THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Enerji Politikaları: Karmaşık Jeosiyaset ve Rekabet Ortamında

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Küresel süreçler ve eğilimler »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
37231
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 30 Ocak 2015 – Newtimes.az

Hâlihazırda küresel enerji hammaddeleri mücadelesinin ne derecede yoğun olduğu herkesçe bilinmektedir. Bu süreçte dünyanın büyük devletleri vardır. Tesadüfi değil ki, enerji faktörü ihtilaflara, silahlı çatışmalara neden olarak, şimdi uluslararası politikada çok ciddi önem taşıyor. Enformasyon kanalları IŞİD gibi terör örgütlerinin bile petrol ve gaz yataklarını ele geçirmeye çalıştığı hakkında bilgiler yayar. Böyle bir ortamda devlet düzeyinde etkin enerji politikaları yürütmek büyük ustalık gerektirir. Karşılaştırmalar gösterir ki, Azerbaycan yönetiminin bu yönde gerçekleştirdiği projeler geniş manevra olanakları yaratır.

Zorluklar: Etkin İş Birliği Formülü Arayışı

Azerbaycan'ın dış politikada kazandığı başarılar itiraf ediliyor. Burada enerji sektöründe gerçekleştirilen uygulamalar dikkati daha fazla çekiyor. Çünkü modern dünyada bu etken, devletler arası ilişkilerde önemli yerlerden birini tutuyor. Tesadüfi değil ki, enerji hammaddeleri uğruna dünyada güçlü rekabet mevcuttur. Büyük devletler stratejik hedeflerine ulaşmak için bu meseleden geniş şekilde yararlanır.

Şimdi Rusya-Çin ilişkileri de esasen bu açıdan incelenmiştir. Harvard Üniversitesi profesörü J. Nye iki ülke arasında ittifakın geleceğini, onların enerji alanında vardıkları anlaşmalar bağlamında analiz eder (Bkz.: Joseph S. Nye. A New Sino-Rus Alliance? / Project Syndicate, 12 Ocak 2015). Onun verdiği meblağlar büyüktür.

Rusya ile Çin arasında gaz ticaretini kapsayan projenin maliyeti 400 milyar ABD doları civarındadır. Moskova 30 yıl boyunca Çin'e her yıl 68 milyar metreküp gaz vermelidir. Hatırlatalım ki, şu anda Rusya Almanya'ya yılda 40 milyar metreküp gaz satıyor. Demek ki, Çin'le yapılan anlaşma daha büyük amaçlara hizmet ediyor.

Bu kadar büyük enerji projesi iki ülkeyi candan müttefikler haline getirebilecek mi? Bu, artık meselenin başka tarafıdır. Enerji alanında iş birliği buna olanak tanır. Çünkü ortada oldukça geniş ilişkiler kurma planı mevcuttur. Çin'in enerji hammaddelerine olan ihtiyacının her geçen yıl arttığı dikkate alındığında, iş birliğinin geleceği olduğuna şüphe kalmıyor. Fakat diğer faktörleri de unutmamak gerekir.

J. Nye bu bağlamda demografik ve askeri faktörleri örnek olarak gösteriyor. Düşünür ki, bunlar sebebiyle Rusya-Çin ilişkileri samimi stratejik ortaklık seviyesine yükselmeye de bilir. Böyle anlaşılıyor ki, enerji politikalarında da bazı ek faktörler dikkate alınmalıdır ki, yekûnda beklenen sonuç alınsın. İşte bu açıdan uzmanlar enerji politikasının önemini ve aynı zamanda, karmaşıklığını vurguluyorlar.

Soruna bu düzlemde yaklaşıldığında, Azerbaycan'ın enerji politikasının etkinliğini açıkça görmek mümkündür. Onun temelini, bilindiği gibi, Ulu Önder Haydar Aliyev attı. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev büyük başarıyla bu yolda devam eder. Bunun en son örnekleri üzerinde durmaya ihtiyaç duymaktayız. Birtakım uzmanlar Rusya'nın ''Güney Akım''dan çekilmesinin ardından Azerbaycan'ın enerji politikalarında sıkıntıların ortaya çıkacağına ihtimal verir. Onlar hesap ediyorlar ki, Rus gazının ''Türk Akımı'' projesi kapsamında Yunanistan sınırına dağıtımı, TANAP’ın işlerliğini azaltabilir. Ana argüman olarak, Moskova'nın büyük hacimli gaz üretimi yapmasını ve onu Türkiye yoluyla Avrupa'ya satmak niyetinde olmasını gösteriyorlar. Ayrıca, Kremlin’in bu projeyi 2019 yılına kadar tamamlama arzusunda olduğu vurgulanıyor. TANAP ise en erken 2020 yılında faaliyete başlayabilir.

İlk bakışta bu karşılaştırmalar mantıklı görünüyor. Fakat meseleye daha geniş açıdan baktığımızda, Azerbaycan'ın enerji politikaları, özelde ise TANAP için hiçbir tehlikenin olmadığına emin oluyoruz. Biz yukarıda Rusya-Çin ilişkilerinin gelişmesi açısından vurguladığımız jeopolitik faktörleri hatırlatmak isteriz. Moskova, Uzak Doğu’ya büyük miktarda enerji satabilecekken, gerçekler bunu gerçekleştirmeye engel olur. Onların nelerden ibaret olduğunu J. Nye kaynak gösterdiğimiz makalesinde gösterir. Azerbaycan ise ustalıkla tüm jeopolitik faktörleri birbirleriyle uyumlulaştırır. O, enerji konusuna ayrıksı bir etken olarak yaklaşmaz, manzaranın bütününü görerek, ona uyumlu hareket eder.

