THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Ermeni Bakanın Zor Anları: Nalbandyan Gerçeklerden Kaçtı

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Küresel süreçler ve eğilimler »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
368480
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 8 Aralık 2014 – Newtimes.az

Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbandyan barış araştırmaları ile ilgilenen Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nde düzenlenen bir etkinlikte, ülkenin dış politikası konusunda konuştu. Konuşmasının büyük bölümünü Ermenistan’ın dış politikasından ziyade Azerbaycan’a iftira atmaya ayırdı. Bakü'yü birtakım konularda, özellikle de Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ çatışmasının çözümünde sergilediği konuma göre, eleştirdi. Azerbaycan'ın hızlı gelişimini farklı gösteren E. Nalbandyan, onun askeri gücünün artmasından rahatsızlığını da dile getirdi. Real durumun objektif analizinden uzak olan bu tutum aslında Erivan'ın acizliğinin belirtisidir. Artık Ermenistan yönetimi sorunun çözümü ile ilgili hiçbir tutarlı teklif öneremiyor. Bunun suçlusu ise Erivan ve onun hamileri.

Siyasette Yalan: Ermeni Diplomatın Rezil Fiyaskosu

Erivan'ın dış politikada tutumunun objektif olmadığı bilinen bir gerçektir. Tecrübelerle denebilir ki, Ermenistan yönetimi daima gerçekleri tahrif ediyor, gerçeği dünya kamuoyundan gizlemeye çalışıyor. Ermenilerin mazlum, mağdur ve yardıma muhtaç bir halk olarak sunulması onların ideolojik sisteminin ana hatlarını oluşturuyor. Bugünlerde Stokholm'de barışa adanmış toplantıda konuşan Ermenistan Dışişleri Bakanı E. Nalbandyan da bu geleneğe sadık kalmıştır (Bkz.: Address of Foreign Minister of Armenia Edward Nalbandian at the Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI) / www.mfa.am, 26 Kasım 2014).

Aslında, Ermeni Bakanın konuşmasında yeni hiçbir fikir yoktur. O, Azerbaycan'a karşı asılsız iddialar ileri sürerken bir yandan da, Ermenistan'ı barışçıl göstermeye çalıştı. E. Nalbandyan konuşmasının bir yerinde çekinmeden diyor ki, "Bakü, AGİT Minsk Grubu’nun Dağlık Karabağ çatışmasının çözümü ile ilgili tüm tekliflerini reddetmiştir". Güya Azerbaycan, Başkanların St. Petersburg, Astrahan, Soçi ve Kazan görüşmelerinde kabul edilen kararları yerine getirmemiştir.

Böyle iddialar bu siyasetçinin ciddiyetsizliğinin göstergesidir; çünkü Ermenistan defalarca çatışma ile ilgili kabul edilen belgeleri kulak ardı etmiş, BM'nin 4 kararına ve AGİT Minsk Grubu eşbaşkan devletlerinin başkanlarının verdikleri beyanatlara uymamıştır. Çeşitli uluslararası örgütler Ermeni silahlı güçlerinin Azerbaycan'ın işgal altında olan topraklarından çıkarılmasını gerektiren belgeler hazırlamıştı. Ancak onların hiçbirine Erivan olumlu tepki vermedi. Aksine, şu anda Azerbaycan'ın işgal altındaki topraklarında 50 bine yakın asker bulundurmaktadır.

Bu arada son zamanlarda Ermenistan'da yeniden "Yevlah ve Mingeçevir’e kadar saldırma" gösterisi başladı. Savaş helikopteri fiyaskosundan sonra saldırgan ülkedeki bazı çevreler, Ermenilerde coşku yaratmak adı altında, şiddet ve komşu toprakları işgal etme gibi kabul edilemez fikirleri yaymaya başladılar. Durum bu iken, E. Nalbandyan Avrupa'nın tam orta yerinde başkalarına "barış hakkında vaaz" veriyor.

Onun söz etmek istediği sözde gerçekler taraflı ve önyargılı yaklaşımın sonucudur. Örneğin, Ermeni Bakan, Azerbaycan'ın askeri harcamalarının hızla arttığından yakınır ve bunu Bakü'nün "saldırgan niyetleri" ile ilişkilendirir. Real durumu bilmeyenleri bu gibi suçlamalar şaşırtabilir. Gerçek şudur ki, Azerbaycan sadece savunma amaçlı olarak ordusunu güçlendirmekte, onu modern silahlarla donatmaktadır. Bakü bunu yapmaya mecburdur. Çünkü 25 yıldır, Ermenistan arasındakilerin desteği ile Azerbaycan'ın topraklarının yüzde 20'sini işgal altında tutmaktadır.

Haksız Erivan: Kendi Düşen Ağlamaz

Şimdi Ermenistan'ı bu açıdan iki nokta daha fazla rahatsız ediyor: Birincisi Azerbaycan ordusunun güçlenmesidir. Erivan anlıyor ki, savaş halinde, Azerbaycan askeri işgal altındaki toprakları tahliye edecek, düşmana iyi bir cevap vererek ülkenin toprak bütünlüğünü yeniden sağlayacak.

