THE THINKING OF FUTURE
BİZ DÜNYA SİYASETİNİN TÜM SIRLARINI AÇIYORUZ

İstanbul'da tarihi iki görüşme: bölge devletlerinin işbirliğinde yeni sayfa

Siz buradasınız: Baş sayfa »» Uluslararası teşkilatlar »»
 0 Mesaj Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap
3839
Yazı Aralığı+- AFont Ölçüsü+- Çap

Bakı, 7 Kasım 2018 – Newtimes.az

Küresel boyutta gelişmelerin hızlı şekilde değiştiği herkese malum. Siyaset bilimcileri, son dönemde bu değişimin bölgesel düzeyde de ciddi biçimde etki oluşturduğuna vurgu yapıyorlar. Bu bağlamda Güney Kafkasya'yla ilgili görülen olayların jeopolitik açıdan değerlendirilmesi daha güncel konuma gelmiş bulunuyor. Bir yönden ABD ile Rusya'nın aktifleşmesi, bir diğer yönden ise İran'a karşı yaptırımların tam şekilde onaylanması yeni sorular oluşturmaktadır. Kuşkusuz, bölge ülkeleri de yaptırımların etkisi dışında kalamaz. Uzman yorumcular, artık finans alanında durumun değişebileceğinin ilk sinyallerini veriyorlar. Sorumluluk gerektiren bu aşamada tarihi Dolmabahçe Sarayı'nda Türkiye-Azerbaycan-İran ve Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın düzenlenmesi büyük öneme haiz. Uzman yorumcular, bu gelişmeleri bölgesel işbirliği açısından yeni sayfanın açılması olarak değerlendiriyorlar. Bu konuya ilişkin detaylı inceleme yapma gereksinimi duymaktayız.

Üçlü işbirliği formatı: Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın başarılı girişimi

Ermenistan'ın dış politikasında ciddi bir yeniliğin olmadığı görülmektedir. İleri karakol konumundaki Ermenistan'ın yönetimi, tümüyle önceki iktidarların önyargılı tutumunu sürdürüyor. Nikol Paşinyan, Azerbaycan'ın işgal altında bulunan Yukarı Karabağ bölgesine yaptığı tahrik edici ziyaretleriyle durumu sonu belirlenemeyen yöne doğru sürüklüyor. Azerbaycan yönetimi ise her zaman olduğu gibi, dış politikasını kararlılıkla yürütüyor. Artık Ermenistan medyası ve Ermeni politika uzmanlarının Bakü'nün, Ermenistan'ı net olarak tecrit ettiği konusunda itirafta bulunmaları bunun sonucudur.

Son dönemde bölgede yaşanan jeopolitik gelişmeler ve diplomatik aktiflik bu tezi bir kez daha onaylıyor. Zira, ABD ve Rusya'nın üst düzey yöneticileri bile, Erivan'ı mutlu edecek bir açıklama yapmıyorlar. Tam tersi, söz konusu yöneticiler, Yukarı Karabağ sorununun Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü prensibine dayanarak çözülmesi gerektiğini söylüyorlar. Rusya'lı politika yorumcuları arasında ise artık Moskova'nın Ermenistan'ı savunmamasına ilişkin söylemlerde bulunanların sayı artmakdadır.

Washington'un tutumu konusunda şunu kaydetmek gerekir ki, John Bolton'un ve diğer üst düzey yetkililerin bölgeyi ziyaretleri, Azerbaycan'ın taleplerinin tamamen haklı olduğu ve Erivan'ın bu talepleri yerine getirmesi gerektiği konusunda Batı'nın kendi düşüncelerini açıkca ifade ettiğini bir kez daha onayladı. Neredeyse birkaç yıl önce Batı'nın, bu şekilde açık ve kesin bir dille konuşmadığını da dikkate almak lazım. ABD Cumhurbaşkanı'nın ulusal güvenlik danışmanı ise Erivan'a gerçek anlamda psikolojik şok yaşattı: ABD'nin, Azerbaycan'a da silah verebileceğine vurgu yaptı. Bu husus Washington'un, artık Ermeni lobisini siper gibi kullanarak Azerbaycan karşıtı politika yürütmeyi sürdürmek istemediği anlamına geliyor. Birleşik Devletler için güvenilir, egemen ve adaletli partner daha uygun.

