THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Novruz Mammadov: “Tarihi Gerçekler Ermenilerin Güney Kafkasya’ya Sonradan Geldiğini Kanıtlıyor”

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Siyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
5907
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 11 Eylül – Newtimes.az

Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İdaresi Dış İlişkiler Şubesi Müdürü Novruz Mammadov’un “Newtimes.az” İnternet Sitesine Özel Röportajı

– Novruz Bey, hali hazırda bölgemize yakın coğrafyalarda uluslararası camiayı düşündüren ve bir hayli rahatsız eden siyasi süreçler yaşanıyor. Bu süreçlerin nasıl bir içerik taşıdığı ve gelişim eğilimlerine ilişkin görüşlerinizi öğrenmek isteriz.

– Gerçekten de, Güney Kafkasya’ya yakın bölgelerde rahatsızlık doğuran ve düşündürücü süreçler yaşanıyor. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin dış politikasının ana ilkelerinden biri, diğer ülkelerin iç işlerine karışmamaktır. Her halkın kendi siyasi kaderini belirleme hakkı vardır. Esas olan, kan dökülmemesi ve savaşların yaşanmamasıdır. Herhangi bir devletin jeo-siyasi çıkarı sebebiyle, diğerlerine baskı yapması ve onun iç işlerine karışması uluslararası hukukun ilke ve normlarına aykırıdır.

Bizim isteğimiz, bölgemize yakın coğrafyalarda silahlı çatışmaların sona ermesi; barış ve istikrarın sağlanmasıdır. Azerbaycan devleti barışı, istikrarı ve insanların refah içinde yaşamasını çağdaş uluslararası ilişkilerin en önemli ilkesi kabul etmektedir.

– Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ çatışmasının çözümü hakkında görüşmelerin gidişatını nasıl değerlendiriyorsunuz?

– Bazı kitle iletişim araçları AGİT’in Minsk Grubu’nun eş başkanlarının çalışmalarına ara verdiğine ilişkin haberler yayınlıyor. Gerçekte ise, süreç devam ediyor. Eş başkanlar bölgeyi ziyaret etmiştir. Azerbaycan Dışişleri Bakanı Fransa’ya gezi düzenlemiştir. Orada asıl müzakere konularından biri Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ çatışmasının düzenlenmesine ilişkin olmuştur. Eylül ayında Minsk Grubu eş başkanlarının Azerbaycan’a gelmesi bekleniyor. Yani, çatışmanın çözümü hakkında müzakereler devam ediyor.

Müzakerelerin somut bir sonuç vermesi için eş başkanların gereken düzeyde çaba harcamıyor oluşu ise, başka meseledir. Ermenistan’ı sergilediği yapıcı olmayan tutumdan döndürmek için etkili hiçbir önlem almıyorlar. Azerbaycan barışçıl yollarla çatışmanın adilane çözümü ilkesine her zaman sadıktır. Ülke yönetimi, adaletin sağlanması için elinden geleni yapıyor.

Azerbaycan mevcut durumun değiştirilmesine çalışıyor. Biliyorsunuz, mevcut durumun değiştirilmesi gerekliliğini eş başkan devletlerin başkanları verdikleri son beyanatta ayrıca kaydetmişti. Lakin yine de Ermenistan tarafı bunu görmezden geliyor. Somut olarak çatışmaya ilişkin oluşan durumun iyileştirilmesi için hiçbir adım atmıyor.

Uluslararası toplum da her zamanki gibi susuyor. Biz ise, meselenin tam da uluslararası toplumun kabul ettiği hukuk normları çerçevesinde çözümlenmesinin taraftarıyız. Çatışma uluslararası hukuk çerçevesinde, adilane şekilde çözümlenmelidir. Bu bütün taraflar için faydalıdır.

– Ermeni kitle iletişim araçlarında, Suriyeli Ermenilerin Dağlık Karabağ’a yerleştirileceğine ilişkin yayınlanan haberleri nasıl yorumluyorsunuz?

– Ermenilerin bir yerden başka bir yere kitlesel göçleri, onların bir tür “tarihi hastalığıdır”. Onlar yer yurt nedir, bilmiyorlar. Şimdi Suriye bir devlet olarak zor duruma düşmüştür, Ermeniler orayı da bırakıp kaçıyor. Onlar aslında Halep’te yaşıyordu. Orada durumları fena da değildi. Suriye’yi kendi vatanları olarak kabul etseydiler, kalıp sorunların çözümüne katılırlardı.

Herhangi bir özerklik ya da bağımsızlıktan bahsedilseydi, Ermeniler anında kendilerini “Suriye’nin kadim yerlileri”, “medeni halkı” v.b. olarak göstereceklerdi. Bakınız, Suriye’deki gergin süreçler sona erdikten sonra, Ermeni siyasetçi ve ideologlar neler talep edecek! Zor durumdayken bırakıp kaçtıkları ülkeden birçok talepleri olacak. Bu, onların karakteridir. Yüzyıllardır değişmiyor.

