THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Ukrayna ve Demokrasi Oyunu: Batı'dan Farklı Bakış

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Küresel süreçler ve eğilimler »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
404210
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 20 Ekim 2014 – Newtimes.az

Ukrayna krizinin nedenleri ile ilgili uzmanlar görüş bildiriyorlar. Genellikle, bu konuda Rusya'nın "agresif davranışları" temel neden olarak gösteriliyor. Son zamanlarda ise biraz farklı görüşün oluştuğu hiss olunmaktadır. Amerikalı uzmanlar Batı'nın yanlış dış politika yeritdiyinə dikkat çekiyorlar. Onlardan John J. Mearsheimer düşünüyor ki, Ukrayna'da durum esas olarak ABD ve Avrupa'daki düşünce ortaklarının gerçeklikten uzak olan politikası yüzünden gerginleşti. Bu teze Amerika'da tepki verildi. İlginçtir ki, bu, tamamen ABD'nin iç siyasi ortamında giden süreçlerle ilişkilendiriliyor. Aslında, oluşmuş duruma daha geniş düzlemde bakmak daha doğru olurdu.

Liberalizm ve Jeosiyaset: Ukrayna Denemesinin Başarısızlığı

Ukrayna krizinin küresel etkileri ciddi tartışılıyor. Analistler bu sürecin ön görülmesinde belli ölçüde zorlanıyorlar. Çünkü onun gerçek mahiyeti hakkında ortak görüşte değiller. Burada iki başlangıç tez göze çarpıyor. Birincisi, Ukrayna krizinin temel nedeni Rusya'nın eski Sovyet coğrafyasında agresif siyaset yürütmesidir. Savaş buna göre oluştu ki, bu da ciddi jeopolitik krize neden oldu. İkincisi, Ukrayna sorunu ABD ve Avrupa'nın gerçeklikten uzak olan politikasının sonucudur. Moskova'yı kışkırtan ve agresif adımlar atmaya zorlayan de işte Washington ve Brüksel`in hataları.

Her iki yaklaşım kanıtlandırılmaya çalışılıyor. Fakat bunlar arasında jeopolitik açıdan farklar o derecede büyüktür ki, onları daha geniş analiz etmeye ihtiyaç var. Maalesef, gerçek siyasi düzlemde Ukrayna ile ilgili yaşanan olaylarla teorik yaklaşımlar arasında fark şimdilik fazladır. Dolayısıyla hangi yaklaşımın doğru olduğunu söylemek zor. Sadece onu vurgulamak mümkündür ki, Batı'da Rusya'yı suçlayan bakışlar daha popüler. İkinci görüş o kadar da geniş yayılmamıştır, fakat ona da dikkat edinenlerin sayısı artıyor.

Bu bağlamda Chicago Üniversitesi profesörü, "agresif gerçekçilik" yanlısı John J. Mearsheimer`in "Foreign Affairs" dergisinde yayınlanan bir makalesi ilgi doğuruyor (bkz: John J. Mearsheimer. Why the Ukraine Crisis Is the West's Fault: The Liberal delusions That Provoked Putin / "Foreign Affairs", №5, 2014). Yazıda yazar Ukrayna krizinin mimarı olarak Batı gösteriyor. Bunun için o, çok sayıda argümanlar sunuyor. Ukrayna'da savaşın alevlenmesinin arkasında bir takım gizli konuların durduğu görülür.

Bu makale dikkati hem de ona göre çekiyor ki, demokrasi, insan hakları, işbirliği konusunda konuşanlar gerçekte tamamen başka çıkarları gözetiliyor. Onlar için insan hayatı, halkların kaderi neredeyse "uzak yeşil ada" gibi görünüyor. Bu açıdan yaklaşıldığında, modern küresel jeosiyasetin çok karışık ve çelişkili hususlarla dolu olduğu göze çarpıyor.

J. Mearsheimer Ukrayna krizinin aşağıdaki üç temel nedenini sıralıyor: "NATO'nun genişlemesi, Avrupa Birliği'nin genişlemesi ve Ukrayna'da demokrasinin her fırsatta desteklenmesi" (bkz: önceki kaynağa). Ancak bu hükümler uzun yıllardır, bütün Batı'nın jeopolitik kursunun başlıca temelini oluşturmaktadır.

NATO'nun genişlemesinin yeni bağımsız devletlerin güvenliği adına yapıldığı kaydediliyor. Aslında ise, Ukrayna örneğinde bu, bu ülkeyi Rusya'nın etkisi altından çıkararak, Avrupa'ya entegre etmek için yapılıyormuş. AB'nin Doğu'ya doğru genişlemesinin de sosyal, siyasi, kültürel gelişme, ekonomik gelişim ve insanların özgürlüğü için yapıldığından bahsediliyordu. Gerçekte ise temel olarak Batı'nın jeopolitik çıkarı esas alınmıştır. Amaç ise Rusya'nın etki alanını kısıtlamaktan ibarettir.

Nihayet, Batı Ukrayna'da demokrasi adı altında milyarlarca dolar pahasına sosyal mühendislikle uğraşmış, yani yapay olarak Batı yanlısı kitle yetiştirmeye çalışmıştı. Aynı zamanda, onlar Rusya'ya karşı eylemlerin organize edilmesinde de kullanılmıştır. Bu, daha tehlikeli bir süreci ortaya koyuyor - Batı demokrasi ve insan hakları adı altında insanların bilincini manipüle ediyor, onlarda gerçeklik hissini zayıflatarak kendi standartları çerçevesinde düşünmeye zorluyor (bkz: önceki kaynağa).

