THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

"Reina" Teröründen Sonra: Jeosiyaset ve Yeni Güvenlik Riskleri

"Reina" Teröründen Sonra: Jeosiyaset ve Yeni Güvenlik Riskleri
16 Ocak 2017

İstanbul'da yılbaşı gecesi meydana gelen terör olayı farklı düzeylerde tepki doğurdu. Siyasiler ve uzmanlar bunun ciddi jeopolitik etkisinin olduğunu vurguluyor, özellikle Ortadoğu'da büyük devletlerin nüfuz uğruna savaşının prensipte farklı seviyeye yükselebileceğini tahmin ediyorlar. Burada yeni jeopolitik yapılandırmaların oluşması da muhtemeldir. Rusya ve Türkiye'nin Suriye konusunda ortak hareket etmesi onun ilk belirtilerinden sayılabilir. Fakat mesele bununla sınırlı değildir. ABD, İsrail, AB ülkeleri ve Ortadoğu'nun bazı büyük devletlerin etkinliği artırması gözlenilendir. Bunların arka fonunda Ortadoğu'nun coğrafi sınırlarına yakın olan bölgelerde de terör dalgasının oluşması ihtimalinden bahsediliyor. Onun bölgesel ve küresel güvenliğe etkisi meselesi yeterince ilginç görünüyor.

ABD: Aracı mı Yıkıcı mı?

ABD: Aracı mı Yıkıcı mı?
21 Aralık 2016

Amerika SSCB'nin çöküşünden sonra tek kutuplu dünyanın hakimi niteliğindedir. Elbette, şimdilik bu devletin ekonomik, siyasi ve askeri gücüne ulaşan başka bir devlet yok. ABD'nin 2017 yılı askeri bütçesi 582.7 milyar dolardır ki, bu da G-8 devletlerinin tamamının askeri bütçesinden fazladır[i]. Muhtemeldir ki, ABD uluslararası terörizmle mücadele için askeri bütçesini biraz daha artırabilir.

IŞİD`in Yeni Tehdidi: Kaosu Büyütme Planı

IŞİD`in Yeni Tehdidi: Kaosu Büyütme Planı
01 Aralık 2016

Musul`a saldırının sınırları genişledikçe terör kendi acımasız yüzünü daha da güçlü şekilde göstermeye başlar. IŞİD ise sıradab insanlarda korku yaratmakta, onları ölümle tehdit etmekte devam ediyor. Bu terör örgütünün lideri son ses yazısında Ortadoğu'nun bazı ülkelerine karşı yeni bir savaşa çağırdı. IŞİD`in başına bombalar yağdıranlar bir tarafta kalmış, o kanlı ellerini yine Müslüman ülkelerine doğru yöneltmeye çalışıyor. Defalarca tekrar olunan bu gibi çelişkili süreçler jeopolitik bağlamda bir takım sorular doğuruyor. IŞİD kimdir? O, hangi güçlerle mücadele ediyor? Kimlere hizmet ediyor? Bu tip sorulara cevap vermek zordur. Görünen o ki, IŞİD Müslüman coğrafyasında kaosu güçlendirmek, yeni kanlar dökmek niyetindedir. Yine de ancak Müslümanların kanı akıtılıyor. Ne zamana kadar?

Uluslararası Hukuk Unutulursa veya "Ne Dökersen Aşına, O da Çıkar Kaşığına"

Uluslararası Hukuk Unutulursa veya "Ne Dökersen Aşına, O da Çıkar Kaşığına"
11 Kasım 2016

21`inci yüzyılın başlarında modern uluslararası ilişkiler sistemi oldukça gergin aşamaya ayak bastı. Sistemin şekillenmesinde önemli bir rol oynamış faktörler küresel ve lokal nitelikte ciddi tehditlerin etkisine maruz kalıyor. Bu tehditlerin bazıları sistemdeki lider güçler tarafından suni olarak yaratılır, diğerleri ise adil dünya düzenine aykırı davranışların sonucu olarak ortaya çıkar. Artık şimdiden açıkça görülüyor ki, uluslararası ilişkiler sistemi ya kendisinin beyan ettiği kurallara uyarak bu tehditlere karşı mücadelede başarılı olacak, ya da bu tehditler karşısında yenilgiye uğrayacak. Bu ise yeni temel prensipleri ortaya çıkmasına ve bir bütün olarak sistemin değişmesine neden olacak. Ne yazık ki, günümüzde sistem karşısındaki tehditlerin ortadan kaldırılması yönünde şimdilik gerçekçi adımlar atılmıyor.

