THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Türkiye'nin Kafkasya'daki "Jeopolitik Adımları": Gelecekle İlgili Oyun

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Siyaset »»
 5 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
187814
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 24 Temmuz 2014 – Newtimes.az

Büyük Ortadoğu'nun geleceğini belirleyen, eski Sovyet coğrafyasında, özellikle Kafkasya'da jeopolitik değişikliklere doğrudan neden olan temel jeopolitik oyuncular arasında Türkiye diğerlerinden seçiliyor. 1952 yılında Türkiye'nin NATO'ya kabulü ve Türkiye topraklarında Alyans`ın askeri üslerinin kurulması Üçüncü Dünya Savaşı patlak verdiği takdirde SSCB'nin Fars Körfezi'ne ve Ortadoğu'ya doğru ilerlemesini engelleyerek "soğuk savaş" döneminde önemli jeostratejik rol oynadı.

Geçen yüzyılın 90'lı yıllarının başlarında Güney Kafkasya'da siyasi manzaranın değişimi Türkiye'nin siyasi seçkinlerini ülkenin dış politikasında ciddi değişiklikler yapmaya zorladı.

Rusya'nın jeopolitik ortamının dağılması, uluslararası arenada yeni konuşan devletlerin (Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan) oluşması Türkiye'ye Güney Kafkasya ve Orta Asya'da yeni yapılandırılmadan maksimum şekilde yararlanma olanağı verdi. Türkiye aktif şekilde yeni bağımsızlık kazanmış bu ülkelerle ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkilerini geliştirmeye başladı. Bu ülkeler arasında odak Azerbaycan'a ve Orta Asya ülkelerine yöneltildi.

Cari yüzyılda Türkiye özellikle enerji alanında Rusya ve İran'la ilişkilerini yoğunlaştırmak hattını elde bayrak ederek kendi dış politikasını "Kafkasya-Hazar yönünde" düzeltmeye gayret ediyor. Sadece bir gerçeği belirtmek yeterlidir ki, Rusya Türkiye'nin doğal gaza olan ihtiyacının %60`dan fazlasını ödüyor. Ayrıca, ABD'nin aracılığı ile Ermenistan'la ilişkilerini düzeltmeye çalışan Türkiye Rusya'nın bölgedeki çıkarlarını da dikkate alarak Güney Kafkasya'da yaşanan jeopolitik süreçlerde daha aktif rol oynamaya çalışıyor. Son yıllarda Türkiye'nin dış politikasında bölgenin jeopolitik biçimlenmesini önemli derecede etkileyebilen yeni eğilimler ortaya çıkmıştır. Son yıllarda görülen Türkiye'nin İran'la yakınlaşması ve Türk-Rus ilişkilerinin feallaşması eğilimleri buna kanıt olabilir.

Böylece, Türkiye'nin Güney Kafkasya'daki politikası küreselleşme sorunu, ayrıca "dünya düzeninin" değişmesi ile sıkı sıkıya bağlıdır. Türkiye'nin bölgedeki çıkarları Güney Kafkasya ülkeleri ile birlikte, dünyanın hakim güçleri, özellikle ABD ve Rusya'nın çıkarları ile çatışmaktadır. Siyasi alyansların yapılandırması uluslararası ilişkilerin katılımcılarının ekonomik çıkarları ile sıkı sıkıya bağlıdır. Güney Kafkasya'daki jeopolitik oyunda yer dolaylı olarak Türkiye'yi Gürcistan ve Azerbaycan'daki etnik-siyasi çatışmalara çekiyor. Türkiye'nin bu bölgedeki stratejik ortağı etnik açıdan yakın Azərbaycandır, fakat Rusya ile ekonomik ilişkilerin ölçeği ülke için yeterince önemlidir ve önemli olmaya devam etmektedir. Komşu ülkeler arasında sadece Ermenistan'ın Türkiye ile diplomatik ilişkileri yoktur.

Aynı zamanda belirtmek gerekir ki, genel olarak İran gibi Türkiye'de şu anda Güney Kafkasya'daki egemenliğini gerçekleştirmek ve Rusya ve Batı`yı bölgeden sıkıştırıp çıkarmak için askeri-siyasi ve ekonomik imkanlara sahip değildir.

Sabina Garaşova (PhD)

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti
10 Eylül 2020 Anadolu Ajansı

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz siyaseti

Dünya barışı kavramının uluslararası arenadaki mevcut kargaşa içerisinde unutulduğunu ve yerini ne olursa olsun kazanma hırsının aldığını müşahede ediyoruz.

Daha...
Eşk olsun Azerbaycan…
06 Eylül 2020 Gözlem

Eşk olsun Azerbaycan…

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in sözleri, yaşamakta olduğumuz bu zor günlerde, yüreğimize su serpti.

Daha...