THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

George Friedman: Azerbaycan'ın ABD için Önemi Büyük

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası ilişkiler »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
15303
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 28 Haziran 2013 – Newtimes.az

Amerikalı yorumcu George Friedman (Corç Fridmın), Güney Kafkasya'da jeopolitik gelişmelerin gidişatıyla ilgili bir makale yazmıştır. Yazar, Avrasya çapında önem taşıyan hususlara yaklaşımını ortaya koymuştur. Azerbaycan'a özel önem verilen yazıda, düşündürücü görüşlere rastlanmaktadır. G. Friedman, büyük devletler arasında dünya önderliği uğrundaki jeopolitik mücadelenin daha da keskinleşeceğini ifade eden savlar ileri sürmektedir.

Güvenlik ve Demokrasi: Tarih Tekerrür Ediyor

Güney Kafkasya'ya jeopolitik ilginin yeni bir aşamaya yükseldiği bir gerçektir. Çeşitli analiz merkezleri, bölge devletlerinin önemi ile ilgili çözümlemeler yayımlıyor. Bu tür yazıların sayısı gittikçe artıyor. Bu eğilimin nedenleri açıktır: Ortadoğu'da yaşanan olayların giderek daha geniş jeopolitik alana etki etmesi üzerinde düşünülmelidir. Kafkasya bu bakımdan önemli çıkar alanlarından biri olarak kabul ediliyor.

Amerika'daki "Stratfor" analiz merkezinin kurucusu ve tanınmış yorumcu George Friedman’ın da Güney Kafkasya ülkelerinin jeopolitik önemiyle ilgili düşündürücü çözümlemeleri vardır. "Forbes" dergisinde yayımlanan Azerbaycan ile ilgili son makalesi bizim için daha ilginçtir (Bkz.: George Friedman. Why Azerbaijan Should Matter To America // "Forbes", 11 Haziran 2013). Zira Batılı jeopolitik düşünüşte, Güney Kafkasya'da bulunan ülkelere ilişkin hangi hususların öne çıktığı meselesi gündemdedir.

Amerika'da bölgeyle ilgili tam olarak net bir siyasi duruşun olmadığı hissediliyor. Realistler ile idealistlerin Güney Kafkasya'da süre giden jeopolitik süreçlere yaklaşımı arasında farklar vardır. Realistler, bölge devletlerinin güvenliğinin en yüksek düzeyde savunulması gerektiğini biliyor. İdealistler ise, Amerikan değerlerini yaymayı ve her yerde demokrasiyi savunmayı daha doğru buluyor. Bu yaklaşımlar arasındaki farklar, ABD dış politikasında belirli oranda kendini göstermektedir. G. Friedman’ın "Azerbaycan Neden ABD için Bu Kadar Önemlidir?" başlıklı makalesinin ruhunda da bu husus vardır.

Yazar, Amerika'nın bölge devletlerinin güvenliğine tam güvence vermediği savını öne sürüyor. ABD hiçbir devletin güvenliğinin güvencesi olmamalıdır. Ondan bunu beklemenin anlamı yoktur. Bunun yerine, Washington kendisi için stratejik önem taşıyan devletlere ciddi destek vermelidir. Azerbaycan örneğinde bu hususu G. Friedman özellikle vurguluyor.

Yorumcu, Azerbaycan'ı bölgenin "kilit devleti" olarak adlandırıyor. İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya bu sebeple Bakü'yü ele geçirmeye yönelik ciddi girişimlerde bulunmuştu. Stalingrad yakınlarında Alman ordusunun ağır yenilgiye uğraması, Hitler'in Azerbaycan petrolüne ulaşabilme amacını alt üst etmişti. Fakat faşistlerin bu yönde büyük çaba göstermesi, Azerbaycan'ın jeopolitik önemiyle ilgiliydi.

G. Friedman, bir anlamda tarihin tekrar ettiğini yazıyor. Günümüzde dünyanın büyük devletleri Avrasya coğrafyasında konumlarını güçlendirmek için Azerbaycan'a baskıda bulunmayı temel amaçlarından biri olarak kabul ediyor. Bu sav bizim için çok önemlidir. Mesele şu ki, şimdi bölge çevresinde karmaşık jeopolitik oyunlar kuruluyor. Ermeni yorumcular Ermenistan'ın bölgede çözüme kavuşturucu rol oynadığı görüntüsünü yaratmaya çalışıyor. Hatta Sarkisyan, Güvenlik Konseyi’nin son toplantısında gelecek 3-4 yılda bölgede jeopolitik görünümün değişeceğinden bahsetmişti. Sözde bu süreç, Ermenistan için elverişli koşullar yaratmıştır. G. Friedman ise, bunun tamamen tersi görüştedir: Azerbaycan'ın sadece bölge için değil, Avrasya için de ana devlet olduğunu vurgulamaktadır.

