THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

NATO'nun 70. kuruluş yıl dönümü: çelişkilerin yeni aşaması

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Küresel süreçler ve eğilimler »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
5927
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 5 Nisan 2019 – Newtimes.az

NATO'nun 70. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla ABD başkentinde ihtişamlı kutlamalar yapıldı. Jübile etkinlikleri gürültülü açıklamalar eşliğinde gerçekleşti. Üye devletler arasında görüş ayrılığı çerçevesinde birtakım olaylar da yaşandı. Politika uzmanları, bu olaylar doğrultusunda analizler yapıyor ve tahminlerde bulunuyorlar. Özellikle ABD-Türkiye ilişkileri konusunda yorumlar yapılmaktadır. Fakat bu konuda önemli bir husus dikkate alınmıyor: Amerika, genellikle NATO üyeleriyle zıtlık içindedir. Fransa ve Almanya'nın, bağımsız Avrupa Ordusu oluşturulması tezini gün ışığına çıkarması tam da bu hususla ilişkilendirilmektedir. Bu gelişmeler bazında Amerika'nın, Türkiye'ye karşı asılsız iddialarının temel yapısını anlamak mümkündür. Diğer yönden, bu noktada Rusya faktörünü de dikkate almak gerekir. Bütün bu hususların yanı sıra NATO'nun 70. kuruluş yıl dönümü bazında büyük devletler arasında jeopolitik ilişkilerin önemli yönlerini detaylı biçimde ele almağa karar verdik.

NATO dahilinde zıtlıklar neden güçleniyor?

​Washington'da NATO'nun 70. kuruluş yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde üye devletlerin dışişleri bakanlarının katılımıyla toplantı gerçekleşti. NATO, dünyada en saygın askeri blok olarak bilinmektedir. ABD, İttifak'ta en büyük askeri güce sahip. Bir sonraki sırada Türkiye yer alıyor. Fakat NATO'nun söz konusu iki üyesi arasında şimdi bazı anlaşmazlıklar yaşanıyor. Bu durum öylesine kritik noktaya ulaştı ki, örgütün 70. kuruluş yıl dönümü arifesinde karşılıklı şekilde ciddi suçlamalara da rastlandı. Bazı ülkelerden olan politikacılar ve politika uzmanları, bu durumdan yararlanarak iki devlet arasında ilişkilerin zarar görmesi için çaba gösteriyorlar. Aslında sorun ciddi nedenlere dayanmaktadır.

Donald Trump, Başkan seçilmesinin ardından ABD'nin, tümüyle NATO üyelerine karşı itirazı meydana geldi. ABD Başkanı, NATO üyelerinin Washington'un parasını harcadıklarını, fakat gerektiğinde kendisine destek vermediklerini açık şekilde beyan etti. Bu nedenle NATO üyelerinin, örgüte daha fazla mali destek vermeleri gerektiğini kaydetti. Ancak ABD'nin geleneksel müttefikleri, bu taleble ilgili ihtiyatlı bir yaklaşım sergilediler. Bu tür yaklaşım şimdi de görülmektedir. Fransa ve Almanya gibi gelişmiş ülkeler, bütcelerinin yüzde 2'sini NATO için ayırmak teklifine sıcak bakmıyorlar.

Ayrıca Fransa ve Almanya, Avrupa'nın Amerika'dan bağımsız ordusunun oluşturulması tezini ileri sürdü. Bu konuyu daha ziyade Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, gündeme getirmektedir. Bu nedenle Fransa'da prostesto gösterileri baş kaldırdı. Başkan Trump, Fransızlar'ın kendisini daha çok sevdiklerini açık şekilde ifade ediyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel de Washington'un askeri etkisinden kurtulmaktan yana tutum sergiliyor. Bu yüzden Berlin-Washington hattında soğuk rüzgarlar esiyor.

Bu gelişmeler NATO üyeleri arasında da görüş ayrılığının yaşandığını ve bu hususun sadece ABD-Türkiye ilişkileriyle bağdaştırılmasının doğru olmadığını gösteriyor. NATO'nun genellikle yapısal ve işlevsel çelişkileri derinleşmektedir. Bu durum doğal olarak üye ülkeler arasında karşılıklı güveni ciddi biçimde sarsıyor. Böyle olduğunda üye ülkeler güvenliklerini sağlamak için bağımsız şekilde hareket etmek zorunda kalıyorlar. Doğal olarak bu gidiş görüş ayrılıklarını hızla derinleştirebilir. Washington-Ankara hattında yaşanan gerilimi bu açıdan ele aldığımızda ilginç sonuçlara varabiliriz.

