THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Türkiye - Ermenistan Protokolleri: Ermenistan'ın Gerçekleşmeyen Rüyası

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Siyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
13894
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 31 Ekim 2013 – Newtimes.az

Türkiye ile Ermenistan arasında 10 Kasım 2009 tarihinde Zürih'te imzalanan protokoller iki ülke arasındaki ilişkilerin kurulması ve geliştirilmesi açısından yeni fırsat ortaya çıkarsa da, Ermenistan'ın protokoller konusunda Anayasa Mahkemesi’nden görüş alması, Parlamentoda onaylamaması bu fırsatı değerlendirmeye imkan vermedi. Son zamanlarda bu konu yeniden gündeme getiriliyor, Türkiye ve Ermenistan yetkilileri protokollerle ilgili çeşitli nitelikli açıklamalar veriyorlar.

Türkiye Dışişleri Başkanı Ahmet Davutoğlu cari yılın 10 Ekim tarihinde İsviçre'ye yolculuk ederken, Türkiye - Ermenistan ilişkilerinin kurulması için meseleye "yaratıcı tutum" sergilenmesinin gerekliliğini bildirmiştir. Davutoğlu "Biz Türkiye - Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesine önem veriyoruz. Ama bunun için Güney Kafkasya'daki sorunların, aynı zamanda Dağlık Karabağ çatışmasının çözülmesi gerekiyor. Karabağ çatışması Ermenistan işgalinin bitmesiyle sonuçlanmalidir"[i] şeklinde konuşmuştur.

Ermenistan Dışişleri Sözcüsü Tigran Balayan Davutoğlu'nun açıklamasını yorumlarken, "Protokollerin imzalanmasından dört yıl geçti ve bu dört yılda biz Türkiye'den "yaratıcı tutum" ile ilgili eski şarkıyı duyuyoruz"[ii] diye görüş bildirmiştir.

Ermenistan Parlamentosu Başkanı Ovik Abramyan 15 Ekim 2013 tarihinde Avrupa Parlamentosu'nda düzenlenen Avrupa Ermenilerinin III Kurultayı'nda meseleye münasebet bildirirken, görüşlerini bu şekilde beyan etmiştir: "Acı tarihi hatıralara rağmen, Ermenistan komşu Türkiye ile ilişkileri ön koşulsuz olarak normalleştirmeye teşebbüs gösterdi. Ermenistan bu adımı atarken, diaspora tarafından ve ülke genelinde eleştirilere maruz kaldı... Sonuçta Ermenistan Avrupa ile doğrudan köprü kurmak imkanından mahrum oldu. Öyle görünüyor ki, bu, Azerbaycan'ın baskıları sonucu oldu"[iii].

Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan protokollerin yeniden gündeme getirilmesi bazı çevreler tarafından Ermenistan'ın Gümrük Birliği'ne üyelikle ilgili kararından sonra Batı'yla da ilişkilerini düzeltme isteği olarak değerlendiriliyor. Fakat bazı çevreler bunun her yıl protokollerin imzalandığı tarih arifesinde geleneksel tartışma konusu olduğunu belirtmektedirler. Son zamanlarda Türkiye - Ermenistan ilişkileri değerlendirilirken, anlaşılmaktadır ki, şimdilik protokollerin onaylanması meselesi iki ülke arasında tartışma konusu değildir.

Türkiye ve Azerbaycan basınında Türkiye - Ermenistan ilişkileri, özellikle de protokollerin yeniden gündeme getirileceği konusunda haberlerin yarattığı manzara aslında daha karmaşıktır. Soruna ilişkin "at bakışı" (Arabaya koşulan atın gözlerine gön veya deriden kılıf bağlanıyor ve at sağı - solu değil, sadece gittiği yolu görüyor) bizi doğru sonuçlara götürmez.

1990'lı yılların başlarından itibaren bölgede oluşan jeopolitik durum son zamanlarda ciddi şekilde değişmiştir. Rusya'nın Gürcistan'a karşı askeri operasyonlara başlayarak, Abhazya ve Güney Osetya'nın bağımsızlığını tanıması ve kıtadan kenar devletlerin de bu sürece katılması, Türkiye'nin Ermenistan'la dondurulmuş ilişkilerini "futbol diplomasisi" ile yeniden canlandırmaya çalışması, Ermenistan'ın Rusya tarafından oluşturulan Gümrük Birliği ve Avrasya Birliği'ne üye olmaya onay vermesi, kanımızca, bölgenin siyasi dengesini ciddi şekilde değişmiştir.

Türkiye ve Ermenistan arasındaki protokollerde Azerbaycan'ın işgal edilmiş bölgelerin dikkate alınıp alınmadığı tartışma konusu olmaya devam ediyor. Türkiye ve Ermenistan yetkililerinin konu ile ilgili verdiği demeçler birbiri ile çelişmektedir. Ermenistan yönetimi iki ülke arasındaki ilişkilerin kurulması sürecinde Dağlık Karabağ sorununun yer almadığını belirtiyor. Türkiye yetkilileri ise bu sorunun çözülmemesi halinde, ilişkilerin geliştirilmesinin ve sınır kapısının açılmasının mümkün olmadığını özellikle vurguluyorlar. Türkiye'nin Ermenistan’la yakınlaşması Azerbaycan'ı rahatsız etmiş, bu ülkeye karşı en yüksek düzeyde itiraz ve istek bildirilmiş, sonuçta Türkiye'nin Başbakanı ve Cumhurbaşkanı Azerbaycan'ın çıkarlarının özellikle dikkate alındığını kayıt ettikten sonra iki ülke arasındaki gerilim azalmıştır.

