THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Ayrılıkçının Fransa ziyareti: arabulucunun uluslararası hukuka aykırı davranışı

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Siyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
11913
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 6 Aralık 2018 – Newtimes.az

İşgalci Ermenistan'a destek veren, çeşitli yollarla yardımda bulunanlar, yerlerinde duramıyorlar. Önceki faaliyetlerin biraz daha güçlendirilmesine çalışılıyor. Bunun son örneklerinden biri eli masum insanların kanına bulaşan ayrılıkçı-terörist Bako Saakyan'ın Fransa ziyareti oldu. Konunun ilginç yönü Fransa Cumhurbaşkanı'nın, bir taraftan Azerbaycan'la iş birliğine değinmesi, diğer taraftan ise Ermenistan'da Frankofonya Zirve'sine katılması, ancak Bakü'yü ziyaret etmeği kendisine yakıştırmamasına bağlıdır. Macron, Erivan'da Ermeniler'in kendi hemşehrileri olduklarını söyledi. Ardından Yukarı Karabağ sorununun adaletli, barışcıl yolla çözülmesi gerektiğini beyan etti. Fakat bu tür manevralar bazında oluşturulan "sabun köpüğü" şovu Ermeni teröristin Fransa ziyaretiyle mahv oldu. AGİT Minsk Grubu eşbaşkanı olan Fransa'nın, Yukarı Karabağ'da yapılan cinayetlerin suçlularından olan kişilere yardım ettiği ortaya çıktı. Bu durumda akıllara Nikol Paşinyan'a "Yukarı Karabağ rejimi temsilcilerinin de çözüm sürecinde yer alması"na ilişkin talimatın dışarıdan verildiğine ilişkin soru geliyor. Sorunun çözüm sürecinin uzatılması birtakım güçlerin işine gelmiyor mu? Bu sorulara cevap bulmak için konuya detaylı değinmek istedik.

Avrupa'nın hatası: Ermeni ayrılıkçılığına destek büyük belaya yol açabilir

Ermenistan'ın işgalinde bulunan Azerbaycan torpaklarında oluşturulan yasadışı rejimin "başkanı" Bako Saakyan'ın Fransa'yı ziyaret etmesine doğal olarak sert tepki verilmesi gerekirdi. Azerbaycan topraklarını ilhak etmiş Ermenistan silahlı kuvvetleri, destekcileri ve yerel ayrılıkçılar bu suçtan aynı derecede sorumlular. Tarihin hükmüyle onlar mahkeme önünde cevap verecekler. Bu suçluların sırasında Bako Saakyan da yer alıyor.

Böyle bir şahsın Paris'i ziyaret etmesi ve Fransa başkentinde Ermeni ayrılıkçılığına destek ifade eden görüşler gerçekleştirmesi Fransa'nın, AGİT Minsk Grubu eşbaşkanı olması ve kendi imajı açısından üzüntüverici ve düşündürücüdür. Avrupa'nın büyük devletlerinden biri olan, dünyada hümanizm ve demokrasiden yana olduğunu iddia eden, üstelik Ermenistan-Azerbaycan Yukarı Karabağ sorununu adaletli şekilde çözüme kavuşturmak görevini üstlenen üç eşbaşkandan biri olan Fransa nasıl olur da böyle haksız tutum sergiliyor?Fransa, bu tutumunda demokrasinin hangi temel prensiplerine dayanıyor? Böyle bir ülke çözüm sürecinde neden arabulucu olmak zorundadır?

Aslında bu duruma önceki dönemlerde de birkaç kez rastlandı. Yukarı Karabağ'daki yasadışı rejimin temsilcileri gerek Avrupa'da, gerekse de Amerika'da ortaya çıkıyorlar. Bu ülkelerin politik çevreleri, kendilerini haklı çıkarmak için "temsilciler, resmi ziyaret gerçekleştirmiyorlar", diye söyleniyorlar. Fakat işin garip yönü ayrılıkçı Ermeniler'in bu tür ziyaretlerinin ardından Ermeni teröristlerine yardımların artmasının yanı sıra, ek desteğin de ifade edildiğidir. Şimdi aynı senaryoyu Suriye'de PYD'ye ilişkin yürütüyorlar. Saakyan, ABD'yi de ziyaret etti. Kendisine Fransa'da olduğu gibi Amerika'da da gizli destek ifade edildi. Nitekim meseleyi tesadüf yahut "gayri resmi" şeklinde sunmağa çalışmakla dikkatlericaydırmak için boşuna çabalamış olmalılar. Çünkü Azerbaycan topraklarını işgal altında tutan bölücü-terörist gruba Batı'nın ciddi yardımları ve desteği söz konusu.

