in ortak üyeliğinin kaderi de net olmuyor.

Görüldüğü gibi, ortak üyelik konusunda acele etmemek daha etkili stratejidir. Azerbaycan'ın seçimi bu açıdan en uygun seçenek sayılmalıdır. Bakü hiçbir alyansa girmiyor, ancak ikili ve üçlü işbirliği biçimi ile aktif aktörlerin her biri ile ilişkileri geliştiriyor. Düşünüyoruz ki, en verimli "üyelik" biçimi budur.

Kamal Adıgözelov

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...