THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Paşinyan "insan hakları kartı" ile nasıl oynuyor?

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Siyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
5171
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 27 Eylül 2018 – Newtimes.az

Daha önce bildirildiği üzere, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, Dunja Mijatovic Ermenistan`da seferde olmuş, bu ülkenin yetkilileri ile görüşmüştür. Ermenistan basınında hanım Miyatoviç`in seferinin geniş anonsu verilmesine rağmen, onun sonucuna ilişkin nedense kısa resmi bilginin yayılması ile yetinmişlerdir. Elbette, D.Mijatoviç'in Ermenistan'dan hangi izlenimlerle dönüşünü, siyasi samimiyetini, burada insan hakları konularına hangi jeopolitik çıkarlar ve yasal kriterler çerçevesinden yaklaştığı da büyük ilgi çekiyor . Bu konular, tabii ki, onun gelecekteki raporunda yansıtılacaktır.

Analizler gösteriyor ki, bugün sadece "Karabağ meselesi" değil, "demokratik reformlar" ve "insan haklarının güvencesi" gibi yeni siyasi mitler N.Paşinyan`ın iktidarda kalması için emniyet kemeri işlevlerini taşımaktadır. N.Paşinyan iyi kavrıyorr ki, iktidarda olmasının yüzüncü günü ile Ermenistan'da kitlesel siyasi öfori dönemi sona ermiştir. İktidara taleple yiyelense de, şimdiye kadar Ermenistan'ı askeri-siyasi, sosyal-ekonomik krizden çıkaran, nüfusun yaşam düzeyinin az da olsa yükseltebilecek herhangi bir etkin teklifi ortaya koyamamıştır. Onun popülist ekonomik reform programı ise, uzmanların ve siyasi muhaliflerin ciddi bir eleştirisine neden oldu . Başbakan onu da biliyor ki, Ermenistan'ın düştüğü çok yıllık acınacak durum onu ne Avrupa, ne de Rusya için cazip kılmıştır. İktidara geldiği günden Ermenistan'ı bölgede lider devlete dönüştüreceği konusunda popülist beyanatları hızla önemini kaybetmektedir ve ülkesinin mevcut ekonomik-siyasi potansiyeli ile ileri çıkabilmesi bir tarafa, hatta Azerbaycan ve Gürcistan ile aynı sırada dahi duramamıştır.

Oluşan durumun temel nedeni Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ çatışmasının çözüm bulmaması, işgalci devletin kendi kendisini izole etmesi, ülkesinin tüm bölgesel ve uluslararası projelerden, entegrasyon sürecinden kenarda kalmasıdır. Hem gittikçe güçlenen siyasi muhalefet, hem de Ermeni toplumu ondan bu sorunların kısa sürede çözümünü bekliyor. Paşinyan`ın tek umut yeri ise nüfusun dikkatini iç sorunlardan caydırmak için ülkede "dış düşman" unsurunu güçlendirmek, muhalefeti nötralize etmek, önümüzdeki parlamento seçimleri yoluyla iktidarda yerini sağlamlaştırmak, yeni dış destekler bulmak ve Ermenistan'ı Avrupa için çekici hale getirmek için yeni siyasi mitler yaratmaktır. İşte bu nedenle Ermenistan etrafında "bölgenin en demokratik devleti", "insan hakları ve özgürlüklerinin garantörü", "demokratik reformların merkezi" gibi kavramları gündeme getirmiştir.

Ancak, herkesin bildiği gibi, hukukun üstünlüğünün sadece devlet dahili ilişkiler meselesi değil, aynı zamanda devletlerarası ilişkilerin mutlak bir kuralı olduğu fikri de iyi bilinmektedir. Demokratik devlet başka bir devletin topraklarını işgal etmez ve uluslararası yükümlülüklerine sıkı sıkıya bağlıdır. Eğer Ermenistan demokratik bir devlet kurma hayali içinde ise, ilk adım olarak, askerlerini işgal altındaki Azerbaycan topraklarından geri çekmeli ve uluslararası yükümlülüklerini yerine getirerek Azerbaycanlı mültecilerin kendi topraklarına geri dönmesini engellememelidir.

