THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

AGİT'in yeni kararı: toprak bütünlüğüne ve uluslararası hukuka saygı ifadesi

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası teşkilatlar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
3049
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 18 Temmuz 2019 – Newtimes.az

Dünyanın çeşitli bölgelerinde etnik ve yerel çatışmaların çözümünün küresel jeopolitika için güncel konulardan birisi olduğu herkesçe bilinmektedir. Güney Kafkasya'daki sorunların da adil bir şekilde barışçıl yolla çözümü büyük önem arz ediyor. Ermenistan-Azerbaycan Yukarı Karabağ sorununun çözümüyle uğraşan AGİT Minsk Grubu ise gerektiği kadar verimli faaliyet yürütemiyor. Çoğu zaman gerçek durum uluslararası örgütlerin sorunla ilgili aldığı kararlara olduğu gibi yansıtılmıyor. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi'nin (AGİT PA) Lüksemburg'ta yapılan yıllık toplantısında sorunlarla ilgili alınan karar bu açıdan büyük önem arz ediyor. Söz konusu belgede önemli hususlara yer verilmiştir. Ermenilerbu karara sert tepki verdi. Çünkü kararda yer alan hususlar tamamen gerçeği yansıtıyor. Bu yüzden bahsi geçen kararda yer alan hükümlerin analizini yapmağa karar verdik.

Sürdürülebilir kalkınma uğruna: toprak bütünlüğü sağlanmalıdır

Ermenistan-Azerbaycan sorununun çözümü AGİT için güncel mesele olarak kalmaktadır. AGİT PA'nın 28. yıllık toplantısında bu konuyla ilgili rapor sunuldu. Rapor politika ve güvenlik konularıyla ilgili komisyonda ele alındı. ''Güvenliğin sağlanması için sürdürülebilir kalkınmanın güçlendirilmesi: parlamentoların rolü'' başlıklı raporda bölgesel sorunlara da yer verildi.

Abhazya, Güney Osetya, Donbas, Kırım, Yukarı Karabağ ve çevresindeki 7 ilin işgali sonucunda oluşan durum rapor edildi. Kararın 10. maddesinde sorunun yaşandığı taraflar arasında yapıcı diyalogun oluşması için sürdürülebilir kalkınmanın olmayışından derin üzüntü duyulduğu kaydediliyor. Ayrıca Azerbaycan'ın Yukarı Karabağ bölgesi ve çevresindeki 7 ilin işgali sonucunda oluşan durumdan ciddi rahatsızlık duyulduğu da ifade ediliyor.

Böylece AGİT PA'nın Yukarı Karabağ sorununun adil çözümü için büyük önem arz eden sürdürülebilir diyalogun olmayışını kabullendiği anlaşılıyor. Bunun çok önemli bir tutum olduğunu özellikle belirtmek gerekir. Zira eş başkanları da dahil bazı kesimler bunun tam aksini düşünüyor ve bu tutumlarında ısrar ediyorlar. Bahsi geçen şahıslar çözüm sürecinin normal akışıyla ilerlediğini düşünüyorlar. Oysa Azerbaycan, Erivan'ın çözüm sürecinin çıkmaza girmesi için yapay engeller çıkartdığını defalarca belirtmiştir. Özellikle son dönemde bu süreçte yeni bir hareketlilik görülmektedir. Ermeniler, Yukarı Karabağ'daki ayrılıkçı teröristlerin de çözüm sürecinde yer almasına ilişkin absürt bir şartı kabul ettirmeğe çalışıyorlar. Ermeniler'in bu isteği kabul edilmemiştir. Fakat Erivan, asılsız tutumunu yine de sürdürmektedir. AGİT PA'nın kararı tam da bu nedenle Ermeniler'i tedirgin ediyor.

