THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

IŞİD`in Yeni Tehdidi: Kaosu Büyütme Planı

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Siyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
6960
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 1 Aralık 2016 – Newtimes.az

Musul`a saldırının sınırları genişledikçe terör kendi acımasız yüzünü daha da güçlü şekilde göstermeye başlar. IŞİD ise sıradab insanlarda korku yaratmakta, onları ölümle tehdit etmekte devam ediyor. Bu terör örgütünün lideri son ses yazısında Ortadoğu'nun bazı ülkelerine karşı yeni bir savaşa çağırdı. IŞİD`in başına bombalar yağdıranlar bir tarafta kalmış, o kanlı ellerini yine Müslüman ülkelerine doğru yöneltmeye çalışıyor. Defalarca tekrar olunan bu gibi çelişkili süreçler jeopolitik bağlamda bir takım sorular doğuruyor. IŞİD kimdir? O, hangi güçlerle mücadele ediyor? Kimlere hizmet ediyor? Bu tip sorulara cevap vermek zordur. Görünen o ki, IŞİD Müslüman coğrafyasında kaosu güçlendirmek, yeni kanlar dökmek niyetindedir. Yine de ancak Müslümanların kanı akıtılıyor. Ne zamana kadar?

Müemmalı Adımlar: Çifte Standartlar ve Terör?

Musul operasyonu zıt hususları ortaya çıkarıyor. ABD'nin komuta ettiği askeri operasyonları yürüten koalisyon güçleri ile Irak ordusu teröristlere baskıyı gittikçe artırıyor. Yayılan haberlere göre, artık Irak ordusu Musul`a girdi. Bundan sonra şehrin teröristler tarafından korunabileceğine büyük şüpheler vardır. Ancak savaşın uzun sürme ihtimali de yüksektir. Meselenin gerçek içeriği nedir?

Çünkü 60'dan fazla devletin bir terör örgütünün üstüne bu kadar güçle gitmesi hangi mantıkla açıklanabilir? Bazı uzmanlar burada çelişkili konuların mevcut olduğu konusunda hemfikirdir. Onların görüşüne göre, sorunun önemli bir yönü jeopolitik faktöre bağlı olduğundan, IŞİD`le mücadelenin süresi belirsizdir. Bu örgütü yok etmek değil, bir dereceye kadar savunmakla bir takım çevreler kendi jeopolitik amaçlarına ulaşmak niyetinde. Bunun böyle olup olmadığı hakkında kesin görüş bildirmek zordur. Ancak tam IŞİD`le mücadele fonunda çelişkili hususlar kendini göstermektedir.

Dünya medyası endişe içinde IŞİD lideri Ebu Bekr el-Bağdâdî'nin son ses yazısında belirtilen görüşleri yayıyor. Sanki bu kişi Musul'da zafer kazanacaklarını, Türkiye'ye karşı yeni faaliyete başlayacaklarını söylüyor. El-Bağdadi taraftarlarını "allahsızlar"ın yanında bulunan Türkiye'yi "işgal etmeye" çağırdı. Bununla birlikte, teröristlerin lideri Suudi Arabistan'a karşı da eylemler yapmaktan bahsetmişti.

Öncelikle, onu hatırlatalım ki, birkaç gün önce Washington İstanbul'daki konsolosluğundan çalışanlara ailelerini ülkeden çıkarmasını tavsiye etmişti. Sebep olarak da burada terör eylemlerinin olasılığı gösterilmişti. Bu uyarıdan birkaç gün sonra Ebu Bekr el-Bağdâdî'nin audioyazısı yayıldı.

Meselenin tuhaflığı şu ki, Batı Türkiye'yi İslami değerlere çok yer vermekte, dini toplum hayatında, hatta siyasette fazla önemsemekte itham ediyor, terör örgütleri ise tamam aksini söylüyorlar. Aynı şekilde IŞİD Suriye'nin kuzeyinde Türklerin "allahsızlar"la birlikte "asıl müsəmanlar"a karşı savaşdığını diyor. Böyle anlaşılıyor ki, batı da, IŞİD de Türkiye'nin bölgede rolünün artmasını istemiyorlar. Peki sözde birbirine düşman olan bu iki cepheyi Türkiye konusunda birleştiren nelerdir? Bu soruya cevap vermek kolay değildir. Fakat bazı faktörler üzerinde durmak mümkündür.

