THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Birinci ve İkinci Dünya Savaşları Arasında Kafkasya'da Gizli Operasyonlar

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Siyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
71728
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 7 Kasım 2014 – Newtimes.az

20`nci yüzyılın ikinci çeyreği jeopolitik ve jeoekonomik açıdan dünyanın en önemli bölgelerinden biri olan Kafkasya civarında jeostratejik rekabetin keskinleşmesi ile karakterizedir. Bu, dünyanın bu bölgesinde önceki iki yüzyılda cereyan eden jeotarihi sürecin mantıki uzantısı olmuştur. Tesadüf değildir ki, Alman jeosiyasetinin klasiği Karl Haushofer Kafkasya'yı tarihte ünlü çatışma bölgeleri olan Bosfor, Cebelitarık, Süveyş kanalı ve yirminci yüzyılın diğer tartışmalı bölgeleri ile birlikte "kıtaların sınırlarında savaş bölgesi" saflarına dahil etmiştir.

Avrupa'dan Asya'ya dev doğal köprü olan Kafkasya'nın jeopolitik önemi geçtiğimiz esin 20`nci yıllarının başlarında bölgenin sovyetleştirilmesinden hemen sonra esaslı şekilde arttı. Artık bu dönemde Batı'nın ve Doğu'nun bazı ülkeleri bu bölgeye, özellikle de hızla gelişen Bakü petrol sanayi bölgesine ilgi göstermeye başladı. Genel olarak Kafkas savaşlararası dönemde kapsam almış "büyük jeostratejik oyun" un nesnesine dönüştü. Bu dönemden itibaren Batı'nın önde gelen ülkelerinin genel kurmayları, istihbarat birimleri Kafkasya'nın petrol kaynakları ile zengin olan bölgelerini SSCB`den koparma ve burada herhangi bir petrol devletini oluşturma seçeneklerini hazırlıyorlardı.

30'lu yıllarda "Kafkas doğrultusunda" daha fazla etkinlik gösteren ülke Polonya oldu. Polonya'nın istihbarat servisleri, özellikle de Polonya Genelkurmayı`nın 2. Bölümü henüz 20'li yılların ortalarında Türkiye'nin Kafkasyalı mültecileri ile ilişkiler kurdular. Polonya Genelkurmayı`nın planlarına göre, Almanya Sovyetler Birliği'ne karşı askeri operasyonlara başladıktan sonra Polonya Kafkasya'da oluşacak yerel isyancı gruplara askeri-teknik yardım göstermeli idi. 1921-1940 yılları arasında Kuzey Kafkasya topraklarında en az altı büyük antisovyet ihtilalci çabaların olduğunu belirtmek yeterlidir.

Japonya'nın Türkistan, Yakutiya ve Mongolistan`a yönelik hedefleri bağlamında Kafkasya'ya Japon istihbaratı da ilgi gösteriyordu. 30`lu yılların sonunda o, Türkiye, İran, Afganistan üzerinden Sovyetler Birliği'nin güneyinde faaliyetlerini önemli şekilde güçlendirdi. Polonya istihbaratı gibi Japonlar da Kafkasyalı mültecilerle sıkı ilişkiler kuruyor ve savaş başladığı takdirde, bu ilişkilerden provokasyon eylemlerini hazırlamak, halk arasında propaganda yapmak ve ihtilalci çeteler teşkil etmek yararlanmayı planlıyordu. Özellikle Japonları Bakü'nün petrol madenlerinde, Grozni şehrinin petrol stokları ve petrol işleme tesislerinde provokasyonlar düzenleme, Hazar'da ise Volga nehrine yakıt iletilmesine engel oluşturma imkanları ilgilendiriyordu. Ayrıca, Japonlar Kafkasyalı mültecilere açıkça bildirirdiler ki, Kafkasya'da iyi hazırlanmış ilk isyan hemen Japonya ve Almanya tarafından tanınacak Kafkas Hükümeti`ni oluşturma imkanı verecektir.

Faşist İtaliyası da Kafkasya'ya ilgi gösteriyordu. Kafkasya'nın göçmen çevreleri ile ilişkiler barındıran İtalyan istihbarat birimleri Sovyet Güney Kafkasyası`ndakı durum hakkında bilgi toplar, Kafkasya'da ihtilalci toplulukların silah ve muhimat ile donatılması, ayrıca İran-SSCB ve Türkiye-SSCB sınırları yakınında tarım ve orman alanlarında çalışma adı altında İtalya ordusunun bölümlerinin gizli şekilde sızdırılması meselelerini araştırıyordu.

