THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

BM'de Reformlar: Süreç Yerinden Kıpırdamıyor

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Küresel süreçler ve eğilimler »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
369131
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 31 Ekim 2014 – Newtimes.az

Devletlerarası ilişkilerin düzenlenmesinde mevcut olan sıkıntılar bilinmektedir. Uluslararası hukukun taleplerine hiç de her zaman uyulmaz. Ortaya çeşitli nitelikteki sorunlar çıkıyor. Bu da dünyada jeopolitik gerilimler yaratır, haklı bir tepki oluyor. Oluşan bu durumdan çıkış yolu, uzmanların görüşüne göre, BM'de reform olabilir. Bazı devletler ise alternatif kurumlar oluşturmayı tercih ediyor. Aslında, durum oldukça karmaşıktır. BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi kendi yerlerini ve örgütteki söz sahibi olmak haklarını korumaya çalışırlar. Buna katılmayan ülkelerin sayısı ise giderek artıyor. Aslında, ciddi fikir ayrılığı mevcuttur. Çıkış yolu nedir?

Seçim: BM`deki Sorunlar Çözülmedi

Uluslararası ilişkiler sisteminde reformlara ciddi ihtiyacın olduğu hakkında uzmanlar hayli zamandır ki, konuşuyorlar. Bu konu dünyada yaşanan jeopolitik gelişmelerin yarattığı oldukça çelişkili bir ortamda hayli güncelleşti. Birçok durumda uluslararası kuruluşlar, öncelikle BM, bu durumun üstesinden gelemiyor. Sebep olarak uluslararası ilişkileri düzenleme mekanizmalarının mükemmel olmaması gösteriliyor.

Mevcut uluslararası ilişkiler sisteminin yenilenmesi bizatihi kolay değil. Onun esası İkinci Dünya Savaşı`ndan sonra atıldı. Tamamen yeni sisteme geçiş için ise gelişmiş ve kavramsal yaklaşım olmalıdır. İşin bu tarafı ile ilgili dünya devletleri arasında şimdilik uzlaşma yoktur.

Sorunun özü şu ki, şimdi faaliyet gösteren uluslararası örgütler temelde Batı'nın etkisi altındadır. Deneyim gösteriyor ki, onlar Washington'dan verilen talimatlara uygun hareket ederler. Rusya, Çin, Türkiye ve başka büyük devletlerin liderleri bu konuda açık konuşuyorlar. Uzun süre BM'de çalışmış uzmanlar da bu hususu belirtiyorlar (Bkz: Бихари Каусикан. Удастся ли бесконфликтный переход? / "Россия в глобальной политике", 3 Eylül 2014).

Onu diyelim ki, şu anda mevcut olan uluslararası kurumlara alternatif oluşturma girişimleri yapılıyor. Örneğin, BRİCS üyeleri böyle bir amaç güddüklerini açık söylüyor. Bu, Batı'nın etkisi altında olan kurumlardan vazgeçmek demektir. Bu görüşün taraftarlarında BM gibi kuruluşlarda gerçek reformların yapılacağına güven azdır. Onların şimdi faaliyet gösteren uluslararası kuruluşlara alternatif oluşturmak niyetleri meşruiyet sorunu ile karşı karşıya. Dünya kamuoyunun bunu yasal olarak kabul edip etmeyeceği belli değil.

Herhalde en katı karşıtlar da BM'de reformların yapılmasının aleyhine değildirler. Görünür, işte bu yüzdendir ki, bu örgütün Güvenlik Konseyi'ne son seçimler çekişmeli mücadelelerle geçti. Hangi kıtadan kimlerin Konsey'e üye olmasının büyük önem taşıdığı açık fark edilir.

Güvenlik Konseyi'ne Afrika'yı temsil eden daimi üyenin seçilmesinin önemi Angola tarafından özel vurgulandı (bkz: Александр Мезяев. О новом составе Совета Безопасности ООН. Перспективы 2015 года / "Фонд стратегической культуры", 20 Ekim 2014). Gerçekten, bu kıtanın BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeliğinde temsilcisinin olmaması günümüz koşullarına uygun değildir. İlginçtir ki, şu anda daimi üye olan 5 ülkenin hiçbiri bu konuyu gündeme getirmiyor.

İşte bu, BM'de reformların önünde temel engel olarak değerlendiriliyor. Diplomatlar düşünüyorlar ki, yenileşmelere öncelikle Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi hazır değillerdir (bkz: örn., Reform olmazsa sistem çürür / Aksam.com.tr, 30 Eylül 2014). Sorunun bu boyutunu bazı devlet başkanları da özel vurguluyorlar. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konudaki tavrı nettir.

O, bir süredir bu konudaki görüşlerini bildiriyor ve önerilerini ileri sürüyor. Ankara ise, dünya politikasını sadece 5 ülkenin (ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin) değerlendirmesini doğru bulmuyor. R.T. Erdoğan BM'nin son oturumundaki konuşmasında bu durumu mecazi olarak "Dünya 5`ten büyüktür" diye ifade etti (bkz: Erdoğan'dan BM'ye yeni sistem önerisi / Turkiyegazetesi.com.tr, 28 Eylül 2014).

