THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

''Turuncu devrim''in ilk aşaması: Ermenistan, köşeye sıkışmış durumda

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Siyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
4193
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 23 Ocak 2019 – Newtimes.az

Parlamento seçimlerinin ardından Ermenistan'da siyasi dinamiğin analiziyle uğraşan politika uzmanları olumlu yorumlar yapmamaktadırlar. Uzmanlar, ülkenin ciddi sorunlarla yüzleştiğini düşünüyorlar. Önceki dönemlerde Ermeniler için umut kaynağı olan diaspora kuruluşlarının ve Ermeni yanlısı devletlerin desteği de son yıllarda önemli ölçüde azaldı. Görünen o ki Ermeni yanlısı güçler, Ermenistan'ın bir devlet olarak daha bağımsız tutum sergilemesini ve kendi potansiyeline dayanarak kalkınmasını talep ediyorlar. Erivan, şimdilik bunu yapabilecek güçte değildir. Bunun çeşitli iç ve dış nedenleri bulunuyor. Gerçek anlamda Ermenistan'da devlet yapısının henüz tam oluşturulmadığı görülmektedir. Ülke, başlıca olarak dış yardımlar sayesinde mevcudiyetini sürdürüyor. Sonuçta Ermenistan'da tüm alanlarda derin kriz yaşanıyor. Bunun yanı sıra Ermenistan için en kötü durum bölgesel projelerin dışında kalması sonucunda oluştu. Bunun da nedeni işgal altında tuttuğu Azerbaycan topraklarından çekilmemesidir. Ermenistan yönetimi, en iyi kalkınma planı ortaya koysa bile işgal ettiği Azerbaycan torpaklarından çekilmediği sürece gelişme kaydetmesi mümkün olmayacaktır.

"Ermeni solyankası": siyasi kökenin karışıklığı ve tüm alanları kapsayan kriz

Nikol Paşinyan, Ermenistan'da iktidarın zirvesine ulaştı. Şimdi ülkede mutlak egemenliğe sahip olduğunu söyleyebiliriz. Cumhurbaşkanı yetkisinin kısıtlı olduğunu dikkate aldığımızda ''sokak demokrasisi'' 14 Ocak 2019 tarihte zafer kazandı. Çoğunluğu Ermeni olmak suretiyle birtakım politika uzmanları, bunu ''turuncu devrim''in ilk aşamasının sonucu olarak yorumlamaktadırlar. Söz konusu uzmanlar, bu hususa Ermenistan'da yenileşme döneminin bundan sonra da devam etmesi bazında vurgu yapıyorlar. Konuya detaylı baktığımızda ilk aşama farklı açıdan daha ilginç gözüküyor. Çünkü gerçek anlamda eğer ''devrim'' yaşandıysa ilk aşamanın dar bir köşede tamamlandığını söyleyebiliriz. Bunun nedenlerini politika uzmanlarının yorumları doğrultusunda anlamamız mümkündür.

Konunun ilginç yönü ilk aşamanın son etabı olarak Ermenistan parlamentosunun yeni oluşumda faaliyete başlamasını gösteriyorlar (Bkz: Örneğin, Areg Galstyan, ''Postrevolyutsionnoy'' Armenii trebuetsya rabota nad oşibkami / RSMD, 14 Ocak 2019). Eğer gerçekten bu süreç yaşandıysa bu durumda Ermenistan politikasının köşeye sıkıştığı kesinlikle kuşku doğurmamaktadır. Parlamento'da sandalye kazanan grupların siyasal-ideolojik tutumlarına bakalım.

Seçim sonucunda Ermenistan parlamentosuna üç grup girmeyi başardı. Bu gruplar Nikol Paşinyan'ın başkanlığını yürüttüğü Benim Adımım, Gagik Sarukyan'ın Müreffeh Ermenistan ve Edmon Marukyan'ın Aydınlık Ermenistan bloklarıdır. Sandalye sayısı üzere baktığımızda Benim Adımım 88, Müreffeh Ermenistan 26, Aydınlık Ermenistan ise 18 sandalye kazandı. Politik-ideolojik tutumu açısından uzmanlar Benim Adımın İttifakı'nı sembolik olarak ''karma solyanka'' diye nitelendiriyorlar (Bkz, a.g.m.). ''Solyanka'' karışık içerikli rus çorbasıdır. Et yahut balık, veya mantardan yapılan bu çorbaya baharat da eklenir.