Durumun hızlı değişimi, N.Pashinian'dan hem iç hem de dış politikadaki köklü değişiklikler yapmasını, eski cumhurbaşkanlarının yönetime geri dönüş riskini azaltmasını, yaklaşan parlamento seçimleriyle hükümetteki konumunu güçlendirmesili istiyor. Batıya ve Rusya'ya doğru uyğun olmayan adımlar atan Ermenistan'a özgü olan geleneksel "karusel siyasetini" bu gün "çokyönlü Ermeni diplomasisi" adlandıran Nikol Pashinyan ve ekibi, aynı zamanda hem resmi Moskova`dan, hem de Batı ülkelerinden askeri-politik, ekonomik ve mali yardımlar almayı umuyorlar. Eğer Rusya'ya yönelik politikasında "tarihi stratejik ortaklık" unsurunu öne çekiyorsa, Batı devletleri ile ilişkilerinin yeni bir seviyeye kaldırılmasında "demokratik reformlar" ve "insan haklarının teminatı" meselesini ortaya atmaktadır.

Fakat Başbakanın "karusel siyaseti" onun siyasi kariyerine başarı getirememiştir. Moskova'ya yaptığı son gezisinde hayal kırıklığına uğramıştı. Brüksel'de, Avrupalı liderler ve NATO yetkilileri onun verdiği sözlerine inanmadı. Bu ziyaret resmi Ermeni basınında "Dış siyasetinin düzenlenmesi", Erivan ile Batılı devletler arasında "umut verici ilişkilerin kurulmasına doğru atılan önemli bir adım" olarak değerlendirilse de, Avrupa'ya sadece "demokratik değişim ve insan hakları kartı" ile giden N.Paşinyan istediğine nail olamamıştır. Başbakan'ın itirafına esasen, Ermenistan'ın Avrupalı ortaklarına ülkesinin iyi geleceği ve demokratik kurumlarına dair teklifler etmesine rağmen, Batı onun samimiyetine inanmadı. Zira "devrimden sonra ülkede yapılan geniş çaplı demokratik reformlara rağmen" Avrupa, Ermenistan'a ek yardım sağlamaktan çekinmiştir.

Konuya bu anıdan yaklaşıldığında, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, Dunja Mijatoviç’in Erivan’a ziyareti hem de ikili karaktere sahip. Avrupa bir yandan Paşinyan`ın "demokratik reformlarını" yerinde değerlendirmeye, N.Paşinyan`ın kırılmış gönlünü almaya karar vermiş, diğer yandan Başbakan`ın ABD'ye ziyareti öncesinde onun ne derecede samimi olmasını ve Ermenistan'ın siyasi eğiliminin hangi yöne yöneleceğini belirlemeye çalışmıştır.

Belirtelim ki, bayan D.Mijatoviç henüz AGİT konuşma ve medya özgürlüğü sözcüsü olarken Erivan'ı birkaç kez ziyaret etti ve bu ülkenin yetkilileriyle toplantılar düzenledi. Protokol’e göre, Avrupa Konseyi’nin temsilcisi olarak Ermenistan’a yaptığı ilk ziyaretin amacı, orada kadın hakları ve Eşitlik ve aile içi şiddete ilişkin durumu araştırmak olsa da, N.Paşinyan D.Mijatoviç'in yeni statüdeki seferini "çokyönlü diplomasi"de kullanmaya çalıştı. Beklendiği gibi, N.Paşinyan, Ermenistan'ın yeni yönetiminin Avrupa Konseyi ile yakın işbirliğine hazır olduğunu ve Ermeni toplumunun artık "temel reformlar dönemi" yaşadığını ve "iç politik ilerleme" aşaması geçtiğini ifade etti. Daha sonra bahsedildiği gibi, diyaloğu Ermenistan'da insan haklarının korunmasına yöneltmiştir. Ona göre, ülkede "kadife devrim"den sonra ülkede başlayan radikal değişiklikler in amacı öncelikle demokrasinin gelişmesi, insan haklarının güvencesi, sivil toplumun kurulmasıdır ve bu yönde Avrupa kurumları ile kapsamlı işbirliğine umutludur. Başbakan'ın iddialarına göre, önceki hakimiyyətlə kıyasla ülkede oluşturulan demokratik ortam ve yolsuzlukla mücadelenin etkinliği sayesinde ülkede siyasi takipler tamamen sona ermiştir.