Meseleye diğer açıdan yaklaşıldığında, düşündürücü bir durumla karşılaşıyoruz. Zira Azerbaycan'ın bu derecede jeopolitik önem taşıması Rusya, İran, Türkiye, Çin ve ABD arasında çetin bir mücadelenin sürdüğünün işaretidir. Gözlemler, bazı durumlarda ülkemize karşı dayanağı olmayan iddiaların ileri sürüldüğünü göstermektedir. Anlaşılan, burada büyük devletlerin yürüttüğü mücadelenin etkisi vardır. Çeşitli çevreler Bakü'ye baskı yapmaya çalışmakta, kendi amaçlarını gerçekleştirmek istemektedir. Son zamanlarda bu eğilimin biraz daha güçlendiği hissediliyor.

Jeopolitik Mücadelenin Keskinliği

Büyük devletlerin, Azerbaycan'ı Avrasya coğrafyasındaki önemli ülkelerden biri olarak gördüğü savı üzerinde ciddiyetle düşünmek gerekiyor. G. Friedman bunu sadece enerji unsuruyla açıklamıyor. Meselenin birçok yönü vardır. Burada coğrafi, kültürel, siyasi, jeopolitik, askeri ve ekonomik unsurları dikkate almak gerekir. Tüm bu göstergeler, Ermenistan ile Gürcistan'ın jeopolitik öneminin Azerbaycan'a oranla daha az olduğunu kanıtlıyor. Fakat mevcut durumda Gürcistan'da Rusya yanlısı bir hükümetin olması, Azerbaycan için yeni jeopolitik koşullar meydana çıkarıyor. G. Friedman, Moskova’nın Gürcistan unsurundan faydalanarak, Batı'ya yönelik enerji yollarını kısıtlayabileceğini düşünüyor. Stratejik iş birliği açısından bu, bölge için ciddi sonuçlara neden olur. Böyle bir ortamda Washington nasıl bir tavır almalıdır?

Makalede meselenin bu tarafına ciddi önem verilmektedir. Yorumcu, Amerika’nın bölgedeki çıkarlarını sağlamak için daha da etkin olması gerektiğini düşünüyor. "Soğuk Savaş" sona erdikten sonra ABD'nin dünya önderliği olanakları genişlemişti. Fakat bu dönemde Amerika 100 bin askerini kaybetti. Şimdi bu kadar kurban vermek gerekli değildir. Bunun için dış siyasete yeni bir içerik vermek gereklidir. G. Friedman’ın, birçok ülkenin Amerika'ya gereksinim duyduğuna inanması ilginçtir. Onlar güvenliklerinin sağlanma meselesinde rahatsızdır. Fakat ABD onların güvenliğinin sağlanmasının güvencesi olamaz. Söz konusu olan, sadece ciddiyetle desteklemek olabilir.

Buradan ilginç bir sonuç çıkıyor. Amerika dünyanın önderi olma iddiasını sürdürüyor. Bununla birlikte, çeşitli bölgelerde önceki dönemlerde olduğu düzeyde ekonomik ve askeri güç harcamayı düşünmüyor. ABD bölgesel güç merkezlerinin varlığını kabul etmeyi tercih ediyor. Aynı zamanda, onların önderliğinin belirli bir sınıra kadar olası olabileceği mesajını veriyor.

Azerbaycan meselesine küresel çaplı jeopolitik oyunlar açısından bakıldığında, yukarıdaki hususlar üzerinde düşünmenin önemi açıkça hissedilmektedir. Ülkenin çevresindeki jeopolitik mücadele şiddetlenebilir. Rusya'nın Ermenistan'da askeri gücünü artırmaya ilişkin adımlar attığı bir dönemde, bu mesele daha güncel görünüyor. Öte yandan, Gürcistan’daki hükümet son zamanlarda bölgeye belirsizlikler getirebilecek görüşler ifade ediyor. Tiflis’in bazı manevralar yaparak, düştüğü durumdan çıkmaya çalıştığı hissediliyor. Fakat bunu diğer hususların yanı sıra, Azerbaycan'ın çıkarları uğruna gerçekleştirme amacı anlaşılabilir değildir.

Erivan'a gelince o, jeopolitik seçim konusunda ciddi şekilde duraksamaktadır. Çeşitli yönlerden gelen baskılara yenik düşen Ermenistan yönetimi, eskiden olduğu gibi yıkıcı tutumunu sürdürmektedir. Bu koşullar altında, bazı güçlerin Azerbaycan'da istikrarı bozmaya çalışması kötü niyetli planların varlığını akla getiriyor. Sorunu adil şekilde çözmek yerine, bölgenin bazı ülkelerinin daha fazla silahlandırılması çizgisini tercih ediyorlar. Bu ise, durumu daha da ağırlaştırabilir. Bunun yerine, bölgenin sosyo-ekonomik ve kültürel gelişimine çalışmaları, geleceğe yönelik olarak daha olumlu olurdu. Bölgede var olan sorunların adil şekilde çözümü, Avrasya coğrafyasının bütününde barışa hizmet ederdi. Ne yazık ki G. Friedman gibi yorumcular bile, ABD'nin kimlere silah satması gerektiği meselesini öne çıkartmayı tercih ediyor.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...