THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

Stratejik ortaklığa doğru: Erdoğan'ın "soğuk" Moskova'da "sıcak" müzakereleri

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası teşkilatlar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
2122
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakü, 28 Ocak 2019 – Newtimes.az

Büyük devletlerin iş birliği sadece ulusal sınırlarla kısıtlı kalmamaktadır. Bu devletler, büyük jeopolitik alanda gelişmelerin hareketliliğini etkileyebilirler. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Moskova ziyareti bu bağlamda ele alındığında ilginç sonuçlara varılabilir. İki büyük devlet neredeyse tüm konularda iş birliğinin gelişmesine ilişkin mutabakat sağladı. Bu ise kapsamlı konularda beraber faaliyet yürütmek anlamına geliyor. Doğal olarak bu bağlamda akıllara önce Suriye meselesi gelir. Suriye konusunda Putin'le Erdoğan, faydalı fikir alışverişi yaptı, somut anlaşma sağlandı. İki devlet başkanı, Suriye'nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturulması, teröre karşı ortak mücadele, istikrarın sağlanması, İdlip, Menbiç konuları, askeri alanda iş birliği ve diğer konularda ortak görüş sergiledi. Bu bazda ticaret, üretim, turizm, nükleer ve enerji alanlarında iş birliğini genişlendirmeğe ilişkin mutabakat sağlanması güncel konulardan biri olarak görülüyor. Aynı zamanda Türkiye ile Suriye arasında 1998 yılında imzalanan ve Adana Anlaşması olarak tarihe geçen anlaşmanın tekrar gündeme taşınması büyük önem arz ediyor. Bu konular üzerine detaylı değinmek istedik.

Tarihi ziyaret: Rusya ve Türkiye, Avrasya'da jeopolitik hareketliliği yeniliyor.

ABD Cumhurbaşkanı Donald Trump'ın, Amerikan askeri birliklerinin Suriye'den çekilmesiyle ilgili kararının ardından Orta Doğu'da jeopolitik süreç önemli ölçüde ivme kazandı. Bazı büyük devletler, oluşabilecek boşluğu doldurmak için ciddi girişimler içindedirler. Fakat Rusya, Türkiye ve İran'ın akıllı hareket ettiği görülmektedir. Yani, başlıca mücadele diplomatik-politik bazda yaşanıyor. Politika uzmanları, tam da bu yüzden Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rusya ziyaretine büyük ilgi gösteriyorlardı. Beklentiler kendini doğruladı. Söz konusu ziyaret iki hususu ortaya çıkardı.

Öncelikle Rusya, Türkiye'yi Orta Doğu'nun önemli jeopolitik aktörü olarak kabul ediyor. Moskova, Ankara ile tüm alanlarda iş birliğini stratejik ortaklık düzeyine ulaştırma konusunda kararlılık gösteriyor. Aynı zamanda Moskova, Türkiye'yi Avrasya coğrafyasında güvenlik sistemi oluşturabilecek lider devlet olarak da kabul ediyor.

Ayrıca Vladimir Putin, Kremlin'in dış politikada bazı düzeltmeler yaptığını ve bu konuda yön değiştirmeği düşünmediğini sergiledi. Moskova, yüzyıllarca Türk devletiyle yürüttüğü rekabet ve düşman tavırlardan diyaloga, karşılıklı faydalı iş birliğine ve stratejik ortaklığa geçidi gerçekleştirmek konusunda kararlı olduğunu gösteriyor. Bu husus eğilimden sürdürülebilir sürece geçidi ifade ediyor ve tümüyle Avrasya'nın jeopolitik harıtasında önemli değişikliklerle sonuçlanacaktır.

İki tarafın vardıkları somut anlaşma sonucunda söz konusu değişikliklerin yaşanacağı düşünülebilir. Rusya ve Türkiye, neredeyse tüm alanları kapsayan uzun vadeli anlaşmalar sağladı. Putin-Erdoğan görüşmelerinin iki devletin hayatında önemli rol oynayacağı görülüyor. Cumhurbaşkanları, ekonomi, enerji, dış politika, kültür, turizm, nükleer alanda iş birliği, terörle mücadele, Suriye'de barışın sağlanması, ulaştırma, güvenlik, askeri alanda iş birliği ve diğer alanlarda ikili ilişkileri yeni düzeye ulaştırmak konusunda görüş birliği sergilediler. Türkiye Cumhurbaşkanı, ziyaretten döndüğünde gazetecilere röportajda bu konuda somut örnekleri dile getirdi (Bkz, Cumhurbaşkanı Erdoğan: Adana Mutabakatı Türkiye'nin ağırlığını hissettirecek / "Habertürk", 25 Ocak 2019).