Dünya Siyasetinde Sorumsuzluk ve Dağlık Karabağ Çatışmasının Gerçekleri

Dünya Siyasetinde Sorumsuzluk ve Dağlık Karabağ Çatışmasının Gerçekleri
10 Kasım 2016

Dünyada bugünkü durumun giderilmesi için öncelikle onun varoluş nedenleri tahlil edilmeli ve uygun sonuçlar çıkarılmalıdır. Bunu kim etmelidir? Mevcut durumun oluşmasındaki sorumluluğu kim kendi üzerine almalıdır? Yirmi beş yıl önce SSCB ve Varşova Paktı Örgütü`nün çökmesiyle tek kutuplu dünya sistemi şekillendi. Soğuk savaşı kazanan Batı egemen güce dönüştü. Fakat sonraki yıllarda meydana gelen olaylar bu egemenliğin dünya için olumlu etkene dönüşmediğini, barış ve istikrarsızlığı sağlayacak yeni fikirler ortaya çıkarmadığını gösterdi. Jeostratejik çıkarların gerçekleştirilmesi amacıyla, farklı düşünceler üzerinde total kontrol eğilimleri hakim konumda kaldı. Bunun için demokrasi ve insan hakları yumuşak etki aracı olarak şekillendirildi. Yapay olarak yaratılmış toprak anlaşmazlıkları ek baskı mekanizmasına dönüştü. Çeşitli çıkarlar açısından hatta terörizm bile desteklendi. Post-Sovyet mekânı, Ortadoğu gibi bölgeler yeni tehlikeli teorilerin deneme meydanına dönüştü.

ABD'de seçimler: Çelişkiler ve Sistem Hataları Fonunda

ABD'de seçimler: Çelişkiler ve Sistem Hataları Fonunda
04 Kasım 2016

Amerikan toplumu başkanlık seçimi maratonundan iyice çalkalanıyor. Toplam iki adayın mücadele içinde olmasına rağmen, ortaya o kadar utanç verici anlar çıkmış ki, hatta ülkenin imajı şüphe altına alınmış. Esasen Cumhuriyetçi Donald Trump`la bağlı ilginç olgular açıklanıyor. Bunun arka fonunda ise Hillary Clinton taraftarları bazı durumlarda seçmenlere garip ve ahlaksız tekliflerde bulunuyorlar. Böyle bir izlenim oluşuyor ki, Amerika'da seçim propagandası çok kusurlu gidiyor. Uzmanlar, aynı zamanda, ülke mevzuatındaki kusurlara da dikkat yöneltiryorlar. Onlar bu eksikliklerin yüzyıllardır var olduğunu, hiç kimsenin de onları güncellemek istemediğini vurguluyor. Fakat Washington başka devletlere seçimle ilgili eleştiriler ünvanlıyor, onları yaptırımlarla tehdit ediyor. Bu çelişkili durum ABD'nin kendisinin imajına ciddi darbe vuruyor. Artık ona güven kaybolmuş. Tüm bu gerçeklerin fonunda bu seneki seçim demokrasi bağlamında yeterince çelişkili izlenim oluşturuyor.

Avrupa Birliği'nde Göçmenler Sorunu ve Radikal Sağ Partiler İçin Yeni İmkanlar

Avrupa Birliği'nde Göçmenler Sorunu ve Radikal Sağ Partiler İçin Yeni İmkanlar
20 Ekim 2016

2011 yılından itibaren, önceleri özellikle Afrika'dan olan mülteciler Avrupa ülkelerine göç etmeye başladılar. Suriye çatışması sonucu kendi yaşadıkları toprakları terk eden insanların çoğu ise Türkiye'de yerleşti. Dolayısıyla, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri için bu dönemde mülteciler sorunu önem arz etmiyordu. Ama 2014 yılından itibaren, Suriye'de askeri çatışmanın tutuşması ve özellikle IŞİD terör yapılanmasının sivil halka karşı işlediği katliamlar sonucunda mülteci akını çoğalmaya başladı. Kendi kalıcı yerleşim yerlerini terk etmiş bu mültecilerin büyük çoğunluğunun temel amacı son yerleşim birimi gibi Batı Avrupa'nın gelişmiş ülkelerinde yerleşmek idi. Böylece, dünyanın çeşitli ülkeleri arasında yaşanan anlaşmazlıkların ve onların doğurduğu mülteciler sorunlarının çözümü için daha önce bir tür aracı rolünde görev yapan Avrupa Birliği artık mülteciler sorunu yaşanan tarafa dönüştü.

