THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Ermenilerin tarihi gerçekleri tahrif edilmelerinin gerçek nedenleri

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Siyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
14807
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 6 Haziran 2018 – Newtimes.az

Geniş kamu oyu, Ermeni sahtekârlıklarının yelpazesinin ve coğrafyasının oldukça geniş olduğunu biliyor. Tarih boyunca Ermeni yalanları siyasetten gündelik yaşama, tarihi eserlere ve kişiliğe, coğrafi isimlere, dini eserlere, kültürel mirasa, hanedanlara, nümizmatiklere ve mutfak sanatlarına yayılmıştır. Tek kelimeyle, yalan üzerine kurulu mitler tüm alanları kuşatmıştır. Aynı zamanda, bu sahtekârlıkları ve benzer benimseme iddiaları sadece Azerbaycan ve Türk dünyasına değil, aynı zamanda Ermenilerle temas halindeki diğer halklara da karşıdır. Hay-Ermenilerin kendilerini Kafkasya'da bir yerel halk olarak sunma girişimleri, bölgedeki diğer halkların tarihini bilinçli bir şekilde sahteleştirmeye, başkalarının değerlerini, tarihi-kültürel-dini mirasını ermenileştirmeye ve asimilasyona neden olmuştur. Yaşadığımız bölgede Ermenilerin kendilerine karşı herhangi bir iddiası olmayan hiçbir millet veya devletin olmaması tesadüf değildir.

Yapılan analizler gösteriyor ki, artık birkaç yüzyıldır devam eden Ermenilerin tarihi gerçekleri organize bir biçimde sahteleştirme girişimlerinin temel nedeni Ermenilerin etnogenez ile ilgili eksiklik kompleksi, aynı zamanda vatan kavramı ile ilgili fobiye sahip olmaları ile ilgilidir. Ermeni sahtekarlığının temel ilkesi, ''coğrafi bağlantı'' ve ''etnik köken” terimlerinin eşitlendirilmesi veya aynılaştırılmasına dayanmaktadır. Öyle ki, artık bilimsel esaslarla kanıtlanmıştır ki, modern Hay-Ermeni etnosu tam anlamda etnik kimlik değildir, sadece Gregoriyenliği kabul etmiş çeşitli ulusların bireylerinden oluşmuş oldukça karışık, karmaşık ve aynı türden olmayan simbiyoz bir topluluktur. Yani Ermeniler etnik değil, dini bir kimliktir. Gregorianizm, belirli zaman dahilinde çeşitli milletlerin asimilasyona uğrayarak ''Ermenilik'' şemsiyesi altında altında bir araya getirilmesinde bir motor rolünü oynamıştır.

Fransız antropolog Joseph Daniker'e (1852-1918) göre, ''Ermeniler birçok unsurdan oluşan karışık bir ırk kitlesidir. Onlar Afgan, Suryani ve Türk ırklarından oluşmuşlardır''. Ordinarus Profesör Ramiz Mehdiyev ''Milli Düşüncenin Oluşmasında Tarihi Anlamanın Yararları” kitabında şöyle yazıyor: ''Ermenilerin ırsi ve fiziksel özellikler nedeniyle 16 antropolojik kişiliğe ayırılması araştırmacılarla anlaşılmazlık yaratıyor: Bir halkta bu kadar fazla antropolojik farklılık olamaz. Hay dilinin 11 gruba ve 44 lehçeye bölünmesi, Ermeni halkının farklı kabilelerin birleşimi olduğu anlamına geliyor".

