THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

ABD'nin Bağımsızlık Günü: İlham Aliyev'in mektubunun başlıca hususları

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Küresel süreçler ve eğilimler »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
4540
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 12 Temmuz 2019 – Newtimes.az

4 Temmuz'da Amerika Birleşik Devletleri bağımsızlığının 243'üncü yılını doldurdu. Bu vesileyle ABD Cumhurbaşkanı, son 70 yılda ilk kez doğrudan halka seslendi ve askeri geçit düzenlendi. Dünyanın çeşitli ülkelerinin başkanları ABD Başkanı'na tebrik mektupları yolladı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Başkan Donald Trump'a mektubu büyük ilgiye neden oldu. Bundan önce Azerbaycan'ın ulusal bayramı – Cumhuriyet Günü dolayısıyla ABD Başkanı da İlham Aliyev'e mektup yolladı. Analistler, Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın mektubunda hangi hususlara yer vereceğini ilgiyle bekliyorlardı. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in mektubunda yer verilen tezler bu sorunun kapsamlı şekilde cevaplandırılmasına olanak tanır. Ayrıca İlham Aliyev'in mektubuyla kıyaslandığında Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın, Başkan Trump'ı kutlaması da yapay gözüküyor. Ermenistan Başbakanı, gerçek anlamda hiçbir somut hususlardan söz edemiyor. Genel anlam taşıyan gelişigüzel ifadelerin temelinde somut bir anlam olmadığı kolay şekilde anlaşılıyor. Bu düşünceler doğrultusunda Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Başkan Trump'a mektubunun ilginç hususlarına değinmeğe karar verdik.

Gerçek iş birliği imkanları: Bakü'nün tezleri

ABD Başkanı Donald Trump'ın, 28 Mayıs – Cumhuriyet Günü dolayısıyla İlham Aliyev'e göndermiş olduğu mektupta iş birliğine ilişkin hususların açık şekilde ifade edildiği halen konuşulmaktadır. Amerikan yönetimi, Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın yürüttüğü politikayı desteklediğini, özellikle Avrupa'nın enerji arz güvenliğinin sağlanmasında oynadığı rolün takdireşayan olduğunu kaydetti. Bunun dışında Trump, Cumhurbaşkanı Aliyev'in uluslararası alanda iş birliği girişimlerine de desteğini somut tezlerle ifade etti.

Kayd edilen bu hususlar ABD yönetiminin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı'na büyük umutla yaklaşdığının, kendisiyle iş birliğini önemsediğinin göstergesiydi. ABD'nin Bağımsızlık Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Trump'a göndermiş olduğu tebrik mektubu bir anlamda karşılıklı iş birliği dileğinin ve niyetinin, tümüyle bölgede barışın sağlanmasının işaretlerinden birisi olarak kabul edilebilir. İlham Aliyev de mektubunda iki ülke arasındaki ilişkileri detaylı şekilde ifade etmiştir. Bu konuda mektupta şöyle deniyor, "Azerbaycan Cumhuriyeti'yle Amerika Birleşik Devletleri'ni dostluk ve iş birliği ilişkileri bağlıyor. İki tarafı da aynı şekilde ilgilendiren iş birliğimiz stratejik ortaklık niteliği taşımaktadır.''

Azerbaycan ve Amerika arasında ilişkilerin stratejik ortaklık boyutuna ulaştığı bu noktada açıkca görülüyor. Ayrıca bu Washington'un, Güney Kafkasya'da Azerbaycan'la ilişkileri ne denli önemsediğini gösteriyor. Cumhurbaşkanı Aliyev, ikili ilişkilere olumlu yönden etkileyen faktörlere özellikle vurgu yaparak şöyle belirtmiştir, "Biz uluslararası güvenliğin sağlanması, teröre karşı mücadele konularında kapsamlı faaliyetimizi bundan böyle de kararlılıkla sürdürmek azmindeyiz. Girişimcisi olduğumuz ve başarıyla gerçekleştirdiğimiz Güney Kafkasya Koridoru Projesi Avrupa'nın enerji arz güvenliğinin sağlanmasına büyük katkı sağlıyor. Enerji kaynaklarının ve güzergahlarının diversifikasyonuna hizmet eden projelerimizin Birleşik Devletler tarafından desteklenmesi bizim için son derece önemlidir."