Rusya ve Türkiye, üst düzey stratejik ortaklıkla ilgili önümüzdeki aylarda yeni görüşmeler gerçekleştirmek konusunda mutabakat sağladı. Bu ortaklığın neredeyse tüm alanları, özellikle askeri-savunma alanında iş birliğini de kapsayacağı düşünülüyor. Cumhurbaşkanları, bu çerçevede S-400 füze sistemiyle ilgili imzalanan anlaşmanın yerine getirilmesinde kararlı olduklarını beyan ettiler. Türkiye'nin isteği üzerine Rusya, Akkuyu nükleer enerji santralinin birinci bloğunun Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. kuruluş yıldönümü dolayısıyla 2023'te kullanıma sunacağı vadini verdi.

Ankara ve Moskova, ticaret hacmini 26 milyar dolardan 100 milyar dolar seviyesine ulaştırmağı hedefliyor. Bunun için özel bir komisyonun kurulması gerekiyor. Avrasya'nın iki büyük devleti zamanla tüm alanlarda sıkı iş birliği yapma hedeflerini gerçekleştiriyor. İki devlet Karadeniz'de komşu ülkeler olarak ilişkileri derinleştirmek niyetlerini yerine getiriyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda kendi düşüncelerini dile getirdi.

Perpektifli iş birliği modeli: adalet, istikrar ve barış uğruna

Türkiye Cumhurbaşkanı, Rus meslektaşıyla görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında Rusya ile turizm alanında ilişkilerin hızla geliştiğini özellikle kaydetti. Turist sayısı açısından Rusya, Almanya'nın ardından ikinci sırada yer alıyor. 2018 yılında Türkiye, 6 milyon Rus turisti ağırladı. Şimdi amaç bu rakamı daha da artırmak ve Rusya'nın ilk sıraya yükselmesini sağlamak. Bu açıdan iki devlet arasında viza konusunun da çözülmesi gerekiyor. Basında yer alan haberlere göre bununla ilgili belgeler artık Cumhurbaşkanı Vladimir Putin'in çalışma masasında yer alıyor.

Bu husus iki devletin toplumsal-kültürel ve turizm alanında da büyük amaçlar doğrultusunda beraber faaliyet gerçekleştirecekleri anlamına geliyor. Kuşkusuz, bu politika kısa vadede Avrasya'da güçlü ve olumlu sonuçlar doğurabilecek müttefikliğin oluşmasına neden olacaktır. Politika uzmanları, bu tez doğrultusunda büyük bir bölgede oluşabilecek jeopolitik manzarayı tahmin etmeğe çalışıyorlar.

Recep Tayyip Erdoğan'ın Rusya ziyaretini bu açıdan ele aldığımızda ilginç hususlar ortaya çıkıyor. Bu bağlamda tarafların Adana Anlaşması'na dönülmesi konusunda fikir alışverişi yapması önemli husus olarak görülüyor. Öncelikle kaydetmek gerekir ki söz konusu anlaşma 1998 yılında dönemin Suriye Cumhurbaşkanı Hafız Esad ile Türkiye arasında imzalandı. Belge teröre karşı mücadelede Suriye ile Türkiye'nin işbirliğini kapsıyor. Söz konusu anlaşmanın imzalanmasının ardından Abdullah Öcalan Suriye'yi terk etmek zorunda kaldı ve sonunda Kenya'da tutuklandı.

