THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

John Bolton'un Z gezisi: Ukrayna-Moldova-Belarus-Polonya seçiminin jeopolitik nedenleri

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası teşkilatlar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
3881
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 2 Eylül 2019 – Newtimes.az

ABD Başkanı Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'un Ukrayna, Moldova, Belarus ve Polonya gezisinin şeması görünüm ve şekil olarak Z harfina benziyor. Bu nedenle bazı analistler şu hususu Zorro filmleriyle de ilişkilendiriyorlar. Yani Amerikalı yetkili, söz konusu ziyareti sırasında mecaz anlamda bir Zorro damgası vurdu. Fakat bu söylenenler dışarıdan bakıldığında böyle görünebilir. Müzakerelerin asıl içeriğinin analizi Bolton'un umduğu şekilde görüşmeler gerçekleştiremediğini ortaya koymaktadır. Bolton, özellikle Minsk'te hayal kırıklığı yaşadı. Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko'yla neredeyse hiçbir konuda mutabakat sağlanamadı. Kiev ve Kişinev'de ise bir hayli derecede ortak tutum oluşturuldu. Bunun yanı sıra John Bolton, Varşova'da Ukrayna, Belarus ve Polonyalı temsilcilerle tekrar bir araya gelip bölgesel güvenlik konularını görüştü. Polonya'daki görüşmelerin Ukrayna-Moldova-Belarus müzakerelerinin bir bakıma devamı nitelikte olduğu anlaşılıyor. Bu hususlar bağlamında Bolton'un Doğu Avrupa ülkelerine ziyaretini jeopolitik acıdan değerlendirmeye karar verdik.

Güvenlik ve jeopolitik çıkarlar: Washington, ortaklarından ne talep ediyor?

ABD Başkanı Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'un Ukrayna, Moldova, Belarus ve Polonya ziyaretiyle ilgili çeşitli söylemler yer almaktaydı. Söz konusu ziyaretin perde arkasındaki hususları belirlemeye çalışan politika uzmanları çeşitli argümanlarda bulunuyorlardı. Fakat analistlerin, Bolton'un ciddi hedeflerinin olduğu yönünde görüş birliği sergiledikleri hissedilmekteydi. Benzer bir gelişmenin Beyaz Saray temsilcisinin Güney Kafkasya ülkelerine ziyareti sırasında da yaşandığını hatırlatmak gerekir. Peki beklentiler doğrulandı mı? Bolton, nasıl bir sürpriz yaptı?

Garip bir şekilde bu soruya hâlâ cevap bulunamadı. Çünkü yapılan görüşmelerle ilgili sürpriz veya çarpıcı nitelikte bir bilgiye rastlanamıyor. Bolton kendisi de mütevazı ifadelerle yetiniyor. Peki, gerçekte neler yaşandı? Bolton, bu ziyareti boşuna mı gerçekteştirdi?

Genellikle bu tür konularda dikkatli olmak gerekir. Çünkü kesin bir söylemde bulunmak risk içeriyor. Fakat ziyaretin içeriği ve amacı konusunda genel tezler ifade etmek mümkündür. Bolton'un ziyaret tarihinin sıradan bir gün olarak seçilmediği açık şekilde hissedilmektedir. G7 Zirvesi'nde de başlıca konulardan birisini Ukrayna meselesi oluşturuyordu. Zirvede Fransa ve Almanya'nın, Normandiya formatı kapsamında görüşme organize etmesi kararlaştırıldı. Amerika'nın bu sürecin neresinde yer aldığı bilinmiyor. Bu gelişmenin Washington için önemini idrak etmek için Amerika ve Avrupa Birliği arasında güvenlik alanında görüş ayrılığının olduğunu kaydetmek lazım.

Diğer yönden G7 için Çin konusu da güncel önem arz ediyor. Özellikle büyük devletler ABD ve Çin arasında yaşanan ticaret tartışmalarından duydukları rahatsızlıkları dile getiriyorlar. Net söylersek, Ukrayna meselesi Washington için gerek jeopolitik nüfuz, gerekse de Çin'le ticaret savaşının yürütülmesi açısından önem taşır. Bolton, şu iki hususu Kiev'de Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenski ile görüşmede ele aldı.