Gerçek durum şudur ki, Ortadoğu'da giden savaşta Batı yönverici etken olarak aktif yer alıyor. IŞİD`le mücadeleye de işte ABD'nin liderliği ile Avrupa ülkeleri çağırmışlar. Onlar ilk aşamada Türkiye'yi IŞİD`i desteklemekte itham ediyorlardı. Bununla ilgili çok yoğun tartışmalar da olmuştu. Türkiye koalisyona katıldıktan sonra ise bu konuşmalar kesildi, ama Ankara'ya karşı PKK emilemi kullanılmaya başlandı. Nihayet, FETÖ meydana çıkarıldı. Sonucda Türkiye aynı zamanda 3 yönden terör örgütlerinin hedefi haline geldi.

Esasen IŞİD, PKK ve FETÖ farklı stratejileri olan kurumlardır. IŞİD Sünni hilafeti kurmak istiyor (herhalde, o, şöyle sunuluyor), PKK Kürt devleti oluşturmakla meşguldür (herhalde, o da böyle sunuluyor), FETÖ ise, genellikle, Türkiye'de dövletçiliyi zayıflatmakya çalışıyor. Ancak bu farklılıklara rağmen, sözde bu Müslüman grupları asıl düşmanı bir kenarda bırakıp, ancak bölgenin büyük Müslüman ülkelerine karşı kanlı eylemler yapıyor. IŞİD`in başına bombaları ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Belçika, İtalya, Rusya yağdırıyor, ama bu terör örgütü Türkiye, Suudi Arabistan, İran'ı düşman ilan ediyor. Burada hangi mantık vardır?

Büyük Planların Küçük Oyuncuları: Ateş Düştüğü Yeri Yakıyor

Son açıklama da bu açıdan çok tuhaf görünüyor – Musul`a saldıran, Halep`i bombalayan, Suriye'de IŞİD`le mücadele verenlerin önünde Batı koalisyonu geliyor, bu terör örgütü ise bazen Türkmenlere saldırıyor, bazen de başka Müslüman ülkeleri tehdit ediyor. Sanki IŞİD Batı'nın jeopolitik planlarını hayata geçirmeye çalışıyor.

Bunların arka planda "Türkiye'yi işgal edin" demek, "Suudi Arabistan'a karşı gösteriler düzenleyin" çağrısında bulunmak, aslında, "Ortadoğu'da kaosun coğrafyasını genişlet" demektir.Eğer bu plan yürürse, Kuzey Afrika'dan tutmuş Çin'in doğu sınırlarına kadar geniş bir alanda Müslümanların yaşadığı yerlerde büyük kaos meydana gelebilir. Böyle bir izlenim oluşuyor ki, IŞİD gibi terör örgütleri ve bölgedeki bazı köle rejimler, mezhep hastaları Batı koalisyonunun jeopolitik amaçları için çalışıyorlar. Büyük kaos oluşursa, ondan jeopolitik getirileri kimler alabilecek? Elbette, başta Amerika olmak üzere Batı'nın büyük devletleri. Çünkü tüm süreçler onların işine gelecek yönde cereyan etmektedir.

Dikkat edelim, Belçika PKK'nın bazı liderlerinin mehkemesini kuruyor, ancak onları teröristler gibi mahkum etmiyor. Bu ülkenin mahkemesi karar veriyor ki, PKK'nın silahlı mücadelesi terör örneği olarak değerlendirilemez! Ancak "Cebhet en-Nusra"nın Suriye'deki faaliyetleri terördür, siyasi mücadele değil! Bu, asıl çifte standarttır. Tabii ki, "Cebhet en-Nusra" terör örgütüdür, ancak PKK'nın ondan daha uzun terör geçmişi vardır.

