THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Sergey Lavrov'un "garip" düşünceleri: Ermenistan'da yeni iki terör kaynağının oluşması ihtimali bazında

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Küresel süreçler ve eğilimler »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
5917
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 25 Aralık 2019 – Newtimes.az

Tek taraflı yaklaşım, yahut diplomatik gidiş: Rus bakanın çelişkili tutumu

Analistler, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un son Erivan ziyareti sırasında ifade ettiği birtakım hususlarla ilgili haklı eleştirilerde bulunuyorlar. Söz konusu düşüncelerin Rusya Dışişleri Bakanı tarafından ifade edilmesi bahsi geçen hususlara duyulan ilgiyi arttırıyor. Çünkü Rusya-Azerbaycan ilişkileri hızla gelişiyor ve Rusya, AGİT Minsk Grubu üç eş başkanından biridir. Politika uzmanları, sorunun çözümünün anahtarının Rusya'da olduğu görüşünü savunuyorlar. Ancak söz konusu analistler, Lavrov'un Erivan'daki açıklamaları sonrası derin üzüntü duydular. En azından analistler, anahtarın yerini "kaybetmişler." Çünkü Lavrov, gerçek anlamda birçok meseleyi yerle bir eden açıklamalarda bulundu.

Rusya Dışişleri Bakanı, Erivan'da "Yukarı Karabağ halkı"nın kabul etmediğini Ermenistan'ın da kabul etmeyeceğini belirtti. Bu tez Lavrov'un, "Yukarı Karabağ halkı" kavramını uygun gördüğünü ve Ermenistan'ın tutumunu haklı bulduğunu gösteriyor. Halbuki Azerbaycan Cumhurbaşkanı, Valday Kulübü toplantısında "Yukarı Karabağ halkı" diye bir tabirin bulunmadığını ve bunun Ermeni hayallerinin ürünü olduğunu açık ve net biçimde anlatmıştı. Yukarı Karabağ'da Azerbaycan nüfusunun bir parçası olarak Azerbaycanlı ve Ermeni toplumu yaşıyordu. Şimdi Ermeni ayrılıkçı-teröristler, Azerbaycanlı nüfusu kendi topraklarından sürdüler ve söz konusu bölgede şimdilik Ermeni nüfus kalmaktadır. Diğer kısım ise yurt dışından bölgeye göç ettirilenlerden ve Ermenistan ordusunda görev yapanlardan oluşuyor.

Bu nedenle, öncelikle ''Yukarı Karabağ halkı'' teriminin kullanılması tek taraflı tutum sergilemenin belirtisidir. Net söylersek, bu tür bir yaklaşım işgalcinin tavırlarını haklı çıkarmaya hizmet ediyor, ayrıca sorunun niteliğini gerçek anlamda tahrif ediyor ve çözüm sürecine yeni zorluklar çıkarıyor. Maalesef, Rusya Dışişleri Bakanı, ifadeleriyle bu tür sorunların meydana gelmesine neden oluyor.

Diğer yönden Lavrov, Yukarı Karabağ'daki ayrılıkçıların bir dönem çözüm sürecinde yer aldığını ve eski Ermenistan Cumhurbaşkanlarından birinin onları çözüm sürecinden dışladığını belirtti. Bu konuda da belirsizlikler vardır. Öncelikle Azerbaycan, ayrılıkçıların ''Yukarı Karabağ halkı''nın temsilcileri sıfatıyla çözüm sürecinde yer almalarını asla kabul etmedi. Bu noktada yalnız Ermenistan'ı temsil eden heyet dahilinde katılım söz konusu olabilirdi. Aynı zamanda Yukarı Karabağ'ın Azerbaycanlı nüfusu da görüşmelerde yer alabilirdi. Bu nedenle Lavrov'un durumu tam da Erivan'ın istediği biçimde tekrar ifade etmesi birtakım soruları da beraberinde getiriyor. Yani, Rus Bakan gerçek anlamda işgalciden yana tutum sergiliyor.