Rusya Reformlar Yolunda: Uzmanların Tehlike Çanları

Rusya Reformlar Yolunda: Uzmanların Tehlike Çanları
11 Ekim 2016

Soçi'de düzenlenen Uluslararası Yatırım Forumu'nda Rusya yetkilileri düşündürücü fikirler ifade ettiler. Başbakan, "Sberbank"ın Başkanı, eski Maliye Bakanı gibi üst düzey uzmanlar ülkenin yönetim sisteminde reformların yapılmasının hayati önemli mesele olduğunu vurguladılar, aksi takdirde, ülkeyi ciddi sorunların beklediğini bildirdiler. Dmitri Medvedev, German Gref, Aleksey Kudrin yukarıda açıklanan tahmini verirken somut olgulara dayandılar. Sorunun kökeninde Rusya'da eski yönetim felsefesinin ve mekanizmalarının durduğu gösterildi. Böyle bir kanıya varıldı ki, yakın zamanlarda reformlar yapılmazsa, 2017 yılında onu gerçekleştirmek daha zor olacak, iki yıl sonra ise "şok durumu" ortaya çıkabilir. Burada daha çok vurgulanan olgu ülkenin rezerv fonunun azalmasıdır. Ancak Rusya büyük devlettir ve burada yaşanan sarsıntılar geniş bir alanda kriz yaratabilir. Bu husus üzerinde düşünmek yararlı olabilirdi.

John Kerry`nin Dağlık Karabağ'la İlgili "Vasiyetnamesi"

John Kerry`nin Dağlık Karabağ'la İlgili "Vasiyetnamesi"
06 Ekim 2016

Birkaç gün önce dünyanın en güçlü devleti, Dünya'da yaşanan tüm konularda şu veya bu şekilde taraf olan, yaşanan tüm gelişmelere karışan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry Aspen Enstitüsü ve "Atlantic" yayınının düzenlediği "2016 yılı Washington Düşünceler Forumu"nda bir konuşma yaparak uluslararası ilişkiler sisteminde yaşanan süreçler hakkında fikirler seslendirdi. İran, Suriye, Afganistan, Ukrayna, Güney Çin Denizi ve diğer "sıcak noktalar"a dair ABD'nin tutumunu kitleye ulaştıran Kerri "dondurulmuş çatışma"lara da değindi ve Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ çatışmasının çözümü perspektifleri ile ilgili görüş bildirdi.

AGİT`in Güney Kafkasya ülkelerindeki temsilcilerine verilen değer hangi kıstaslara dayanıyor

AGİT`in Güney Kafkasya ülkelerindeki temsilcilerine verilen değer hangi kıstaslara dayanıyor
04 Ekim 2016

Bilindiği gibi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü 1975 yılında istişare adı altında kurulmuştur. Örgütün temel amacı Avrupa kıtasında güvenlik ve işbirliği sorunların çözümü yönünde çalışma olmuştur. Yani esas faaliyet alanı Avrupa'dır. Sonradan birkaç Asya ülkesi de örgüte dahil edilmiştir. Fakat kurulduğu ilk günden Avrupa'da bulunmayan iki devlet - ABD ve Kanada da burda temsil olunuyor. Örgütün etkinliğini izlerken onun çalışma mekanizması ile ilgili ilginç bir husus dikkati çekmektedir. Zira, bu kurumun öncelikli ilan ettiği demokrasi, insan hakları, seçim şeffaflığı ile ilgili konularda uygulanan talepler sadece Avrasya ülkelerine aittir. Tesadüfi deyil ki, bu coğrafiyada tüm düzeylerde gerçekleşen seçimlerde esas denetleyici rolünde olan AGİT gözlem misyonlarını ABD'de mevzuat uyarınca seçim bölgelerinin etrafına dahi bırakmıyorlar. Yahut AGİT'in yıllık raporlarında hiçbir zaman okyanus ötesi ülkelerde insan hakları, sivil toplum ile ilgili sorunların yansımasına tanık olmak mümkün değildir.

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

An 'unfrozen' conflict in Nagorno-Karabakh
26 Ağustos 2016 The Washington Times

An 'unfrozen' conflict in Nagorno-Karabakh

Without clarity by the West, another war in the Caucasus is inevitable

Daha...
Mehmetçik Suriye'de
25 Ağustos 2016 Milliyet

Mehmetçik Suriye'de

Mehmetçik komşu ülkenin kuzeyindeki topraklara ayak bastı...

Daha...

Dünya Kentleri