THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

"Reina" Teröründen Sonra: Jeosiyaset ve Yeni Güvenlik Riskleri

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Siyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
2612
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 16 Ocak 2017 – Newtimes.az

İstanbul'da yılbaşı gecesi meydana gelen terör olayı farklı düzeylerde tepki doğurdu. Siyasiler ve uzmanlar bunun ciddi jeopolitik etkisinin olduğunu vurguluyor, özellikle Ortadoğu'da büyük devletlerin nüfuz uğruna savaşının prensipte farklı seviyeye yükselebileceğini tahmin ediyorlar. Burada yeni jeopolitik yapılandırmaların oluşması da muhtemeldir. Rusya ve Türkiye'nin Suriye konusunda ortak hareket etmesi onun ilk belirtilerinden sayılabilir. Fakat mesele bununla sınırlı değildir. ABD, İsrail, AB ülkeleri ve Ortadoğu'nun bazı büyük devletlerin etkinliği artırması gözlenilendir. Bunların arka fonunda Ortadoğu'nun coğrafi sınırlarına yakın olan bölgelerde de terör dalgasının oluşması ihtimalinden bahsediliyor. Onun bölgesel ve küresel güvenliğe etkisi meselesi yeterince ilginç görünüyor.

İstanbul'da Patlama: Devamı Nerede Olabilir?

Türkiye'nin İstanbul kentindeki "Reina" gece kulübünde çıkan terör olayı aslında Ortadoğu'nun jeopolitik manzarasını ciddi etkileyen faktörlerden biri oldu. Siyasiler ve uzmanlar bunu sıradan bir katliam gibi değil, belli güçlerin düşündükleri jeopolitik planların bir parçası olarak değerlendirdiler. Bu açıdan bölgenin tamamen jeopolitik dinamiğinin hangi farklı görünüm arz edebileceği ilginçtir.

Ankara bu olaydan sonra da kararlılıkla beyan etti ki, teröre karşı mücadelesinden vaz geçmeyecek. Bu, Türkiye'ye karşı belli planlar kuran çevrelere somut mesaj olarak onaylandı. Öyle ki, artık Türkiye'nin Ortadoğu'daki esas söz sahibi olması olgu olarak tanınmaya başladı. Çünkü terör eyleminin çapından bağımsız olarak Ankara'nın büyük devletlere özgü davrandığı kesinleşmiş. Türkiye'nin bu açıdan siyasi stratejisinde içte, sınırda ve Ortadoğu'da teröre karşı her yerde mücadele etmek ana hattı oluşturmaktadır. Bunu gerçekleştirmeye da Ankara'nın yeterince gücü vardır. Onun somut onayı Suriye meselesinde kendisini gösterdi.

Uzun yıllardır, dünyanın en güçlü ülkelerinin çözemediği bir konuyu Rusya ve Türkiye gerçekleştirmek üzere. Onlar Suriye topraklarında ateşkes mekanizmasını işe saldılar. Şu anda belirli lokal çatışmalar dikkate alınmazsa, bu rejime uyuluyor. Yayılan bilgilere göre, bazı grupların provokasyonlarının önlenmesi tam uygulanırsa, Suriye'de ateşkes uzun süreli olabilir. BM'nin de Rusya ve Türkiye'nin inisiyatifine olumlu tepkisi onay sürecindedir. Resmi fikirlere göre, ABD bu duruma ciddi itiraz etmiyor. Ancak sürecin tam olarak süreceği ile ilgili şüpheleri vardır. Washington bu hususla ilgili görüşlerini Moskova ve Ankara'ya bildirdi.

Uzmanlar bu konuda Tahran'ın nasıl yer alacağı ile ilgili somut fikir bildirmiyorlar. Onlar hesap ediyorlar ki, İran bir dereceye Ankara'yı kıskanabilir. Fakat büyük ölçüde bunun böyle olacağı az beklenilendir. Çünkü Rusya İran'ın elde edilen anlaşmaya uymasına son derece sıcak bakıyor. Meselenin jeopolitik bağlamı işte bu hususla yoğun bağlı görünüyor.

Gerçek durum şudur ki, Moskova Ortadoğu'da jeopolitik inisiyatifi ele almaya çalışıyor. Bu işte ona en çok Türkiye yardımcı olabilir. Pratik gösterdi ki, Ankara'nın Suriye'deki gruplara etkisi ciddi düzeyde. Bunun içindir ki, Moskova birkaç kez Türkiye'ye verdiği destekten dolayı teşekkür etti. Öte yandan, bunlar Ankara ile Moskova'nın bölgenin jeopolitik manzarası ile ilgili tüm açılardan ortak görüşte olduğu anlamına gelmiyor. Suriye ile birlikte, Irak, Kafkasya Gürcistan ve Doğu Avrupa'da Ukrayna konularında iki ülke arasında görüş farkları kalmaktadır.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yabancı ülkelerin büyükelçileri ile geleneksel görüşünde beyan etti ki, Ankara Ukrayna ve Gürcistan'ın toprak bütünlüğünü tanıyor. Somut olarak, Kırım'ı Ukrayna toprakları olarak tanıyor. Suriye'de esas anlaşma ülkenin siyasi geleceği ile ilgilidir. Fakat sonraki süreçlere hangi güçlerin nasıl katılımı hakkında ortak görüş yoktur. Irak'ta Kürtlerin siyasi statüsü konusunda da Moskova'nın kendi görüşü bulunmaktadır. Bunlar gösteriyor ki, Rusya ile Türkiye Ortadoğu'da somut çerçevelerde işbirliği yapıyor ve onun nasıl değişeceği şimdilik bilinmemektedir. Buna rağmen, Türkiye'nin de desteği sayesinde Rusya Ortadoğu'da esas söz sahibi olmak statüsünü onaylamış olur. Aynı zamanda, iki ülke arasında çeşitli alanlardaki işbirliği güçlenmektedir. Bu da Ankara ve Moskova'yı tatmin ediyor.

