THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Paşinyan'ın Hankendi retoriği: bölgeyi facıaya sürükleme riski

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Küresel süreçler ve eğilimler »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
7358
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 9 Ağustos 2019 – Newtimes.az

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, birkaç gün önce Hankendi'de Pan-Ermeni Oyunları diye tanımlanan ve belirsiz bir nitelik taşıyan etkinlikte konuşma yaptı. Analistler Paşinyan'ın kızgın ve kararsız konuşmasında bölge için tehlike arz edebilecek hususların bulunduğunu ifade ediyorlar. Ermenistan'da muhalefet bile söz konusu konuşmada yer alan tezleri "absürt bir hülya" olarak niteledi. Paşinyan, bir kez daha Azerbaycan topraklarına Ermeni iddialarından bahsetti ve bunu yasal bir adım olarak sunmaya çalıştı. Paşinyan'ın konuşmasında yer verdiği mantıksız ve asılsız iddialar en başından beri açık şekilde görülmektedir. Bir taraftan "Artsah bağımsızdır" beyanında bulunan ve Erivan'ın işine mudahale etmediğini iddia eden Paşinyan, diğer taraftan Hankendi'deki asılsız rejimi gayrimeşru diye tanımlıyor. Bu noktada kaydetmek gerekir ki söz konusu rejimin gayrimeşru olduğuna ilişkin hiçbir kuşku bulunmamaktadır. İşin aslı, Hankendi'deki rejim Paşinyan'ın kastettiği anlamda değil de, gerçek durum açısından gayrimeşrudur. Paşinyan'ın, rejimle ilgili böyle bir söylemde bulunması kendi çevresinden birisini yönetime getirmek amacına hizmet ediyor. Oysa bu açık şekilde Ermenistan'ın, komşu ülkenin topraklarında bölücü rejim kurmak, ona yardımda bulunmak ve toprakları işgal altında tutmak politikası yürüttüğünü bir kez daha açık şekilde onaylıyor. Tam da bu tezler doğrultusunda Paşinyan'ın, Hankendi'deki konuşması üzerine birtakım analizler yapmak gereksinimi duyduk.

Erivan'ın art arda yalanları

Nikol Paşinyan'ın popülist ve hayalperver "politikacı" olduğunu herkes biliyor. Ayrıca kendisinin absürt hayaller peşinde olduğuna ilişkin de çok sayıda örnekler vardır. Paşinyan'ın son davranışları kendisinin sıradan bir politikacı olduğunu onaylıyor. Elbet, şimdi siyasi gerçekliğe aykırı adımlar atan politikacılara az rastlanmıyor. Bazen asılsız hareketler yapıyor, söylemlerde bulunuyorlar. Fakat Paşinyan'ın hareketi ayrıca uluslararası hukuk kurallarının açık ve abartılı bir şekilde ihlalinden başka bir şey değildir. Ayrıca bu adımların Ermenistan'ın sahip olduğu gerçek imkanlara katiyyen uyum sağlamayan aşırı popülist ve deneyimsiz bir insanın davranışları olduğu görülüyor.

Paşinyan, Ermenistan'ın işgalinde bulunan Azerbaycan'ın Hankendi kentinde ayrılıkçılara hitaben yaptığı konuşmada Yukarı Karabağ'ın Ermenistan'a ait olduğunu söyledi ve ''Miatsum'' (Ermenice birleşme) sloganını kullandı. Başbakan, bu ifadeyi Rusya'nın vassalı ve arka bahçesi olarak bilinen Ermenistan'ın, 2050 yılına kadar ''bağımsız kalkınma hattı''nı yorumlarken sarfetti. Güya 2050 yılına kadar Ermenistan, ayakta kalabilecek ve belirli alanlarda kalkınma sağlayacak. Paşinyan, bu sürede nüfus sayısının 5 milyonu bulacağının, milyar dolarlık ciroya sahip 10 büyük teknolojik şirtekin kurulacağının ve b. ön görüldüğünü belirtti. Fakat Ermenistan Başbakanı'nın söyledikleri öylesine asılsız ve mantıksız görülmeğe başladı ki ülkede birtakım politika uzmanı ''Paşinyan, Mars'ta Ermeni kolonisi arıyor'' türünde ifadeler kullanarak kendisiyle alay etti.