Öte yandan, Almanya FETÖ`cülere kendisinin pasaportunu vererek, cezadan kurtarmaya çalışıyor. Onların bazılarını himaye ederek, kararlılıkla bildiriyor ki, Türkiye'ye iade etmeyecek. İlginçtir, eğer Berlin'de darbe yapanlara Türkiye sığınma verseydi, Avrupa buna nasıl tepki verirdi? Şüphe etmiyoruz ki, Ankara'yı terörü desteklemekte, demokrasinin düşmanlarına destek vermekte itham ederlerdi. Hatta uydurup, onlarla herhangi ticaret ilişkisinde olduğundan bile bahisederlerdi.

Yukarıda vurgulanan hususlara aynı mantık çerçevesinde bakarsanız, anlaşılır ki, herhangi büyük plan söz konusudur. Mesele IŞİD`le mücadelede değil. Bu mücadele adı altında Ortadoğu'da mevki tutmaktan ve bunun arka fonunda bölgenin büyük devletlerini zayıflatmaktan oluşuyor. El-Bağdâdî'nin de konuşması işte Hıristiyanların bu stratejik amacına hizmet ediyor.

Bunların ışığında Türkiye Cumhurbaşkanının İslam İşbirliği Örgütü`nün kadınlarla ilgili İstanbul'da geçirdiği toplantısında Müslüman devletlerini uyanışa davet etmesi tamamen mantıklı ve güncel görünüyor. Yakın Doğu`yu, yalnızca bu bölgenin halklarının birliği kurtarabilir. Hiçbir dış güç Müslüman toplumlarını belalardan kurtaramaz ve öyle bir niyetleri de yok. Dolayısıyla Müslüman devletlerin ortak çalışması dönemin gereksinimlerindendir.

Fakat gariptir ki, Ortadoğu'nun bazı büyük devletleri halen bu gerçeği fark etmiyor. Ya da idrak ediyor, ancak yine de kendi özel çıkarlarına uygun hareket ediyorlar. Onlar sıradan insanların değil, jeopolitik oyun oynayanların yanında duruyorlar. Sonuçta, tüm bölge halkları zulüm altına düşüyor. Bu durum ne kadar devam edebilir? Mevcut duruma bakarsak, onun daha uzun sürebileceğini söylemek mümkündür. Çünkü birincisi, reel olarak Batı çok güçlüdür, ikincisi, Müslümanlar birleşemiyor. Bu iki olgu öyle bir durum oluşturuyor ki, Müslümanların birbirine düşman kesilmesinin sonu görünmüyor.

Somut olarak IŞİD`in tehditlerine gelince, bu kurum henüz çok Müslümanların kanını akıtacak. Onun sesi Ortadoğu'dan başka, Kafkasya'da, Orta Asya'da, Çin'de, Afrika'da, Rusya'da da duyulabilir. O gerçek bir tehdittir. Ona göre yok ki, kurum olarak kendi iç potansiyeline göre çok güçlüdür. O nedenle ki, IŞİD`in arkasında duran devletlerin sinsi, güçlü ve gaddar bir ruha sahiptir. Onlar gizli faaliyet gösteriyor ve Müslümanlar arasındaki cahilleri, fanatikeri kullanıyorlar. Sorunun siyasi-ideolojik ve tarihsel kökleri derindir. Şüphesiz müslüman devletleri çok uyanık olmalı, siyasette bir devrim yapmalılar.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Why is John McCain Hiding Who is Funding Him? Is it Soros Again?
06 Eylül 2017 Stonecoldtruth.com

Why is John McCain Hiding Who is Funding Him? Is it Soros Again?

He's on the hook of some of the most unsavory people in politics

Daha...
An 'unfrozen' conflict in Nagorno-Karabakh
26 Ağustos 2016 The Washington Times

An 'unfrozen' conflict in Nagorno-Karabakh

Without clarity by the West, another war in the Caucasus is inevitable

Daha...

Dünya Kentleri