Kafkasya bölgesinde Gregoryen – Tat, Alban, Çingene (Boşa), Yahudi (Zok), Aysor, Çerkez, Yezidi, Kıpçak Türklerinin etnik kimliklerini kaybederek dini kimliğini (Gregoryenliği) koruması ve sonuçta ermenileşmesi olguları vardır. Etnik kimliğe ilişkin aşağılıl kompleksi ise, Ermenilerin diğer halkların tarihi ve kültürel mirasını ve değerlerini benimseme girişimlerine yol açmıştır. Kendilerini bölgede Hıristiyanlığın önemli savunucusu gibi göstermek isteğinin arkasında da Kafkasya'da Hıristiyan Kıpçakların ve Hıristiyan Albanların tarihi mirasına ulaşabilmek amacı duruyor. Ermenilerin işgal altındaki Dağlık Karabağ'daki tüm Hıristiyan anıtların kendilerine ait olduğunu iddia etmeleri tesadüf değildir. Bölgede Hıristiyan Kıpçakların ve Albanların yaşaması hatta Ermeni yazarların dahi kabul ettikleri tarihi bir olgudur. Bu güne kadar gelen kilise ve manastırlar nasıl sadece Ermenilere ait olabilir? Bu topraklarda Hıristiyan Türk ve Albanların varlığını inkar etmek mümkün olmadığı için Hıristiyan dini mirasının gerçek sahiplerinin inkarı sadece başkalarının mirasının benimsenilmesine hesaplanmıştır.

İlginçtir ki, Ermenileşme süreci bölgemiz dışındaki Gregoryen Kilisesi'nin etkisi altındaydı. Ünlü bilim adamı Avusturyalı Erich Feigl, "Ermeni Mitomanisi" kitabında Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan Çingenelerin ve Bogomillerin (ortaçağ'da, bulgaristan dolaylarında ortaya çıkmış bir heterodoks inanç akımı) Ermeni asimilasyonu etkisinde kaldığına ilişkin bilgi vermektedir. Kitap şöyle diyor: ''İstanbul'un Ermeni patriği, Yunan Katolik Kilisesi'ne ait olmayan tüm Hıristiyanların dini lideri olarak kabul edildi. Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan tüm Çingeneler vatandaşlık yasası gereğince, İstanbul'un Ermeni patriğine bağlı olduğundan, bu Çingenelerin Ermeniler tarafından kitlesel asimilasyonuna yol açmıştır. Ermeni Kilisesi'nin himayesinde olan bir başka tarikat Balkan Bogomilleri idi. Onların ataları – pavlikanizmin kurucuları – Doğu Anadolu'daki küçük topluluklarda varlığını sürdürmuşlerdi".

Ermeniler arasında birçok Türk kökenli soyadların olduğunu da Gregoryen-Türk prizmasından değerlendirmek mümkündür. Ermeni soyadı aralarında Arap ve Fars kökenli kelimelerin de yeterli sayıda olduğu belirtilmelidir. İlginçtir ki, Ermeni soyadlarının sadece yüzde 20'si Hıristiyan dini ile ilişikli soyadıdır. Türk yazar Remzi Yılmaz'a göre, "Ermeni dili, pek çok dilden etkilenmiş olmasına rağmen varlığını,"kilise dili" olması nedeniyle koruyabilmiştir.

Ermenilerin Türk kökenli soy isimlerini seçmede farklı açık ya da gizli hedefleri vardır. 2016 yılında Bakü'de yayınlanan "Türk kökenli Ermeni soyadları" kitabında yazarlar – Aziz Alekberli ve Elbrus Karakoyunlu 1000 Türk kökenli Ermeni soyadının izahını vermişlerdir. Azerbaycan ve Türk dilinde çeşitli anlamlı sözlerden, en çok da meslek bildiren kelimelerden oluşmuş Ermeni soyadlarının izahı yine de ermenilerin diğer halkların mirasını benimsemesine götürüyor. Ana tasarruf budan oluşuyor ki, Ermenilerdeki Türk kökenli soyadların oluşması Türk kökenli kişi adlarının (Azad, Aziz, Cavad, Baba), meslek adlarının (nalbant, demirci, terzi, berber, zurnacı, deveci, çoban), bazı durumlarda da çeşitli anlamlı kelimelerin (taş, topal, şeker) benimsenilesine ilişkindir. Yazarlar bu tür soyadlarının temelini oluşturan Azerbaycan-Türk kökenli kelimelerin Ermenice tercümesini de vererek, Ermeni dilindeki bu karşılık sözünden Ermeni soyadı yaratılmadığını özel vurgulamışlardır. Örneğin, Kuşçuyan soyadının açıklamasında bildiriliyor ki, kuşçu sözü Ermenice "trçnabah" demektir, ama Ermenilerde "Trçnabahyan" soyadı yoktur.

