THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Orta Asya’nın “çatışma üçgeni”

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası ilişkiler »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
10809
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Orta Asya ile ilgili alarm verici haberler yayılıyor. Bir süre önce durum sabit görünüyordu. Aslında ise Avrasya mekanında jeo-siyasi atmosfere tesir edebilecek süreçler meydana geliyordu. Bunları iki kısma ayırmak mümkündür. Birincisi, bölge ülkeleri arasında ilişkilerin değişmesini kapsayan olaylar; ikincisi, büyük devletlerin bölgede nüfuz uğrunda yürüttüğü mücadelenin sonuçları.

26 Haziran tarihinde Rusya Kara Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Vladimir Çirkin; Federasyon Konseyinin Savunma ve Güvenlik Komitesinin toplantısında, Orta Asya’da Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan’ı içeren yerel silahlı çatışmalar oluşabileceğini beyan etti. General buna neden olarak söz konusu devletler arasında enerji, su kaynakları ve toprak meseleleri ile bağlı oluşmuş anlaşılmazlığın tırmanmasını göstermişti. Tacikistan bu habere sert tepki göstererek, bölgede durumu tırmandırmak isteyen güçlerin olduğunu bildirmişti.

Ancak asıl tablo gerçekten de düşündürücüdür. Birkaç kaynak Orta Asya’da siyasi çatışmaların mümkünlüğüne ilişkin öngörülerde bulunmuştur. Uluslararası Kriz Grubu’nun uzmanı Louise Arbour 2011yılında “Foreign Policy” dergisinde “2012 senesinin 10 savaşı” adlı bir öngörü yayınladı. Orta Asya bu öngörüdeki sıralamada 6’ncı sırada gösteriliyordu. ABD’nin “EurasiaNet” internet-kaynağı ise 2012 senesinde Orta Asya’da en çok ihtimal verilen silahlı çatışma kısmında Özbekistan’la Tacikistanarasında olası askeri çatışmaları kaydediyordu. Bu öngörüler Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın 2011 yılındaki raporuna da dahil edilmişti.

Eylül 2011 tarihinde Rusya Silahlı Kuvvetleri Genel Kurmay Başkanı, Orgeneral Nikolay Makarov Orta Asya’da durumun “Libya senaryosu” üzre gelişebileceğini beyan etti. Bu beyanattan iki ay önce ise Rusya’nın NATO’daki daimi temsilcisi Dmitri Rokozin bölge için esas tehlikenin ABD askerlerinin Afganistan’ı terk etmesinden sonra meydana çıkacağını bildirdi.

Bu öngörüleri hangi verilere dayanarak yapıyorlar? İlk olarak, SSCB döneminde Orta Asya ülkelerinde yaratılmış anklavlar gösteriliyor. Kırgızistan’da Özbek anklavı mevcuttur. 40-50 bin nüfusu olan Şoh ve Şahmerdan anklavları Kırgızistan’da bulunmaktadır. Özbekistan’da Kırgızistan topraklarına dahil olan Barak köyü vardır. Kırgızistan’daki Voruh anklavında 20 bin Tacik yaşıyor.

Bunların dışında, Kırgızistan ve Tacikistan arasında su ve topraklardan istifade konusunda 1980’li yıllarda başlamış çatışmalar mevcuttur. Özbekistan-Tacikistan sınırında yerel çatışmalar kayda alınıyor. Bunun nedeni su kaynaklarından istifadede ve etnik ilişkilerde meydana gelen anlaşılmazlıklardır.

Sıralanan unsurların Orta Asya ülkeleri arasında ilişkileri gerginleştirdiğini itiraf etmek gerekiyor. Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan arasında anlaşılmazlığın silahlı çatışmaya dönüşmesi ihtimali yok değildir. Lakin burada büyük devletlerin bölge uğrunda yaptığı mücadeleyi mutlaka göz önünde bulundurmak gerekiyor.