Tüm bu hususlar bağlamında İstanbul'da çok önemli iki görüşme yapıldı. Söz konusu görüşmelerin birisi Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan, diğeri ise Azerbaycan, Türkiye ve İran dışişleri bakanlarının üçlü müzakeresiydi. Bu görüşmeler, birtakım hususlar açısından önem arz ediyor.

Öncelikle söz konusu görüşmeler üçlü işbirliği formatı çerçevesinde düzenlendi. Malum, bu formatın girişimcisi Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev. Siyaset yorumcularına göre bu işbirliği formatını, hızlı olması ve enderliği açısından diplomasi tarihinde yenilik olarak da görmek mümkün. Azerbaycan-Türkiye-İran, Azerbaycan-İran-Rusya, Azerbaycan-Türkiye-Türkmenistan, Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye, Azerbaycan-Türkiye-Pakistan işbirliği formatları kendi meyvesini vermektedir.

Buraya dörtlü işbirliği formatını da eklemek gerekir. Bu formatın da oluşmasına Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın önemli katkıları vardır. Bu bağlamda son olarak Azerbaycan-Gürcistan-İran-Türkiye formatlarında işbirliği mekanizmalarının kurulması bölgesel partnerliğin gelişmesine ve kalite açısından yeni aşamaya girmesine katkı sağlıyor.

Ayrıca, söz konusu görüşmeler Türkiye'de yapıldı. Yani artık bölge devletlerini (İşğalci politikası yüzünden Ermenistan dışında) bir araya getiren girişimler somut sonuçlar doğurmaktadır. Bu girişimlerin gerçekleşmesinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın büyük hizmetleri vardır.

Bir diğer husus, her iki görüşmede bölgesel işbirliğine, özellikle güvenliğe ilişkin konuların ele alınması. Bu konular, devletlerin toprak bütünlüğünün korunması, güvenliğin sağlanması, işbirliğinin farklı boyutlarının geliştirilmesi ve net olarak Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün temini meselelerini kapsıyordu.

Tecrit edilen proto-devlet: Ermenistan'a daha bir darbe

Diğer bir husus olarak tüm tarafların, bölgesel sorunların çözümü için işbirliğine devam etmek konusunda mutabakat sağladıklarını kaydetmek gerekir. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, bu konuda IRNA ajansına demeçte bulundu. Zarif, bölgenin güvenliği ve istikrarı için Azerbaycan, Türkiye ve İran'ın ilişkileri hızla geliştireceklerini vurguladı.

Tüm bu yaşananların beklenmedik şekilde ivme kazanmasının ve İran'a yakınlığı ile tanınan Ermenistan'ın bu süreçte olmayışının nedenleri herkes için merak uyandırıyor. Konunun kafalarda soru bırakan yönleri de işte bu hususlar olmaktadır. Çünkü İran, Ermenistan'ın zor dönemlerinde hep yanında yer aldı. Oysa şimdi Ermeni yönetiminin resmi açıklamaları dışında her hangi hareket görülmemektedir, galiba görülmeyecektir de. Çünkü öncelikle İran, söz konusu dönemde Ermeniler'e yardımcı olmakla tarihi hata yaptı. İslam'da haksızın, yalancının, adil olmayanın ve zalimin yanında yer almak büyük günah sayılır. Bunun yanı sıra Ermeniler, tarih boyunca hainlik yapıyorlar. Ermeniler, kendilerine ekmek veren Azerbaycan halkına ihanet etdiyse eğer, zira dünyada herkese ihanet edebilir.

Nihayet, tam bağımsız devlet olamayan Ermenistan'a dışarıdan talimatlar verilmektedir. Erivan, önceki dönemlerde sadece Rusya'dan emir alıyordu. Oysa şimdi okyanusun diğer tarafından da Ermeniler'e emirler veriyorlar. Amerika, ''Turuncu Devrim''in katkı sağlayıcısı ve finans kaynağının Washington olduğunu ve bu yüzden Erivan'ın kendisine doğru yön alması gerektiğini iddia ediyor. Washington'un şu an en önemli düşmanı Tahran.

