THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Gelişmekte Olan Ülkelerin Bölgesel Önderlik İddiaları

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Küresel süreçler ve eğilimler »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
10132
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Geçen yıl, “Arap baharı” ve Avro bölgesinde kriz yaşanması gibi ses getiren olaylar bakımından zengin olmuştu. Lakin, 2011 ve ayrıca 2012 yılının önemli göstergelerinden biri dikkatten kaçtı: Bu, dünyada yeni güçlerin oluşması yönelimidir.

Hali hazırda Çin, Hindistan, Brezilya ve Rusya gibi yükselişte olan devletlerin dünyadaki görünümü değiştirdiği açıktır. Lakin kendi ekonomilerini geliştirmekte olsalar da yurtiçi ve yurtdışında meydana gelen olaylar, bu ülkelerin uluslararası ve hatta bölgesel düzeyde hala zayıf olduklarını göstermiştir.

Çin’in ekonomisi güvenle yükselmeye devam etmektedir. Bununla birlikte ülke, fiyatların yükselip azalması ile karakterize edilen mali krizin sebep olduğu enflasyonun artmasından rahatsızdır.

Egemen rejim, ekonomik sorunlardan kurtulmanın yolunu iyi bilse de, siyasi konular büyük zorluk yaratmaktadır. 2012 yılında Çin’de şimdiye kadar hiç görülmemiş bir durum – iktidarın değişmesi süreci yaşanacaktır. Sonbaharda ülke yönetiminin %70’i ve yeni Çin Komünist Partisi Merkezi Komitesi’nin (ÇKP MK) en az 200 üyesi yetkilerini devredecektir. Yeni önderler olan Hi Sinpin ve Li Kegian, çağdaş Çin’in mimarı hesap edilen Den Syaopin tarafından onaylanmamış ve seçilmemiş ilk şahıslardandır.

Sonuç olarak, ÇKP içinde bölgesel, işlevsel ve ideolojik temelde gelişme gösteren bölünmelerin oluşmasına şahit olabiliriz. Değişiklikler çok hassas bir şekilde meydana gelmektedir. Resmi Pekin’in son iki yılda Güney Çin Denizi’nde etkinlik göstermesi ve arazi konularının ortaya çıkması, diğer Asya ülkelerini Çin’e karşı birleşmeye ve açık şekilde ABD’yi Pasifik Okyanusu’na müdahale etmeye çağırması ile sonuçlanmıştır.

Aslında, Çin bölgesel bakımdan uysal görünmektedir. Küresel önderlik ise, söz konusu değildir. Hali hazırda, hiçbir Çin önderi Avro’ya destek olmak, yahut yeni Doğu-Batı nüfuz çatışmasına başlamak gibi ciddi kararlar almakla ilgilenmemektedir.

Hindistan ise, yurtiçindeki konular bakımından Çin’den daha fazla zarar görmektedir. Çeşitli ulusal ve bölgesel zorluklarla yüzleşen ülke, bu sebepten dış siyasette şimdilik güvenli görünmemektedir. Her tarafta muhalefetle yüzleşen Manmohan Sinkh koalisyon hükümeti, hayatta kalabilmek için oksijen maskesi takan bir hastaya benzemektedir.

“Goldman Sachs” şirketinin başkanı Jim O'Neil, fikirbabası olduğu “BRIC” kısaltmasının 10’uncu yıldönümüne istinaden verdiği demeçte; yükselmekte olan "yeni yıldızlar" arasında en büyük rahatsızlığın Hindistan’a ilişkin olduğunu söylemiştir. Hali hazırda, bu ülkenin ekonomik gelişim hızı zayıflamaktadır ve para birimi Asya’daki en alt değerde bulunmaktadır; yabancı yatırımların hacmi azalmakta ve hükümetin siyaseti ise, ucuz halkçılık ile durgunluk arasında gidip gelmektedir. Bu bakımdan, dış siyaset ülke için ikinci derecede yer almaktadır. Hatta Pakistan ve Afganistan gibi bölgesel konularda bile Hindistan, o kadar da etkinlik göstermemektedir.

Diğer güçlenen devletler ise, farklı zorluklarla yüzleşmektedir. 2012 yılında, Rusya’da başkanlık seçimleri geçirilmiştir. Lakin Rusya, Vladimir Putin başkanlığa geldiğinden bu yana ilk defa olarak, farklı yaklaşımlarla karşı karşıya kalmıştır. Ülke bir taraftan şüpheci Avrupa, diğer taraftan büyük Çin’le ve aynı zamanda, radikal duruşa sahip olan İslam devletleri ile çevrelenmiştir.

Brezilya ekonomisinde, 2011 yılının üçüncü çeyreğinde bütçe açığı kaydedilmiş olsa da, hali hazırda bu ülke diğerlerine göre daha iyi durumdadır. Zaman geçtikçe Brezilya, bölgesel bir öndere çevrilmeye başlamakta ve Meksika ile rekabete girmektedir.

Türkiye de bölgede etki sahibi olan yeni güçlerden biri olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte, bu etkinin belirli sınırları bulunmaktadır. Diğer ülkelerin yükselişi gözlemlense de, oluşan güçlerin henüz önderlik için hazır olmadıkları açıktır.

ABD, bazı bölgelerde önderliği başarıyla sürdürmeyi becermiştir. Resmi Washington, Asya’daki rolünü genişlendirmekle birlikte; Hindistan, Brezilya, Endonezya ve Türkiye ile ilişkilerini yoğunlaştırmakta; aynı zamanda, nükleer silahların yayılmaması konusunda Rusya ile sıkı ilişkiler kurmaktadır.

Bununla birlikte, ABD’nin etkisinin önceki düzeyde olmadığı nettir. 1990’lı yılların ortalarında Asya ülkeleri ve Meksika’da meydana gelen krizler zamanı ABD, küresel ekonomik sorunları tek başına çözecek yeterlilikteydi. Hali hazırda ise, hiç kimse resmi Washington’dan, Avro bölgesi krizini çözmesini ya da "Arap baharı"nın sonuçlarını öngörmesini beklememektedir. Büyük bir gücün olmadığı post-Amerikan dünyasının fiili tasviri böyledir.

K.Adıgözelov

New Times

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...