“Endican-2” Uyarısı

Özbekistan’ın Ortak Güvenlik Sözleşmesi Teşkilatı’nda (CSTO) faaliyetini durdurması Rusya’da rahatsızlıkla karşılandı. Yaklaşık aynı dönemde Kırgızistan ve Tacikistan Moskova’dan kendi topraklarında olan Rusya’ya ait askeri tesislerin kira bedelini arttırmayı talep ettiler. Yorumcular bu olayların bir-biri ile bağlantılı olduğuna emindirler. Bunun nedeninin ABD ve Çin’in Orta Asya siyaseti olduğunu söylüyorlar. Tacikistan Cumhurbaşkanı E. Rehmon’un Çin’den 2 milyar Dolar yardım almasını resmi Duşanbe’nin jeo-siyasi konumunun değişmesinin belirtisi olarak kabul ediyorlar. Diğer taraftan, ABD’nin Afganistan’dan çıkaracağı silahların bir kısmını Tacikistan’a verebileceği ve orada askeri üs kuracağından bahsediliyor. Amerika’nın Özbekistan’a da aynı vaatlerde bulunmuş olması mümkündür.

Resmi Taşkent Afganistan doğrultusunda olabilecek tehlikeye karşı CSTO’nun etkili bir planının olmadığını sebep gösteriyor. Özbekistan’ın diğer bir açıklaması da bu askeri teşkilat çerçevesinde işbirliğinin doğru şekilde geliştirilmemesine ilişkindir. Doğrudur, Moskova bunları bahane hesap ediyor ve esas unsur olarak Washington’un bölgede etkinleşmesini gösteriyor.

Cumhurbaşkanı V. Putin 9 Temmuz tarihinde Rusya Federasyonu büyükelçileri ve daimi temsilcileri ile geçirdiği toplantıda “BDT mekanında bütünleşme Rusya’nın dış politikasının ana hattıdır” fikrini söylemiştir. O, Ukrayna’yı bu bütünleşme sürecine katılmaya çağırmıştır. Yani BDT mekanında bütünleşme Moskova için stratejik bir konudur. Bu sebeple, Orta Asya ülkelerinin attıkları adımlara Rusya’dan cevap gecikmedi. Jeo-siyasi Meseleler Akademisi’nin Başkanı Leonid İvaşov hesap ediyor ki, Rusya Avrasya’da bütünleşme süreçlerini hızlandırmalıdır.

Demografi, Göç ve Bölgesel Gelişim Enstitüsü’nün Gözlemci Konseyinin Başkanı, “Gelişim herekatı”nın önderi Yuri Krımnov ise Özbekistan’ın CSTO’dan çıkmasının Kremlin’in Afganistan siyasetinin karmaşıklığı ile açıklıyor. O, Rusya’nın siyasi çevrelerinde NATO’nun Afganistan’daki faaliyetine ilişkin doğru konumda olmadığını vurguluyor. Şöyle ki, Rusya NATO’nun Afganistan’ı terk etmesinin istikrarı bozacağından endişe ediyor. O halde, Orta Asya ülkelerinin söz konusu teşkilata meyletmeleri olağan karşılanmalıdır. Ancak Y.Krımnov bu süreçlerin Avrasya bütünleşmesine büyük fayda vereceğini düşünüyor. Çünkü Moskova yanlışlarını analiz ederek, daha etkili bir siyaset yürütecektir.

Bunlarla birlikte, Orta Asya’da ikinci Endican olaylarının oluşmasına ilişkin uyarılar da duyuluyor. Bölge ülkelerine Rusya askeri birliklerinin bölgeyi terk etmesi ile karışıklığın başlayabileceği iletiliyor. Hatırlatalım ki, SSCB’nin çöküşü öncesi Özbekistan’ın Endican vilayetinde büyük karışıklık yaratılmış ve binlerce Türk oradan kovulmuştu. Aynı olaylarda çok sayıda şiddet olayı kayda alınmıştı. Endican olaylarında Ermenilerin de iştirak ettiğine dair bilgiler vardır.