Suriyeli Ermenilerin Azerbaycan’ın işgal edilen topraklarına yerleştirilmesi hakkında yayınlanan haberler ise, boş ve anlamsız propagandadan başka bir şey değildir. İlk olarak, Ermenistan’ın bir devlet olarak bunu gerçekleştirmeye hukuki yetkisi yoktur. Dünya devletleri Dağlık Karabağ’ı Azerbaycan toprağı olarak tanıyor. Bu nedenle, oraya Azerbaycan’ın izni olmadan birilerinin yerleşmesi yasadışıdır. Ermenistan bu adımı atarsa, saldırgan olduğunu bir kere daha açıkça göstermiş olacak.

İkincisi, Suriye Ermenileri, başkalarının topraklarında uzun süre kalamayacaklarını iyi bilmelidir. Bazı haberlere göre sözü edilen Ermeniler, Dağlık Karabağ’a gitmeyi reddetmiştir. Azerbaycan devletinin onayı olmadan, onlar o topraklarda yaşayamazlar. Biz kendi topraklarımızı kurtardıktan sonra, hangi milletin temsilcisi olursa olsun onları konuk ya da turist olarak güleryüzle karşılayacağız. Azerbaycan devleti buna güvence verebilir.

– Siz Ermenilerin Azerbaycan topraklarına göç ettirilmesi hakkında ilginç bir hususa değindiniz. Bu konuda somut kanıtlar göstermek mümkün müdür?

– Tarihi gerçekler, Ermenilerin yüzyıllar boyunca bir ülkeden diğerine göç ettiğini kanıtlıyor. Bu nedenle onlar, Güney Kafkasya’ya da sonradan gelmiştir. Her şey I Pyotr’un bir fermanıyla başlamıştır. O, 10 Kasım 1724 tarihinde Ermeni halkına âli fermanını ve Ermenilerin Hazar kıyısındaki topraklara göç ettirilmesine ilişkin talimatını içeren belgeyi imzalamıştır. II Yekaterina zamanında ise, Güney Kafkasya’da Azerbaycan topraklarında Ermeni devleti kurma planları hazırlanmıştır.

Ancak bu planlar Türk-Rus Savaşları sebebiyle ertelenmiştir. 1828 tarihli Türkmençay Antlaşması’nın 15’inci Maddesinde; Ermenilerin Azerbaycan topraklarına göç ettirilmesine olanak tanıyan maddeler artık yer almıştır. Bu süreci birkaç Rus diplomat aşamalı şekilde hayata geçirmiştir. Bu süreci hayata geçirenler - N. Astaraketsi, A. Kriboyedov, General Paskeviç, Albay Lazarev ve diğerleri - önceden hazırlanan bir plana göre hareket etmiştir.

Rus arşivlerinde yer alan belgelerin içeriği, 5 Nisan-10 Haziran 1828 tarihlerinde Ermenilerin Erivan ve Nahçıvan’a göç ettirilmesinin devlet siyaseti çerçevesinde, resmi şekilde hazırlandığını onaylıyor. Bu belgelerde, Ermenilerin göç ettirilmesi için İran’ın Türkmençay Antlaşması’nın şartlarına göre verdiği tazminattan 50 bin gümüş Ruble ayrıldığı görülüyor.

Ermenilerin Güney Kafkasya’ya göç ettirilmesiyle meşgul olanların, Rus yönetimine yazdıkları raporlarda; Ermenilerin imparatorluğun iç bölgelerine yerleştirilmemesi, zira onların bir zaman sonra o topraklarda hak iddia edeceklerinin açıkça işaret edildiğini belirteyim. Yani, zaten Ermenilerin nasıl bir karakterde olduğu biliniyordu. Tam da bu sebeple, onları Azerbaycan topraklarına yerleştirdiler.

– Rus kitle iletişim araçlarında Gebele RLS’nin (radar sistemi) faaliyet süresinin uzatılması hakkında çeşitli haberler yayınlanmıştır. İki ülke arasında bu meseleye ilişkin yürütülen görüşmeler hakkında görüşlerinizi öğrenmek isteriz.

– Rusya-Azerbaycan ilişkileri dinamik şekilde gelişiyor. İki ülke arasında anlaşılmaz hiçbir mesele yoktur. Hali hazırda dünyada karmaşık jeo-siyasi süreçler süregidiyor. Bazı güçler yapay sorunlar yaratmaya çalışıyor. Bu nedenle, Azerbaycan’da basın-yayın kuruluşları her haberi temkinli şekilde ele almalıdır.