Yeni Sistem: Destekçileri ve Karşıtları

Türkiye yöneticisi BM için yeni sistemin oluşturulmasını gerektiriyor, daimi üyeliğe başka devletlerin seçilmesinin temin edilmesini zorunlu sayıyor. R. T. Erdoğan bu dünyanın ne ABD'nin, ne Rusya'nın, ne İngiltere, ne Fransa, ne de Çin'in kölesi olmadığını söylüyor (bkz: önceki kaynağa). Aksine, böyle bir durumun kalması dünyanın çeşitli bölgelerinde ciddi sorunlar ortaya çıkarır.

Türkiye'nin Devlet Başkanı buna örnek olarak Suriye'de oluşmuş durumu gösteriyor. O diyor ki, IŞİD`in Irak'ta kullandığı silahlar Amerikan yapımı. Bölgede faaliyet gösteren diğer terör örgütlerinde de ABD silahları vardır. İngiltere ise şart koyuyor ki, "Irak'a sadece ben giderim" (bkz: önceki kaynağa).

Başka bölgelerdeki çatışmalarda da buna benzer örnekler bulmak mümkündür. Onu diyelim ki, Moskova ve Pekin'in de benzer iradları vardır. Fakat Ankara'dan farklı olarak, BM Güvenlik Konseyi`ne daimi üyelik konusunda onlar tedbirli davranıyor.

Venezuela Devlet Başkanı da bu bağlamda ilginç görüş bildirdi. O, BM Şartı`nı "şimdiye kadar dünyada bulunan en güzel şiirsel eserlerden biri" olarak nitelendirdi (bk Discurso histórico de Nicolás Maduro en la Asamblea General de la ONU / Youtube, 24 Eylül 2014). Ancak bu belge aslında öne sürülen amaçları inkar ediyor ve hakların çiğnenmesine yol açıyor.

Yukarıda belirtilenler bir daha BM Güvenlik Konseyi'nin üyeliğine seçiminin hangi nedenlerden gergin geçtiğini gösteriyor. Daimi üyeler değişmedi. Ancak geçici üyelik uğruna ağır mücadele gitti. Seçilenler Angola, Malezya, Venezuela, Yeni Zelanda ve İspanya oldu (bkz: Совет Безопасности ООН избрал новый состав / Odnako.su, 17 Ekim 2014). Uzmanlar düşünüyorlar ki, bu, sadece üye ülkelerin değiştiğini ifade etmiyor. Onun arkasında büyük devletlerin jeopolitik çıkarları duruyor.

Örneğin, Yeni Zelanda ABD'yi aktif savunan ülkedir, Venezuela ise tamamen farklı bir tutum sergiliyor. Öte yandan, uzmanlar ciddi jeopolitik konularda BM Güvenlik Konseyi'nin geçici üyelerinin fikirlerinin pek dikkate alınmadığını unutmamayı tavsiye ediyorlar. Bu durumda 5 daimi üyenin bu konuda manevralar yaptığı istisna edilemez.

Türkiye'nin Güvenlik Konseyi`ne  seçilmemesi buna örnek olabilir. Onun İspanya ile yer uğruna mücadelesi çok çekişmeli geçti. Sadece 3. aşamada çoğunluk Madrid'e ses verdi (bkz: Türkiye BM Güvenlik Konseyi'ne seçilemedi / Zaman.com.tr, 16 Ekim 2014). İspanya 120, Türkiye ise 73 oy aldı. Bu aşamaya kadar ise aralarındaki fark çok olmamış. Düşünülmektedir ki, son aşamada dışarıdan etki oldu.

Böylece, BM Güvenlik Konseyi`ne seçimler bu kurumda yıllardır mevcut olan sorunları daha net şekilde ortaya koydu. Büyük devletlerin kendi çıkarları için dünyanın jeopolitik manzarasına olumsuz etki gösterdikleri bir daha kendi onayını buldu. 5 daimi üye başkalarını kabul etmek istemediklerini açıkça söyledi. Onların şartı şöyledir: "eğer yeni ülkeler" beşliğe" eklenseler, onların oy hakkı olmamalıdır''.

Bu, tabii ki, anlamsızdır. Ancak gerçeği yansıtıyor. Öyle anlaşılıyor ki, aralarındaki ciddi görüş ayrılığına rağmen (bu, Suriye konusunda kendini daha kabarık gösterdi), büyük devletler dünyayı yönetmek iddiasından vazgeçmek istemiyorlar. Onlar BM'de kendilerine denk olabilecek başka bir ülke tanımayı istemiyor. Şüphe yok ki, bu anormal durum kendini zaman zaman gösterecek. Çeşitli bölgelerde meydana gelen sıkıntıların çözümünde bunu açıkça hissedecekler.

Ayrıca, 5 daimi üye arasındaki çelişkilerin ortadan kalkacağını tahmin etmek çok zordur. Aksine, mevcut durumun daha da keskinleşeceği muhtemeldir. Bunun nedenlerinden biri, Rusya ve Çin gibi büyük devletlerin BRİCS vasıtasıyla alternatif mali ve hukuki düzenleme mekanizmaları oluşturma iddialarıdır. Artık bu alanda belirli adımlar atıldı.

Söylenenlerden böyle bir sonuç çıkarmak mümkündür ki, BM'de gerçek reformlar yapılmamaktadır. Hatta buna ciddi direnişler de var. Reformların zamanı çoktan yetişirse de, süreç yerinden kıpırdamıyor. Şimdi buna direnenler yarın dünya için ne hazırlıyor?. Güvenlik Konseyi'nin yeni geçici üyeleri de duruma ciddi etki edemediklerinden, durum belirsiz olarak kalıyor.

Leyla Mammadaliyeva

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...