Politika uzmanları, sözde demokrasi ve özgürlük fedaisi Paşinyan'ın Hankendi'deki konuşmasını politik açıdan sıradan bir retorik olduğunu kaydediyorlar. Konuşması sırasında gözlerini bir an bile olsun not aldığı kağıttan ayıramayan Paşinyan'ın üstelik sinirli olduğu da açıkca hiss edilmekteydi. Bunun yanı sıra Başbakan'ın ses düzeyi de konuştuklarına kendisinin de inanmadığının belirtisiydi. Bu ayrıca ayrılıkcı-teröristlerin yaklaşımında yeni bir ilerlemenin olmayışıyla da ilgilidir. Yukarı Karabağ'da konumlanan teröristlerin lideri Bako Saakyan, kendileriyle Erivan'dan gelen "demokrasi yanlısı" Paşinyan'ın düşündükleri arasında farklılıkları dolayısıyla ifade etmeğe çalıştı. Kaydetmek gerekir ki Saakyan'ın da düşündükleri politika açısından bir anlam ifade etmiyor. Bu husus Erivan'ın ve Hankendi'nin nasıl bir şaşkınlık içinde olduğunu açık şekilde göstermektedir.

İçin ilginç yanı, Erivan'ın içinde bulunduğu zıtlıklarla dolu umutsuz durumu Rus analistler de itiraf ediyorlar. Bu itiraf Paşinyan'ın, Moskova'nın iradesi aleyhine adım atmağa çalışmasıyla ilgilidir. Buna rağmen böyle bir durum Erivan-Moskova ilişkilerinde görülen soğuk rüzgarların güçlenmesinin de belirtisidir. Bu sürecin perde arkasında nüfuz için yapılan oyunların karmaşık senaryosu da durabilir.

Böylece Paşinyan'ın, Pan-Ermeni Oyunlarında yaptığı konuşma sırasında ifade ettiği hususları kendisi dışında bir kimsenin kabul etmediği görülüyor. Gerek Hankendi'de bulunan ayrılıkçı-teröristler, gerek Ermenistan'daki muhalefet, gerekse de Moskova'daki Ermeni yanlısı kesimler bu iddiaları ciddiye almadı. Bu durumda Ermenistan Başbakanı'nın neden bu denli absürt tezler ortaya attığı ilgi doğuruyor.

Politika uzmanları, bu konuda farklı yorumlarda bulunuyorlar. Örneğin, Erivan'ın savaş isteminde olduğu yönünde tahminler de ifade ediliyor. Bunun dışında Yukarı Karabağ'da ayrılıkçıların seçimler öncesi destek bulmak amacıyla manevra yaptığı söylemlerine de rastlanıyor. Doğal olarak bu ön görülerin doğru yönleri olabilir. Çünkü Ermeni politikası hep anlamsız ve kendi imkanlarını zorlayan büyük iddialarla bilinmektedir. Tüm bu ayrıntılara ve Paşinyan'ın Hankendi'deki söylemlerine küresel jeopolitik süreçler bağlamında göz attığımızda diğer hususları da görebiliriz.

Öncelikle Erivan'ın yaptığı tüm hesapların ve değerlendirmelerin yapay olduğu açıkca görülüyor. Bu Ermenistan'da üst düzey entellektüellerin bulunmaması anlamına gelmiyor. Doğal olarak tüm toplumlarda olduğu gibi Ermenistan'da da bu tür insanlar vardır. Fakat Ermeni politikacıların genel görüşü tarafsızlığa değil de komşulara nefret üzerine dayandığından dolayı bu hususlar yanlış amaca hizmet ediyor. Azerbaycan'la ilgili konularda hiçbir Ermeni politikacı siyasi deneyim, irade, tarafsız ve rasyonel bir tutum sergileyerek, ''Ermenistan Azerbaycan topraklarını işgal etmiştir ve Ermeni silahlı birliklerinin bu torpaklardan derhal çekilmesi, Azerbaycan devletinden ve halkından özür dilemesi, gereken tazminatın ödenmesi gerekir,'' gerçeğini itiraf edemiyor.

Ermeni politikasında Paşinyan lekesi: terörü bölgeye çekme çabası

Bunun yerine Ermeni analistler çeşitli yalanlar uydurarak uluslararası kamuoyunu kandırmağa, haklıyı haksız çıkarmağa çalışıyor ve bu yönde çeşitli faaliyyetlerde bulunuyorlar. Fakat Ermenistan'ın bu konuda başarısız olacağını şimdiden söylememiz lazım. Destekcilerinin kendilerine sağladığı yardımlar ara verdiğinde tüm Ermeni ''siyasi rasyonelliği'', ''Ermeni iradesi'', ''Ermeni demokrasisi'', ''Ermeni kararlılığı'' sabun köpüğü gibi havaya uçacaktır. Ermeniler'in destekcileri, bu gerçeği Ermeniler'den daha iyi bildikleri için destek vermeği sürdürüyorlar. Aksi takdirde yüz yıllarca uyguladıkları çirkin planların, hile ve oyunların ortaya çıkacağından ve kamuoyunun asıl gerçekleri öğrenenebileceğinden endişe ediyorlar.