Washington, doğal olarak Normandiya dörtlüsü formatında yer almak için çaba gösteriyor. Beyaz Saray, Fransa ve Almanya'yı kendisinin temsilcileri olarak düşünmüyor. ABD, Paris ve Berlin'in, kendi çıkarlarının peşinde olduğunu iyi biliyor. Amerika, bu formatta yer almasına ilişkin dileğini az önce dile getirdi. Şimdi ise bunun için şansını deneyebilir. Konu sadece Fransa ve Almanya'yla ilgili değildir. Örneğin, Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski Rus meslektaşı ile sonbaharda Normandiya formatı çerçevesinde bir araya gelip Ukrayna'nın sınırları çerçevesinde savaşa son verilmesi yönünde görüşmeler gerçekleştirecek. Elbet Washington'un, bu gelişmelerin hangi şartlar doğrultusunda yapılacağını bilmesi gerekir. Ukrayna ve Rusya arasında mutabakat sağlanması durumunda Batı'nın jeopolitik kazanımları ne olabilir?

Bütün bu hususlar garip bir şekilde Çin meselesiyle ilişkilendiriliyor. Çünkü Pekin, zamanla Ukrayna ekonomisine daha fazla yatırım yapmaya başlıyor. Bu süreç Çin'in girişimcisi olduğu "Bir Kuşak, Bir Yol" projesi çerçevesinde ivme kazanabilir. Ayrıca Çinli bir havacılık endüstrisi yatırım şirketi Ukraynalı uçak motoru devi Motor Sich'in hisselerinin yüzde 50'den fazlasını aldı. Motor Sich şirketinin Çin'in tekeline geçmesi durumunda bunun sonucu ne olabilir? Elbet meselenin sadece bir fabrikayla sınırlı kalmadığını da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu durumda süreci tümüyle değerlendirmek lazım. Çünkü durum küresel çapta ABD-Çin mücadelesiyle ilgilidir.

Böylece Washington, Ukrayna'da belirli jeopolitik değişimlerin başladığını görüyor ve sürece müdahale etmeye kalkışıyor. Bu noktada Amerika'nın çıkarlarına karşı gelebilecek tüm engellerin ortadan kaldırılmasına çalışıyor. Bolton'un Ukrayna ziyaretiyle ilgili kendisinin ifade ettiği tezler kaydedilen hususlar açısından ilgi görmektedir. Bolton bu konuda, "Milli güvenlik ve savunma sektörünü temsil eden Ukraynalı meslektaşlarımla bir araya gelmek çok önemliydi. Yaptığımız müzakereler Ukrayna'nın güvenliğinin ve egemenliğinin sağlanmasına sadık kaldığımızı gösteriyor. Ayrıca Ukrayna'nın, Çin'in ekonomik sömürge kurbanına dönüşmesini istememekle ilgili düşüncemize de sadığız."

Rusya ve Çin: Washington'un iki cephede mücadelesi ve Minsk'te soğuk rüzgarlar

Bu düşüncelerden John Bolton'un, Kiev'de Rusya ve Çin'in Ukrayna'ya etkisinin azaltılması imkanlarını ele aldığı anlaşılıyor. Görüşmelerde iki konuda da görüş ayrılığının olduğu ifade ediliyor. Ayrıca Bolton, Çin'in Ukrayna ekonomisine yatırdığı sermayeyi "sömürme çabası" olarak değerlendirdi. Ancak Kiev'in böyle bir değerlendirmeyi savunduğu pek inandırıcı gözükmüyor.

Bolton, farklı bir şekilde Moldova ziyareti konusunda net bir söylemde bulunmadı. Politika uzmanları, iki taraf arasında sıcak ilişkilerin olduğunu belirtiyorlar. Bu nedenle Bolton'a Kişinev'de kulak verdiklerine hiçbir kuşku duyulmamaktadır. Başbakan Sandu'nun, tercihini Amerika'dan yana kullandığını göz önünde bulundurduğumuzda Bolton'la anlaşmaya vardığını tahmin edebiliriz. Sandu, bu düzeyde bir ziyaretin "Moldova Cumhuriyeti'ne güçlü bir desteğin işareti" ve Amerika ile ilişkilerin benzersiz bir şekilde derinleşmesinin belirtisi olduğunu ifade etti. Uzun bir süre boyunca Batı ülkelerinin kapıları Moldova'lı yetkililer için kapalıydı. Bunun nedeni ülkenin oligarşik tecrit durumunda olmasıydı. "Şimdi durum değişti. Önemli yabancı ortaklar Moldova'ya ilgi gösteriyorlar. Bizim için tüm kapılar açıldı." Bu arada ülkenin en güçlü oligarkı olarak bilinen Demokrat Parti lideri Vlad Plahotnyuk'un, Moldova'dan kaçtığını ve geri dönmeyeceğini beyan ettiğini kaydetmek gerekir.