Böylece Azerbaycan'la ABD arasında iş birliğinin başlıca yönlerinin uluslararası güvenliğin temininde ortak faaliyet ve enerji projeleryle doğrudan bağlantılı olduğu anlaşılıyor. Doğal olarak bu hususlara ulaştırma koridorlarını da ekleyebiliriz. Uluslararası güvenliğin sağlanması açısından Azerbaycan'ın, dünyanın farklı bölgelerinde barış operasyonlarında aktif şekilde yer almasını da özellikle kaydetmek gerekir. Yaşananlar Bakü'nün bu hususa özellikle dikkat ettiğini gösteriyor. Azerbaycan yönetimi, bu vesileyle gerçekten barış ve istikrarın tarafında olduğunu, uluslararası hukuk normlarına büyük önem verdiğini, demokrasi ortamında birlikte yaşamanın tüm dünyada oluşmasına çalıştığını ve yasa dışı hareketlere karşı taviz vermeden dik durduğunu sergilemiş oldu.

Bu noktada Azerbaycan'ın, terörle mücadeleni hep göz önünde bulundurduğunu da keydetmek gerekiyor. Azerbaycan, dünyanın neresinde olursa olsun her türlü teröre karşı olduğunu ifade ediyor. Terörle mücadelede ileri sürülen girişimleri kararlılıkla destekleyen Azerbaycan, eş zamanlı olarak sorunların uluslararası hukuk normları çerçevesinde çözümünden yana yaklaşım izliyor.

Bu bağlamda Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in mektupta Ermenistan-Azerbaycan Yukarı Karabağ sorununun çözümüyle ilgili perspektifleri açık ve net ifade etmesi son derece büyük önem arz ediyor. Devlet başkanı, bu konuda mektupta şöyle ifade ediyor, ''Sorunun uluslararası hukuk normları ve prensipleri, BM Güvenlik Konseyi'nin malum kararları ve Helsinki Nihai Kararnamesi temel alınarak Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü ve egemenliği çerçevesinde barışçıl yolla ve adil bir şekilde çözülsi gerekir. Bu konuda AGİT Minsk Grubu eş başkanı olarak ABD'nin kararlı tutumuna ve Sayın Cumhurbaşkanı, özellikle şahsınızın iradesine büyük umutlar besliyoruz."

Sorunun adil çözümü: uluslararası hukuk normları ve görüşmeler

Bu noktada İlham Aliyev, sorunun çözümüyle ilgili temel prensip ve mekanizmaları net biçimde ifade etmiştir. Öncelikle, sorunun uluslararası hukuk normları ve prensipleri doğrultusunda çözülmesi gerekiyor. Bunun dışında hiçbir adım adil bir çözüme olanak sağlamayacaktır. Bu şu anlama geliyor: Bakü, sorunun çözümünde sadece uluslararası hukuk normlarının temel alınmasının gerekliliğini savunuyor. Bu noktada sorunun kimsenin yararına değil, adil çözümüne vurgu yapılıyor. Bu son derece önemlidir. Çünki Ermenistan, haksız bir şekilde Azerbaycan'ı asılsız yaklaşım sergilemekte suçlamağa çalışıyor ve birtakım iftiralarda bulunuyor.

Azerbaycan devlet başkanı, sorunun çözümünün hukuki yönlerini de açık ve net biçimde ifade ediyor. Cumhurbaşkanı Aliyev, sorunun BM Güvenlik Konseyi'nin malum kararlarının gereğinin yapılması ve Helsinki Nihai Kararı'nın hükümleri doğrultusunda çözülmesi gerektiğini ifade etmektedir. Bu noktada çözüm sürecinin başlıca politik çerçeveleri olarak Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün sağlanması, çözüme ilişkin görüşmelere önem verilmesi ve adil yaklaşım kaydediliyor.