İkincisi, Azerbaycan yönetimi hiçbir dış baskıya baş eğmeyerek bağımsız dış politika yürütür. Bu demektir ki, Bakü işgal altında olan toprakların iadesi konusunda orduya emir verebilir ve bunun önünü kimse alamaz. Bu nedenledir ki, Ermeni politikacılar her fırsatta müzakere sürecini uzatır ve çeşitli etkinliklerde yalan söyleyerek, gerçek manzarayı uluslararası kamuoyundan gizlemeye çalışır. Aynı zamanda, Erivan müzakereleri kullanır, sözler verir sonra onlardan kaçar ve genel olarak müzakereleri "kumar oyunu" olarak görür.

E. Nalbandyan Azerbaycan'ın askeri gücünün artmasıyla Ermenistan'ın düştüğü zayıf durumu örtbas etmeye çalışıyor. Burada esas amacın mevcut statükoyu korumak olduğu şüphesizdir. Ermeni politikacı ve askerler yeri gelince Ermenistan ordusunu (bazı durumlarda onlar "DKC savunma güçleri" gibi sözde ifadeler de kullanıyorlar) Güney Kafkasya'daki en güçlü ordu olarak sunmaktadırlar.

Onların lügatinde Azerbaycan'ı Mingeçevir’e kadar işgal edebilecekleri hep yer alır. Soru şudur: Ermenistan ordusu bu kadar güçlüyse, o silahları nereden ve hangi kaynakla alır? "Barışçıl ülke" ordusunu neden bu derecede geliştirmeye çalışıyor? Böyle anlaşılıyor ki, Erivan yalan söylüyor; hem Azerbaycan'la ilgili uydurma fikirlerle onu karalamak istiyor, hem de güçlü askeri kuvvetlere sahip olduğuna başkalarını inandırmaya çalışıyor. Ancak bu gibi ilkel mantık oyunlarının etkisiz olduğunu anlamak gerek.

Bunun içindir ki, öğrencilerin sorularına bile E. Nalbandyan doğru dürüst cevap bulamamıştır. Stokholm toplantısında birkaç Azerbaycanlı genç Ermeni bakanın bazı somut konulardaki fikrini bilmek istedi. Örneğin, BM'nin kabul ettiği 4 karara Erivan'ın uymamasının nedenlerini, Hocalı olaylarına yaklaşımını öğrenmek isteyen Azerbaycanlı genç aktivistlere bakanın cevabı son olarak şu oldu: "Sanırım, salonun %90’ı Azeri’dir".

Bu, diplomat mantığı mıdır? Haklı olan siyasetçi ciddiyetle soruları yanıtlar ve milliyeti konu etmez. E. Nalbandyan ise böyle davranamazdı, çünkü o, adil değildir, gerçeklerden kaçıyor!

Azerbaycan her zaman açık ve adil bir tutum sergiler. Bakü uluslararası hukukun tüm hükümlerine saygılı davranır, onun dışına çıkmaz. Bunun yanı sıra, Azerbaycan topraklarını işgalden kurtarma hakkını da saklı tutar. Ordunun sürekli güçlendirilmesi de buna hizmet eder.

Ermenistan diplomasisi ise düştüğü zor durumdan kurtulmak için verimsiz adımlar atmaktadır. E. Nalbandyan’ın Stokholm'de barışseverlikten bahsetmesi bunun belirtisidir. Erivan'ın haklı, gerçek bir argümanı kalmamıştır. Bu bağlamda meselenin bir başka yönü de ilginçtir.

Hissedilir ki, Erivan yakın gelecekte bölgede yıkıcı bir rol oynamaya çalışacaktır. Onun yapıcı olması beklenmiyor. Şimdi küresel çapta jeopolitik durum o derecede karmaşıktır ki, Güney Kafkasya barut fıçısına benziyor. Yakın bölgelerde gözlenen gelişmeler bunu söylemeye esas oluşturur.

Burada Ermenistan'a şefaat edenlerin de rolünü vurgulamak zorundayız. Halen Ermenilere Batı'nın çeşitli kurumları milyonlarla yardımda bulunur, onu yerli yersiz savunmaya çalışır. Görünür ki, bunlar Ermeni siyasetçileri çekinmeden tüm etkinliklerde beyaz yalanlar söylemeye cesaretlendirir. Fakat kimse unutmamalıdır ki, kaybeden bir bütün olarak dünya olur. Yalan ve iftiraya destek vermek asıl büyük adaletsizlik ve haksızlıktır.

Azerbaycan'a gelince, onu bağımsızlık yolundan hiçbir önyargılı tutum döndüremez. Ordu ülkenin toprak bütünlüğünü yeniden sağlamaya tam olarak hazırdır. Onun gelişmesi için devlet başkanı çok etkili adımlar atıyor. Ermeni saldırganlara verilen yerinde cevaplar da bunu teyit etmektedir. Evet, düşman endişelidir. Çeşitli bahaneler uydurmaktadır. Ancak oluşan durumdan tek gerçek çıkış yolu var: Ermenistan askeri kuvvetleri işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çıkmalıdır.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...