THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

ABD'nin Orta Doğu Politikası: Değişiklikler Bekleniyor Mu?

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Siyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
6908
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 27 Eylül – Newtimes.az

Başarısız bir filmin kesiti dünya siyasetini silkeledi. İslam dünyasında Batı karşıtı atmosfer yeni bir düzeye yükseldi. ABD'nin Orta Doğu politikasında ciddi bir değişiklik gereksiniminin doğduğu görülüyor. Bölgedeki durum ise, gittikçe geriliyor.

Kissinger'in Öngörüleri

Henry Kissinger'in "Arap Baharı"na ilişkin öngörüleri doğru çıkıyor. "Washington Post" gazetesinde yayımlanan makalesinde o, bu sürecin Yakın ve Orta Doğu’yu belirsiz bir jeopolitik duruma düşürdüğünü kaydetmişti. Ünlü diplomat, bölgenin herhangi bir beklenmedik kışkırtma sonucunda karışabileceği görüşünü ileri sürmüştü.

Bir filmin kesiti ("Müslümanların Masumiyeti" filminden bahsediliyor) H. Kissinger’in endişe ettiği risk unsurunu oluşturdu. Şimdi Yakın ve Orta Doğu'da durumun hangi yönde değişeceğini tahmin etmek oldukça zordur. Müslümanlar Batılı diplomatik temsilciliklere saldırılarını sürdürüyor. Onları hiç bir çağrı sakinleştirmiyor.

Resmi Washington, şimdilik bölgeye deniz piyadelerini göndermek ve bazı büyükelçilikleri kapatmakla yetiniyor. Uzmanlar ise, Barack Obama'nın İslam ülkelerinde Amerika'nın kaybettiği nüfuzunu tekrar sağlama siyasetinin başarısız olduğunu vurguluyor. O halde şu soru sorulabilir: ABD bu siyasi boşluğu nasıl doldurabilir? Onun Yakın ve Orta Doğu politikası hangi yönlerden yeni bir görünüm arz edebilir?

Henry Kissinger'in bölgeye ilişkin incelemelerinin mantığına göre, durum hala karmaşıktır. Batı için fiilen hiçbir nokta netleşmemiştir. Müslümanlar bu filmi çekenin sert şekilde cezalandırılmasını talep ediyor. Düşündürücüdür ki, Fransa filmin senaristlerinin cezalandırılmasını yasakladı (!?).

Böylece Paris, Batı'ya karşı düzenlenen protestolara yeni bir ivme kazandırmış oluyor. Rusya Başsavcılığı ise aksine - "Müslümanların Masumiyeti" filmini aşırı uç bir yapım olarak değerlendirdi ve onun Rusya'da gösterimini yasakladı.

Böylelikle otomatik olarak, Batı'nın İslam karşıtı, Rusya'nın ise Müslümanlara saygılı ülke görüntüsü oluşuyor. Fransa'nın bundan ne gibi bir çıkar sağladığı belli değildir. ABD ise zor duruma düşmüştür. Onun Yakın ve Orta Doğu politikasında oluşan darboğazı nasıl aşacağı merak uyandırmaktadır.

Obama: Seçim ve Siyaset Arasında

ABD Başkanı Barack Obama için çok karmaşık bir durum oluşmuştur. Başkanlık seçimi öncesi ülkenin diplomatik temsilciliklerine karşı yapılan her saldırı Obama'nın popülerliğini düşürüyor. Zira Amerikalılar için en hassas konu devletin kudreti ve güvenliğidir. ABD her iki hususta da darbe alıyor. Üstüne üstlük, bu olaylarda "El Kaide"nin parmağı olduğuna ilişkin haberler yayılıyor.

Bu koşullar altında Obama'nın ülkenin dış politikası ile ilgili kaygıları tabii ki artıyor. Aslında, onun için seçimde zafer kazanmak ile yararcı dış politika yürütmek arasında çelişkili bir durum oluşmuştur. Diğer başkan adayı Mitt Romney’nin ise şansı artıyor.

Burada İsrail unsurunu da dikkate almak gerekiyor; çünkü İsrail'in İran'a askeri darbe indirme isteğine M. Romney olumlu yaklaşıyor. Şimdi bazı uzmanlar, B. Obama’nın popülerliğinin azalmasının Tel Aviv'in çıkarına olduğu görüşünü ileri sürüyor.