ABD, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 savunma sistemleri almasına sert tepki verdi. Washington, Rusya'nın bu sistemler aracılığıyla NATO'nun askeri potansiyelini yansıtan gizli bilgilere erişebileceğini iddia ediyor. Fakat Türk askeri uzmanlar, bu tezin asılsız olduğunu söylemektedirler. Çünkü Yunanistan, S-400 sistemlerini uzun süredir kullanıyor ve bu sistem aracılığıyla NATO'nun bir zarar görmesi konusunda söz edilmiyor. Peki neden Türkiye'ye karşı böyle bir tavır sergileniyor?

Bu yaklaşımın çeşitli nedenlerinin olduğu kaydediliyor. Türkiye'nin bağımsız politika yürütmesinin bunun başlıca nedenlerinden biri olduğu ifade ediliyor. Gerçekten Türkiye, artık dünya çapında büyük etkiye sahip bağımsız politika izlemektedir. Ayrıca Türkiye, Washington'un talimatlarına uymağı kabul etmiyor. Bu tutum Ankara'nın, gerek Washington, gerekse de Brüksel ile ilişkilerini olumsuz yönde etkiliyor. Buna rağmen Ankara, seçtiği politikadan geri adım atmıyor. S-400'lerle ilgili durum ise daha net faktörlerle ilişkilendirilmektedir.

Türkiye'nin ''suçu'': bağımsız ve güçlü olma arzusu

Konunun temel özelliği Orta Doğu'da terör dalgası hız kazandığında Türkiye'nin, hava sahasını savunmasını NATO'dan istemesiyle ilgilidir. Önce birkaç Patriot sistemi Türkiye'ye yerleştirildi. Ancak bu sistemleri sadece ABD ve Avrupa askeri uzmanları kullanabiliyorlar. Bu uzmanlar, Türk meslektaşlarının Patriot'ları kullanmağı öğrenmelerine olanak tanımadılar. Üstelik terör grupları, Suriye'den Türkiye'ye roket attıklarında ve Rus savaş uçakları Türkiye sınırının yanı başında uçuşlar gerçekleştirdiğinde NATO, hiçbir tepki vermedi. Tam da bu sırada Ankara, hava sahasının büyük bir risk altında olduğunu anladı. Türkiye, önce Rus savaş uçağını düşürdü ve kendi hava sahasına izinsiz girenlerin cezasız kalamayacağını sergiledi. Sonuçta iki devlet arasında ciddi bir gerilim yaşandı. Fakat Türkiye, bu sorunu kısa sürede çözmeği başardı.

Diğer yönden Ankara, hava savunma sistemleriyle donatılmasını NATO'dan talep ediyordu. NATO, bir kez daha Ankara'nın isteğini cevapsız bıraktı. Bu durumda Ankara, diğer büyük devletlere yöneldi. Önce Çin ile anlaşma imzalandı. Moskova, bunu duyduğunda Ankara'yla ilişkileri normalleştirmek için elini çabuk tuttu. Sonuçta Rusya ve Türkiye S-400 konusunda anlaştı. Türkiye, Çin'le imzalanan anlaşmayı iptal etti.

İki ülke, bütün alanlarda ilişkileri derinleştirmek suretiyle stratejik ortaklık düzeyine ulaşmağı başardı. Şu an Rusya ile Türkiye, iş birliğini hızla geliştirmektedirler. Bu sırada Washington, S-400'leri almaktan vaz geçmesini Türkiye'den talep ediyor. Böylece gerçek anlamda Rusya-Türkiye ilişkilerinde derin husumet oluşturmağa çalışıyorlar.