Ermenilerin vatan kavramına ilişkin fobileri, "Büyük Ermenistan" hülyası da, Ermeni sahtekârlıklarına katkıda bulunan faktörlerden biridir. Balkanlardan Hazar Denizi'ne kadar büyük bir coğrafyaya iddiaları olan Ermenilerin iki önemli özelliği vardır. Birincisi, vatan kavramının sınırsız coğrafi sınırları, bu dini-simbiyotik birliğin herhangi bir toprağa vatan olarak bağlı olmadığını göstermektedir. İkincisi, "büyük tarihsel devlet" kendisi kendi içinde büyük yalanların uydurulmasına olanak sağlıyor.

Böylece, farklı milletlerin bireylerden oluşan Gregoryen simbiyoz grubu – Ermeniler, "Büyük Ermenistan" hayalini gerçekleştirmek için tarih sahnesinde ortaya çıktığı ilk çağlardan itibaren mitolojik ve revayetlere dayalı kaynaklar yaratmaya çalışmışlar. Başkalarının tarihi ve kültürel mirasının benimsenilmesi, Ermeni yalanları ve sahtekarlıkları için önemli bir referans kaynağı olmuştur.

Aynı zamanda, on sekizinci yüzyılın başından beri tüm dünyadaki bilimsel çevrelerde Ermeni yalanlarının geniş ve sistematik yayılmasında Ermeni Mihitaryan birliğinin özel hizmetlere sahip olduğu belirtilmelidir. O zamandan beri Mihitaristler eski kitapların yeniden yazılmasına, sahte tarih oluşturulmasına ve mitolojik Ermeni yalanlarının güvenilir bir tarihsel kaynak olarak sunulmasına organize bir şekilde katılmışlardır.

1717'de Roma Papa'sı tarafından Adriyatik Denizi'ndeki Saint Lazar adasını Mihitaristlere sunarak Avrupalılar, adeta haçlı seferlerinde Ermenilerin hizmetlerinin karşılığını iade etmiş oldular. Bilindiği gibi, haçlı seferlerinde Ermeniler, birlikte yaşadıkları Müslümanlara ihanet ederek şehir kalelerinin haçlıların ellerine geçmesine yardım ettiler. Görünüşe göre, bu "hizmet" karşısında Roma Papası, Saint Lazar`da Mihitaryan birliğinin yaratılmasını kutsadı ve tüm Batı dünyası, Mihitaristler tarafından antik yazarlardan dahi önceki kaynaklara Ermeni yalanlarının, sahtekarlıklarının salınmasına göz yumdular. Bize göre, bu nedenle günümüzde 300 yıldan fazla süren sistematik yalan yayan Ermeni sahtekârlıklarının uluslararası düzeyde ifşası o kadar da kolay değil.

Böylece, Gregoriyeciliğin bir araya topladığı farklı milletlerin temsilcilerinden türeyen simbiyoz birleşim olan çağdaş Ermeniler-Haylar kendi tarihlerini yaratmaları için, başkalarının tarihini ve kültürel mirasını benimsemişlerdir. Yalanlar üzerinde kurulu tarih ise, komşu halkların kültürel ve manevi değerlerinin benimlenilmesi ve dini misyonerlik çalışmaları yoluyla ilk kaynakların tahrif edilmesine dayanılarak yazılmıştır. Bütün bunlar Kafkasya`ya göç ettirilen Hayların monoetnik coğrafi coğrafi ve siyasi areal oluşturma girişimlerinin parde arkasını oluşturuyor.

Arastü Habibbeyli

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı İdaresi Dış Politika Meseleleri Daire Başkan Yardımcısı

Twitterde izlemek için@AHabibbayli

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...

Dünya Kentleri