Ama gerçekler farklı bir tablo gösteriyor. Ermenistan'da insan hakları ve özgürlüklerinin korunması alanında son aylarda ortaya çıkan kötü durum, bir kez daha, Paşinyan'ın sınırlı siyasi çıkarları ve gösteriş nitelikli eksantrik ifadeleri Ermeni devletinin ve Ermeni halkının çıkarlarının hızla önüne geçiyor. Onun reform programlarını ve Ermenistan'ın yeni çokyönlü politik eğiliminin perspektiflerini paylaşmayan siyasi muhalefet bilinçli şekilde zayıflatılarak neredeyse yasadışı faaliyetlere maruz kalmış, parlamenterlere baskılar güçlendirilmiş, eski cumhurbaşkanlarına karşı ceza davaları açılmış ve ülkeyi terk eden siyasi göçmenlerin sayısı önemli ölçüde artmıştır.

Üzüntü doğuran hal odur ki, daima ülkeleri sosyal biçimde eleştirmeye adetkar olan D.Mjatoviç Ermenistan'da olduğu zamanı bu ülkede yaşanan insan hakları ihlalleri hallerine eleştirel fikirleri kendini göstermemiştir. Ayrıca, insan haklarına sorumlu kişi olarak onun tarafından bir milyondan fazla Azerbaycanlı zorunlu göçmenin temel hak ve özgürlükleri, özellikle mülkiyet haklarının 25 yıldan fazla bozulmuş halde kalmasına ilişkin görüş bildirilmemiştir. Azerbaycan butürden olan çifte yaklaşımlara çok tanık olmuştur.

Başbakan Nikol Paşinyan ve ekibi Ermenistan'ın sosyo-ekonomik gelişimi, nüfusun yaşam tarzının iyileşmesi görüntüsünü yaratmak için ülkeden toplu şekilde göç edenlerin sayısını dış turizm taşımalarına ilişkin göstergeler içerisinde gizlemeye çalışıyorlar. Böylece, Ulusal İstatistik Hizmetinin resmi istatistiklerine göre, ülke nüfusu geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık %10 azalmış. Resmi belgelere göre, yabancı turistler ve yabancı işadamları da dahil olmak üzere bu yılın başından beri Ermenistan'a 788.200 kişi dahil olmuş. Diğer göstergede, bu dönemde 839.000 kişinin ülkeyi terk ettiği bildiriliyor. Bu rakamlar arasındaki farkı analiz eden Ermeni siyaset bilimcisi Armen Minasyan, Eylül 2018'e kadar yaklaşık 51.000 Ermenistan vatandaşının yurt dışına göç ettiğini ve bir daha geri gelmeyeceğini bildirmiş. N.Pashinyan'ın demokratik reform, insan hakların ve özgürlüklerinin güvence altına alınması ve sosyal sorunların çözümüne ilişkin vaadleri de onları durdurmadı. Yıl sonuna kadar göçmen sayısının 80 bine ulaşması öngörülüyor. Bugün Ermenistan'da, her dört aileden birinin üyesi yabancı ülkelerde çalışıyor ve yaşıyor.

Ermenistan muhalefetinin ve insan hakları alanında sivil-toplum kuruluşları feallarının kanaatine göre, şu anda Ermenistan'ın siyasi sisteminde durgunluk, siyasi eğiliminde ise belirsizlik net bir şekilde kendini göstermektedir. Öyle ki, N.Paşinyan`ın hakimiyeti ele geçirmesinden sonra ülkede diktatör rejimi tesis olmuş, insan hak ve özgürlüklerinin ihlalı artmıştır. Ermenistan Ombudsmanı Arman Tatoyan bile son zamanlarda, Ermeni toplumunda karşılıklı nefret hissinin siyasi muhaliflere karşı saldırganlığın tehlikeli bir noktaya ulaşmana ilişkin yetkilileri uyardı.

N.Paşinyan Başbakan koltuğuna oturduktan sonra ülkedeki toplam yolsuzlukla mücadele, hukukun üstünlüğünü, vatandaşların anayasal haklarını, basın özgürlüğünü sağlamak konusunda beyanatlar verse de, tüm bunlar popülist vaatler olarak kalmaktadır. Tesadüfi değildir ki, dünyada basın özgürlüğüne ilişkin 2018 yılı için reyting listesinde Ermenistan 180 ülke içerisinde 80`inci yeri tutmuştur. Tesadüfi değildir ki, Başbakan N.Paşinyan bu günlerde onun politikasını eleştiren Ermenistan televizyon kanallarını, özellikle Ermenistan kamusal televizyonunu "devlet aleyhine faaliyette" itham etmiş, sonuçta kamusal televizyonun bilgi – siyasi programlar bölüm şefi Arutyun Arutyunyan, "Orakarg" haber Servisi sorumlusu Artak Erikyan ve diğer gazeteciler "gönüllü" istifaya zorlandılar. Bunun nedeni, Azerbaycan ordusunun Nahçivan yönünde geniş alanları tekrar geri almasına ilişkin yayılan haberler olmuştur.