Bunun dışında Sergey Lavrov'un, Ermenistan-Azerbaycan sorunuyla ilgili Nikol Paşinyan'ın sersemlemelerini kabul edilebilen tez olarak sunmaya çalışmasına da şaşırmamak elde değildir. Net söylersek Lavrov, rastgele bir uzlaşmaya Azerbaycan, Ermenistan ve Yukarı Karabağ'ın (ayrılıkçılar kastediliyor) onay vermesi gerektiğini düşünüyor. Oysa Ermenistan'ın ve ayrılıkçıların neyin peşinde olduğu herkesçe bilinmektedir – onlar Azerbaycan torpaklarında devlet kurmak girişimindedirler. Böylece Lavrov, bu yaklaşımıyla Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün ihlalini haklı çıkarıyor, böylece Kremlin'in de sözde ifade ettiği tutuma karşı geliyor. Bu ise belirli düzeyde ''diplomatik ayrılıkçılıktır.'' (belki de bu hususun Lavrov'un Ermeni kökenli olmasıyla bir ilişkisi bulunmuyor). Fakat dost Rusya'nın Dışişleri Bakanı tarafından böyle bir tutumun sergilenmesi Azerbaycan toplumunu şaşırmadan edemezdi.

Bu bağlamda Lavrov'un Ermenistan'da toplumsal-ekonomik durumun sabitlenmesine yönelik ''büyük çaplı işler''in yapılmasından söz etmesi de bir hayli derecede düşündürücüdür. Çünki bu tür bir süreç asla yaşanmıyor ve tam tersi, Ermenistan'da toplumsal-siyasal durum özellikle Rusya'nın baskılarıyla önemli ölçüde zorlaşmaktadır. Örneğin, ABD'nin Ermenistan'da biyolojik araştırmaların yürütüldüğü laboratuvarlar kurmasıyla ilgili oluşan durum bunun net göstergesidir. Moskova, ABD'nin oluşturduğu söz konusu tesislere dahil olmak hakkının kendisine tanınması talebinde bulunuyor. Erivan, bir süredir tereddüt ediyor. Diğer mesele Amulsar altın madeniyle ilgilidir. Bu konuda da Rusya ile Ermenistan arasında görüş ayrılığı vardır. Erivan, Kremlin'in isteğine uyum sağlamıyor. Nihayet, Ermenistan'la Rusya arasında eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan yüzünden de anlaşmazlık yaşanıyor. Bu gerilim henüz ortadan kaldırılmamıştır.

Aynı zamanda Ermenistan'da umut vaadeden herhangi bir siyasi ve ekonomik reformlar da gerçekleştirilmiyor. Paşinyan'ın, turuncu devrimin ''harikaları''yla ilgili boş lafları da artık önemini kaybediyor. Ermeni toplumu somut bir netice istemektedir. Oysa kalkınma laflarla gerçekleşmiyor. Peki bu durumda Ermenistan'da hangi toplumsal, siyasal, yahut ekonomik istikrardan söz edilebilir? Bu, sadece Lavrov'un, Ermenistan iktidarının gözünü boyaması anlamına geliyor. O zaman Lavrov'un bunu ne amaçla yaptığı sorusunun da cevaplandırılması gerekiyor. Konuyu detaylı biçimde ele aldığımızda bazı jeopolitik hususları belirleyebiliriz.

Jeopolitik yaklaşım: ''Ermeniler suyu bulandırabilirler mi?''

Günümüzde Orta Doğu'da jeopolitik durum hızla değişiyor. Güç dengesinin son derece kırılgan olduğu bölgede Türkiye'nin etkisi hızla güçlenmektedir. ABD de Suriye'de etkisini tekrar artırmaktadır. Eş zamanlı olarak İran'la ilgili gerilim halen devam ediyor. Bunun yanı sıra Irak ve Lübnan'da Tahran'a ciddi darbeler indiriliyor. Bu süreç tümüyle Orta Doğu'da ve yakın bölgelerde jeopolitik durumu daha da zorlaştırıyor. Bu bağlamda IŞİD'in, Tacikistan'da askeri saldırı gerçekleştirmesi birtakım rahatsızlıklara neden oldu.

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), bunun terörün Orta Doğu'dan post-Sovyet coğrafyasına doğru yayılma olasılığını artıran olaylardan olduğunu beyan etti. Aslında FSB, tahminlerinde hep IŞİD'in Afganistan yönünden Orta Asya'ya, ardından da Rusya'ya etkide bulunması olasılığını da göz önünde bulunduruyor. Şimdi konunun diğer tarafı IŞİD'in tam da İran'ın hemen yakınındaki Tacikistan'a odaklanmış olmasıdır. Galiba, Orta Asya istikametinden de İran'a sorunlar çıkarmaya başlamışlar.