NATO'nun 70. kuruluş yıl dönümü arifesinde de Amerika'nın üst düzey yetkilileri, Türkiye'ye tehdit savuran açıklamalar yaptılar. Böyle devam ederse, Türkiye'ye yaptırımlar uygulayacaklarını, özellikle F-35 savaş uçaklarını iade etmeyeceklerini belirttiler. Ankara, buna rağmen kendi iradesini sergilemektedir. Terörü yahut Türkiye'yi seçmesi için Amerika'ya mesaj iletildi. Washington, kendi seçimini teröristlerden yana kullanmakla NATO'da büyük bir husumete neden oldu ve gevenliği ciddi biçimde riske attı. Bu durumda doğru seçim etmesi gereken taraf Washington oluyor. S-400'le ilgili şunu kesinlikle söyleyebiliriz ki Ankara, bu anlaşma konusunda geri adım atmayacaktır. Türkiye, bunun yanı sıra Patriot sistemlerini de alabilir.

Bu husus Kuzey Atlantik İttifakı'nın 70. kuruluş yıl dönümünün kutlandığı sırada ortaya çıkan bu tür sorunların Washington'un tutumundan kaynaklandığı anlamına geliyor. Amerika, jeopolitik çıkarlarını sağlamak için kendi müttefikini bile zor duruma düşürmekden kaçınmıyor. Almanya, Fransa ve Türkiye, bu özelliği doğrudan hiss etti. Bu tür yaklaşımdan daha ziyade Türkiye zarar görüyor. Orta Doğu'da yaşanan olaylar bazında bu konu daha fazla önem arz etmektedir. Hatta NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, NATO üyeleri arasında en çok Türkiye'nin Orta Doğu'daki terör olaylarından zarar gördüğünü itiraf etti. Çünkü söz konusu bölgede yer alan Türkiye'nin sınırlarının öteki tarafında silahlı çatışmalar yaşanıyor.

Bunun dışında Amerika, Türkiye'ye düşmanca tavır sergileyen terör örgütlerine yardım ediyor. ABD, özellikle PYD/YPG'ye büyük ölçüde yardımlarda bulunuyor. Washington'un, bu tutumundan geri adım atmadığı konunun en ilginç yönünü oluşturmaktadır. Şimdiyse Orta Doğu'daki terör gruplarına Amerika'nın silah ve mali yardımı devam ediyor. Bu durumda Türkiye'nin ne yapması gerekiyor?

Doğal olarak Türkiye'nin kendi güvenliğini sağlaması lazım. Hatta Türkiye'nin NATO üyeliğine son verilmesini isteseler bile, Ankara'nın geri adım atmaması gerekiyor. Çünkü bu durumda Türkiye Cumhuriyeti devletinin bekası söz konusu. Bu açıdan baktığımızda NATO'nun kuruluş yıl dönümü arifesinde Washington, kendini boşuna yormaktadır.

Politika uzmanları bu gelişmeler bazında Rusya-Türkiye ilişkilerinin daha da derinleşeceğini tahmin ediyorlar. Kaydetmek gerekir ki, Rusya'da bazı politika uzmanları, oluşan durumun Rusya'nın iradesiyle gerçekleştiğini iddia ediyorlar. Söz konusu şahıslar Moskova'nın, Ankara'ya ültimatom vererek kendisine yaklaştırdığını ifade ediyorlar. Ancak gerçek durum gayet açık ve net: Türkiye, yeteri kadar büyük bir devlet ve Türkiye'yle kimse ültimatom diliyle konuşamaz. Böyle olsaydı eğer şimdi Amerika'nın gelişmelerin dışında kalmaması gerekirdi. 

Oysa Rusya-Türkiye iş birliği iki taraf için de faydalıdır. Bu iş birliği ayrıca Avrasya için de verimlidir. Çünkü söz konusu iki devlet, büyük bir coğrafyada güvenliğin, iş birliğinin ve karşılıklı faydalı ilişkilerin yeni düzeye ulaşmasına ciddi katkı sağlayabilir. Süreci bu açıdan ele aldığımızda Washington ve Brüksel'in daha çok rahatsız olduğunu düşünebiliriz. Çünkü NATO'yu terk etmesi durumunda Türkiye'nin, daha çok bağımsız ve daha güçlü olacağı tahmin ediliyor. Gerçi NATO üyesi olması da Türkiye'ye zarar vermiyor. Tek şart – Türkiye'nin kalkınmasının önüne geçilmemesi. Washington, bu yönde izlediği tutumu değişirse Orta Doğu'nun lider devleti konumundaki Türkiye ile dostluğu sürdürebilecektir. Zira Amerika'nın başka seçeneği kalmıyor.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...