Türkiye'nin de yüzyıllardır Kafkasya'da geleneksel stratejik çıkarları olmuştur. Bu bakımdan 20`li yıllarda Batı ülkelerinin Türkiye'nin Kafkasya planlarına yaklaşımı ilginçtir. Düşünüldüğü gibi, Sovyet Kafkasyası`nın Türkiye'nin yönetimi altına geçmesi apaçık bir ilerleme olmakla Batılı ülkelerin çıkarlarına cevap verirdi. Zira örneğin, İngiliz Hükümeti Acarıstan`ın, Ermenistan ve Azerbaycan'ın bir bölümünün (Kura`ya kadar) Türkiye'ye verilmesine karşı itiraz etmiyordu. Hatta Türkiye Hükümeti yeni toprakları keşfetmek için krediler de almayı umut edebilirdi. Düşünülüyordu ki, Kafkasya'da Türkiye birliklerinin görünmesi Azerbaycan'da Orta Asya'ya da sıçrayabilecek silahlı isyana yol açacaktır.

1934 yılının yazında Türkiye Ordusunun Genelkurmayı askeri istihbarat meselesinde Sovyet sınırları boyunca askeri istihbarat birimlerinin oluşturulmasında Kafkasyalı mültecilere teknik yardım işini kendi üzerine aldı. Aynı zamanda Türkiye bu dönemde SSCB ile ilişkilerini netleştirmek istemiyor, bunun zamanının henüz yetişmediğini düşünüyordu. Yeni Türkiye'yi ve onun lideri Mustafa Kemal Atatürk'ü zor dönemde desteklemiş kuzey komşusu ile genel dostluk ilişkilerini barındıran Türkiye yönetimi riskli adımları ile sebepsiz olarak ilişkileri zorlaştırmak istemiyordu. Fakat İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasından önce Çeçenistan'da Kafkas Müslümanlarının Türkiye'nin korumacılığı altında birleştirilmesi yönünde propaganda yapılıyordu.

Kafkasya'da ve özellikle de Bakü'de aktif istihbarat işini, elbette ki, Almanya'nın da istihbaratı yapıyordu. Zira, IV RSHA (gestapo) idaresinin gelecek başkanı Heinrich Müller (mühendis Krauze adı altında) 17 Ekim 1938 yılında Kruppo Konserni`nin uzmanlarının bünyesinde petrol kentinde provokasyonlar düzenlemek amacıyla "Taşnaksutyun" gizli Ermeni milliyetçi örgütünün üyeleri ve aktivistleri ile Ajan ağını kurmak için Bakü'ye gelmişti. Kafkasya'da Alman istihbaratı ("Abver") de Kafkasyalı muhacirleri kullanarak kendi Ajan ağını genişlendirirdi.

Kafkas mücadelesinde Batı ülkeleri Kuzey Kafkasya Kazaklarının Bolşevik Rusyası'na karşı geleneksel düşmanlık tutumundan da yararlanmaktan çekinmiyordu. Bu bağlamda ünlü albay T.E.Lowrence ile ilgili bir bölüm ilginçtir. 1925-1929 yıllarında Peşever`de ve Karaçi`de olurken albay çevre bölgelerden Sovyetler Birliği yönünde istihbarat işi ile meşgul idi. İngiliz Albay Kafkasya üzerinde korumacılık fikrini ileri sürmüştü. Önceki Don, Kuban, Kalmıkiya, Stavropol, Terek, Kırım, Aşağı Volga beldesi ve Orenburg arazileri İngiltere ile müttefik olan Yeni Donlular Devleti`ni teşkil etmeliydi. Fakat 1935 yılının Mayıs ayında albay Lowrence trafik kazas;nda hayatını olması bu iddialı projeye son verdi.

Genel olarak Sovyet istihbarat birimlerinin etkili karşı-istihbaratı sayesinde ve Batı devletlerinin İkinci Dünya Savaşı sırasında Kafkasya ile ilgili planlarının köklü şekilde değişmesi sonucunda uzağa giden bu planları engellendi.

Prof. Dr. Pervin Darabadi

Kaynaklar

  1. Карл Хаусхофер, Границы в их географическом и политическом значении // О геополитике. - М.: "Мысль", 2001, с. 127.
  2. Лев Соцков. Неизвестный сепаратизм. Из секретных досье разведки. – М.: "Рипол Классик", 2003. - 336 с.
  3. 100 великих военных тайн. - М.: «Вече», 2009. - 810 с.
  4. Ровшан Мустафаев. Танго смерти. - М., 2008, с. 32-33.

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...