Büyük Savaşların Sessizliği

Kadim Doğu bilgelerinden biri demiştir ki, “ne zaman savaşması ve ne zaman susması gerektiğini bilen kazanacaktır”. Orta Asya’ya ilişkin gürültülü-patırtılı jeo-siyasi süreçlerin devam etiği bir zamanda Çin ve ABD’den ses çıkmıyor. ABD Dışişleri Bakanı ile Özbekistan Dışişleri Bakanının Afganistan’dan çıkarılacak silahların bir kısmının Taşkent’e verilmesi ve ek mali yardım ayrılmasına ilişkin anlaşmaya varmaları medyada az yorumlanıyor. Aslında Orta Asya’da jeo-siyasi atmosferi bu gibi anlaşmalar oluşturuyor. Bölgede “jeo-siyasi bir bomba” patlatıldığı ortadadır. Şimdi enformasyon patlamasını düzenleme aşaması başlamıştır.

Resmi Washington ise Afganistan’dan askeri birliklerini çıkararak Orta Asya ülkelerine yerleştirerek bir taşla iki kuş vuruyor. Birincisi, kendisini Afgan bataklığından dışarı çıkartıyor; ikincisi, Orta Asya’da askeri varlığını güçlendiriyor. Sonuncu husus jeo-siyasi açıdan ABD’ye getiriler sağlıyor. Rusya’nın yüzyıllardır söz sahibi olduğu bölgede ABD askeri inisiyatifi eline alıyor. Orta Asya ülkeleri için güvenlik meselesi oldukça önemlidir. ABD hem Afganistan’dan dini köktenciliğin olası ihracına engel olacak hem de Rusya’nın Asya sınırları boyunca kendi güçlerini yerleştirecek. Asya-Pasifik bölgesinde meydana gelen süreçleri göz önünde bulundurursak, bu, Washington’un ciddi stratejik üstünlüğü demektir.

Diğer taraftan, Avrasya’da Rusya modeli üzre bütünleşme süreci bozulmuş oluyor. Bu, somut olarak, Rusya’nın dış politikasının önceliklerine karşı yönelen bir adımdır. Avrasya bölgesinde bütünleşme süreçlerinin durdurulması Yakın ve Orta Doğu’da Moskova’nın kartlarını elinden alıyor. Yani Kremlin ABD’yi Yakın Doğu’da oyalamak istediği halde, kendisi Orta Asya’da sorunlarla karşılaşıyor.

ABD susmuyor, çalışıyor. Mücadele yeni sert ve yoğun bir aşamaya yükseliyor. Belirli bir zamandan sonra Çin’in etkin şekilde süreçlere katılmasının şahidi olacağımız beklenebilir. ABD’nin Tacikistan’da askeri üs kurması ile İran’ın da tepkisi kendisini gösterecektir. Etnik bakımdan yakın olduğu Tacikistan’a karşı İran’ın hangi adımları atacağı merak konusudur. Yorumcular, Duşanbe uğrunda Rusya, Çin ve İran’ın ortak hareket edebilecekleri yönünde uyarıyor. Her halükarda bu bölgede jeo-siyasi durumun daha da karmaşıklaşacağını tahmin etmek mümkündür.

Daha sert tepkiyi ise Moskova’nın vereceğine şüphe yoktur. Rusya için Orta Asya stratejik önem taşıyor. Coğrafi ve jeo-siyasi açıdan bu bölge önemli rol oynuyor. Enerji güvenliği konusunda Orta Asya Batı, Rusya ve Çin için mühim yer tutuyor. Esas unsur ise bu bölgenin gelecek jeo-siyasi güç merkezine katılacağı öngörüsü ile ilişkilidir. Oradan Kafkasya ve Uzak Doğu’ya yol kısadır. Orta Asya jeo-siyasi güç merkezinin değişim hattı üzerindedir. Bizce, bu bölgede büyük savaşlar başlamıştır. Kadim Doğulular “...sessizlikte gürültüyü beklemeyi” tavsiye ediyordu. Peki, savaş seslerinin yükseldiği bir bölgede sessizlik mümkün müdür?

Newtimes.az

Benzer Makaleler

İlişkili bölümler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...