Ayrıca kararın 19. maddesinde daha net yaklaşım sergilenmiştir. Söz konusu maddede Gürcistan, Ukrayna ve Moldova'nın yanı sıra Azerbaycan'ın da toprak bütünlüğüne saygı gösterişi için çağrı yapılıyor. AGİT, açık şekilde sorunun yalnız Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün sağlanması şartıyla çözümlenebileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Kaydetmek gerekir ki karara itirazlarda bulunmağa çalışan Ermeni milletvekilleri ve destekçileri yapılan oylamada bu kararın alınmasına engel olmağa çalıştıysalar da başarılı olamadılar. Bu husus Azerbaycan yönetiminin yürüttüğü politikaya duyulan güvenin yükseldiğini ve uluslararası örgütlerin gerçekleri açık şekilde itiraf etmeğe başladıklarını gösteriyor.

Ermeniler'in tüm bahane limitlerinin tükenmek üzere olduğu görülüyor. Ermeniler, asılsız tezlerle artık kimseyi kandıramıyorlar. Avrupalı'ların hep aynı asılsız tezleri dinlemekten bıktıkları görülüyor. Bu yüzden Ermenistan'ın hiçbir itirazı kabul edilmiyor. Ermeniler sadece birtakım şeyler söylüyor ve bununla da yetiniyor. Bu açıdan baktığımızda Ermeniler'in bahsi geçen karara da tepkileri son derece ilginç oldu. Ardından Ermeniler tarafından ortaya komik bir iddia atıldı. Güya AGİT PA karar taslağını Bakü'de hazırlamış ve karar Azerbaycan'ın mali desteği sayesinde alınabilmiştir (Bkz, "Аравот": "Это не резолюция, а купленный Азербайджаном документ" – Давид Бабаян о поставленной на голосование в ОБСЕ резолюции, касающейся Карабахского вопроса / Tert.am, 6 Temmuz 2019).

Absürt Ermeni eleştirileri: adil çözümün bir adımında

Son derece komik, asılsız ve sıradan bir eleştiri olarak görülen bu tezi dinlemek bile zor olabilir. Fakat diğer taraftan, böyle bir sıradan ve iftira dolu bir iddia Ermeniler'in işgal gerçeğini gizli tutmak ve haklı çıkarmak için arkasında saklanabilecekleri ciddi bir argümanın olmayışını gösteriyor. Ayrıca bu Ermeniler'in bilgi alanında da manevra yapma imkanlarının son derece tükenmişliğinin de belirtisidir.

Ermeniler'in komik ve zor bir durumda olduklarını bu ülke basınında yer alan bir haber de onaylıyor. Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk, Erivan'da Başbakan Nikol Paşinyan ile yaptığı görüşmenin ardından Yukarı Karabağ sorununun çözüm sürecinde kalıcı bir durumun görülmediğini ifade etti. Ateşkes ihlallerinin yanı sıra çözüm sürecinde gerçek sonuçlara da rastlanmıyor. Tusk bu konuda, ''İki tarafın da sabırlı olması, ayrıca gerçek görüşmelere ve barışa katkı sağlayabilecek ortamın oluşmasına zemin hazırlayan kararlar alması gerekir'', şeklinde konuştu. (Bkz, Карабахский конфликт не имеет военного решения, здесь необходимо политическое решение, которое будет соответствовать международному праву и принципам – Дональд Туск / Tert.am, 6 iyul 2019). Bu tez AGİT'in aldığı kararın 10. hükmüne tamamen uygun geliyor.

Tusk sözlerini sürdürerek, ''Sorunun askeri yolla çözümü söz konusu olamaz. Bu yüzden uluslararası hukuk ve prensiplere dayanan siyasi bir kararın alınması gerekiyor'', dedi (a.g.m.). Ardından Tusk, AGİT Minsk Grubu'nun temel prensiplere, yani hukuki kararlara dayanan adil ve kalıcı çözüm girişimlerine destek ifade ediyor. Temel prensipler dediğimizde net olarak Helsinki Nihai Senedi, Madrid Prensipleri ve diğer belgelerde ifade edilen hükümlerin ön görüldüğü herkesçe bilinmektedir. Sorunun çözümünün hukuki temelleri söz konusu belgelerde ifade edilmiştir. Oysa Ermenistan yönetimi, tam da Madrid Prensipleri'ni kabul etmek istemiyor.