Doğal olarak Rusya'nın da aynı desteği gösterdiği söylenebilir. Ancak Moskova, son dönemler tarafsız tutum sergilemeğe başlamıştır. Üstelik Rusya, her zaman dengeyi sağlamağa çalışıyor,Azerbaycan'la ilişkilerini derinleştiriyor. Bunun yanı sıra maaleesef Saakyan'ı Rusya'da da kabul ediyorlar. Fakat bu, ayrılıkçı Saakyan'ın Amerika ve Fransa ziyaretlerinin ardından gerçekleşti. Galiba, Moskova, ayrılıkçıdan bazı konularla ilgili açıklama talep ediyor. Minsk Grubu eşbaşkanı olan ülkelerin Ermeni ayrılıkçısını kabul etmesi ve kendisiyle görüşmeler yapması arzu edilen bir hal değil. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı,bununla ilgili tam zamanında malum bildiriyi yayınladı.

Bu açıdan baktığımızda Saakyan'ın ve yasadışı rejimin diğer temsilcilerinin birtakım ülkelerde, özellikle Minsk Grubu'nun eşbaşkanı olan ülkelerde karşılanması, kendileriyle görüşmelerin yapılması farklı bir amaca hizmet ediyor. Bununla ilgili çok önemli bir hususu kaydetmek gerekir.

Batı devletleri, ayrılıkçılık yüzünden Abhazya, Güney Osetya ve Kırım'dan olan heyetleri kendi topraklarında kabul etmemekteler. Söz konusu şahısların kaydettiğimiz ülkelere giriş yapmaları ciddi şekilde yasaklandı. Ayrıca ABD'nin ambargo uyguladığı şahısların Avrupa ülkelerine girişinde de ciddi sorunlar yaşanıyor. Örneğin, Romanya, Rusya gibi güçlü bir devletin bakanlarından birinin uçağının kendi hava sahasına girmesine izin vermedi. Ayrılıkçı olarak görülen bölgelerden politikacıların Batı devletlerine giriş yapması söz konusu bile olamaz. Peki, bu durumda Yukarı Karabağ'daki ayrılıkçılara neden hep yeşil ışık yakıyorlar?

Aslında bu noktada gerçek çok net. Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü, egemenliğini sözde destekleyenler gerçekte tam farklı tutum sergiliyorlar. Önce Ermeni terörü haklı çıkartılmaya çalışılıyor ve Ermeni'lere finansal, silah, lojistik destek sağlanıyor, ardından Erivan'ın işgalci politikasına gizli şekilde yardım ediliyor. Sözde bazı gerçekleri söyleseler bile, Ermenistan'ın önünü alabilecek kesin adım atmıyorlar. Aksine farklı bahanelerle işgalci ülkeye büyük yardımda bulunuyorlar.

Riskler ve tehlikeler: Teröre devamlı destekte bulunmak için tahrik edenler

Örneğin, sözde ülkelerin toprak bütünlüğünün dokunulmaz olduğunu söylerler. Ancak gerçekte Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü ihlal eden Ermenistan'ın işgal ettiği bölgeleri terk etmesi için gerekeni yapmıyorlar. Ayrıca genel sözlerle sorunun yalnız barışcıl yolla çözülmesi gerektiğini sürekli dile getiriyorlar. Böylece aslında işgalcinin, ilhak ettiği toprakları elinde tutmasına olanak tanınıyor. Söz konusu güçler, askeri operasyonların gerçekleştirildiği durumundaErmeniler'in yenilgiye uğratılacağını çok iyi biliyorlar. Bu yüzden sorunun ''barışcıl yolla'' çözüm yollarını sürekli yineliyorlar. İşin şaşırtıcı yönü Ermeniler'in şimdi elinde tuttuğu toprakları işgal ettiği sırada ABD'nin ve Fransa'nın böyle insani davranış sergilemediğidir.

Ayrıca arabulucular, bu tür ikili standartlar uygulamakla sorunun adaletli biçimde çözülmesinin önüne geçiyorlar. Söz konusu devletler samimi olasalardı, sorun artık çözüme kavuşmuş olurdu. Saakyan gibilerine kapılarını açan Fransa'nın, aslında sorunun çözüm sürecine kapıyı kapatmış olduğu anlaşılıyor. Bu tür tutum sergileyen ülkenin AGİT Minsk Grubu'nun eşbaşkanı olmağa hakkı var mı? Eminlikle söylüyoruz – hayır.