Bu yaklaşım günümüzde uluslararası hukukunun yapısına ve çalışma mekanizmalarına tamamen uygun olmanın yanı sıra gerçek demokratik iradenin de belirtisidir. Bu ayrıca uluslararası kamuoyuna, demokratik koekzistans prensiplerine büyük bir saygının somut göstergesidir. Çünkü Yukarı Karabağ'ın ve çevresindeki 7 ilin işgal edilmesine, bir milyonu aşkın Azerbaycanlı'nın kendi memleketinde mülteci durumuna düşmesine rağmen Bakü, uluslararası hukuka büyük bir güven ve saygı duymakta devam ediyor. Azerbaycan, sorunun çözümü için uluslararası kamuoyunun kabul ettiği yaklaşımların gereğinin yapılmasından yana olduğunu ispatlamıştır. Tam da bu yüzden İlham Aliyev, demokrasisiyle dünyanın önde gelen ülkelerden birisi olarak bilinen ABD'nin ve Başkan Trump'ın bu konuda daha etkili tutum sergilemesinin gerekliliğine vurgu yapıyor.

Gelişmiş ülkelerin siyaset camiası ve analistleri, İlham Aliyev'in üstün diplomasi ve siyasi kültür örneği özelliğine sahip mektubuna yeteri kadar önem veriyorlar. Söz konusu şahıslar Azerbaycan yönetiminin haklı tutumuna vurgu yapıyorlar. İlham Aliyev'in Trump'a mektubuyla Başbakan Paşinyan'ın mektubunda ifade edilen hususları kıyasladığımızda Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın ne kadar üstün diplomatik kültüre ve profesyonelliğe sahip olduğu açıkca görülüyor. Paşinyan, Ermeni liderlerine özgü karaktersizliğiyle Amerika'ya gösterdiği yardım için minnettar olduğunu ifade ediyor. Aslında Ermenistan'ın diğer devletlerle ilişkileri yardım dilenmek amacına hizmet ediyor. Paşinyan, mektupunda tam da bunu itiraf ediyor.

Başbakan, bu tür desteğin Ermenistan'ın ayakta kalmasına imkan sağladığını özellikle belirtiyor. Yani Ermenistan bu tür yardımlar sayesinde saldırgan politika yürütmeği sürdürmektedir. Oysa Erivan'ın, yürüttüğü politika sonucunda çoktan çökmesi gerekirdi. Çünkü tüm komşularına karşı ön yargılı tutum sergileyen yapay bir devletin bağımsız yaşaması imkansızdır.

Tüm bu söylenenlerin ardından Paşinyan, Ermenistan'da yapılan reformlara Amerika'nın yardım etmesi için yalvarıyor. Aksi halde Erivan'ın bu işin üstesinden gelemeyeceğini ifade ediyor. Bu husus Ermenistan yönetiminin ikiyüzlülüğünün daha bir göstergesidir. Ermenistan hükümeti, hem Rusya'yla stratejik iş birliğine değiniyor hem de ülkede yapılan reformlara destek vermesi için ABD'den yardım umuyor.

Mektubun diğer kısımlarında da geleneksel Ermeni yalanlarına yer verilmiştir. Güya sorunun barışçıl yolla çözümünden yana olan Erivan, bunun için ABD'nin eş başkanlığından büyük umut bekliyor. Aynı zamanda garip bir şekilde Ermeniler'in ABD'nin oluşumundaki rolüne de gönderme yapılıyor.

Doğal olarak böyle bir mektubu Washington'da ciddiye alamazlar. Mektubun boş ve anlamsız kelimelerden oluştuğu açıka görülüyor. Bu yüzden de Washington, son dönemde Güney Kafkasya'da Azerbaycan'a somut iş birliği teklifleri yapıyor. Bu husus Amerika'nın bölgeyle ilgili asıl ilgisinin niteliğini gösteriyor. Böylece ek bir kelimeye de ihtiyac duyuluyor.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...