Yeni İşbirliği Formülleri ve Güvenlik: Riskler Azalmıyor

Bütün bunlara göre, Tahran'ın Türkiye-Rusya ilişkilerinin gelişmesine engel olacağı ihtimali azdır. Fakat İran kendi çıkarına uygun siyaset yürütecek. Bu da doğaldır. Çünkü İran bölgenin büyük devletlerindendirler ve daima kendi jeopolitik nüfuzunu korumayı başarıyor. Demek ki, Ortadoğu'da Rusya, Türkiye ve İran'ın dahil olduğu potansiyel jeopolitik işbirliği yapılandırması oluşabilir. Terör olaylarına bu açı altında bakarsak, daha ilginç jeopolitik hususları görebiliriz.

Bu bağlamda Batı'nın Ortadoğu politikasının içeriği daha çok ilgi çekiyor. ABD'nin yeni yönetiminin dış politikada değişiklik yapma isteği konusunda yeterli bilgiler yayılmış. Fakat onun somut içeriği bilinmemektedir. Aynı şekilde Ortadoğu'da Amerika'nın tutacağı pozisyon hakkında farklı fikirler sesleniyor. D.Trump`ın B.Obama`dan daha çok İsrail'i destekleyeceği konusunda fikirler seslendiriliyor. O halde Filistin meselesinin nasıl çözüleceği gündeme gelmistir. Meselenin diğer tarafı İran faktörüne bağlıdır. Tel Aviv Tahran'la Batı arasında işbirliğinden memnun olmadığını açık bildiriyor. Bu doğrultuda İsrail-Batı ilişkilerindeki belirsizlik kalmaktadır.

Müslüman ülkelerinin İsrail'le ilişkileri bundan sonra hangi açıdan geliştireceği henüz tam açık değildir. Kudüs'te yapılan saldırılar, uzmanların reyince, çatışmanın güclenebileceğinin sinyalidir. Baskı altında tutulan IŞİD imkan olan yerde terör olayları düzenliyor. Bunun bir bütün bölgeyi kaosa sürükleyebileceği hiç de inkar edilmiyor.

İlginçtir ki, Türkiye bir kadar karmaşık olan böyle durumda Avrupa Birliğine üye olma stratejisini değişmediğini açıkladı. Ankara Ortadoğu'da AB ülkelerinin teröre karşı mücadelede Türkiye'ye dostane yaklaşmamalarına rağmen, üyelik stratejisini değişmediğini açıklıyor. Bunu uzmanlar ciddi mesaj olarak görüyorlar. Aslında, uzmanlar Türkiye'nin Avrupa'ya karşı geleneksel konumunda kaldığı, fakat kendisinin çıkarlarını sonuna kadar savunmak azminde olduğunu vurguluyorlar. Bunun fonunda Ankara'nın Rusya, İran ve Çin'le ilişkilerini yeni bir seviyeye yükseltebileceğini düşünmek mümkündür.

Yukarıda vurguladığımız hususlar Türkiye'nin terörle mücadelesinde jeopolitik etkenin ciddi yer tuttuğunu göstermektedir. Demek ki, mesele hiç de herhangi terör örgütünün öç alma isteğinden ibaret değildir. Bu olayların arkasında büyük jeopolitik ve bilgi savaşı duruyor. Siyasi liderler kabul ediyorlar ki, Ortadoğu'nun jeopolitik manzarası yeniden oluşturuluyor. Orada büyük devletler daha fazla yer tutmak uğruna gergin mücadele etmekteler.

Bu kanının ışığında bu savaşın yakın bölgelere sıçrayabilme ihtimali nasıl görünüyor? İtiraf etmek gerekir ki, uzmanlar uzun zamandır bu konu hakkında analiz yapyorlar. Onlar terör dalgasının Kafkasya ve Orta Asya'ya da geçmesinden endişeleniyor. İlginçtir ki, burada esas rolü IŞİD`in oynayabileceğinden bahsediyorlar. Bu iddia IŞİD`i yıkmakla ilgili dünyanın büyük devletlerinin verdikleri vaatler fonunda hayli düşündürücü görünüyor.

Çünkü eğer IŞİD`in hatta Ortadoğu'ya yakın bölgelere yayılması ihtimali varsa, bu o demektir ki, bu örgütle mücadele daha çok sözdedir. Aynı zamanda, IŞİD`in hangi çevreler tarafından yaratıldığı ve halen denetimde tutulduğu ile ilgili şüpheler daha da şiddetleniyor.

Bunlar son zamanlarda Türkiye'de yaşanan terör olaylarının başka ülkelere de yayılması ihtimalini doğruluyor. Yani mümkündür ki, Ortadoğu'da büyük devletlerin jeopolitik mücadelesi daha da şiddetlensin ve yeni coğrafyada onun tezahürleri kendini göstersin. O halde bölgesel sorunların çözümü meselesinin de ertelenmesi ihtimali oluşuyor. Bu senaryo küresel güvenliği tehdit eden faktörlerin oluşmasına neden olur.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

İlişkili bölümler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

An 'unfrozen' conflict in Nagorno-Karabakh
26 Ağustos 2016 The Washington Times

An 'unfrozen' conflict in Nagorno-Karabakh

Without clarity by the West, another war in the Caucasus is inevitable

Daha...
Mehmetçik Suriye'de
25 Ağustos 2016 Milliyet

Mehmetçik Suriye'de

Mehmetçik komşu ülkenin kuzeyindeki topraklara ayak bastı...

Daha...

Dünya Kentleri