Başka bir örnek. Son günlerde, Ermenistan Ulusal Güvenlik Servisi başkanı Arthur Vanesyan ve Özel Soruşturma Servisi Şefi Sasun Khachatryan  arasında gizli telefon görüşmelerinin kitle iletişim araçlarında yayılmasının kurbanları da gazeteciler olmuşlar. "Sınır Tanımayan Gazeteciler" Örgütü'nün yaydığı beyanata göre, polis "Yerevan Today" haber sitesinin ofisine baskın yaparak gizli dinleme cihazını bulmak bahanesiyle malları üzerine hapis koymuş, baş editörün menzilinde yasadışı arama yapmıştır. Örgütün Doğu Avrupa ve Orta Asya Şubesi Başkanı Johan Bikhrin, polisin eylemlerini ifade ve basın özgürlüğü ilkelerine aykırı bir eylem olarak değerlendirmiş. Öyle ki, uluslararası tecrübeye dayanarak, kapalı bilginin yayılmasına göre sorumluluğu medya değil, onun korunmasına sorumlu olan devlet kurumları taşımalıdırlar.

Not edelim ki, Avrupa`nın geniş tebliğ ettiği insan haklarının korunması mekanizmasının esasını "İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin" Sözleşme oluşturmaktadır. Bu belgenin insan haklarının korunmasına ilişkin uluslararası standartların belirlenmesinde ve yerel yasamalarda yer bulmasında önemli rolü vardır. Fakat, tabii ki, sohbet sırasında ne hanım Dunja Mijatovic, ne de Nikol Paşinyan referans ettikleri İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin işgencelerin yasaklanması, kimsenin işgenceye, gayri – insani, layakatı alçaltan reftara veya cezaya maruz kalmamasına ilişkin 3`üncü maddesinin neden için vatandaşı Dilgam Askerov`a ve Azerbaycan vatandaşı Şahbaz Guliyev`e ait edilmemesine, Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında rehin alınmış bu kişilerin insanlık dışı muameleye maruz kalmalarına, diğer rehin Hasan Hasanov`un ise belgenin 2`nci maddesinde yer alan yaşamak hakkının ihlal edilmesine, onun vahşice katledilmesine onlar değinmemişler. Aynı zamanda, adı geçen Avrupa Sözleşmesi`nin 6`ncı maddesinde tespit edilen adil yargı hakkının neden bu kişilere uygulanmaması da dikkat dışında kalmıştır. Aynı zamanda, "İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin" Sözleşme`nin 13`üncü maddesi – mahkemede etkili ve nesnel savunma hakkı Dilgam Asgerov`a ve Şahbaz Guliyev`e uygulanmamıştır.

Ayrıca, henüz 2006 yılının Ekim ayında Avrupa Birliği insan hak ve özgürlüklerinin bir parçası olan "Kültürel haklar ve kültürel mirasın korunması hakkında" karar kabul etmiştir. Erivan ise Ermenistan topraklarında işgal altındaki Azerbaycan topraklarında Azerbaycanlılara ait maddi-kültürel miras örneklerine – tarihi yapılara, dini tesislere, mezarlıklara karşı kitlesel vandalizm eylemlerine göre halen Avrupa kurumlarının yaptırımları dışında kalmıştır. Yeri gelmişken, 2018 yılı Avrupa'da "Kültürel miras yılı" ilan edilmiştir...

Şimdilik ise eş zamanlı olarak hem Rusya'ya, hem de Batı'ya yarınmaya çalışan Ermenistan Başbakanı K.Haldoni`nin "İki ağanın bir cariyesi" eserinin ünlü personajını hatırlatır. Rusya yetkilileri ile görüşmede Moskova'ya sadakat yemini eder, Batı temsilcileri ile temasları sırasında ise Ermenistan'ın kurtuluş yolunu Rusya'ya değil, Avrupa'ya entegre etmekte olduğunu bildirir. Yeri gelmişken, bu yılın 18 Eylül tarihinde Nikol Pasşinyan Azerbaycan'ın işgal altındaki Kelbecer bölgesinde olmuş, ayı yavruları ile nasıl oynamasını yansıtan çokanlamlı resimler çektirmiştir...

Araz Qurbanov

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...

Dünya Kentleri