Paşinyan, söz konusu yanlış siyasal retorik ve destekcilerinin politik planları üzerinden birtakım planlar yürütmeğe çalışıyor. Fakat sık sık yanlış yaptığından destekcileri de rahatsız oluyorlar. Bunun yanı sıra Paşinyan'ın politika alanında başarısızlığının diğer nedenleri de vardır. Erivan, bölgede belirsizliği ve gerilimi arttırmağa çalışan, ülkeler arasında karşıdurma oluşturmayı amaçlayan ve Orta Doğu'nun ardından Güney Kafkasya'da da savaş tohumları sepme girişiminde bulunan dış güçlerin çıkarlarına hizmet ediyor. Paşinyan'ın konuşmasında yer alan hususlara dikkat ettiğimizde Yukarı Karabağ'da sanki yeni bir savaş çıkmasından yana olduğu anlaşılıyor. Zira Paşinyan, olası bir savaş durumunda Ermenistan ordusunun yenik düşeceğini, fakat Erivan'ın, Batı ve Rusya'dan daha güçlü destek bulabileceğini iyi biliyor. Çünkü kendi deyimleriyle "bölgede demokrasinin beşiği", "Rusya'nın başlıca dayağı" olarak gördükleri Ermenistan çöküyor. Bu düşünce doğrultusunda Yukarı Karabağ sorunu yeni şartlar altında Batı ve Rusya'nın ortak sorunu olarak sunulmağa çalışılıyor. Böylece söz konusu sorunun çözümü için yeni bir yaklaşım gereksinimi doğuyor. Ermeniler, bu bağlamda bulanık suda balık avlamakla Yukarı Karabağ'ın işgal süresini daha fazla uzatabileceklerine inanıyorlar.

Diğer yönden Güney Kafkasya'da silahlı çatışmalar çıkarabilirlerse böylece İran'a müdahale için ek bir bahane elde etmiş oluyorlar. Tahran yönetini, son dönemde bölge ülkelerine çağrı yaparak birbirine saldırmamağı içeren anlaşmanın imzanması teklifinde bulundu. Oysa Paşinyan, tam tersi komşu devletlerden en az birisiyle (şimdilik Azerbaycan'la) ilgili savaş nitelikli açıklamalar yapıyor, bu yönde adımlar atıyor. Örneğin, Ermenistan'dan Yukarı Karabağ'a Azerbaycan'dan izin alınmaksızın yol yapma girişiminde bulunuyor. Bu adımın Erivan'ın, savaşın bölgeye yol açması girişimi olarak görülmesi lazım. Eğer Ermenistan ile Azerbaycan arasında olası bir savaş çıkarsa bu durumda Tahran'ın teklifi havada kalmış olacaktır.

Bu noktada bir hususu da vurgulamak gerekir. Azerbaycan, işgal altında bulunan topraklarını hangi yolla olursa olsun geri alma yönünde kararlıdır. Fakat her şeyin bir zamanı vardır ve Azerbaycan, uluslararası hukuk normlarına saygısından dolayı şimdilik sorunun barışçıl yolla çözümlenmesinden yana bir politika izliyor. Azerbaycan'ın askeri operasyonlara başlaması da uluslararası hukuk çerçevesinde yapılacaktır. Ermeni işgalcileri, çeşitli kışkırtmalarla bölgeyi karıştıra, dış güçlerin bölgeye müdahalesi için bahane oluştura, bölgede karşıdurma ve terörün ivme kazanması için gereken zeminin hazırlanmasına yönelik şantaj nitelikli silahlı çatışmalar çıkarabilirler. Bu durumda bölge gerçek anlamda kaosa sürüklene ve yaşananlar bölgedeki tüm halklara zarar verebilir. İşte bu açıdan Paşinyan, tüm bölgeye zarar verebilecek deneyimsiz politik tutum sergilemekle bölge halkları için ziyankâr rolü oynamaktadır.

Tüm bu hususlar Paşinyan'ın Hankendi'deki ifadelerinin Ermeni halkı için de birtakım facıalara neden olabileceğini onaylıyor. Ermenistan muhalefeti, Paşinyan'ın, absürt tezleriyle insanlara tekrar yalan söylediğini haklı olarak ifade ediyor. Paşinyan'ın kendi halkına şantaj yaptığı açıkca görülüyor. Ermenistan hiçbir vakit Yukarı Karabağ'ı kendi topraklarına bağlayamaz ve işgal edilen topraklarda yapay rejimin ömrü fazla sürmeyecektir.

Azerbaycan, tüm koşullarda topraklarını işgaldan kurtarmak hakkına sahiptir ve kimse bunun aksini söyleyemez. Ermenistan, silahlı birliklerini işgal bölgesinden geri çekmeyecek güçte değildir. Nitekim Paşinyan, bölgede yıkıcı bir politika yürütüyor. Ermenistan Başbakanı'nın dış güçler önünde boyun eğmesi sır değildir. Şimdi bu sürecin tehlikeli bir aşamaya girdiği açıkca görülüyor. Net söylersek, şeytanın Kafkasya'daki marşına son verilmesi gerekir.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...