Bu yüzden Paşinyan'ın siyasal kimliğinin ''Rus politika mutfağı''nda yapıldığı veya Amerika ''karışık çorbası'' olduğu tam da belli değildir. Kökeni bilinmeyen bir siyasal grup nasıl olur da egemen ve bağımsız devlet oluşturma yönünde politika yürütebilir? Ayrıca Paşinyan, partisinin parlamentoda 88 sandalye kazanmasıyla büyük üstünlük sağlamıştır. Bu ise parlamentonun büyük çoğunluğunun ''karışık çorba'' olduğu anlamına geliyor.

Bu zincirin merkez halkasını Sivil Sözleşme Partisi oluşturuyor. Bu partinin politik-ideolojik yönü de ismi gibi yapmacık niteliktedir. Çünkü Ermenistan'da gerçek sivil toplum oluşmamıştır. Vatandaşlık algısı taşıyıcılarının siyasi düşüncesinin vatandaşlığı idrak etme düzeyinde olduğu ciddi ölçüde kuşku doğurmaktadır. Onlar arasında sözleşme daha ziyade formal nitelik taşımaktadır ve temelinde vatandaşın siyasal kimliği dayanmamaktadır. Bu hususu ''karma solyanka'' yapan da işte farklı siyasal, ideolojik ve toplumsal grupların eklektik toplusu olması özelliğidir.

Bu durumda diğer siyasi gruplara da göz atalım. Liberal demokrasi eğilimli Müreffeh Ermenistan blokundan farklı olarak Aydınlık Ermenistan sağ merkezci yaklaşım sergilemektedir. Fakat ideolojik açıdan sağ merkezci yaklaşım liberalizmin çeşitli türlerine yakınlığı ile bilinir. Oysa bu husus söz konusu iki blokun görüşlerinin gerçek anlamda birbiriyle örtüştüğü anlamına geliyor. Fakat söz konusu partilerin birbirini tamamlayıp tamamlamadığı konunun başlıca özelliğini oluşturuyor. Çünkü gerçek anlamda partilerin hiçbiri kendi isimlerine uygun şekilde politik-ideolojik yönde faaliyet yürütemiyor. Bunun nedeni Ermenistan'da kararların ideolojik açıdan değil de duruma göre alındığıdır.

Kararların alınması: durum konfigürasyonu, yahut ideolojik özellik?

Bu bağlamda politika uzmanı A.Galstyan'ın bir değerlendirmesi ilgi doğuruyor. Galstyan, bir yazısında şöyle diyor: ''...Ermenistan'da kararların alınması süreci parti veya ideolojik özelliklerden daha ziyade durumun konfigürasyonuna bağlıdır.'' (Bkz, a.g.k). Politika uzmanları, bu noktada daha fazla hükümetin, özellikle bilhassa Paşinyan'ın sorumluluk alacağını düşünüyorlar (Bkz, a.g.k.). Vatandaşların çoğunluğu da Paşinyan'a umutla bakıyor. Böylece politik-psikolojik çevre kapanıyor: Halk Paşinyan'a, Paşinyan parlamentoya, parlamento ise yine Paşinyan'a umutla bakıyor. Bu yenilikçilik mi, demokrasi mi, yoksa Ermeni liberalizmi mi?

Belirsizlik bu hususlarla sınırlı kalmıyor. Konunun temel özelliği Ermenistan yönetiminin yıllarca sistemli şekilde sorunlar çıkarmak için uğraşmasıyla ilgilidir. Bu durumda yeni yönetim iç ve dış politikada profesyonelce kaliteli değişimler yapmak suretiyle krizden kurtulabilir. Peki şimdiki yönetim bunu yapabilecek mi? Paşinyan, gerçek anlamda siyasi sistem oluşturmağı başarabilecek mi? Bununla ilgili çok sayıda ciddi kuşkular bulunmamaktadır. Çünkü gerek Paşinyan'ın ideolojik yapısı, gerek yürüttüğü politika, gerekse de siyasi lider olarak kabiliyyeti bu soruyu olumlu cevaplandırabilmemizi mümkünsüz kılıyor.