Böylece Tusk, az önce belirtilen kararın 19. maddesini tamamen onaylamış oluyor. Nitekim bahsi geçen AGİT PA kararı AB'nin kabul ettiği ciddi hukuki prensipler dikkate alınarak yapılmıştır. Yani, malum karar herhangi bir parlamento üyesinin görüşünün ve ya tutumunun ifadesi olarak düşünülemez. Adı geçen karar AB'nin dikkate aldığı hukuki çerçevede ve prensipler doğrultusunda yapılan bir belgedir. Böyle bir belgenin parayla satın alınmasına ilişkin asılsız iddia nasıl bir anlam taşıyabilir?

Bu durumda sormak gerekir: karar taslağı AGİT'in kendi kabul ettiği prensipler dikkate alınarak yapıldıysa eğer, Azerbaycan kime para verebilir ki? Genel olarak durum değerlendirmesi yaptığımızda Azerbaycan'ın böyle bir adım atmasını gerektirecek bir neden bulunmuyor. Fakat Tusk'un az önce belirttiğimiz sözleriyle alınan kararın içeriğinin tamamen örtüşmesi Ermeniler'in çirkin iftirasının gerçek yüzüne ışık tutuyor.Tusk'un adeta Ermeni yanlısı tutum sergilediğini de göz önünde bulundurarak, acaba kendisinin de para aldığını söylemek mümkün mü?

Tüm bu hususlar, farklı açılardan bakıldığında ilginç sonuçlara varmamıza imkan sağlıyor. AGİT, sorunun uluslararası hukuk çerçevesinde çözümüne herhangi bir alternatif olduğunu düşünmüyor. Bu yüzden eş başkanları ne kadar pasif olsalar bile er ya da geç sorun uluslararası hukuk normları temel alınarak çözüme kavuşacaktır. Ayrıca artık uluslararası örgütler Ermeni yalanlarını dinlemek bile istemiyorlar. Söz konusu örgütler sorunun çözümünde adil bir tutum sergilemeğe özen gösteriyorlar. Şimdilik bu yönde her şeyin normal olduğunu söylemek zor. Fakat AGİT PA'nın Temmuz başlarında aldığı karar yaklaşımlarda pragmatiklik ve adalet yönünde ciddi değişikliklerin yaşandığını gösteriyor.

Konunun jeopolitik hususları bu noktada ortaya çıkıyor. Avrupa Birliği'nin, küresel jeopolitik mücadelede başarı elde etmek için taktik değiştirmenin zamanı geldiğini anladığı hiss edilmektedir. AB özellikle dış politikada çifte standartların kendisine zarar verdiğini idrak ediyor. Ayrıca AB, islamofobinin neden olduğu riskleri de göz önünde bulundurmağa çalışıyor. Eğer gerçekten böyleyse, bu durumda AB'nin jeopolitik etki alanının genişleyeceğini ön görebiliriz. Bu ilginç bir sonuç olabilirdi. En önemlisi bu AB'nin dünyada adaletin ve hukukun merkezi olarak görülmesine yol açabilirdi.

Elbet, bir karar temel alınarak kesin bir sonuç elde etmek son derece zordur. Bunun dışında Avrupa'da Ermeniler'e destek veren kesimlerin olduğu da sır değildir. Fakat Azerbaycan'ın toprak bütünlüğüne saygı duyulmasının ve Yukarı Karabağ sorununun uluslararası hukuk normları doğrultusunda çözümünün gerekliliğinin ifade edilmesinin iyi bir husus olarak görülmesi lazım. Er yada gec hak kendi yerini bulacaktır!

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...