Bahsi geçen olaydan belli bir süre önce Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Transdinyester bölgesine ziyaret gerçekleştirerek buraya konuşlanan Rus birliklerini inceledi ve büyük bir silah deposunun iptal edileceğini söyledi. Bazı analistler bu olayı Rusya'nın, Moldova'dan askeri açıdan belli derecede çekilmeyi düşündüğünün belirtisi olarak değerlendirdi. Fakat Moldova hükümetinde oluşan durum bunun böyle olmadığını ortaya koymaktadır. Hükümette Rusya ve Batı yanlısı şahıslar aynı derecede bulunuyorlar. Cumhurbaşkanı İgor Dodon da Rusya'nın çıkarlarının gözetileceğini belirtiyor. Moldova hükümet temsilcilerinden oluşan heyetin kısa bir süre içinde Rusya'ya ziyaret gerçekleştirmesi ön görülüyor. Böylece Kişinev, ülkede Batı'yla Rusya'nın çıkarlarının dengeli şekilde gözetildiyi ve istikrarı sağlamak için düşündüyü izlenimi oluşturmak istiyor. Bu açıdan Bolton'un Moldova ziyareti özel bir anlam ifade ediyor. En azından Washington, Moldovalı yetkililere Rusya ile nasıl davranması gerektiğine ilişkin önerilerde bulunabilir.

Ukrayna ve Moldova gezisiyle kıyaslandığında Bolton'un Belarus ziyareti birtakım kötümser düşüncelere yol açtı. Bolton, Lukaşenko ile görüşme sonrası yaptığı açıklamada müzakerelerin hiçbir sonuç vermediğini itiraf etti. Belarus Rusya Cumhurbaşkanı da görüşmeden önce Amerika ile ilişkileri sıfır noktadan başlamak gerektiğini kaydetti. Yani şimdiyedek oluşan durumdan vaz geçmek gerekir. Çünkü iki ülke arasında soğuk ilişkiler yaşanıyor ve 2008 yılından itibaren Minsk'te ABD Büyükelçisi bile bulunmuyor.

Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko Amerika'nın, Belarus'la ilgili birtakım eleştirilerde bulunduğunu, aynı zamanda Minsk'i de tatmin etmeyen belirli hususların olduğunu kaydetti. Galiba bu hususlar yüzünden taraflar arasında anlaşma sağlanamadı. Belarus'un, Rusya aleyhine adım atması ve ittifak devletinden yüz çevirmesine ilişkin Washington'un teklifine onay vermesi doğal olarak beklenemez. Ayrıca Minsk, Çin'le ilişkilerine Washington'un müdahale etmesine de sıcak bakmıyor. Lukaşenko'nun, Normandiya formatıyla ilgili Putin'e herhangi bir söylemde bulunması da inandırıcı olmamaktadır.

Bu hususlar nasıl bir sonuca varmamıza olanak tanır? Böylece John Bolton'un Z gezisinin sanıldığı kadar başarılı olmadığı görülüyor. Bazı genel konularda Ukrayna ve Moldova ile görüş birliğine varılsa da Belarus'la ilgili tam bir fiyasko yaşandı. Bunun dışında Ukrayna ve Moldova da günümüz jeopolitik ortamında kendi çıkarları doğrultusunda bir yol izleyeceklerdir. Örneğin Kiev, Moskova ile ateşkesin sağlanmasına çalışıyor, Moldova yönetimiyse Avrupa'nın yanı sıra Rusya'nın da çıkarlarını gözetmeye özen gösteriyor.

Böyle bir gidişat Washington'un diğer ülkelere artık eskisi kadar hükmedemediğini ortaya koymaktadır. Bağımsız tutum sergileyen ülkeler kendi çıkarları doğrultusunda politika izlemeye çalışıyorlar. Washington'un, bu sürecin önüne geçmesi zamanla zorlaşıyor. Bu hususların yanı sıra Bolton'un, aynı gezi sırasında Ukrayna, Moldova ve Belarus ile görüşmeler gerçekleştirmesi AB'nin "yeni bağımsız Batılı ülkeler" sınıflandırmasına da uygun geliyor. Batı, dış politikasında söz konusu ülkeleri birbirinden ayırt etmiyor. İlgi uyandıran bu husus bahsi geçen üç ülkenin geleceği için bazı düşencelere de yol açıyor.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...