Sorunun bir diğer yönü farklı ortamda yeni tehlikelerin ortaya çıkabilmesiyle ilgilidir. Jeopolitik açıdan büyük hassasiyet arz eden Güney Kafkasya'da Ermeni ayrılıkçılığına destek vermek ve bu hareketi tüm dünyaya tanıtmak yeni bölücülük dalgasının ortaya çıkmasına neden olacaktır. Şimdi politika uzmanları, Orta Doğu'da jeopolitik hareketliliğin komşu bölgelere de yayılması tehlikesine vurgu yapıyorlar. Aslında uzun süredir bu konuda yazıyor ve oluşabilecek tehlikelerle ilgili yorumlar yapıyoruz.

Diğer ülkelerin politika uzmanlarının da bu konuda konuşmaları ortaya çıkabilecek durumun Stanislav Tarasov gibi ''uzmanlar'' için de anlaşıldığı anlamına geliyor. Çünkü bu durumu Tarasov gibi politikacılar ve politika uzmanları oluşturmuşlar. Gerçeğin üstünü kapatmakla ve Ermeni ayrılıkçılığına farklı bahanelerle destek vermekle Güney Kafkasya'yı da jeopolitik açıdan patlama noktasına ulaştırmışlar.

Şimdi bu konuda adaleti sağlamak için konuşmuyorlar. Birilerini risk kaynağı gibi göstermekle kendi yanlarına çekmek için kurcalanıyorlar. Avrupa'lılar Ruslar'ı, Ruslar da Avrupalı'ları günah keçisi olarak görüyorlar. Bizler ise adalete yaslanarak sürecin gerçek mantığını açıp gösteriyoruz. Azerbaycan yönetimi, her zaman tarafsız ve adaletli politika yürütmekle tüm bölgenin refahı için adımlar atmıştır. Buna karşılık, Azerbaycan'a dost diyenler gerektiği kadar samimi olmamışlar. Maalesef bu gerçeği itiraf etmek gerekir.

Saakyan'ın Fransa'ya giriş yapmasına izin veren politikacılar da aynı derecede ikiyüzlü tutum sergiliyorlar. Söz konusu politikacılar, Abhaz veya Osetya'lı ayrılıkçıyla Ermeni ayrılıkçı arasında ayırım yapıyorlar. Çünkü Ermeni ayrılıkçısını kendi uşakları olarak görüyorlar. Birkaç yıl önce bu tür hususları dile getirmiyorlardı. Çünkü durumun adaletten yana değişeceğini, kendilerini demokrasinin ve hümanizmin beşiği olarak gören Batı'nın er ya da geç usanıp doğru yolu tutacağını umuyorlardı. Fakat böyle olmadığı anlaşıldı...

Kuşkusuz, Azerbaycan, uluslararası hukuk normları doğrultusunda faaliyetini sürdürecek. Bakü, tüm koşullarda uluslararası hukuka, üyesi olduğu uluslararası örgütlerin içtüzüğüne uygun biçimde faaliyet yürütmüştür ve bu yönde faaliyetini sürdürecektir. Çünki Azerbaycan, gerçek anlamda hukuk devletidir. Ülkede bağımsız, demokrasiya dayalı, hukukun egemenliğine saygı gösterildiği, çökkültürlü değerleri devlet düzeyinde muhafaza eden toplum oluşturuluyor. Bu yüzden Azerbaycan yönetimi, Saakyan gibi ayrılıkçıların Avrupa ülkelerinde ve Amerika'da ihtişamlı şekilde karşlanmasına sabırlı tepki veriyor. Ancak konu tümüyle bölgenin geleceğiyle ilgilidir. Bu açıdan ayrılıkçılığı destekleyenler sadece Azerbaycan'a zarar vermiyorlar. Söz konusu güçler, aynı zamanda bölgedeki muttefiklerini ve kendilerini de yeni gelirimlerin ortasına atıyorlar.

Eğer şimdi Fransa,Saakyan'a kapılarını açıyorsa yarın Korsika ayrılıkçısına bir Müslüman devleti kapılarını açabilir. Bu anormal eğilim yayılarak dalgaya dönüşebilir. Bu durumda meydana gelebilecekrisklere göre sorumluluğu kim üstlenecek? Ayrılıkçılık Avrupa'nın derinliklerine kadar ilerlediğinde yine de mi ''İslam terörü''nü konuşacaklar? Bize göre, Batı politikacıları rasyonel düşünmemekteler. Onlar önce de rastlandığı gibi bindikleri dalı kesiyorlar.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...