Tüm bu söylenenler, Ermenistan'ın, devlet olarak sergilediği önyargılı politika yüzünden tecrit edilmesi dışında başka bir seçenek bırakmadığını açıkca gösteriyor. Ayrıca bu husus bölgede hiçbir devletin Ermenistan'ı tecrit etmek istemediği anlamına geliyor. Yalnız Erivan'ın sergilediği jeopolitik tutum yüzünden kendisiyle işbirliği yapmak riskli ve verimsiz oluyor. Bu düşünceden yola çıkarak Azerbaycan, Türkiye, İran ve Gürcistan'ın bölgesel işbirliği imkanlarına baktığımızda ilginç jeopolitik detayları görebiliriz.

Öncelikle, John Bolton'un ziyaretinin ardından Azerbaycan ile Türkiye, bölgesel politikalarında değişiklik yapmadı. İki ülke, daha önce olduğu gibi karşılıklı yarara dayalı işbirliğinin ve güvenliğin adil biçimde sağlanması görüşüne sadık kalıyor. İran karşıtı yaptırımların tamamen onaylanması bazında bu husus yeteri kadar önemli gözüküyor. Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan, bölgede istikrarın ve barışın teminine gerçek anlamda özen gösteriyorlar. Üç ülke, devletlerin toprak bütünlüğünün sağlanması prensibini resmi şekilde yayınladıkları bildiriye de eklediler.

Bildirinin söz konusu kısmında şu hususlar yer alıyor: "Bakanlar... Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Yukarı Karabağ ve çevresindeki bölgelerde sorunun ve Gürcistan'ın Abhazya ve Tshinvali/Güney Osetya bölgelerinde sorunların kalıcı barış yoluyla evrensel şekilde tanımlanan uluslararası hukuk normları ve prensipleri, özellikle devletlerin egemenliği, toprak bütünlüğü ve uluslararası düzeyde tanınan sınırlarının dokunulmazlığı prensipleri doğrultusunda, ayrıca BM, AGİT ve Avrupa Konseyi'nin karar, kararname ve bildirilerine uygun biçimde çözüme kavuşmanın önemine vurgu yaptılar; tüm mültecilerin kendi memleketlerine güvenli ve liyakatli şekilde geri dönmeleri gerektiğini belirttiler'' (bkz: Azerbaycan Cumhuriyeti, Gürcistan ve Türkiye Cumhuriyeti Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın Dışişleri Bakanları 7. Toplantısı İstanbul Bildirisi / mfa.gov.az, 29 Ekim 2018).

Böylece İstanbul'da daha bir tarihi süreç yaşandı. Güney Kafkasya'da istikrarın ve işbirliğinin kalıcı olması için Azerbaycan, İran, Türkiye ve Gürcistan bir araya geldi. Dört ülke, farklı alanlarda işbirliğine ilişkin ortak belgeyi imzaladı. Bu konuda iki husus güncel konumda. Öncelikle, bölgeye ait olmayan devletlerin bu süreçte yer almaması ve jeopolitik açıdan Güney Kafkasya'da büyük devletlerin ileri karakolu konumundaki, rekabet meydanı olan Ermenistan'ın tecrit edilmesi.

Söz konusu iki husus ciddi jeopolitik anlam taşır. Bu hususlardan birini artık bölgenin bağımsız ülkelerinin sorunlarını kendilerinin çözmesi için kararlılık sergilemesi, diğerini ise işgalci politika yürüten Ermenistan'ın desteklenmemesi oluşturuyor. Her iki husus, Bakü'nün yürüttüğü dış politikanın başarısının göstergesi olarak kabul edilebilir.

Newtimes.az

Benzer Makaleler

Diplomatik köşe

Azərbaycanın xarici ölkələrdəki diplomatik nümayəndəlikləri twitterdə

↳Yeni layihə

Dış basın

Bu adam Erdoğan'a düşman
10 Ekim 2018 Habertürk

Bu adam Erdoğan'a düşman

Daniel Pipes aynı zamanda Erdoğan'a da, Türkiye'ye de düşmandır.

Daha...
Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire
24 Eylül 2018 The Hill

Trade war set to be the United States' next foreign policy quagmire

History is littered with real wars, like those in Afghanistan, Iraq and Vietnam, that were supposed to be won quickly and cheaply but turned out to be the most expensive and inconclusive of quagmires.

Daha...

Dünya Kentleri