''Türk Akımı'': Rekabet Yaratır Mı?

''Güney Gaz Koridoru'' projesi bunun açık kanıtıdır. Buraya sadece Azerbaycan'da üretilen gaz dâhil değildir. Orta Asya ve İran da ona bağlanabilir. Öte yandan, bu projede Türkiye topraklarına gazın ulaştırılmasının öngörülmesi satış sadece bu ülkede yapılabilir anlamına gelmez. Burada Avrupa'nın çeşitli ülkeleri, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve diğer imkânlar da unutulmamalıdır. Aynı zamanda, jeosiyaset için ciddi önem arz eden bir konuyu da dikkate almak gerekir.

Mesele şu ki, Batı'nın Rusya ile enerji alanında iş birliği isteğinin ne boyutta olduğu bilinmektedir. Moskova Yunanistan sınırına gazı çekip, orada bir hab (enerji hammaddelerinin saklandığı yer) inşa edebilir. Fakat bu demek değildir ki, Avrupalılar ondan yararlanacak. Deneyimler kanıtlıyor ki, Avrupa bazı durumlarda başka yönde hareket edebiliyor. Bu bakımdan Azerbaycan daha şanslı görünüyor.

Biz Türkiye faktörünü de unutmamalıyız. Ankara Azerbaycan meselesine çok büyük önem veriyor. Dünyada yaşanan süreçler sebebiyle, enerji hammadde fiyatının değişebilmesi de başka bir meseledir. Tüm durumlarda Azerbaycan gazının Türkiye aracılığıyla satışında hiçbir sıkıntının olmayacağını kabul etmek gerekir.

Ana etken ise, Bakü'nün gerçekleştirdiği enerji politikasının devletin stratejik çıkarlarına tam uyumluluğu ile ilişkilidir. Çok yönlü dış siyasetinin tüm öğeleri arasında yoğun ilişki vardır ki, bu da her değişiklikte esnek manevralar yapabilmeyi sağlar. Bu bakımdan Azerbaycan'ın enerji hammaddelerini ihraç etmesi devletin jeopolitik çıkarlarının sağlanması için de bir fırsattır. Görünür ki, bu hususta özellikle Ermeniperest güçler Azerbaycan'ı çeşitli jeopolitik sınıflandırmalara dahil eder. Her defasında da onun olumsuz rol oynayacağı konusunda sorumsuz fikirler ileri sürerler. Özellikle enerji konusunda bunu çok abartmaya çalışırlar.

Şimdi dünya çapında çelişkili süreçler hayli arttı. En küçük olay bile geniş alanda yankı verebiliyor. Bu koşullarda Bakü sadece Güney Kafkasya değil, Avrupa'nın da enerji güvenliğinin temininde temel rol oynayabilirse, bu büyük başarıdır. Avrupa Birliği ile Rusya'nın enerji ilişkilerinin kaderi ile ilgili tartışmaların olduğu bir ortamda, Azerbaycan için ek imkânların oluştuğunu söylemek mümkündür.

Bugünlerde Avrupa Komisyonu’nun Enerji Konuları üzere Başkan Yardımcısı Maroš Şevçoviç Moskova'da ''Gazprom''un Başkanı A. Miller ile görüşerek, gaz sektöründe iş birliği imkânlarını ele aldılar. Avrupa Birliği’nin yetkilisi Rus tarafının tutumunu sona kadar fark etmediğini söyledi. Çünkü Moskova Avrupa'nın güney ülkelerine hangi şartlar altında gaz sağlanacağı konusunda kesin tutum sergilemez. Rusya'nın bu adımlarının izinde, Azerbaycan'ın net tekliflerle ortaya çıkması uzmanların dikkatini çekiyor. Onların görüşlerine göre, bu alanda rekabet oluşursa, o zaman Bakü'nün galip gelme şansı daha da artacaktır.

Böyle anlaşılıyor ki, ''Türk Akımı'' projesinin Azerbaycan için belirli zorluklar yaratacağı hakkında düşünenler yanılırlar. Burada adil rekabet söz konusu olabilir ki, orada da Bakü'nün başarı kazanma şansı yüksektir. Moskova'nın Türkiye üzerinden gaz satma planlarının jeopolitik amaçlara hizmet ettiğini ayrıca vurgulamak gerekir. Aksi takdirde, Aleksey Miller AB temsilcisi ile Avrupa'nın güneyinde yer alan ülkelere gaz satışı hakkında somut konuşurdu. Onu demek gerekir ki, Türkiye'nin bu süreçte elverişli jeopolitik ufuklara doğru ilerleme fırsatı yüksektir. O, Rusya ve Azerbaycan istikametinden gelen enerji yolu üzerindedir. Bunu kullanarak Türkiye çeşitli açılardan manevralar yapabilir.

Azerbaycan ise etkin enerji politikasını daha da geliştirecek. Yukarıda yapılan analiz gösteriyor ki, en karmaşık durumda bile ülkemiz doğru çıkış yolunu bulacak güçtedir. Bağımsız devletçiliğin temelini koyan Haydar Aliyev'in uzak görüşlü politikalarının önemini bir kez daha idrak etmiş bulunuyoruz. Gerçekten de, ''Azerbaycan dünyaya güneş gibi doğacaktır'' (Haydar Aliyev).

Leyla Mammadaliyeva

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...