Geniş anlamda bu sürecin analizi şunları göstermektedir:

- Son zamanlarda Türkiye'nin dış politika hattında gerçekleşen temel değişiklikler şunu gösteriyor ki, bu ülkenin bölgede kendi çıkarları (ABD ve AB'nin baskılarından kurtulmak) vardır;

- ABD ve AB Türkiye'nin Ermenistan'la sınırları açması ve diplomatik ilişkiler kurması için bu ülkeye baskı yapıyorlar;

- AKP Hükümetinin bu konuda kendi düşünceleri vardır ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun "komşularla sıfır sorun" politikası iflas etmiştir. Ülkenin birlik ve beraberliğini, milli güvenlik kavramını ciddi şekilde zedeleme ihtimali olan PKK taleplerinin "demokratik açılım" adı altında siyasi düzlemde tartışmaya çıkarılması bu iddiayı doğrulayan mahiyettedir.

Türkiye ve Ermenistan'ın imzaladığı protokollerde "Dağlık Karabağ" ifadesi yoktur. Türkiye Büyük Millet Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Hasan Murat Mercan görüşlerini şöyle açıklıyor: "Her iki protokolde Azerbaycan - Türkiye, Azerbaycan - Ermenistan konusuna herhangi bir atıf yoktur. Bizim arzumuz bu protokoller yürürlüğe girdiği tarihten önce Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin belli noktaya gelmesi ve özellikle Dağlık Karabağ ve işgal edilmiş Azerbaycan toprakları ile ilgili sorunun çözümlenmesidir". Burada asıl gerçek ortaya çıkıyor: yani Azerbaycan’ın kendisinin Ermenistan'la sorunlarını çözmesi gerekiyor. İkili görüşmelerde zaten Dağlık Karabağ sorunu müzakere edilmiyor. Eğer Azerbaycan bu sorunu çözerse, Türkiye bunu kendi zaferi gibi kamuoyunun dikkatine sunabilir.

Esas mesele bu protokollerin her iki ülkenin parlamentosunda onaylanmasıdır. Bu amaçla protokoller imzalandıktan sonra Dışişleri Bakanı siyasi partilerle tartışmaya başlamış ve onlardan destek almaya çalışmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi bu görüşmeden imtina etmiştir. Diğer partiler net şekilde AKP'nin meclise getireceği protokollere destek vermeyeceklerini bildirmişlerdir. AKP için zor olsa da, onun bu protokolleri Meclis'te onaylama olanakları halen tükenmemiştir. Ancak parti genelinde ciddi bir parçalanma olursa, protokoller onaylanmayabilir. Hükümet TBMM'de temsil olunan siyasi partilerle protokolleri müzakere etmiştir. Ancak protokollerin yeniden Meclisin gündemine gelmesi ihtimali zayıftır.

Ermenistan Cumhurbaşkanı da protokollerin parlamentoda onaylanması için siyasi parti ve medya yöneticilerini ayrı-ayrı kabul etmiştir. Sarkisyan onlardan destek almaya çalışsa da, istediğine ulaşamamıştır. Başta Taşnaksütun Partisi olmak üzere diğer muhalif partiler bu protokollere karşı ciddi mücadele veriyor ve protokollerde Ermenistan'ın ulusal çıkarlarının korunmadığını iddia ediyorlar. Taşnaksütun Partisi artık sadece Dışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan değil, Serj Sarkisyan'ın da istifa etmesini talep ediyor. Hakim partinin Parlamentoda çokluğa sahip olmasına rağmen, Sarkisyan protokolleri Parlamentoda onaylatmaya çalışacağı halde ciddi sorunlarla karşılaşabilir.

Ovik Abramyan’ın kaydettiği gibi, "Sonuçta Ermenistan Avrupa ile doğrudan köprü kurmak imkanından mahrum kalsa" da, Ermenistan'ın Türkiye ile ilişkilerini düzeltmek için hiçbir adım atmadığını, sözde Ermeni "soykırımı" propagandasından vaz geçmediğini, Dağlık Karabağ çatışmasının çözülmesi için yapıcı tutum sergilemediğini söylemek mümkündür. Aksine, Ermenistan sözde Ermeni "soykırımı"nın önümüzdeki 100. yıldönümünde uluslararası propaganda faaliyetini genişletiyor. Ayrıca Ermeni diaspora kuruluşları da Türkiye'ye karşı politikasına devam ediyor.

Azerbaycan olayların son gelişme dinamiği ile ilgili resmi görüş bildirmese de, kamuoyunda hala bazı endişeler kalmaktadır. Fakat Türkiye de iyi biliyor ki, DK sorunu çözülmeden Ermenistan'la sınırlarını açamaz, çünkü yoksa bu adım kardeşlik ilişkilerine gölge düşürür.

Dr. Hatem Cabbarlı


[i] Для армяно-турецкой нормализации должен быть решен карабахский конфликт - МИД Турции www.regnum.ru/news/fd-abroad/armenia/1718567.html, 11.10.2013.

[ii] Анкара пытается завуалировать торпедирование армяно-турецкой нормализации - МИД Армении www.regnum.ru/news/fd-abroad/armenia/1718795.html, 11.10.2013.

[iii] Овик Абрамян: Отказ Турции от нормализации отношений лишил Армению непосредственных мостов с Европой www.regnum.ru/news/fd-abroad/armenia/1720472.html, 16.10.2013.

Benzer Makaleler

İlişkili bölümler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...