Bu kez Recep Tayyip Erdoğan, söz konusu anlaşmanı tekrar gündeme getirdi. Putin de kendisini destekledi. Rusya Cumhurbaşkanı, "Adana Anlaşması önemli bir mevzu, Türkiye'nin bu yönde çalışması gerekiyor", şeklinde konuştu (a.g.k.). Bu belge Suriye'de Türkiye'nin elini önemli ölçüde güçlendirecektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin, Suriye'de bulunmasına ilişkin özel davetiyeye gerek duyulmadığını ifade etti. Aslında buna gerek duyulmamalı bile. Çünki Suriye ile 911 kilometresınır hattı bulunan Türkiye arasında ilişkiler ortak tarihe de dayanıyor. Ayrıca yerel halk Türk Ordusu'nu sürece müdahale etmesi için yardıma çağırıyor. Bunun yanı sıra, baba Esad ile imzalanan anlaşmanın tekrar gündeme taşınması terörle mücadelede farklı aşamanın temelini oluşturacaktır. Böylece Türkiye'nin Suriye'de bulunması için uluslararası hukuka dayanan zemin oluşturulacak.

Cumhurbaşkanları, İdlip, Menbiç ve Suriye Anayasası'nın yapımı konularını da ele aldı. Erdoğan, İdlip'in Rusya ile Türkiye'nin iş birliği sayesinde kurtarıldığını belirtti. Çünkü böyle olmasaydı eğer, şimdi yüz binlerce insan mülteci durumuna gelebilirdi. İdlip'te terör örgütleri ile savaş sonuna kadar kararlılıkla yürütülecek. Şimdi Şam yönetimi, İdlip'e radikal terör grupları göndererek durumu daha da zorlaştırmağa çalışıyor. Fakat bu grupların hepsini ortadan kaldırmak gücüne sahip Türk Ordusu istikrar için tehdit oluşmasına izin vermeyecektir.

Ankara yönetimi, Menbiç'le ilgili ABD ve Rusya ile müzakereleri sürdürmeği düşünüyor. Bu bölgede bin civarında terörist bulunuyor. Teröristler'in Menbiç'i bir an önce terk etmeleri gerekiyor. Türkiye, bu konuda asla taviz vermeyecektir. Bu yüzden PYD/YPG'nin Menbiç'ten çekilmesi an meselesidir. Ardından bölgede yerel nüfusun demografik yapısına göre yönetim biçiminin oluşturulması lazım. Menbiç'in nüfusunun yüzde 90'ı Sunni Araplar'dan oluşuyor.

Suriye'de yeni Anayasa'nın yapımı da güncel konular arasında yer alıyor. Fransa, Almanya ve Britanya'nın BM'ye mektubu süreci yavaşlatıyor. Ankara ve Moskova, bu engeli bertaraf edip süreci tamamlamak konusunda mutabakata vardı. Özel komisyonlar kuruldu, milli Anayasa yapımı ve kabulune karar verildi. Bu süreç büyük önem arz ediyor. Yeni Anayasa'nın Suriye nüfusunun tüm kesimlerini temsil etmesi sağlanmalıdır. Söz konusu noktada şimdilik görüş ayrılığı bulunuyor. Bazı güçler mezheplerden birinin üstünlüğünün sağlanmasına çalışıyorlar. Ancak Ankara, kararlılığını koruyor ve eşitlik prensibine uyulması gerekiyor.

Cumhurbaşkanları arasında yapılan müzakeler geniş kapsamlı olmasıyla dikkat çekti. İki devlet başkanı, geç saatlere kadar müzakereleri sürdürdüler. Politika uzmanlarına göre sonuçta stratejik açıdan önemli tutum oluşturuldu. Avrasya'da büyük gelecek vadeden işbirliği modeli ortaya çıkıyor. Bu işbirliği modelinin diğer halkların da çıkarına hizmet edeceğine kuşku bulunmuyor. Sadece varılan anlaşmaları samimi şekilde yerine getirmek gerekiyor. Tahminlere göre Moskova ve Ankara, ortak görüş sergilemenin üstesinden gelebilecekler. Çünkü dünya hızla gelişitiği için söz konusu ülkelerin de birbirine ihtiyacı artıyor. Büyük bir jeopolitik coğrafyada kalkınma, istikrar, güvenlik ve sorunların adil bir şekilde çözümü için umut vadeden perspektifler açılıyor. Bu açıdan Recep Tayyip Erdoğan'ın Moskova ziyareti önemli dönüş noktalarından biri olarak görülüyor.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...