Bütün bunlar ışığında, ABD'nin Yakın ve Orta Doğu politikasında değişiklik yapılmasına duyulan gereksinim açıkça hissediliyor. En hassas meselenin Suriye hakkında olduğu bilinmektedir. Orada durum karmaşıklığını sürdürmektedir. Ayrıca, İran'ın nükleer programına ilişkin yaşanan olaylar da etkili olmaktadır. Aslında, Suriye'deki krizin derinleşmesinde Tahran'ın rolü az değildir. İran, Suriye'ye askeri destek verdiğini, dış müdahale olduğu takdirde ise, askeri yardımda bil bulunabileceğini itiraf etti.

Batılı uzmanların görüşü, Suriye'ye Rusya'nın daha fazla destek olduğu konusunda nettir. Onlar, Rusya’nın B. Esad’a desteğini kesmesi halinde, bir ay içinde sorunun çözüleceğini düşünüyor. Yani fiili olarak, ABD'nin Yakın ve Orta Doğu politikasının karşısında Rusya ile İran duruyor. Onun bu engeli nasıl aşacağı henüz netlik kazanmamıştır. Ayrıca, İsrail'in Beyaz Saray’la ilişkilerindeki gerginlik de ek zorluklar yaratmaktadır.

Tüm bunların yanı sıra, son günlerde ABD'nin bölgedeki politikaları için yeni risk unsurları oluşmuştur. Arap ülkeleri arasında en yakın müttefiki sayılan devletlerin halkları, söz konusu film sebebiyle Washington'a kızgındır. "El Kaide" ise bunu fırsat biliyor. Bu örgüt ABD'yi, Müslümanlar arasındaki nüfuzunu tamamen ortadan kaldırmak için yeni adımlar atmakla tehdit ediyor. Şüphe yok ki, "El Kaide"ye bu konuda yakından yardım eden ülkeler olacak.

ABD'nin Yeni Orta Doğu Politikası Oluşuyor Mu?

Şimdiki durumun farklı yönlerinden biri, ABD'nin Orta Doğu siyaseti ile Kafkasya, Orta Asya ve Uzak Doğu yönünde attığı jeopolitik adımların birbiriyle sıkı ilişkili olmasıdır. Müslümanlar ise bu coğrafyada oldukça geniş şekilde yayılmıştır Ayrıca, Amerika'nın güçlü jeopolitik rakiplerinin de aynı bölgelerde ciddi çıkarları vardır. Bu kadar geniş bir alanda etkili ve bütüncül bir jeopolitik tutum sergilemek Washington için çok zordur.

Mevcut şartlar çerçevesinde, ABD'nin Orta Doğu politikası bir süre daha belirsiz kalabilir. Tabii ki, Washington somut adımlar atacak. Bu adımların verimliliğini, İran'ın nükleer programına ilişkin gelişmelerin gidişatının belirleyeceği görüşü mevcuttur. Yani öyle bir durum oluştu ki, İran meselesi ABD dış politikasının en önemli öğelerinden biri haline geldi.

Tüm bunlar zemininde, dünya çapındaki kitle iletişim araçlarında İran'a askeri darbe vurulması için sınırlı zaman kaldığı konusunda haberlerin yayılması çok düşündürücüdür. Belki de Obama yönetimi, kendini sert adımlar atmaya hazır göstererek seçim öncesinde Yahudilere mesaj veriyor. ABD’nin Müslüman ülkelerde kendisine karşı yapılan kışkırtmalarda İran’ın parmağının olduğunu tahmin ettiği ise, inkâr edilemez.

Her halükarda, İran'la ilgili sert haberlerin yayılması basit bir olay gibi görünmüyor. Burada, Tahran’ın bir süre önce Batı ve onun müttefiklerini "El Kaide" ile tehdit ettiğini belirtmek gerek. Türkiye istihbaratı da İran'ın PKK'ya yardım etmesine ilişkin şüphelerini ve bazı kanıtlarını açıklamıştı. Yakın ve Orta Doğu’da jeopolitik mücadele öyle bir noktaya ulaşmıştır ki, olayların bir sonraki gelişme çizgisi belli değildir.

ABD dünyanın en güçlü devleti olarak mevcut durumu kendi lehine değiştirmek için ciddi adımlar atmaktan çekinmeyecek. Burada İran'la savaş seçeneği yer alırsa, Orta Doğu ve Kafkasya bölgelerinde büyük jeopolitik sorunlar oluşabilir. Rusya'nın Kafkasya'da geniş çaplı askeri tatbikatlar düzenlemesi bu açıdan düşündürücüdür. Dünyanın önde gelen jeopolitik güçlerinin küresel çapta büyük değişikliklere hazırlandığı izlenimi oluşuyor. Asıl mesele ise, bu sürecin daha ağrısız ve insan kaybı olmadan geçmesinden ibarettir.

Kamal Adıgözəlov

Copyright © Tüm Hakları saklıdır.

Benzer Makaleler

İlişkili bölümler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...