Kuşkusuz tüm bu süreçler Güney Kafkasya bölgesinde de durumu son derece hassas noktaya ulaştırıyor. Yani, bölgede kaos oluşturabilecek olaylar her an başlayabilir. Hem İran hem de Rusya, Güney Kafkasya'yla kıyıdaş ülkelerdir. Moskova, bölgenin hassasiyetini birkaç kez açık şekilde dile getirdi. Rusya Güvenlik Konseyi başkanının sene içinde birkaç defa Güney Kafkasya'yı ziyaret etmesi ve net bir biçimde terör tehlikesine değinmesi sıradan bir husus değildir.

Bu bağlamda Rusya'nın, Amulsar madeni ve biolojik laboratuvarlara vurgu yapmasını basit bir durum olarak görmemek gerekir. Galiba Moskova, söz konusu kaynaklar için olası bir terör tehditini önlemeye çalışıyor. Amulsar'dan gelen gelirler Ermenistan'da Batı'nın baskısı altında terör gruplarının oluşturulmasına yöneltilebilir. Biyolojik laboratuvarlar ise kitle imha silahının yapılabileceği tesislerdir. Bu noktada BM'nin kimyasal silahların yapımını yasaklayan kararlar aldığını da kaydetmek gerekir.

Böylece Lavrov'un Ermenistan ziyareti ve Erivan'da Yukarı Karabağ'a ilişkin tek taraflı ifadelerde bulunması sadece Rusya'nın Azerbaycan'a ve Ermenistan'a yaklaşımını yansıtmıyor. Bu yaklaşımda küresel çapta oluşan jeopolitik manzaranın da etkilerini anlamak mümkündür. Net söylersek Rusya, Ermenistan'ın tekrar terör kaynağı olmasının önüne geçmeye çalışabilir. Nitekim yeni terör kaynaklarının meydana gelmesi olasılığı bulunmaktadır. Bunun temelinde Batı'nın Ermenistan'daki faaliyetinin birtakım hususları yer alıyor. Moskova, Paşinyan'ın tam da Batı'nın mali desteğiyle yönetime geldiğini biliyor. Öncelikle Amerika ve Avrupa, Ermenistan'da çok sayıda sosyal ağ oluşturdu, ardından bu sosyal ağı amaçları doğrultusunda kullandı. Kimse Batı'nın bu tür faaliyetlerini durduracağına, diğer bir değişle yeni dönemde bölge devletlerini etkilemek için Ermenistan'ı baskı aracı gibi kullanmayacağına garanti verebilir mi? Bu amaca ulaşmak için Erivan'a para ve Yukarı Karabağ vaadinde bulunmak yeterli olacaktır.

Asıl gerçek şu ki, Amerika'nın soz konusu bölgede baskı uygulamak istediği devletlerin sayısı az değildir. Bu ülkelere Rusya, İran, Türkiye ve belirli açıdan Azerbaycan'ı da ait etmek mümkündür. Birtakım büyük devletler Azerbaycan'ın bağımsız politika yürütmesini hazmedemiyor. Diğer yönden, işte Güney Kafkasya, Orta Asya'ya ve ardından Çin'e baskı uykulamak için tampon bölge rolünü oynayabilir.

Göründüğü üzere Lavrov'un, Ermeniler'i destekleyen bir yaklaşım izlemesi daha büyük ve derin anlam ifade ediyor. Rusya Dışişleri Bakanı, Ermenistan'ı sakinleştirmek ve hata yapmasını önlemek amacıyla akıl vermek için gayret etti. Bu nedenle Ermeniler'in suskunluğunu sağlamak için bu tür açıklamalarda bulundu. Lavrov, bölgede jeopolitik durumun kesin değişmesine kadar sorunu sabit tutmak gerektiğini belirtti. Yani Rusya, duruma bağlı olarak kendi tutumunda düzeltmeler yapabilir. Bu kimin yararına olacaktır? Bu sorunun cevabını yaşanan süreç gösterecektir. Yani, şimdilik hiçbir kayıp söz konusu olamaz.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...