Sosyal Mühendislik: Harcanan Paraların Jeopolitik "Ağırlığı"

Bu siyaset Ukrayna'da Batı yönümlü siyasetçi ve kurumlara mali yardım şeklinde gerçekleştirildi. Bunun sonucudur ki, 1991 yılından 2013 yılına kadar ABD Ukrayna'da 5 milyar dolar harcadı. Paralar Amerika'nın Demokrasiye Ulusal Destek Fonu (NED) ile Kiev`e iletildi. Şüphesiz, bu, büyük siyasi-teknolojik işlemdir. Onun sonucu ortadadır - Ukrayna'da savaş binlerce insanın hayatına son verdi! Süreç halen devam ediyor (bkz: önceki kaynağa).

J. Mearsheimer açık yazıyor ki, tüm bunlara Rusya sakin yaklaşamamazdı. O, kendini savunmak için önlem almaya mecbur idi. Doğru, Vladimir Putin sert yol seçti. Fakat Batı Moskova'ya hala geçen yüzyılın 90'lı yıllarında verdiği vaatlere uymadı. Bu bağlamda Kremlin'i en kötü etkileyen NATO'nun genişlemesi oldu. Birbiri ardına Doğu Avrupa ve Baltık ülkeleri Kuzey Atlantik Alyans`a üye oldu. Sonra NATO Gürcistan ve Ukrayna'yı da sıralarına katacağını beyan etti.

Moskova açıkça görüyordu ki, Batı askeri yapısını onun sınırlarına topluyor. Bu bağlamda Ukrayna ilkesel faktör olarak kabul edilir. Bu nedenle V. Putin Bush'a dedi ki, "eğer Ukrayna'yı NATO'ya alırsanız, bu ülke genellikle, mevcut olmayacak" (bkz: önceki kaynağa). Yazara göre, V. Putin haklıydı.

Rusya aniden Kırım'ı ele geçirmerek Batı şaşırttı. Bununla ilgili Washington ve Brüksel V. Putin'in eski SSCB`yi geri getirmek konusunda kopardığı gürültünün hiçbir dayanağı yoktur. Çünkü Rusya Ukrayna'ya kendini savunma için müdahale etti. Batı sadece, ona başka tercih seçeneği koymadı. Dolayısıyla Kremlin`in Ukrayna'nın Doğusunda askeri etkinliğini artırması beklenen bir durumdur.

Böyle anlaşılıyor ki, Ukrayna'da durumun gerginleşmesi Batı'nın ciddi jeopolitik hatalarından kaynaklanıyor. J. Mearsheimer düşünüyor ki, temel yanlışlık ABD ve Avrupa'nın liberal değerleri başkalarına ne pahasına olursa olsun dayatmaya çalışmasındadır. Hukukun üstünlüğü, ekonomik karşılıklı bağımlılık ve demokrasi gibi faktörleri dünyaya yaymak bütünlükte olumlu hal sayılabilir. Fakat bu zaman jeopolitik gerçekler de dikkate alınmalıdır. Öyle ki, kendi çıkarlarını korumak Rusya'nın hakkıdır. Moskova bu açıdan gerçek jeosiyaset yeridir ve görüldüğü gibi, belli başarılar da elde ediyor. Bu anlamda Batı liberalizmi mutlak sayarak büyük hata yapıyor.

İlginçtir ki, Amerika'nın bir takım tanınmış fikir adamları, entelektüeller J. Mearsheimer`in görüşüne dikkat etmeye çağırıyor. O, Obama yönetiminin dış politikasının eleştirmeni olarak kabul ediliyor. Bütün bunların arkasında ise Washington'un siyasi çevrelerindeki grupların durduğunu diyorlar (bkz: Томас Фридман о статье Миршаймера / www.foreignpolicy.ru, 15 Eylül 2014).

T. Friedman vurguluyor ki, son zamanlarda B. Obama`nın dış politikası sık sık eleştiriliyor. Bu, rastgele değil. Bu nedenle J. Mearsheimer`in makalesi aynı zamanda "Obama yönetiminde sinyal olarak kabul edilebilir" (bkz: önceki kaynağa).

Anlaşılan, Batı'nın siyasi çevrelerinde görüş ayrılıkları derinleşmektedir. Ukrayna olayları bir anlamda bir ders oldu. Analizler gösteriyor ki, ABD'de liberalizmle gerçekçilik arasında sentez yaratmaya çalışırlar. Bu konuda H .Kissinger`in de makaleleri var. Fakat J. Mearsheimer`in görüşleri gösteriyor ki, artık Batı siyasi çevrelerinde bir takım hususları gizlemek istemeyen güçler meydana geldi. Onlar NATO ve AB`nin körükörüne genişlemesini doğru bulmuyor, tüm dünyaya Batı'nın ağalık etmek davasının perspektifsiz olduğunu kanıtlamak istiyorlar.

Öte yandan, anlaşılıyor ki, yıllardır demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi sunulan adımlar somut jeopolitik amaca hizmet ediyormuş. Bu çerçevede bütünlükle eski Sovyet mekanına bakıldığında, korkunç manzara ortaya çıkıyor. Bu bölgede yaşayan halklar herhangi çevrelerin isteklerine feda edilmiyor mu? Bu sorunun ışığında Azerbaycan'ın yürüttüğü bağımsız dış politikanın büyüklüğünü ve devlet için fevkalade önemli olduğunu duyuyoruz. Gerçi, bu, daha geniş tahlil gerektiren ayrı bir konudur.

Şüphe yok ki, birkaç makale ile Washington dış politikası değişen değil. Fakat artık açık görünüyor ki, Batı toplumsal bilincinde dış politikayla ilgili farklı görüşler oluşuyor. Ukrayna meselesi bu gerçeklik ışığında son derece düşündürücü izlenim oluşturuyor. Kiev`i demokrasi oyunu ile kandırmadılar ki?

Leyla Mammadaliyeva

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...