Gebele RLS hakkında resmi görüşmeler sürüyor. Taraflar doğal olarak, kendi ulusal çıkarlarını ön plana alıyor. Gebele RLS’nin yüzölçümü 200 hektardan fazladır. Orası turizm bölgesidir. Güzel doğası, temiz havası vardır. Günümüzde çevrebilim meselelerinin güncelliğini herkes biliyor. Bununla birlikte, diğer unsurları da dikkate almak lazımdır.

Bazı çevreler Azerbaycan’ın bağımsız siyaset yürütmesini kabul etmekte zorlanıyor olabilir. Ancak gerçeği inkâr etmenin hiç kimseye yararı yoktur. Biz Rusya ile Azerbaycan’ın bütün meseleleri, verimli müzakereler aracılığıyla çözümleyeceğine tamamen inanıyoruz.

– Suriye meselesine dönmek istiyoruz. Azerbaycan’ın bu meseledeki tavrı nedir?

– Azerbaycan barışçı bir devlettir. Dünyanın her ülkesinde istikrar ve gelişimin olması onun çıkarınadır. Hali hazırda Suriye’de kutuplaşmalı süreçler yaşanıyor. Biz tavrımızı BM GK’nın bir üyesi olarak her zaman açıkça bildiriyoruz. Anlaşmazlıklar, silahlı çarpışmalar ve çatışma halinin Suriye’ye hiçbir yararı olmadığı görüşündeyim. Diğer taraftan, Suriye’nin mevcut duruma düşmesine sebep, orada süregiden süreçlere yapılan art niyetli müdahaleler oldu desek yanılmayız. Bunlar ülkelerin geleceğine yönelik tehlikelerdir. Şimdi Suriye, tarihinin risklerle dolu bir aşamasındadır. Bu Müslüman ülkede barışın kısa zamanda sağlanmasını arzuluyoruz.

– Novruz Bey, bugünlerde Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te Türk dilli devletlerin son toplantısı düzenlendi. Bu toplantıda kabul edilen kararlarda yer alan hangi hususları kaydetmek gereklidir?

– Öncelikle, bütün dünyada bütünleşme süreçlerinin yaşandığı bir dönemde, Türk dilli devletlerin iş birliğini geliştirme doğrultusundaki çalışmaları arttırmasının, tamamıyla doğal kabul edilmesi gerektiğini belirteyim. Bildiğiniz gibi, 2009 yılında Nahçıvan’da düzenlenen zirvede Türk Dilli Devletler İşbirliği Konseyi adlı bir kurum yaratıldı. Şimdi bu çerçevede iş birliğini daha da geliştirme doğrultusunda somut adımlar atılıyor.

Dikkat ederseniz, Bişkek’te kabul edilen kararların iktisadi ve kültürel nitelikli olduğunu görürsünüz. Yani burada genel olarak dünya ve uluslararası camia için önemi olan iş birliğinden bahsediliyor.

– Başka bir etkinliğe de değinmek istiyoruz. Tahran’da Bağlantısızlar Hareketi’ne üye ülkelerin toplantısı düzenleniyor. Azerbaycan da bu teşkilatın bir üyesidir. Sizin bu toplantıya ilişkin görüşlerinizi öğrenmek isteriz.

– Bağlantısızlar Hareketi’nin 120 üyesi vardır. Azerbaycan, gerekli gördüğü meseleleri bu kadar geniş bir kitle dâhilindeki katılımcı devletlerin dikkatine sunabilir. Örneğin; bölgede barışın sağlanması, Ermenistan’ın Azerbaycan'a saldırısı sonucunda oluşan durumun ortadan kaldırılması ve diğer güncel sorunlar hakkında ülkemiz gündem oluşturabilir. Yani Azerbaycan bu kuruma üyeliğiyle, son yıllarda uluslararası ilişkilerde artan aktifliğin bir sonraki aşamasına ulaşma olanağı elde ediyor.

Geçen Mayıs ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh şehrinde, teşkilatın Koordinasyon Konseyi’nin bakanlar düzeyinde düzenlenen toplantısında kabul edilen belgede, Azerbaycan hakkında somut maddeler yer almıştır. Nihai Senet’te Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü tanınmış, çatışmanın uluslararası hukuk normları çerçevesinde çözümlenmesi yansıtılmıştır. Bunun önemli bir husus olduğunu düşünüyorum.

Azerbaycan bundan sonra da bu kurum içinde ve uluslararası camiada etkinliğini sürdürecektir. Çeşitli uluslararası kurumlar çerçevesinde devletimizin çıkarlarına uygun olan konuları gündeme getirip, ülkemizin nüfuzunun daha da artması için çalışacağız. Bu bakımdan, Bağlantısızlar Hareketi’nin sıradaki zirvesi de Azerbaycan için özel bir önem taşıyor.

Newtimes.az

 

Benzer Makaleler

İlişkili bölümler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...