THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Eş Başkanların Dağlık Karabağ Açıklaması

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Siyaset »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
9378
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 21 Haziran 2013 – Newtimes.az

Kuzey İrlanda'nın Lough Erne sayfiye beldesinde düzenlenen son "G-8" zirvesinde AGİT Minsk Grubu’nun eş başkan ülkelerinin devlet başkanları Dağlık Karabağ çatışmasıyla ilgili geleneksel açıklamalarını yapmıştır. Bildiride Dağlık Karabağ çatışmasının halen çözümlenmemesinden ve tarafların karşılıklı tavizler vermek yerine tek taraflı kazançlar elde etmek istemesinden duyulan rahatsızlık ifade edilmiştir.

Minsk Grubu eş başkan ülkelerinin, çatışmanın çözümünde arabuluculuk görevini sürdürmeye kararlı olduğu bildirinin ruhundan belli oluyor. Onlar, taraflara, eş başkan ülkelerin son 4 yılda yaptıklarını takdir etme ve verdikleri önerilere uyma çağrısında bulunmuştur.

Bildiride çatışmanın savaş yoluyla çözülmesine diplomatik şekilde karşı çıkılmıştır. Savaşın başlaması durumunda tarafların maddi, teknik, mali kayıplar ve insan kaybı ile karşı karşıya kalacağı, mültecilerin sayısının artacağı özellikle vurgulandı.

Eş başkan devletler savaşın başlaması durumunda tarafların sosyal, ekonomik, demografik ve mali sorunlar yaşayacağını öne sürüyor. Bunu bilmek için bir büyük devletin başkanı olmaya gerek yok. Eş başkan devletler Ermenistan'ın "bataklığa saplanan" ekonomisinin, demografisinin ve sosyal koşullarının kısa süreli bir savaşın bile üstesinden gelemeyeceğini biliyor. Azerbaycan'ı savaş açmaktan alıkoymaya çalışıyorlar. Rusya'nın Gürcistan'a bir haftalık askeri müdahalesi sırasında Ermenistan'da toplam 8-10 günlük buğday rezervinin kaldığını ve ciddi enerji sorunlarının olduğunu eş başkan devletler iyi biliyordu.

Savaşın başlamasını istemeyen Minsk Grubu’nun eş başkan ülkeleri arabuluculuk görevini tarafsız şekilde yerine getirmelidir. Azerbaycan toprakları Ermenistan tarafından işgal edilmiştir ve bu işgale son vermek Azerbaycan'ın egemenlik hakkıdır.

Minsk Grubu eş başkan devletlerinin üçü de BM Güvenlik Konseyi üyesidir. Güvenlik Konseyi'nin Dağlık Karabağ ile ilgili kabul ettiği dört kararın yerine getirilmesinde sorumlu olan bu devletler nedense Ermenistan'dan bunu talep etmiyor.

Dünya silah ticaretinde ilk ondaki devletlerin ilk beşinin Güvenlik Konseyi'nin üyesi olması da başka bir tezattır. Minsk Grubu eş başkanı Rusya, son 20 yılda Ermenistan'a karşılıksız olarak yaklaşık 2 milyar dolarlık silah vermiştir. ABD dünyada suçluları cezalandıran bir "adalet simgesi" imgesini oluşturmaya çalışsa da, son 20 yılda işgalci Ermenistan'a yüz milyonlarca dolar mali yardımda bulunmuştur. Buna paralel olarak, sözde rejime de her yıl devlet bütçesinden milyonlarca dolar yardım ayırıyor. Fransa Ermenistan ile siyasi, ekonomik ve askeri iş birliğini genişletiyor. Fransa eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin dediği gibi, Fransa Ermenistan'ı "kız kardeşi" olarak görüyor ve haliyle, "kız kardeşinin namusunu" korumaya çalışıyor.

Demokratik değerlerin, insan hak ve özgürlüklerinin savunucusu olduklarını iddia eden eş başkan devletler, Azerbaycan'ın meşru talepleri gündeme geldiğinde savaşın olanaksızlığından bahsetmekte, "barış güvercini" rolünü oynamaktadır. Kendi stratejik, politik ve ekonomik çıkarlarını korumak için ise, sınırlarından binlerce kilometre uzakta, hatta tamamen başka bir kıtada bulunan devletleri bombalamaktan bile çekinmiyorlar.

Irak ve Afganistan'ı hedef alan büyük devletler, bu ülkeleri diktatörlükten kurtararak demokrasiyi, insan haklarını, adaleti yeniden sağlayacaklarını iddia etse de, bu ülkelere yapılan askeri müdahalelerden sonra öldürülen sivil insanların sayısı "diktatörler" döneminde öldürülenlerden daha fazladır. Suriye'nin içişlerine müdahale ederek, ülkedeki hoşnutsuzluğu iç savaşa dönüştüren bu devletler, "özgürlük ordusu" olarak adlandırdıkları terörist gruplara silah ve mali kaynak sağlıyor. Düne kadar, uluslararası terörizme karşı tüm cephelerde mücadele verdiklerini iddia eden bu devletler, Suriye'de Beşar Esad rejimini devirmek için uluslararası terörist gruplarla memnuniyetle iş birliği yapıyor.

Nükleer silaha sahip olma hakkını kendi tekelinde tutmaya çalışan Güvenlik Konseyi'nin bazı üyeleri, nükleer programını geliştiren İran'a karşı siyasi ve ekonomik yaptırımlar uyguluyor, onu terörizme destek vermekle suçluyorlar. Oysa bu yaptırımlar ilk olarak, Azerbaycan topraklarını işgal eden Ermenistan'a ve sözde rejime karşı uygulanmalıdır. Güvenlik Konseyi’ne üye devletler ve Minsk Grubu eş başkanları o zaman sessiz kalmayı tercih ediyor. Bu oldukça düşündürücüdür.

Eş başkan ülkelerin bildirisi, bundan önceki açıklamalar gibi hukuken hiçbir sonuç doğurmayacaktır. Bildiride asıl ilgi çeken husus, tarafların çatışmanın askeri yolla çözümlenmesi seçeneğinden uzaklaştırılmasıdır. Azerbaycan'ın askeri potansiyelini artırmaya, ordusunu yeni ve son teknolojilerle üretilmiş silahlarla sağlamaya çalıştığı bir dönemde eş başkan ülkelerin bu bildirisi, dikkatten kaçırılmamalıdır.

Dr. Hatem Cabbarlı

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...