Örneğin, Ermenistan'da hükümetle parlamento ve hükümetle Cumhurbaşkanı arasında yetki paylaşımı açısından dengeyi sağlamak mümkün mü? Buna inanmak çok zor. Çünkü Paşinyan'ın yetkilerini birileriyle bölüşmeği düşünmediği önceden malum. Paşinyan'ın Cumhurbaşkanı Armen Sarkisyan ile siyasi riskleri mümkün olduğu kadar düşürecek adımları konuşması daha ziyade formal nitelik taşımaktadır. Çünkü buna ulaşabilmek için Ermenistan'da gereken siyasi ortam ve real mekanizmalar bulunmuyor. Hukuki açıdan Anayasa'da ciddi değişimler yapılması gerekiyor.

Ayrıca kaydettiğimiz dengeyi sağlamak için gereken toplumsal-siyasal ortamın oluşturulması lazım. Oysa bu karışık ve zor bir süreç olarak bilinmektedir. Ülkenin bölgesel projelerin dışında kalması ve sadece iki yöne - İran'a ve Gürcistan üzerinden Rusya'ya çıkış imkanının bulunması durumu Ermeniler için önemli ölçüde zorlaştırıyor. Bu yüzden Ermenistan'ın sorunlarının temel nedeni agresif bir politika yürütmesidir. Net söylersek sorunların başlıca nedeni Azerbaycan topraklarının bır kısmını işğal altında tutmağa devam etmesidir. Günümüzde kendisinden defalarca güçlü olan komşu devletin topraklarının bir kısmını işğal altında tutmanın yanı sıra sürdürülebilir toplumsal-ekonomik kalkınmağı başarmak neredeyse imkansız.

Ne yazık ki Ermeni politikacılar ve politika uzmanları bu gerçeği unutmuş olmalılar. Fakat bu husus Ermeniler'in tüm sorunlarının ve başarısızlıklarının temelini oluşturuyor. Ayrıca istatistik rakamlarına göre Ermenistan'ın Güney Kafkasya'da en zayıf ülke olduğu da sıradan bir husus değildir. Örneğin, 2018 yılında ülkeye 100 milyon dolar, Gürcistan'a 998 milyon dolar yatırım yapılmış. Azerbaycan'a yapılan sermayenin değerinin milyarlarca dolar olduğunu dikkate aldığımızda kıyaslama yapmanın mümkünsüzlüğü açık şekilde görülüyor.

Ermenistan, bu dönemde kendi ekonomik potansiyeline değil de dış yardımlara dayanarak mevcudiyetini sürdürmeği başarabilmiştir. Geçtiğimiz beş yılda yurt dışındaki ayrı ayrı şahıslar Ermenistan'a toplam 9,8 milyar dolarlık bağış yaptılar. Beş senede Ermenistan devletinin toplam 9 milyar dolar civarında ihracat yaptığı bilinmektedir (Bkz, a.g.k.). Böyle bir devlet olabilir mi?

Diaspora kuruluşlarının faaliyetine dikkat ettiğimizde yabancı ülkelerdeki Ermeni kuruluşlarının ülkeye yardımlarının miktarının azaldığı görülmektedir. Artık Amerika'daki diaspora kuruluşları, Ermenistan'a çok az bir miktarda yardım edebiliyor. Rusya'daki diaspora kuruluşları şart koyuyorlar. ABD hükümetinin Ermenistan'a yardımı da önemli ölçüde küçülerek 2019 senesi için toplam 6 milyon dolar civarındadır.

Ermenistanın üyesi olduğu Avrasya İttifakı ülkeleri, Azerbaycan, Gürcistan ve Ukrayna'ya Ermenistan'dan daha fazla yatırım yapmışlar. Zira Erivan'a üye olduğu örgütte bile küskü duymaktalar. Eğitim seviyesi açısından Ermenistan, uluslararası raporlarda Azerbaycan ve Gürcistan'ın bir hayli gerisinde yer alıyor. Örneğin, Bakü Devlet Üniversitesi uluslararası sıralamada 801. basamakta, Tiflis Devlet Üniversitesi 1001. sırada bulunuyor. Oysa Erivan Üniversitesi 2746. basamaktadır (Bkz, a.g.k.). Tüm bu söylenenler uzmanların da kaydettiği üzere her alandaki krizin sonuçlarıdır.

Böylece ''turuncu devrim''in ilk aşaması Ermenistan'ı devlet olarak köşeye sıkıştırmış durumda. Ermenistan yönetiminin bu durumdan kurtulması için çözüm bulabileceğine inanmamız çok zor. Az önce belirttiğimiz hususlar da düşüncelerimizde haklı olduğumuzu net biçimde onaylıyor.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...