THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Sivil Toplum Örgütleri Egemen Devletin ve Toplumda İstikrarın Lehine Mi Yoksa Aleyhine Midir?

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Siyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
18124
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Son on yıllar zarfında çoğalan çeşitli içerik ve doğrultudaki uluslararası ve ulusal sivil toplum örgütleri, hem uluslararası alanda hem de devletlerin dahilinde gittikçe daha önemli rol oynamaya başlıyorlar. Artık uzun zamandan beri, onların yerleştikleri devletlerin ve toplumların zayıflamasında çıkarı bulunan çeşitli hükümet yapılanmaları, bu eksende istihbarat kurumları tarafından eliaçık şekilde maliyeleştirildiği, başarıyla denetlendiği ve yönlendirildikleri bir sır değildir.

Yerli muhalefet STK’larına gelindiğinde ise bunlar, esasen, açık siyasi mücadelede çoktan ve tamamen yenilmiş, ilkel siyaset oyunbazlarının son sığınağına çevrilmiştir. Bu sebeple onlar,  Azerbaycan Cumhuriyeti’nin siyasi, iktisadi ve kültürel hayatında, bu doğrultuda ülkede demokratikleşme ve sivil toplumun oluşması sürecinde bütün dünyanın dikkatini çeken önemli başarıları gözardı eden “Uluslararası Af Örgütü, Freedom House, Human Rights Watch” gibi uluslararası STK’ların müttefikine çevrilir.

Ülkenin bütün Güney Kafkasya’nın tartışmasız önderine çevrilmesinin, bazı yabancı ve yerli muhalefet STK’larını rahatsız ettiği şeklinde bir görünüm oluşur. Her şey, esasen, artık kanıksanmış “sorunlar” – “adaletsiz seçimler, siyasi suçlular, iktidarın demokratik olmayan etkinliği, yönetimde yolsuzluk” v.b. etrafında dönmektedir. Bütün bunlar yerli STK’lar tarafından heves ve memnuniyetle kabul edilir ve yayılır.

Azerbaycan’ın mümkün olduğunca olumsuz şekilde sunulmasına, bu yılın Mayıs ayında Bakü’de geçirilecek olan “Evrovision – 2012” yarışması gibi saygın uluslararası etkinliklerin bozulmasına ve sonuç olarak Azerbaycan’ın dünya arenasında mümkün olduğunca olumsuz şekilde görünmesine yöneltilmiş ve ihtimal ki, bazı yerli STK’lar tarafından ortaya atılan kaynağı bilinmeyen “derecelendirmeler” ve “istatistiki bilgiler” çok şüpheli şekilde sürekli olarak yayınlanır.

Bazı yerli muhalefet STK’larının taktiği oldukça ilkeldir: “Ne kadar kötü olursa, o kadar iyidir”. Onların işi, yabancı hamilerinin yardımıyla ülkenin görüntüsünü uluslararası alemde bozmak ve Azerbaycan’ın Ermenistan’la mücadelede zayıflamasından ibarettir. Karabağ sorunu ise, onları, toplumun kati suretle birleşmesini gerekli kılan bir ortak ulusal sorun olarak değil, iktidar uğruna mücadelenin kendine özgü siyasi bir aracı olarak ilgilendirir.

Ülkede, bazı yabancı siyasi çevreleri şu veya bu derecede tatmin eden bir siyasi olay, örneğin bir cumhurbaşkanlığı ya da genel seçim yoktur ki, onun gözden düşürülmesi amacıyla sipariş üzerine, kasıtlı kampanyalar hayata geçirilmesin. Bu da hayret verici değildir. Artık dünyada siyasi mücadele pratiğinde böyle bir tez, kurala dönüşmüştür – “Parayı veren düdüğü çalar.”

Ülkenin somut olarak savaş durumunda yaşadığı ve topraklarının bir bölümü saldırgan komşusu tarafından işgal edildiği bir durumda, herhangi bir STK’nın onun zayıflamasına yöneltilen bir etkinliği sadece ahlaksızlık değil, hem de siyasi kurnazlıktır.

Benzer Makaleler

İlişkili bölümler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...